DERİN TEFEKKÜR
 
Silkeleyen Sözler- 11

Siz Kur`ân okurken,
 eğer onu yazanla iletişim kuramazsanız,
lâfzında kalırsınız!.
 
(AH)


Kur’an’ı yazan?...
Yazanla iletişim?..
Bu iletişimin yolları?..
Lafzından öteye geçmek?..

……
………

Neler düşünürsünüz?...


Son Teslim:
02.Kasım. 2008 Pzr 23.00
(Türkiye Saati ile)  


Teslim Adresi:


dogramacimehmet@gmail.com

İpuçu Mesaj Devamını OKU...
Okumak fırsat : Kendini TANImak için !
 TEFEKKÜR CEVAPLARI :


Katılım: 25




Bismillahirrahmanirrahiym. Hani is olsun diye yapilan bayram ziyaretleri vardir cabuk cabuk, sira savar gibi..  ve bayram ziyaretleri vardir buyudukce akilda tazelenen, hatirlandikca buyuklugun gormuslugunde ve manevayatinda daha da guzel sekillenen ve anlamlasan. Kur'an'i Kerim okumaya baslarken, tanidigin sevdigin birisiyle birlikte gecirecek zamanin heyecaninin ve oneminin farkindaliginla baslarsa eger daha eline alir almaz okuyanin ruh hali baskalasmaz mi?


Icine bir huzur, bir sevimlilik, en samimi arkadasiyla yada cok sevdigi, gonul verdigi, ornek aldigi bir buyuguyle birlikte olacagi sevgisi sarmaz mi okuyani? Hal boyle olunca da gozlerinin icine baka baka caya corbaya fazla da paye bicmeyen bu sohbet ne farkina varilmamis ne yeni sayfalar acar onunuze.


Nicin bilmem yan sayfadaki mealinden daha da baska seyler soyleyiverir bazen. Kenarlarda unuttugunuz bir kutuyu aciverir ve dokuverir oraciga..Belki de kisinin unuttugu tum yasanmisliklari tum sezisleri ve serzenisleri, dusunceleri teeek tek koyuverir onune!! ya icinize gelen urpertiyle butun vucudunuzu patlatacak gibi gerer ya da oyle bir sevgi dolar ki yureginize aglarsiniz.. siginirsiniz bu sizi inanilmaz seven ve sahiplenen manaya.. ozlemle oralarin diyarlarina ait olmak istersiniz.


Sucluysaniz da cezanizdan urkseniz de onu butun yureginizle sarar, oper ve usulca incitmekten korkarak koyarsiniz ona en zarar gelmeyecek yere.


Butun is gozun gonlun piril piril gitmek gerekli bu ziyarete is olsun diye degil. Belki de kendimizle yuzlesebildigimiz kadardir anlami. Belki de kendimizi gorebildigimiz zaman yada susmayi ogrendigimiz an, BIR oluruz ve biliriz biz kadarini.


Guzel olan tum zorlarin kolaylasmasi istegi ile.. .


(Gönül)

--------------


   Kur'an'ı yazan?...İlmiyle ilminde sonsuz .sınırsız manalarını seyr eden (Kİ BİR AN LIK SEYRİDİR)sistem ve düzen in ''O''luşturucusu ALLAH ismiyle işaret edilen'dir,Kur'an'ı yazan.

    Kur'an evrensel kitap'tır,''tüm boyutlarıyla evren canlı Kur'an'dır. ''

   

    Yazanla iletişim?...Şirk ve düşüncesinden arınarak ,sistem ve düzen in işleyişini OKU mak suretiyle ,OKUyana tam teslimiyetle(ÖZde BİR bilinciyle)yazanla iletişime geçilebilir kanaatindeyim.

   

     Bu iletişimin yolları?...Allah Rasul'üne tam teslim olmakla başlar, Rasul'ün vahiy yoluyla OKUduğuna önce iman,bildirdiklerini uygulama ,ki bu uygulamalar beynin 5 duyu aracıyla algılama kapasitesini genişletecek,ekstra algılamalar devreye girecek,bu uygulamaların başında zikir gelir,ve diğerleri...Yaptığımız çalışmalar göremediğimizi görür ,oku'r hale taşır biz leri Görüş (idrak)sahamız genişler,İNŞAALLAH.İletişimin yolları kolaylaşmış ol sun.

