- Baş Sayfa
- Değişik Dil Çeviri Eserler
- Tasavvuf Eserleri
- Talya Esintileri
- Eserlerin Ürünü
- Orijin yazi arşivi
- Ehl Potreleri
İman eden ve imanını Salih Amelle perçinleyen mümin; 3. aşamada neyi seyredecek?
Hakkı Tavsiye Edenler… Hak; bütün esmaların alemde zuhuru. Görünen ve algılanan şeylerin tamamı! Hakkı seyrin ileri boyutu; Hayır- Şer, İyi- Kötü, Zararlı- Faydalı vb ikili algılamaların düşerek hepsinin Tekten yansıdığını ve aralarında hiçbir fark, üstünlük olmadığını sezmek!
Benlik, esmalar arasında tercih yapar. Sevimli gelenler vardır, itici gelenler vardır. Nefis;
“ Bana göre iyi, bana göre kötü ” söylemlerinden hoşlanır. “Bana göre” ile açığa çıkan bakış açısı; şişeye mahkum su misali kendini hapseder! Öyle bir algının ovaya açılmasına, denize dökülmesine imkan yok. Hakkı tanımadan, sindirmeden, an bilincine ve hakiki kurtuluşa ermek muhal. Öyleyse nedir Hakkı tanımak?
Hakkı tanımak; beşeri bakıştan, Allah’ça seyre geçiştir. Söylemesi kolay, ama nasıl yaşanır sorusuna cevap arayalım. Sistemde tesadüfe yer yok değil mi?.. İsimler ve mekanlar dahi tesadüf değil!.. Asr-ı Saadete şöyle bir uzanalım. Alemlerin Efendisi (s.a.v) doğmuş, süt anneye verme geleneğince emzirecek hanım aranıyor. Kim Hz.Muhammed’i emziren?... Halime Anne.
İsme dikkat edin! Ne demek HALİME? HALİM esmasını kuşanmış kimse. Alemlerin Efendisinin ilk gıdası HALİM esmasından akıyor... ( Burada “ Halime Anne Hakkı yorumsuz seyreden bir hanımdı ” demiyoruz. Gıdalanılan ilk kaynağın adının HALİM esması ile bağına dikkat çekmek istedik! )
O halde Hakkı seyirde öncelikle kavrayıp yaşama dönüştüreceğimiz mana HALİM!.. Halim; geleneksel bağlamda anladığımız gibi “ Ağzına vur, ekmeğini elinden al “ tarzında mülayim insan mı? Hayır! Halimliğin nihai noktası; her yerde ve her birimde görünenin aynı tek bilinç olduğunu fark etmek, bütün noktaları tek noktada birleştirmek, Halkta Hakkı seyretmek!
İyi ama bu nihai noktaya nasıl varılır?...Nereden başlanır?.. Bu seyrin ilk yansıması;
HOŞGÖRÜ! Kimler hoş görebilir? “ Bana göre ” ile bakanlar değil; nötr izleyen, yorumsuz- yargısız olanlar hoş görür…Bakışlarına benlik katmayanlar, yorumlarında vehme, zanna prim vermeyenler hoş görür.
Sohbetinde bulunduğum bir dost halimliğe giden yolu şiirimsi bir ifade ile özetlemişti:
HOŞ GÖR, BİR GÖR, HAK GÖR!... Hoş görmek; Bir görmekle kolaylaşır! BİRi fark edemeyen; kalabalıklar görecek ve onlar arasında yaptığı tercihlerle yaşayacak. Genellikle de yaşamı azaba dönüşecek!
BİR görmenin yolu ne peki? BİR görmek; BİR göreni görmekle mümkün! Hakkı seyir; Hakkı seyreden bilinçlere tutunmakla ivme kazanır. Allah’a giden yüzlerce, binlerce yol var. En kestirme ve sağlam olanı mı?.. Evliyasını bulmak ve bütünlüğü onunla fark etmek… Bir velinin gönlünden yansıyan Birlik şulesi Birre erdirir!.. Hakka erenin ilmi- feyzi ile Hak seyredilir!.. Kaygusuz Abdal bakın ne demiş?..
Maksud cihana gelmekten / Kişi Rabbin bilmekmiş
Rabbini bilmekten murad; / Evliyasın bulmakmış!
