BENZERLERİ İLE DEĞİŞTİRİRİZ!..



07 / Şubat / 2009  // Saim yusuf... //

25-) Vezkurisme Rabbike bükreten ve asıyla;
Sabah-akşam Rabbinin ismini zikret!.


26-) Ve minelleyli fescud leHU ve sebbıhHU leylen taviyla;
Gecenin ba’zında (gece’den bir kısmında) da O’nun için secde et ve O’nu geceleyin uzun bir tesbih ile tesbih (tenzih) et.


27-) İnne haülai yuhıbbunel`acilete ve yezerune veraehüm yevmen sekıyla;
Muhakkak ki bunlar, acile’yi (acele-hemen-peşin-göz önünde olanı, dünyayı) seviyorlar ve arkalarında olan (göremedikleri) ağır (lığı olan) bir günü bırakıyorlar.


28-) Nahnu halaknahüm ve şededna esrehüm ve iza şi`na beddelna emsalehüm tebdiyla;
Onları biz yarattık ve onların esr’lerini (yaratılışlarını, bağlarını) güçlü kıldık... Dilediğimiz vakit te onların benzerleri ile tebdil ederiz (değiştiririz).


29-) İnne hazihi tezkiretun, femen şaettehaze ila Rabbihi sebiyla;
Muhakkak ki bu bir tezkire’dir (öğüt, hatırlatmadır)... Dileyen Rabbine (erdiren) bir yol edinir!..


30-) Ve ma teşaune illâ en yeşaAllah* innAllahe kâne Aliymen Hakiyma;
Allah dilemedikçe siz (O’nu) dileyemezsiniz... Muhakkak ki Allah Aliym’dir, Hakiym’dir.


31-) Yudhılu men yeşau fiy rahmetiHİ, vezzalimiyne e`adde lehüm `azâben eliyma;
(Allah) dilediğini Rahmetine (İslam’a, tasavvufa) sokar... Zalimlere gelince, (Allah) onlar için elim bir azab hazırlamıştır.


Hasan Güler/B-MEAL/İnsan Suresi
OKUmak fırsat : kENDİNİ Tanımak için...
Biz tüm klasik din anlayışlarını yıkmak için yazıyoruz, ki “ALLAH indindeki din İslam”ın GERÇEĞİ fark edilsin. GERÇEK o kadar soyutlaştırılmış, o kadar hayalleştirilmiş, o kadar uzaklaştırılmış ki; çok somut, çok açık, çok yakın olmasına rağmen fark edilmesi mümkün değil. Kelimelere öyle anlamlar yüklenmiş ki bu kelimelerin kendileri en büyük perde.

Artık ALLAH ismi bile çokları için ALLAH GERÇEĞİ’ne en büyük perde. Diğerlerinin halini sen düşün. Yazılan başka, anlaşılan başka. Hele hele tasavvuf ve terimleri zamanımızda çokları için; gerçeğin önünde tamamen bir perde. Bir türlü mecazdan hakikate geçilemiyor. Böylelerine tek tavsiyem Bilimin verilerine yönelip, Kur’an’ı hatta tasavvufu deşifre etmeleri.

Hangi kelimeye el atsak hep klasik anlayışlar uyanıyor. Yenilenmek için yeni kelimeler şart. Eski kelimeler eski, eskimiş anlayışları açığa çıkarıyor, bu anlayış da zamanımıza, çağımıza uymuyor, gerçeği dillendirmekte, anlamakta yetersiz ve yersiz kalıyor.

29. ayette; “Muhakkak ki bu bir tezkire’dir (öğüt, hatırlatmadır)... Dileyen Rabbine (erdiren) bir yol edinir!..”deniyor. Sen de; “RabbiNe erdiren bir yol edinmeyi dileyen” birisin. Peki, seni RabbiNi tanımaya sevk edecek bu öğüt nedir?.. Seni RabbiNe kavuşturacak bu hatırlatma nedir?..