   

     Lafzından öteye geçmek?...Mecazı gerçek sanmanın ötesine geçmeli!.Kelimeleri (ayetleri)en geniş kavramıyla ilim ve günümüz bilimiyle kapsamlı olarak düşünmek zorundayız,yoksa daima mecaz da kalır lafzın ötesinde an latılmak istenen gerçeğe ulaşamayız...işaret levhalarını gerçek sanarak yaşarsak , götürmek ,yaşatmak istediği hedefe gidemezsek,taklid ehli olarak bu dünya dan ayrılırız.


   Allah Rasulü'nün  vahiy yoluyla OKUduğu,Cebrail a.s.sıkmasıyla,(Küll-i Akıl)açığa çıkan Kitap  KUR'AN -I KERİM'i oku yabilmek ,iletişime  geçebilmek,takdirimizdeki ölçülerle,laf zın(zan nın )ötesine geçebilmek BİZ lere kolaylaşmış olsun.Selam ve dua ile.


(Ceyda)

------------------


Yaratıcının parçası aynası gölgesi olduğumuza göre; o dilemeseydi siz isteyemezdiniz; yada mahlukatın kaderini yaratılmadan 50.000 sene evvel yazdık uyarınca; attığımız her adımı dahi huzurundaymışcasına atmak zorundayız çünkü kainatı gördüğümüz görmediğimiz farkına vardığımız varmadığımız her şeyi O dilemesiyle yaratmıştır, bizlerde bakarken yaşarken


OKUrken Onun nazarıyla seyredebilirsek ancak Oku muş oluruz. KURANI hayatı herşeyi.. aksi halde üstadın dediği gibi düz bir metini okur ancak ölüm ötesinde neler kaçırdığızı anlarız.. Allah bizlere OKUmayı ve hazmını versin. amin.


(Emel)

------------------


Selamu Aleykum,


Tüm değerli mütefekkirlere başta sayın Mehmet hocam olmak üzere saygı ve hürmetlerimi sunarım.


Düşünmenin rafa kaldırıldığı ve düşüncenin tatile çıktığı bir devirde, tefekkür gibi çok değerli bir ubudiyeti ihya etme çalışması olan bu değerli çalışmakları can-ı gönülden tebrik ederek sözüme başlamak istiyorum. Şimdiye kadar sohbetlere katılamayışımın sebebi cidden meşgul olmamdır. Çok ciddi bir sınava hazırlanıyorum ve aslında vazife-i asliyemiz olan ubudiyeti esas alan bu güzel sohbetlerden malesef mahrum kalıyorum. Zira çoğunu okumaya bile fırsat bulamıyorum. Ancak hepsi arşivde kayıtlı olduğundan zaman zaman fırsat buldukça bakabiliyorum.


Kur'an okurken onu yazanla (sanırım inzal eden ile denmek istenmiştir) iletişim kurmak gerçekten çok mühim. Hepsinden mühim olanı öncelikle "Kur'an okuyabilmek". O bile başlıbaşına bir marifettir. Elbette herkesçe malumdur ki bugün yeryüzünde en çok okunan kitap Kur'an-ı Kerimdir.Peki bunu nasıl başarabiliriz?


   1. Sanki vahiy esnasında Resulullah (s.a.v) 'ın yanındaymışsınız ve sahabenin arasında oturuyormuşsunuz gibi tahayyül edebilirsiniz ve o heyecanla Kur'an okuyabilirsiniz.

   2. Ya da Cebrail (a.s)'ın, Peygamberimize (s.a.v) okurken dinliyormuşsunuz gibi tahayyül edebilirsiniz.

   3. Hatta bir sabah namazında Mescid'i Nebevi'de Hz.Ömer imam olmuş ve Kur'an okuyorken siz de cemaatteymişsiniz gibi dinleyebilirsiniz.

   4. Resulullah(s.a.v) sahabelere hutbe okurken siz de cemaatin en arka saflarında oturuyormuşsunuz gibi bir halet-i ruhiye ile okuyup dinyelebilirsiniz.

   5. Ya da her Kur'an okuyuşumuzda tıpkı internetin açılması ya da aktif duruma geçmesi gibi tüm yeryüzünde Kur'an okuyan mü'min kardeşlerimiz ile aynı anda bir network ağının faal hale geçerek, vaziyetimizin Cenab-ı Hakka arz olunduğunu tahayyül edebilirsiniz. Tıpkı mail kutusunda "Send" veya "Gönder" butonuna basıyormuşsunuz gibi düşünüp öyle okuyabilirsiniz...

