ALLAH değişmez, ama alemler değişiyor! Değişmezden değişim nasıl meydana geliyor? İşte çoklarınca anlaşılamayan konu, tam manası ile cevaplanamayan soru. ALLAH’ı zatı ve esmaları(sıfatları da esma-ül hünsa içinde anılmıştır, efali/fiilleri ise esmalarının/isimlerinin algıya yansımasıdır, efalin aslı esmadır) diye ikiye ayırıp, esmaları sanki zatın dışında görmek, TEKliğe uygun olmayan, inandırıcı olmayan, arada kopukluk oluşturan, “ikiliğe düşmüş bilincin” yanılgısıdır. Zat esmalardan, esmalar zattan ayrı değildir. Esmalar zattan açığa çıkar, esmalar zat olduğunu bildirir, hissettirir.
Öncelikle sorulması gereken soru; ZAT ne demektir, işareti nedir? ZAT “var olmak” demektir, ALLAH ezelden ebede var olandır, ALLAH için yokluk düşünülemez, her şey varlığı zorunlu olan(vacibül VÜCUD) olan ALLAH’tandır. ZAT’a işaret eden ise; özel isimdir. Peki bu özel isim bir VÜCUD’a işaret etmez mi? Evet, eder. Ortada vücud yoksa ZAT, ZATa işaret eden isim olur mu?Hayır, olmaz. Öyle ise; ZAT denince odaklanılması gereken VÜCUD’dur. VÜCUD’suz VARLIK olur mu? Hayır, olmaz. VÜCUD’suz ZAT olur mu? Hayır, olmaz. VÜCUD’suz VARLIĞA inanmak zanna, hayale tabi olmaktır; bu inanç boş, uydurma, anlamsız bir düşüncedir, kişiyi yaşadığı gerçekten, HAKK’tan uzaklaştıran, O’nu ötelemenin en tehlikeli yoludur.
Sıradaki soru; esma(+sıfat=efal) ne demek, neye işaret eder? Esma; isimlerdir. Her isim bir mana taşır, bir anlamı vardır, bir özelliğe işaret eder. Esmalar ZAT’tan açığa çıkar, ZAT VÜCUD’a işaret eder; öyleyse esmalar o VÜCUD’un yapısal özellikleridir. Özelliksiz varlık, VÜCUD/YAPI olur mu? Hayır, olmaz. İşte ALLAH’ın da ZAT’ının/VÜCUD’unun/YAPI’sının özellikleri vardır. Sıfatsız ZAT/özelliksiz VÜCUD olmaz.
ALLAH isimli(isim manaya işaret eder) O VÜCUD Hayy’dır, hayat sahibidir, diridir, canlıdır. Hareketsiz/değişimsiz olanın canlı olduğu anlaşılabilinir mi? Hayır, bilinemez. Sürekli canlı olmak, canlılık harekete/değişime işaret etmez mi?Evet, canlılığın olduğu yerde hareket/değişim vardır. Hareketsiz/değişimsiz yapının canlılığı bilinmez, şüphelidir.
ALLAH isimli(manalı) O VÜCUD Alim’dir, ilim sahibidir, bilendir, kendini bilir. Hareketsiz/değişimsiz ne bilinebilir, kim neyi bilebilir? Hiçbir şey bilinemez, ilim sahibi olunmaz. İlmin olduğu yerde hareket/değişim görülür. Hareket/değişimle ilim açığa çıkar.
ALLAH isimli(“sınırsız-sonsuz-tek” manasında) O VÜCUD Mürid’dir, irade sahibidir, dileyendir, dilediğini iradesiyle gerçekleştirendir. Hareketsiz/değişimsiz irade olur mu? Hayır, olmaz. Dilenenin gerçekleşmesi için hareket/değişim gerekir. Hareketsiz/değişimsiz irade açığa çıkar mı? Hayır, çıkmaz.
ALLAH isimli(sınırsız-sonsuz manalı tek) O VÜCUD Kadir’dir, kudret, güç sahibidir. Kudret/güç hareketi/değişimi otomatikman açığa çıkarmaz mı? Evet, çıkarır. Hareketsiz/değişimsiz kudret/güç nasıl çalışır ve kudret/gücün olduğu, açığa çıktığı yapıda hareket/değişim nasıl olmaz? Kudret/gücün olduğu yerde hareket/değişim olacaktır.
