BEKA
03. Kasım. 2008 // Rufeyde Jale HEKİMOĞLU  //...    
İpler hep beynin elinde...
De, beynin ipleri kimin elinde olabilir?
Sakın ‘’Tanrı’’ demeyin!!!... 

(AH- D. Dosta-1371.söz)



Derin tefekkür e ( yorum )
Mehmet Doğramacı

Beyin insan için en önemli organdır. Organik yapının fizyolojik yaşamını sürdürmesini sağlamanın  yanında, insanın sosyo-kütürel açıdan da toplumdaki yerini belirler. Kendisi kapalı ve karanlık bir ortamda bulunmasına karşın, algılanabilen ve algılanamayan dünyamızı imgeleyerek sığdırdığımız bir yapıdır da aynı zamanda. Algılama aracı olmasının yanında analitik sentez yapabilmeyi ve birim için programlanan bilinç düzeyini( fıtratını) yaşamayı sağlar. Bu bağlamda,  her ne kadar çağdaş bilim, beynin çalışma mekanizmasını anatomik ve fizyolojik açıdan açıklayabiliyor görünse de, hala yanıtlanamayan pek çok sorunun da varlığını göz ardı etmemek gerekir.        


            Birim, fıtratı üzerine programlandığına göre iplerin birimin beyninin elinde olması mümkün değil. Bana göre, bilimin yanıtlayamadığı sorular da bununla ilintili. İyi tanıdığınızı sandığınız bir birim, hatta yerine göre birimin kendi; hiç umulmayacak, akla hayale gelmeyecek iyi veya kötü olarak isimlendirdiğimiz fiiller yapabilmektedir. İşte bu; beynin ürettiği biyoelektrik enerji, daha geri gidersek anne karnında etkilendiği kozmik ışınımlar yanında başka beyinlerin frekanslarından etkilenmesiyle de açıklanabilir ki bu özelliklerin hepsi fıtratında, yani genetik şifresinde kodlanmış zamanı geldikçe açığa çıkanlardır.

            Yaşanan olaylarla ya da başka bir deyişle Allah'ın istemesiyle özüne yönelen birim, ilim ve irade açılımlarıyla beynini istendik şekilde kullanmaya başlar. Düşünsel ve bedensel çalışmalarla farklı hassasiyetler gelişen beyinde; anlayış ve idrak kapasitesi artarak özünü tanımaya yönelir. Tabi şunu da atlamamak gerekli, yeni bir düşünceyi açığa çıkaracak veri tabanının mevcudiyeti (fıtrat) önemli, eğer önceden genetik şifreye kodlandıysa bu özellik , o zaman gelen ışınımla birimin sentez ve idrak kapasitesi artar. Beyin hangi yönde çalışıyorsa kapasitesini de o yönde artırır ve üretir.

            Kainatta var olan mutlak enerji Ruh adı verilen bilinçtir ki; Ruh'u da oluşturan beyindir. Ruh-u Azam kainatın Ruh'u olmasının yanında tüm manaları da kendisinde toplamıştır. Birimin amacı; beyin kapasitesini anlayış ve idrak düzeyi ile artırarak özündeki Allah'ı tanımak ve isimlerin manalarının açığa çıkmasını sağlayarak Halifetullah'lığını yaşayabilmektir. Bunu başaran birimin bilinci aklını üst düzeyde kullanır ve aklını Akl-ı Küll'den alırken Hakikati Muhammedi, Ruh-u Azam deryasında yerini alır ki; ondan gören, işiten, duyan, konuşan, düşünen, işleyen, her zerrede Hakk'tan başka bir şey olmaması sebebiyle beyin ismi altında Zatıyla, Sıfatıyla, Esma ve Ef'aliyle başka mevcudat olmadığı idrak ve bilincinde olandan seyri seyreden de Baki olan Allah'tır. Allah'ı gören, Abdullah olan bu beynin ipleri O'ndan başka kimsede olmaz. /