   6. Hatta her ayetin henüz bugün vahiy edilmiş olduğunu da varsayabilirsiniz. Zira zaman sadece seni beni bağlar, Kur'an ezeli ve ebedi bir Kitap'tır.

   7. Bir de sırf adı Kitap diye umarım herhangi bir yazarın kitabına benzeterek okumazsınız.

   8. Bu kitabı okuyan ama vefat edenlerin geçmiş zamanda değil de gelecek zamanda hala Kur'an okumaya devam ettiklerini düşünerek de okursanız sanırım daha değişik bir heyecan duyarsınız.

   9. Bir de nasibi olmayan okuyamaz, Rabbim lutfederse okursunuz, işte bunu da bir ikram olarak kabul edip o iştiyakla da okursanız rabıtayı koparmamış olursunuz...

  10. Bir de bu hususta Kur'anın manevi tefsiri olan Risale-i Nur Külliyatından 25. Sözü okumanızı şiddetle tavsiye ederim.



Allah'a emanet olunuz. Dualarınıza muhtaç mücrim kardeşiniz


(Turgut)

---------------------


Kuranı Kerim yaşayan bir kitaptır,Işıklı ebedi ve ezeli bir kaynaktır.Onu okumanın ve anlamanın sonu yoktur . O nurlu yolculuğa çıkabilmek için,önce kaynağına teslim olmak gerekir.okudukça içine alan sonsuz bilgi denizidir.insanın idraki attıkca perdeleri kalktıkça batını anlamaya başlar,kaynakla iletişim demek zaten Ona iman demek:)hayallerin aklın ötesinde bir kaynaktır Kuran bence..Kuran RUHU nu anlamayı ve idrakını nasip etsin Allah hepimize....


(Ebru)

------------------------


"oku" derken buydu kasdedilen zaten.."oku" öyle bir oku ki yeri ve göğü yaradan rabbinin adıyla "oku".. beş duyu organını at bi kenara çünkü onlar okuyamaz..yüce nebi başardı bunu sadece..şimdi "oku"duğumuzu mu sanıyoruz?halen "oku"yamıyoruz..dalmam lazım artık bu sonsuz denize,"oku"mak istiyorum çünkü..rabbim oku demiş ilk..gözyaşlarım O'na..sevinç sandıklarım O'na..dağ,taş,duvar olsamda O'na..zorluyorum her içkimi yudumladığımda "oku"mak için ya okuyorum ya da dediği gibi laffzında kalıyorum...


(Emre)

--------------------


Öncelikle tüm destekleriniz için size teşekkür etmek isterim.

Bu haftaki tefekkür konusuyla ilgili olarak söyleyebileceğim şey, Sevgili Peygamberimizin (S.A.V.) Kur'an'ı okurken ağlayın, ağlayamıyorsanız ağlamış gibi yapın hadisidir. Anladığım kadarıyla Kur'an'ı Yazan'la iletişimin bir yolu ağlamaktır.


(Nihal)

-------------------


YÜCE RABBİMİZ'in,

 Hz MEVLANA deyişiyle, LUTUF VE KEREMİNDEN GÖNDERDİĞİ büyüklerimizin sözlerinde ki anlamlar, önlerinde yok olmadan açılmaz.Yok olmak, bütün akıl önünde minik aklını atmak olduğu gibi, TEK YÜCE kaynaktan saf süt akıtan ulularımızın emeklerini her gün  artan bir anlayışla, kıymet bilir hale gelmemizdir. saygım ve sevgimle


(Işık)

-----------------------


Anne rahmindeki bebek, hem maddi kordonla, hemde manevi kordanla bagli olduguna gore.


Bizim manevi kordonumuzda Annemiz olan (SAV) efendimize bagli olmalidir.


ummetini butun annelerden daha cok seven, nasil bizim annemiz olamaz..?

Manevi kordonumuz,

Onu sevgiyle salatu selam getirmekdir.


Komsunuzun evine girerken izin istediginiz gibi,

Insanlarin birbirlerine selam vermesi,


Komsunuzun evine girerken selam vermekden farki yoktur.

salatu selam getirmek de, ilmin kapisindan girerken izin istemek, iletisim kurmakdir.


Lailaheillallah cokluktan teklige giden bir yol ise,

Bu yol tek anne, tek babadan mi gecer..?