ALLAH ismi kapsamındaki esmalar değişirken, esma terkipleri oluşurken, bu esma terkipleri efal olarak algılanırken, ALLAH Arzı(madde boyutu) ve Semaları(diğer boyutlar) HAK olarak/HAK’tan yaratmışken, HAKK olan ALLAH’ken, onların HAKikati ALLAH’ken, ALLAH nasıl değişmiyor? ALLAH esmaları değiştiği halde, bu esmalar ALLAH manası içine girdiği halde, ALLAH’ın değişmezliği, hareketsizliği nasıl iddia edilebilir? Esmaların değişimini kabul edip, esmaların toplamına işaret eden ALLAH manasının değişmediğini söylemek, ALLAH’ın hareketsiz, sabit, donuk kaldığını kabul etmek doğru mu?
Arz ve Semaları HAKK olarak yaratmış ve O her an yeni bir oluşumda olduğuna göre; kendisinden başka VARLIK, VÜCUD da yoksa bu oluşumlar acaba nerede oluyor?!ALLAH kendini kendine anlatıyor, kendimizi O’ndan ayrı birimler gören bizlerse, O’nun dışında(!) sandıklarımıza sesleniyor sanıyoruz.Hareketsiz, değişimsiz, sabit, donuk bir ALLAH mı; hareket içinde, değişimden yana bir ALLAH mı daha inandırıcı, daha akılcı; kalbiniz hangisini kabul ediyor? Benimkisi hareket ve değişimden yana. Çünkü bunu aklım ve kalbim daha doğru, gerçek, güzel, hoş buluyor.
Peki ALLAH’ın değişmez, hareketsiz, sabit, donuk olduğunu kabul edenler, O’nu kendilerince yücelttiklerini, kutsallaştırdıklarını, ulaşılmaz kıldıklarını, koruduklarını mı sanıyorlar? Böyle düşünmekle O’nu kendilerince(!) arı, temiz, saf tutmak adına ötelemeye mi çalışıyorlar? Onların düşüncelerine göre ALLAH gerçeklerden öyle uzak olmalı ki; kendisine “VARLIK” dahi denmesin, hele hele “VÜCUD’undan/YAPI’sından” söz edilmesin, sadece var olduğu bilinsin, gerisi düşünülmesin, ancak bu şekilde bir tanrı gibi korunabilinir, yüceltilebilinir, kutsallaştırılabilinir.
Bunun içinde onlara göre ALLAH hareketsiz, değişim içinde olmayan olmalıdır. Ama diğer yandan da her şeyi yaratan, hareket ve değişimi oluşturan olmalıdır. Değişmeden değiştirsin, hiçten/yoktan var etsin. Var ettikleri kendinden uzak olsun ki değişim ve hareket O’na bulaşmasın. ALLAH ve O’nun dışında yarattıkları ikilemi olmuş önemsizdir onlar için, yeter ki yaratılmışta kendilerinin gördükleri kusur, eksik, yanlış O’ndan uzak olsun. Evet, bu ve benzeri yanlış, tutarsız, desteksiz, sorgusuz, çocukça, dayatma düşüncelerde olanlar İhlas’ı TEKlikte değil, çiftlikte mi ararlar? İhlas’ın temeli İhlas suresinde açıklanan TEK’lik değil midir? Evet, öyledir.
Öyleyse her şey O TEK’tendir, O’nun VÜCUD’undan irsal olmaktadır, açığa çıkmaktadır. O VÜCUD tarafımızdan, algılarımıza göre kainat olarak algılanmaktadır. Arz ve Semalar HAK olarak yaratılmıştır, HAK/gerçek olan O VÜCUD; Arz ve Semalar olarak kendini göstermektedir. Arz ve Semalar yani her şey ALLAH’tandır, ALLAH manalı O VÜCUD kendini Arz ve Semalar adı altında göstermektedir. ALLAH’ın alemlerdeki tasarrufu da bundan dolayı alemler suretinde olmaktadır. O halde alemlerin dışında, alemlerden ayrı bir ALLAH düşüncesi tanrı zannından başka bir şey değildir. ALLAH yarattığı alemler adı altında, yarattığı alemlerin şartları içinde, alemlerdeki birimler adı altında ALLAH’lığını/tüm özelliklerini YAŞA’maktadır.