Cevap 28.ayet; “Onları biz yarattık ve onların esr’lerini (yaratılışlarını, bağlarını) güçlü kıldık... Dilediğimiz vakit te onların benzerleri ile tebdil ederiz (değiştiririz).” içinde gizli. RabbiNe erdiren yol bu ayette gizli. RabbiN bu ayette gizli. Bu ayeti gerektiği gibi anlarsan RabbiNe erersin. Aksi halde klasik din anlayışı ile, “öteNde bir Rabb” zannı ile göçer gidersin.

Klasik din anlayışında Rabb ismi anıldığında; Rabb ve abdı ikilemine dayalı ötede bir Rabb ve Rabden uzak bir abd akla gelir. Gerçek din anlayışında ise Rabb ismi anıldığında; abdın kendisi ile var olduğu Rabb özelliği akla gelir. Rabb indinden bakıldığında abdlar; beyinde sürekli değişen fikirler hükmündedir. Beyinde açığa çıkan her fikir, önceki girdilerin bir ürünüdür. Aralarında işleyen böyle güçlü bir bağla fikirler değişir durur.

Beyin ve fikirler(Rabb ve abdlar) misalini aklımızda tutarak 28. ayeti deşifre etmeye çalışarak RabbiNe bir yol edinelim; yani RabbiNe erelim, yani RabbiN kimmiş görelim. “Onları biz yarattık ve onların esr’lerini (yaratılışlarını, bağlarını) güçlü kıldık... Dilediğimiz vakit te onların benzerleri ile tebdil ederiz (değiştiririz).”

Ayetteki sır kelime “onlar” kelimesidir. “Onlar” kelimesine yüklenecek mana ile ya ayet açılır, Rabb belli olur; ya da ayet örtülür, Rabb gizli kalır. “Onlar” ifadesi; her an yaratılan her şeyi kapsamaktadır. “Her an yaratılan senLER” “OnLAR” ifadesi içinde yer alır.

Sen her an yaratılmaktasın ve bu senLERin toplamına “ben” demektesin. Her an yaratılan senLERi beynin birbirine bağlamakta ve “ben” kimliği oluşturmakta. Halbuki; RabbiN indinde senLERin hepsi ayrı bir kimlik. Ve dikkat; bir an önceki sen, bir an sonraki senin oluşumunda etkili. Ve sen “onlar” ifadesindeki her şeyden etkilenmektesin.

”Onlar” ifadesindeki her şeyi yaratan “Biz” ifadesi; senin RabbiN hükmünde. Bu “Biz” ifadesi evren içre evrenleri(tüm boyutları) yaratan ALLAH manasına işaret eder ki; üst boyutlar alt boyutların Rabbi hükmünde olur. Yani “onlar” ifadesi ile kastedilen yaratılan her şey; “Biz” ifadesi içine giren boyutların yansımasıdır. 

“OnLAR” ifadesi içine her an yaratılan her şey girer. Ve her şey her an yaratılmaktadır, bir an var olan sonraki an benzerleri ile değiştirilmektedir.28. ayetin son cümlesi “…Dilediğimiz vakit te onların benzerleri ile tebdil ederiz (değiştiririz).” bu gerçeği vurgular.

O her an yeni bir oluşta olarak, her an dilemekte, “OL” dediği olmaktadır. O halde; her an “onlar” benzerleri ile değiştirilmektedir. Yani biz her an benzerlerimiz ile değiştirilmekteyiz, her an yenilenmekteyiz(olumlu ya da olumsuz yönde). Yani ben hep aynı ben değilim, her an değişik benler söz konusu.

“Onları biz yarattık ve onların esr’lerini (yaratılışlarını, bağlarını) güçlü kıldık...” ifadesindeki “onlar”ı her an benzerleri ile değiştirilen birimler olarak alınabileceği gibi, her an benzerleri ile değiştirilen boyutlar olarak da alınabilir. Her iki halde de; ALLAH’ın sergilediği bir ilim, bir hikmet vardır ki; 30. ayetin sonu “…Muhakkak ki Allah Aliym’dir, Hakiym’dir.” bu gerçeği dile getirir.