(Ercan)

------------------------



Siz Kur`ân okurken, eğer onu yazanla iletişim kuramazsanız, lâfzında kalırsınız!. (AH)


Kuranı kerimi okuyuşumuzla,bizler Yaradanla konuşuyoruz,Onun bizim için söylediklerini, emirlerini,bize olan değerini her bir ayette görüyor,ve inceliyoruz,derinlerde hissetmeyi en azından çabalamaya,belkide isteyerek bu hale girmeyi arzuluyoruz,O hal ki,her bir kelimede sevgisinin üzerimizde gezindiğini biliyor ve anlıyoruz inşAllah...


Kuranı Kerimin Yüce Mevlaya yönelen kapısının bir anahtarı olarak görüyor,bu kapının açılmasının onun bizler için teleffuzu arapça olarak seçmesindeki hikmetide düşünerek,her bir ayetin dilimizinden döküldüğünde harflerin çıkış yerlerindeki o incelikle,sadece anlam itibariyle değil,okuyuş itibariyle de bir şifa kaynağı olduğunu görüyoruz...


Ruhumuzu kuşatan vahyin damla damla aktığı hücrelerimizde gezindiğini hissetmezsek Kuranı kerimin Onun ile konuşmak olduğunu,bizleri muhatap olarak her zaman dinlediğini bilmeden, sevaptır okumak gerekir önyargısıyla okunan ayetler,sadece o niyete kafi gelmez mi!..


Canı gönülden Cananımızı okumayı,duymayı,anlamayı,hissetmeyi Rabbim tüm hepimize nasip etsin inşAllah...muhabbet baki...


(Zeynep)

------------------------


       Kur'anı "OKU" mak; ümmül kitabı "OKU" mak, Resulullah'ı "OKU" mak, sistemin ,sünnetullahın işleyişini okumaktır. İyice okuyabilirsek Kur'anı, Kur'an'ın okuduğu zaten bizizdir.Ancak " şirkten " ve " gizli şirkten" çıkan, iyi "OKU" yup , iyi değerlendirebilir.

       - (Vakıa / 79) lâ yemessuhû illel mutahherûn  O'na  tahir olanlardan başkası dokunamaz.-

          Sadece iyi "OKU" yabilen, kendini birim kabul etme çabası yüzünden düştüğü cehenneminden çıkabilir. "ben" perdesi kalkmadan, "BEN" görülemez.

        Evrensel manalarla iletişime geçilmesi, ancak arınıp,vehmî benlikten çıkılması ile olur. Ancak "B" sırrı ile "AHAD" "SAMED" kabul edildiğinde, tahir – temiz olunur . Ancak bu "AN" da ,kendimizi anlatan Kur'an, bize kendisini açar ve  sonsuz açılımdaki manalardan cevapları verir.


 (Emel A.)

--------------------


Benim tefekkurlere cevap yazacak kadar ilim kalemim yok, ama boyle bir yazıyı sizinle paylasmak istedim...



Karanlıktaymışlar.

İki embriyo, bir ana rahminde...

Her şeyden habersiz bekleşiyorlarmış, sudan bir beşiğin içinde...

Sarılıp birbirlerine, karanlıkta uyumuşlar öylece...

Haftalar geçmiş, ikizler gelişmiş.

Elleri, ayakları belirginleşmiş.

Gözleri çıktıkça meydana,

İkisi de çevrede olup biteni fark etmiş...

Ne rahat, ne güvenli bir dünyaymış bu...

Sıcak, ıslak, sevgi dolu...

'Öyle güzel bir dünyada yaşıyoruz ki' demişler, '...bize ne mutlu...'

Gel zaman git zaman, çevreyi keşfe girişmişler.

Bu karanlık dünyayı ve hayatın kaynağını deşmişler.

Onları besleyip büyüten kordonu fark edince

O kordonla kendilerini var eden Anne'lerine şükretmişler.

Sonra başlamış bir varoluş tartışması:

'Buraya nereden geldik, biz nasıl olduk' diye sormuş ikizler...

'Annemiz' demiş biri, 'O bizi var etti, bize can verdi.'

'Ne biliyorsun' diye itiraz etmiş öteki, 'Sen hiç Anneni görmedin

ki...':

'Belki de o sadece zihnimizdedir. Anne inancı bizi rahatlattığı için

uydurduğumuz bir şeydir.'