ALLAH tüm oluşumları ile her an yücedir, kutsaldır, bize bizden daha yakındır, O korunası bir varlık değildir, O’nu koruma delaletine aklı başında hiçbir kul düşmez.O ALLAH tüm oluşumları ile her an arıdır, temizdir, saftır. ALLAH vardır, VÜCUD/YAPI sahibidir, vücudsuz/yapısız var olunmaz. ALLAH SINIRSIZ-SONSUZ TEK BİR VÜCUD sahibi ise, kainatı elbet HAKK olan varlığıyla/varlığında yaratmıştır. Hareketsiz, değişimsiz; hareket ve değişim içeren kainatın yaratıldığını iddia etmek akla ve kalbe ters düşer.
Bu iddiasında inat eden; sınırsız-sonsuz-TEK varı inkar etmeden, ALLAH’ın her yönü, her şeyi içten ve dıştan ihata eden, sınırsız-sonsuzluğuna, her şeyi HAKK olarak yarattığına imanı çerçevesinde yaşanan gerçekten bahsederek açıklasın. TEKlikten sapmadan, ikiliğe düşmeden açıklayamazlar. Onların beşerde gördükleri kusur, eksik, yanlış beşer değerlendirmesine göredir, ALLAH’ın indinde her şey O’nun esmasıdır, O’nun indinde kusur, eksik, yanlış yoktur, VÜCUD’unun yapısal özellikleri ile dilediğini yapar, dilediğini yapamama hali olmadığı için O’na göre kusur, eksik, yanlış yoktur.
Gerek maddedeki gerekse onu meydana getiren manadaki değişim, ALLAH’ın esmalarının/O VÜCUD’un yapısal özelliklerinin değişimine dayanıyor. Nasıl ki “mutlak yok” yoktur, “mutlak yoktan” hiçbir şey var olmaz, “VAR’dan” var olunur…Aynı şekilde “mutlak değişmez” yoktur, “mutlak değişmezden” değişim meydana gelmez, “mutlak değişmezden” var olunmaz. “Yokluk, hiçlik” yok, hiç manasında olmayıp; sınırlı kapasitemiz dolayısıyla ALLAH’ın tam manasıyla bilinemezliğine, ihata edilemezliğine, idrak edilemezliğine işarettir.
ALLAH’ın değişmezliği; sabit, donuk, hareketsiz bir hal değildir. Değişmez; alemler gibi bir var bir yok şeklinde değişimler içinde olmayan, parçalanmayan, eksilmeyen, artmayan; sürekli var olan manasındadır. ALLAH değişen yapısal özellikleri(esmalar) ile; hep aynı, değişmez tavrıyla(sünneti) yaratışını sürdürmektedir. ALLAH’ın her an ki yeni oluşumu O’nun yapısını değiştirmez, yani her yeni oluşum yapısını arttırmaz, her biten oluşum yapısını eksiltmez, yapısını parçalayarak oluşumlar yaratmaz. Bu manada, ALLAH manalı O/HU VÜCUD değişmezdir.
VÜCUD’unun yapısal değişimlerini yapısını parçalamadan gerçekleştirir, tümel yapısında eksilme ya da artma olmaz, bu manada değişmez. Peki parçalanmadan, eksilmeden, artmadan değişim nasıl olur? Örneğin: Latif esması gereği VÜCUD’unun yapısı latiftir, halden hale girebilir. Kabız ve Basıt esmaları gereği VÜCUD yapısını dilediği yerde sıkan, daraltan, yoğunlaştıran dilediği yerde açan, yayan, gevşetendir. Esmaları/yapısal özellikleri ile VÜCUD’unu parçalamadan yaratımda bulunur.