…
Hakkı seyrin bir başka yansıması; her hak sahibine hakkınca davranmak! Bu yüzden gönlü zengin bazı zatların temel özellikleri; ortamın rengine bürünmektir! Çocukla çocuk, büyükle büyük, alimle alim, ümmi ile ümmi görüntüsünü kolayca kuşanır, tevazu ve eminlik ortaya koyarlar! Su gibi döküldükleri mahallin şeklini alırlar. Asıl hüviyetini hiç mi hiç yitirmeksizin her şeye rengini, ruhunu verirler, görünmeksizin! Aktığı gönle girer, insanın içine işler de yepyeni bir hayat bahşederler! “ Ona ruhumdan üfledim ” sırrının değişik bir boyutu; velinin gönlünden nasiplenmek, nefesiyle nefeslenmek, haliyle hallenmektir!
Hakkı seyreden kul; Hakkı tavsiye işini niçin yapacak! Kendinde bu seyri yaşaması şart, anladık. Ama dışarıya tavsiye niçin?...
İman fiil ister dedik. Salih amel ortaya koymak; bilinçte yeni manalar açar! Seyri genişletmek; o seyrin güzelliğini başkaları ile paylaşmakla mümkün! Başka başka bilinçlere de Hakkı tavsiye; aslında bizden açığa çıkacak olanı çoğaltmak demek! Delil mi?.. Bir kitap kaç adet kopyalanır ve kaç kişiye ulaşır ise; o nispette değer kazanır! Manalar da böyle! Paylaşılan ve yayılan nur; merkezdeki nurun çoğalışını da beraberinde getirir. Dükkan; müşterisi var ise kazanç elde eder! Kapısı açılmayan dükkan; alış verişi olmayan ilim; okunmayan kitap neye yarar ki?.. Özetle; Hakkı seyrimizin zenginleşmesi için Hakkı tavsiye edeceğiz!..
Tavsiye kelimesinin Vasilik- Vesayet ile aynı kökten olduğunu dikkate alırsak; Hakkı kendimizde açığa çıkarmak; vasilik üstlenip onu dışarıya yaymamızla alakalı! Hoş, dışarısı dediğimiz mahaller de aslında o tek varlığın bir yansıması; dışarıdakiler diye tanımladıklarımız da bizden başkası değil! Yani; kendi kurtuluşumuz için, kendimizden ayrı- gayrı görmediğimiz insanlara Hakkı tavsiye edeceğiz.
Bu tavsiye nasıl yapılacak?.. Tavsiye; konuşmak ve yazmak mı sadece?.. LİSAN-I HAL demiş eskiler tebliğin en kuvvetlisine. İdrak ettiğinizi yaşamanız, davranışa dönüştürmeniz; tavsiyenin en muhteşemi. Bununla birlikte kişiye çeşitli araçlarla ve akıl seviyesince hitap; kulluk görevimiz.
- Beşer gözüyle bakan, hayrı ve şerri; Hak gözüyle bakan, sonsuz kemali seyreder!.
- Cehlin bürüdüğü vicdanlarda, Hakkın seslenişi duyulmaz olmuştur!.
- Vicdanın sesi, Hakkın seslenişidir!..
- Edep, hakkını vermektir!
- Önemli olan; seni seveni-sana söveni görebilmek! Musada olduğu gibi, Firavunda da Hakkkı görebilmek!
- Ötendeki değil, karşındaki HAKkın fiilinden razı olmak, şirkten arınmaktır!.. Ya "Allah kulu" olunduğunu farkedersin; ya da "tanrının kulu" olarak, geçer gidersin !
- Her "insan" ismi altında, mutlak olarak hükmünü yerine getiren Hakk'tır!
- Hakk’ın hakkını, büründüğü sûrete göre vermelisin.
***
Sabri Tavsiye Edenler… Kur’an kelimelerinin zahiri anlamları dahi, batıni sırlara ait çok şey fısıldıyor. Dilimize de aynen sabır diye geçtiği için, sabır kelimesinin ne anlama geldiğini genellikle düşünmeyiz. Arapça Sözlükte sabır için şöyle diyor: Tıkama, hapsetme, kilitleme, çıkmasına izin vermeme! Kapayarak bekleme! Bekleyişte devamlılık gösterme!
Şimdi bu çerçevede düşünelim. Kişi ne zaman sabreder?.. Nefsinin hoş görmediği, razı olmadığı bir olay başına geldiği zaman! Demek ki sabır; çirkin görme- kabullenmeme durumunda söz konusu. ES- SABUR; kişi Hakkı seyirden perdelendiği anda devreye giriyor.