Süredursun ana rahmindeki tartışma, ikizler büyüyüp gelişmişler.

Rahme sığmaz olup tekmeleşmişler.

Artık parmakları ve kulakları varmış kerataların...

Büyüdükçe anlamışlar ki, yolun sonu yakın...

Gün gelecek, bu güzelim hayat bitecek;

Karanlık bir yolculuk, onları bir başka diyara çekecek.

'- Buradaki hayatımızın sonuna yaklaşıyoruz' diye fısıldamış

ikizlerden biri efkarla...

'- Ben gitmek istemiyorum' diye diretmiş öteki; 'doyamadım ki daha

hayata...'

'- Ama mukadderat alnına yazılandır; dua et, belki doğumdan

sonra hayat vardır.'

Sormuş karamsar olan:

'- Bir gün bize hayat veren kordon kesilecek. Ondan sonra

başımıza neler gelecek?'

Şiirle cevaplamış iyim ser olan:

'Birçok giden/ memnun ki yerinden/ çok seneler geçti/ dönen yok

seferinden...'

Ve günlerden bir gün, yer s arsılmış, duvarlar kasılmış.

Dayanılmaz sancılarla ikizler beklenen günün geldiğini anlamış.

Buruşuk kollarıyla birbirlerine son kez sarılıp vedalaşmışlar.

Ve 'ömrümüz bitti' diye çığlık çığlığa ağlaşmışlar.

Azrail sandıkları bir el kesmiş onları hayata bağlayan kordonu,

Ağlaya ağlaya karanlık bir koridordan öbür hayata çıkmışlar.


Bu bir CAN DUNDAR Yazısıdır,


hayatı sadece dünyadan ibaret sananlar

gibi, yaşamlarının sadece ana rahminde olduğunu ve doğunca öleceklerini

sanıyorlar..


Kimbilir belkide bizde

yanılıyoruz onlar gibi..

Ölünce ölmüş değil,

belkide doğmuş olacaz..

Nerden bilebiliriz ki!


(Suzan)

-----------------------


NOT : TEFEKKÜR KONUSU HAKKINDAKİ FİKİRLERİM, EHLİNDEN KAPASİTEM     KADARI İLE  ÖĞRENEBİLDİĞİM İLMİN NAÇİZANE DEĞERLENDİRİLMESİ İLE OLUŞMUŞTUR.

İSABET ALLAH'TAN,HATALAR BU ACİZ KULUNDANDIR.


Kur'an : Rasulullah (sav) Efendimizin ''Muhammedi Bilinç'' düzeyinden ''oku''duğu  hakikat ve ilahi sistem (sünnetullah)  bilgisi.''İnsan'' 'ın ikiz kardeşi (insansı'nın değil).İkisi de ilimden yaratılmıştır.


Rasulullah (sav) Efendimiz, Allah (C.C)'nin rahmeti neticesi yarattığı sisteme ait bilgiyi ''oku''muş, ve yine Allah (C.C)'nin yarattıklarına rahmet olarak Kur'an adı altında Arapça lisanı ile önce yakın çevresine,ve daha sonra dalga dalga tüm insanlığa duyurmuştur.


Rasulullah (sav) Efendimiz'in ''Oku''duğu, Hakikat ve ilahi sistem (Sünnetullah)  bilgisi olduğuna göre bu bilginin ''yaz''ılmış olması gerekir.


Nasıl ki Rasulullah (sav) Efendimiz ''oku''ma işlemini kendine gönderilen bir kitaptan bakıp satırlarını okuyarak yapmadı ise, bu bilginin ''yaz''ılması da kalem ve kağıtla bir kitap yazmak şeklinde değildir.


Varlığın,kendisi ile kaim,kendinde ve kendisi olarak her boyutta tek sahibi olan yüce Allah (C.C), ilmi ile ilminde yoktan varettiği alemlerin işleyiş düzenini de ''Fatır'' olarak kendisi belirlemiştir.Her yaratılanın fıtratı olduğu gibi sistemin de fıtratı vardır.


La ilahe İllaAllah gerçeği,holografik ''B'' gerçekliği ve ''İhlas Suresi'' gerçeğince  varlık tek olup Allah'tan başka varlık yoktur.İlmi ile ilminde dilediği şekilde iç içe geçmiş boyutları ve alemleri oluşturan ''O'' dur.Dilediği özelliklere bürünerek bu alemlerde dilediğini açığa çıkarır.