Yoksa değişim ve hareket O’nun en belirgin, en açık, en doğal özelliğidir. ALLAH’ın Alim olması, vücudunun yapısal özelliklerini bilmesi dolayısıyladır. Bu özellikleri bildiğinden, bu özellikleri kullanmayı irade eder, kudretiyle de özelliklerini kullanarak yaratır. Ete kemiğe bürünür Yunus diye görünür. Bazısı bu gerçeği bilir, Hakkı görür; bazısı bilmez halkı görür.Bilen de HAK olarak yaşar, bilende HAK olarak yaşar; bilmeyen de halk olarak yaşar, bilmeyende halk olarak yaşar.
O’nun oluşumları yapısından yansıyan, algılayana göre var olan alemlerdir. Sonsuz yapısal özelliklere sahip VÜCUD; nasıl sabit, donuk, katı, hareketsiz olabilir, nasıl oluşum meydana getirmeden öylece kalabilir; olamaz, kalamaz! O’nun VÜCUD’u özelliksiz/esmasız boş bir yapı değildir. Bunun ispatı kendisinde şüphe olmayan, apaçık ortada olan, OKU’nan kainat kitabıdır.
Maddenin enerjiden yansıması, algılanır olması gibi her şey ALLAH’tan yansır, algılanır olur; bu işin başı da sonu da ALLAH’a varır. Semaların(boyutlar ki bizim eriştiğimiz son nokta enerjidir) ve Arz’ın (bizim algımıza göre madde alemidir) yaratılışının tefekkür edilmesinin istenmesinin amacı ALLAH’ı, ALLAH’ın yaratışını anlamaya çalışmaktır. Yoksa gökyüzünün, yeryüzünün ve içindeki canlıların belgesel niteliğindeki bin bir maddi özelliklerinin tefekkürü kişiyi ALLAH’a değil, zannındaki dışında, ötelerde varsaydığı tanrısına yöneltir.
Hareketsizlikten hareket meydana gelmez. ALLAH’ın yapısı da özellikleri ile kendine has bir hareket içindedir. Bu hareketlilik Rab işlevini oluşturur, bu hareketliliğin yansıması ile alemler yaratılmış olur. Yani ALLAH’ın yapısı sabit, donuk, katı değildir; ki tüm esmaları/yapısal özellikleri bunun kanıtıdır. O halde hiçliği yok manasında değil, bizim algılarımızla bilinemez şeklinde değerlendirmek gerekiyorsa, değişmezliği de bizim gibi değişmez, beşeri değerlendirmelerimizdeki gibi değişmez(var-yok olmaz, parçalanmaz, eksilmez, artmaz) manasında değerlendirmek gerekir.
Yoksa ne yoktan, ne de değişmezden var olunmaz. Ama O’nun ne varlığı ne de değişimi bizimkisi gibi değildir, O bizim varlık anlayışımızdan farklı bir varlığa, bizim değişim anlayışımızdan farklı bir değişime sahiptir. Misalen enerjideki değişim ile maddedeki değişimin meydana gelmesine rağmen, enerjideki değişim farklı, maddedeki değişim farklıdır. Bizim maddi varlığımızın bir başı ve sonu varken, ALLAH ezelden ebede hep var olandır. Bizdeki değişim bizim faniliğimize, O’nun özelliklerindeki değişim O’nun Baki’liğine işarettir. Değişim O’nun Baki varlığının, bizim de fani varlığımızın bir özelliğidir.
Bu yazımızda birkaç ayete değindik ve yazımızı bu ayetler üzerine bina ettik. Kur’an’daki ayetlerden daha fazla yararlanabilirdik. OKU’yabilene Kur’an baştan sona varlıktan, vücuddan bahseder; Kur’an baştan sona hareket içerir, değişimi anlatır, Kur’an baştan sona ALLAH’ı ve özelliklerini anlatır. Kur’an’da baştan sona HAKK olan ALLAH kendi ile konuşur, halk ise kendileriyle konuştuğunu sanır. “Ben Hakk ile konuşurum, halk ise kendileriyle konuştuğumu sanır” diyen gibi. Hakk olan ALLAH’la var olduğunuz bilinciyle kalın…