Nasıl sabredeceğiz?.. Kelime anlamı burada işe yarayacak. Benlik ve nefsin fısıltılarına kulak tıkayarak, şeytanın vehmine kapıları kapatarak, duygusal istek ve beklentileri hapsederek, hevesleri bir süre içimize kilitleyerek! Ve mutlaka bunu belli bir zamana yayarak!
…
Yukarıda Hakkı Seyri ve hoş görmeyi, bir görmeyi anlattıktan sonra Sabra dönmek sanki bir boyut düşüşü gibi görünüyor değil mi? Aslında öyle değil. Sabır; her an muhtaç olduğumuz bir supap, bir sigorta! İnsan her ne kadar Hakkı seyre adansa da karşılaşılan olay ve mahaller zaman zaman sabrı gerektirebilmekte. İşte o anların can simidi; sabır!
Başka nedir?... Farsça bir tanımlamada sabır için şöyle deniyor:
HİLESİ OLMAYANIN HİLESİDİR SABIR!
Hile; Çare anlamına! Çaresi olmayanın çaresi sabır. Burada apayrı bir işlev hatıra geliyor. Sabrı bir çare olarak kuşanan; çözüme de adım atmış oluyor. Kerih- çirkin gördüğünüz, bela diye nitelediğiniz durum karşısında sabretmek tek çarenizse; çözüme ulaşmak üzere adım attınız demektir. Daha açıkçası Sabır; belayı nimete dönüştürecek mekanizmaya start vermektir. Sabredenler; durumun er yada geç nimete dönüşeceğini, aleyhlerine gibi gözükenin mutlaka lehlerine döneceğini göreceklerdir. Bu tezimize delil mi?... İşte hadis:
MEN SABERA, ZAFERA!... Kim sabrederse; zafer elde eder!...(Hz.Muhammed a.s)
…
Sabrın ileri boyutu Kur’anda SABR- I CEMİL kavramı ile ifadesini bulur. Yakup (a.s) ın sabrı böyledir. Aslında bir Nebi olan Yakup için Allah’ tan geleni bela görme değildir söz konusu olan. Buradaki sabır; sabrın bir ileri boyutu olan SEYİR hali. Yorumsuz seyir; yıkılmadan, perişan olmadan, ümit kesmeden bekleyiş. İşte o bekleyiştir zafere ulaştıran!.. İşte o bekleyiştir bela görünenin nimet olduğunu fark ettiren!...İşte o bekleyiştir SABUR esmaından sonra RIZAyı açığa çıkaran! Sabredenler; ayetteki ifadesi ile ALLAH’TAN SABIR VE SALAT İLE YARDIM İSTEYENLER; sabrın içindeki dönüştürme kuvvesini fark edenlerdir.. Evet, belayı nimete dönüştürecek oluşturma kuvvesi ES SABUR da saklı!.. ES SABUR u ümitle kuşananlar; günün birinde EL FETTAH ile selamete çıkıp, EŞ ŞEKUR ile sevineceklerinden hiç şüphe etmesinler!..
…
- Sabredilecek şey, BELÂDIR.. Belâ olmadığı zaman zaten sabredilecek bir şey yok demektir... Gerçekte başa gelen her BELÂ bir nimettir!. Çünki bir arınma vesilesidir...
Onun için İ. H. ERZURUMİ, "deme niçin şu şöyle bak sonuna; sabreyle" demiştir.
- Sabrı terk etmeyen gerçeğe eremez! Benlikteysen, sabra muhtaçsın! Yakiyn’e erende sabır ne arar?..
………………
Asr Suresine dair bütün bu açıklamalarımızdan sonra hakiki kurtuluşun AN BİLİNCİNDE YAŞAMAK olduğunu söyleyebiliriz. An Bilincinin açılması için atılacak adım ve yaşanacak aşamaları özetleyelim:
1- Asr kelimesinin 11 manası hazmedilerek yaşandığında hüsranın nereden ve nasıl geldiği fark edilir.