Kur'an, varlığın ''Tek''lik boyutundan ef'al boyutuna inzal olmuştur.İnsan beyni mukayese esasına göre çalıştığından ''Tek'' olan varlığın insan beyni tarafından başka bir şey ile mukayese edilip anlaşılması mümkün değildir.Bundan dolayı Kur'an'da her şey insan beyninin veri tabanında bulunan bilgilerle (mukayese yapılabilecek semboller) ile anlatılmıştır.


Kur'anın derununu ''oku''yabilmek için varlığın ''Tek''liğini akıldan çıkarmamak gerekir.Bunun için de şirkten arınmış ''Tahir'' olmak gerekir.Eğer ''Tek'' ayrı,inzal edilen ayrı,okuyan ayrı bir varlık gibi düşünülürse şirk ve necaset içerisinde her şey yanlış anlaşılır,gaflete düşülür.

''İnsan'',aslı itibarı ile beden değil,bilinç bir yapıdır.''Hayy'' dır.Beynin kendi veri tabanına göre doğru veya yanlış olarak oluşturduğu her bilgi bilinç tarafından algılanır,işlenir, ve veri tabanına kaydedilir.


Kur'an'da anlatılan olay ve kıssalar,adı geçen her türlü canlı ve cansız imge,kendi anlamının haricinde 5 duyu algısı ile kısıtlanmış olan beynin kolayca idrak  edemediği soyut kavramların anlatılabilmesi için kullanılmıştır.''Oku''rken bu soyut kavramları ve ilahi sistemi algılamaya gayret etmeliyiz.


Bunu fıtratı gereği başarabilenler bilinç seviyelerini ''B'' sırrı gereğince kendilerinde potansiyel olarak mevcut olan Muhammedi Bilinç düzeyine olabildiğince yaklaştırarak ''Halife'' olmaya hak kazanırlar.


Selam ve hürmetlerimle,


(Ümit)

---------------------


Üstad A.Hulusi'nin aşağıdaki şu beş yazısı bence bu sorunun cevabına ışık tutuyor:


1) http://www.ahmedhulusi.org/yazi/kuranianlamiyoruz.htm

2) http://www.ahmedhulusi.org/yazi/muhtesemkaynak.htm

3) http://www.ahmedhulusi.org/yazi/kuransirlari.htm

4) http://www.ahmedhulusi.org/yazi/kuranveyenicag.htm

5) http://www.ahmedhulusi.org/kuran/


Anladığım kadarıyla, şirkten arınabilen kişi, Kuran'ı da vahyetmiş olan aynı Öz veya Hakikat (ki bu öz veya hakikate, "ismi Allah olan" HÛ diyoruz) ile de kapasitesi ölçüsünde iletişim kurmuş oluyor.Böylece, deyim yerindeyse, "O'nun bakışı" ile ayetlere bakıp, kastedileni OKUyabiliyor.


Buradan çıkacak sonuç, Kuran'ı yine ancak onu vahyeden Allah'ı anlayabildiğimiz ölçüde anlayabileceğimizdir.Öyle ise, Kuran'ı yorumlayanların gösterdiği performans, aslında Allah'ı bilme konusunda gösterdikleri performansın bir yansımasıdır sadece.


İşin başı ve sonu her zaman olduğu gibi Allah'ı bilmeye dayanıyor.Onu ne kadar bilebilirsek, inzal olunanı da ancak o kadarıyla anlayabiliriz.


(Hakan)

----------------

BİR ÖRNEK


Bir örnekle başıma geleni anlatmak isterim ileti-ş-im konusunda:

Bugün teyzemi ziyarete gittik, kendisi bazen evladı dahi olsa tanıyamıyor karşısındakini...Yaşlılık!!!..Ve beni de tanımadı ancak karşısında bir süre oturunca benim; kardeşinin kızı olduğumu hatırladı. Beni hatırlayınca  "teyze beni tanımadın aşk olsun" dedim, gülümseyerek..Şimdi verdiği cevaba lütfen dikkat edin TANIDIKLAR!!!....


CEVAP:"SEN BENİ TANIDIN MI DA BEN SENİ TANIYACAĞIM!!!"

      "Bu dünyada kör olan, öbür dünyada da kör olacaktır." (17-72)


"Allah'ım" öğle namazı vakti... Hemen namaza durmalıyım..AllaHU Ekber!