ALLAH sergilediği ilmi ve hikmetiyle; her an benzerleri ile değiştirilenleri birbirlerine bağlıymış gibi güçlü kılmıştır. Bu yüzden insan benzeriyle her an değiştirildiğini, her an yeniden yaratıldığını fark edememektedir. İnsan bu konuda aceleci davranmakta, gerçeği kavrayamamaktadır, yaratışın arkasındaki ağırlık isteyen, konsantrasyon gerektiren, incelikli, detaylı, sağlam, akla yatkın sistemi fark edememektedir. 27. ayet; “Muhakkak ki bunlar, acile’yi (acele-hemen-peşin-göz önünde olanı, dünyayı) seviyorlar ve arkalarında olan (göremedikleri) ağır (lığı olan) bir günü bırakıyorlar.” bu gerçeği dile getirir.

  Ve “onlar” ifadesi içine giren her an yaratılan her şey birbiriyle güçlü bir şekilde bağlıdır, birbirlerini etkilemektedir. ALLAH manası da buna işaret eder, bu hal TEK’liğin doğal gereğidir. Bunu bilen Rasuller tüm insanlığın hidayeti için dua etmişlerdir.30. ayetin girişindeki “Allah dilemedikçe siz (O’nu) dileyemezsiniz...” ifadesi gerçekte TEK olan varlıktaki ağırlıklı çıktı olan dilek karşısında, birimin dileğinin güçsüzlüğüne işaret etmektedir. Burada toplu dua, ümmet için dua…nın önemi anlaşılır.Her hal, her düşünce dahi aslında bir duadır.

25. ayette; “Sabah-akşam Rabbinin ismini zikret!.” ifadesi “her an Rabb özelliği ile var olduğunu hatırla” manasında değerlendirilebilinir. Özümüzde işleyen Rabb özelliği sayesinde; sürekli olarak bir an var olmakta diğer an yok olmaktayız. Sabah-akşam; gündüz-gece, varlık-yokluk, her an manasında değerlendirilir. RabbiN ismi; sende işleyen Rabb özelliğidir. Rabb özelliği ile varlığa bakarsan; bu özellik seni “alemlerin Rabbi olan ALLAH” indine taşır.

Bu Rabb özelliğinin manası sende zincirleme şeklinde şöyle gelişir: Her an var olan yeni sen, bir an önceki sen ile var olduğunu, bu senLERin var oluşunda ise boyutundaki her şeyin bir payının olduğunu, boyutunun var oluşunda da diğer boyutların payının var olduğunu fark eder, RabbiNi boyutunda, alemlerin Rabbini boyutsallığında bulmuş olursun. Alemler ifadesi boyutlara işaret eder.

Alemlerin Rabbi ALLAH ifadesi ise; bu boyutların sınırının ve sonunun olmadığına, TEK bir varlık olarak birbirlerini etkilediklerine, Alemlerin birbirinin Rabbi hükmünde olduğuna işaret eder. Ne alemler, ne Rabb, ne ALLAH hayali bir kavram değildir. Hz.Muhammed(as) ezberinden konuşmamış, kendisinden boyutsallığına mirac ile alemlerin Rabbi olan ALLAH’a ermiştir.

26. ayet ise; “Gecenin ba’zında (gece’den bir kısmında) da O’nun için secde et ve O’nu geceleyin uzun bir tesbih ile tesbih (tenzih) et.” bu miracın yöntemini açıklar. Kendisi için gece-karanlık hükmünde olan boyutların yansıması ile var olduğunu, bu boyutların yansıtıcısı olan O’na secde halinde olunduğunu ve bu boyutların sınırının-sonunun olmadığı, “uzun bir tesbih ifadesi” ile açıklanıyor. Bu tüm boyutlar ise; TEK olandan yansımaktadır, düşünen akıl TEK’likten başka varlıkta GERÇEK bulamaz. Tüm boyutlar ve içindekiler her an O TEK’ten çokluk görüntüsünde yansır.

Yazımızı 31. ayetle tamamlıyoruz:” (Allah) dilediğini Rahmetine (İslam’a, tasavvufa) sokar... Zalimlere gelince, (Allah) onlar için elim bir azab hazırlamıştır.”

Hatalar bizdendi; isabet kaynaktan…