2- Fark edilen hüsrana düşmekten kurtaracak unsurlar:
a- İman… Hz. Muhammed’ e iman ederek Onun açıkladığı doğrultuda yaşamak. Bu doğrultuda Allah kavramının hakikatini anlamak.
b- Salih Amel…Amelsiz imanın kıymet ifade etmediğini fark etmek. Salih Amelin önce iç dengesini kurmak olduğu bilinci ile Zahir için Batını, Batın için Zahiri feda etmeksizin Vahdet- Kesret dengesini gözeten bir yaşam sürmek!
c- Hakkı Tavsiye… Bütün tecellinin tek bir tecelli olduğunu fark etmeye, fark ettirmeye yönelik çalışmalara girişmek.
d- Sabrı Tavsiye… Bela ve kötü gören bilincin, beklemeyi öğrenerek nimeti fark etmesi. Bunu fark edemeyenlere her bela görünenin aslında nimet olduğunu, sabrın zafere götüren bir kuvve olduğunu fark ettirmek!...
İşte bu aşamaların hakkı verildiğinde AN BİLİNCİNDE YAŞAM nasibimiz ölçüsünde açığa çıkar!..
Daha kolay ve öz başka bir yol var mı diyenler için farklı, hızlı ama riskli bir olgudan da söz edelim. Nasibinde olanlara tamamen Allah Bağışı olarak yaşanacak bir olgu. An bilincine ermenin en kestirme yolu: VEDUD esmaının tecellisi olarak ZÜL CELALİ VEL İKRAM ile yaşanan AŞK!.. Evet, zaman ve mekan kayıtlarını düşüren, benliği tamamıyla eriten, hırçını uysala, baskın karakteri muma çeviren AŞK!
….
Zamanı en iyi tanıyanlardan biri “Aşk ” tır. Çünkü aşk, izafi olanı yok etmede epey ustadır.(1)
Sevgiyle yoğrulmamışsa yüreğin / Tekkede, manastırda eremezsin.
Bir kez sevdin mi dünyada / Cennetin, cehennemin üstündesin…. (2)
- “Aşk“ yaşanmadan, ”aşk“ uğruna tüm varlık feda edilmeden, ”vahdet“ yaşantısı kesinlikle açığa çıkmaz!
- İkinin, Tekliğe yönelişinin adıdır aşk!
- Aşk; Mi’ractır.
- Aşk, ancak, kendisine seçtiği kuluna olan hibesidir!..
- Benliğini sana unutturan şeydir, AŞK! Nedir ki benliğini sana unutturur, işte odur AŞK!
- Kim nerede ne zaman neye âşık olmuşsa, neyi sevmişse gerçekte onun sevdiği, sadece ve sadece ALLAH’tır! Allah kendi güzelliğini, kendi hüsnü cemâlini bir sûretten zâhir kıldığı zaman ona âşık olmamak mümkün değildir!
- “Kendine seçtikleri”dir sevenleri bir çehreden!… Özünden sevgiyi yaşayanlardır, “mukarreb”leri! O’nun “Baki”liğini yaşattıklarıdır gerçek “âşık”lar!
-Sevgi, aktığı kadarıyla kişide benliği yok eder. Ne kadar çok seviyorsan, sevdiğin kadar karşındakine teslim olursun ve ondan razı olmak mecburiyetindesin. Bu sevgi, aşk noktasına ulaştığı anda artık onun yanında senin istek ve arzuların sıfır noktasına düşer. Sadece, onun yanında olayım, yeter dersin, ne hâl ve şart içinde olursam olayım! Hani, diyor ya; “Dün gece yâr hanesinde yastığım bir taş idi./ Altım çamur, üstüm yağmur, gene gönlüm hoş idi.”
İşte, o yâr hanesinde altı çamur, üstü yağmur, başının altında sadece taş var iken mutlu olmak, aşkın sonucudur. Bu, mutlak teslimiyete götürür.
…..
İster muhabbet pınarı bir gönülden akan aşk şelalesinde yıkanın, ister ilim yollu çalışmalarla kendi yatağınızdan denize akmaya gayret edin…
Tarzı ve yöntemi ne olursa, niyeti; AN-I DAİMe ermek olanlara ne mutlu!
Ne mutlu Hakka sefer edenlere!
Ne mutlu benlik bataklığından Allah’a kaçabilenlere!...
Asr Suresinin istisna ve nezih kimseler diye açıkladığı, hüsrandan kurtulanlardan olmak ümidi ve niyazımızla…
Mavi Sözler: A.H (Tüm Kitaplar) http://ahmedbaki.com/turkce/ahkitaplar-V.1.0.htm