(Sehir)

----------------

Okumaktan murad rububiyette uluhiyetin, kesrette ahadiyyetin Ahmediyyete bürünüşünün sırrına şahit olmak olmaktır kanımca...


Kur'an-ı Lafzında kalmak derunundaki anlamları keşfedemeyerek kelimelerin kişiye göre algılanan  anlamlarını mutlak gerçek olarak var saymayı doğurur...


Kuranı yazanla iletişim içinde olmak o'nu tanımaktan gecer ...


Kur'anı yazan ,kendini seyir ilmini Hakikati Muhammedi ile var eden ve o ilimle tüm boyutlara o boyutların kendisi olarak tenezzül eden mutlak ZATtır ancak yazma işlevini yazma kavramının olduğu boyutta yerine getiren Cebrail A.S. ve Muhammed A.S. olarak tecelli eden sistemin ruhudur ki sistemin ruhu da Mutlak Zat'ın ilminde bir nüktedir...


En ilkel düzeyde bile olsa iletişimin ortaya çıkabilmesi için karşılıklı ortak bir dil oluşturulabilmesi gerekir.


Hukuk terimleriyle dolu bir kanun kitabını okurken yada bir matematik denklemleri çözümünü incelerken ,o kitabı yazanın ya da o o denklem çözümlerini kayda geçirenin kullandığı dili (hukuk,matematik) biliyor olmak lazımdır ki okuyanın okunanın çizdiği evreni kavraması mümkün olabilsin.


Söz konusu Kur'an-ı Kerim olduğunda hitap Hakk'tan geldiğine göre önce onun ilmi ile ilimlenip ahlakı ile ahlaklanmanın ne kadar hayati önem taşıdığını farketmeliyiz ki hitap edilenin varlığında mevcut bulunan risalet makamı açılabilsin ve kuranda geçen ve resule hitaben yazılanlar kişinin derunundan,batınından zahirine inzal olabilsin.


Efendimizin Allah'ın 99 esmasını ihsa edebilenlerle ilgili bir hadisi vardır ya..."ALLAH"IN 99 İSMİNİ İHSA EDEN (KENDİNDE VE TÜM BİRİMLERDE AÇIĞA ÇIKIŞINI MÜŞAHEDE EDEN VE O MÂNÂLARLA  HALLENEN)  CENNETE GİRER...


Bu hadisteki ihsa etmek, Tesbit etmek,Tek tek saymak,Zapt Etmek, Muhafaza Etmek, Allah isimlerinin işaret ettiği anlamları bilmek,Allah İsimlerinin anlamlarının kendinde ve  tüm birimlerde açığa çıkış mertebesini ve açığa çıkış sistemini ve dahi bunun nihâî anlamının ne demek olduğunu fark edip yaşamak anlamlarına gelmektedir...Kanımca ALLAH'ın ilminde bir noktadan projekte olan ,algılanan ve algılanamayan tüm boyutlarıyla evrenin ruhu , bilinci olarak adlandırılan  Ruhul Kuddus'ün ilmi bu 99 esmanın terkibsel boyutta efal alemini bir sistem doğrultusunda var etmesini sağlar.İhsa etmek kanımca Kuranı yazanla iletişim içinde olmanın yoludur  ve ancak bu yolla onun ilmi ile ilimlenip ahlakı ile ahlaklanılır...


(Özgür)

---------------------

   

Yazan HU...


    Yazanla iletişim ; hiç kopmamalı.. BEN dediğimiz sürece kopukluğu yaşayıp duruyoruz, BENliğiMize paye çıkararak. Oysa ki Kur'an her an bize inmekte, hitap etmekte , meğer ki ikiz kardeşiz...


    B nin işaret ettiği hususun her AN idrâkında olmak, gereğini yaşamak ise esasen hep VAR olanla, SADECE AHAD olanla iletişimin bir yolu değil midir? Okumaya çalıştıklarımdan, nasibimce anladığım kadarı ile...


     Bu HÂL yaşanmadığı sürece kelimelerin salt anlamlarında tabii ki kalınır. Ben ve kitap, mushaf ayrımı.. Gören göz, okuyan göz  bir de BASİRETLE BAKAN GÖZ VE YAŞAYAN GÖZ, ÖTESİNE VARAN, ARDINI OKUYAN GÖZ!

Hitap EDEN ve EDİLEN ayrımı... Neye kime göre ? Benlikle yaşayan birime göre...


Allah tüm bu güzelikleri kalemlere dökenleri, ilim saçan  cevherlerini Nûr kılsın..Hepinizden RAZI olsun.


Benim aklımda belirenler bunlar.. Selâm , hürmet ve dualarımla..


(Esin)

------------------


OKU emrine muhatap olan resulullah efendimiz OKUYABİLECEK kapasiteyle yaratılmıştır.Tüm salat ve selamlar üzerine olsun.programında vardır ve bu programlama KALEM ile yani meleki güç tarafından beynine yazılmıştır.Oku istemi Hz muhammed Aleyhisselam şahsında,tüm ümmetine yapılan hitaptır .Hz.muhammede inanan herkesin OKUMASI istenmektedir.ALLAH C.C cümlemize OKUMAYI kolaylaştırsın.kUR,AN-ı KERİM  HAKİM  olan  ALLAH KELAMIDIR.Onunla iletişim yollarını RABBİM kolaylaştırsın.Oruç,zikir ,kitapları düzenli okumak .tefekkür vb.çalışmaları  ilk başlangıç çalışmaları olarak görüyorum .Samimiyetle talebin olması bu yolda yani niyet çok önemli diye düşünüyorum programımızdada varsa kolaylaştırılır biiznillah.Şirkten arınmadan,belli bazı çalışmaları yapmadan ego muz bizi yönettiği sürecede ilahi hitabı işitemeyiz diye düşünüyorum.Bazen yaşadığımız olaylarda aldığımız  dersler.bizleri olgunlaştırır bir şeyleri fark ettirir önemli olan farketmek zaten bunlar bize hep OKUTMAK içindir.Ne ararsan kendinde ara derler ya acizane yaşadığım bir olayı aktarmak istiyorum mutlaka sizlerinde başına gelmiştir.Bundan 2 yıl kadar önce gerçekten benim için oldukça zor olan bir sınavdan geçiyordum çıkış yolları arıyordum ALLAHIMA çok dua ve niyazda bulundum.Oçok hararetli zamandan biraz geçmişti ,birsabah uykudan gözlerimi açmaya çalışıyordum dilimde içeriden bir ses kalk Tarık suresini oku dedi.Hemen kalktım abdestimi aldım ve kuranımı açtım inanın ağlayarak okudum  derdime çare  gelmişti hitap dışarıdan değildi senden sanaydı şah damarımdan daha yakın olandandı.ALLAH tüm ilimdeki kardeşlerimin çalışmalarını kolaylaştırsın bize kendimizdeki güzellikleri fark ettirsin.Şirk batağından çıkartsın .Analadığım kadarıyla düşüncelerimi yazıya döktüm hatalarımı mazur görün.ALLAH EN DOĞRUSUNU BİLİR.sevgilerle kalın...(lafzında kalmak zahir gözle bakmak içeriğine ulaşamamak diye düşündüm.)

(Jülide)

---------------------


 Attigin zaman sen atmadin fakat Allah atti hükmü geregi yazanla hep iletisimdeyiz zaten. Iletisimde olmamak mümkün degil Sünnetullah geregi. Ama sinirli duyularimizla iletisimde oldugumuzu algilayamama sorunumuz var. Bu Kur"ani okurken de gecerli. Bu nedenledir ki lafzinda yani kelime anlaminin ötesinde bir derya oldugunu farkedemiyoruz.Ayni evren icre evrenler oldugu gibi Kur"an icre Kur"anlar oldugunu farkettigimiz anda belki de lafzdan öteye gecisimiz baslayacak.


Peki farketme eylemi yani iletisimin bilincli olarak elde edilmesi, bilincli iletisim yollari nasil olabilir? Yukarida demin yazdigima istinaden iletisimsiz hicbir animizin olmadigi gercegiyle iletisimin yollarini bilincli iletisim yollari olarak degistirdim.


Bu konuda bir kac örnek vermek istiyorum. Sanirim okyanusta bir damla bile olmayacak ama...

1-Hadis geregi insanin huylari asla degismez ama güzellestirilebilir. Yani asiriliklari törpülemek mümkün Allah"in izniyle. Törpülenen ve dengeye gelen huy kiside ayriligi gayriligi azaltacak. Kisinin x sandiginin bu düzeltilmis huyla y de olabilecegi hatta insanin x ile y nin ayni sey oldugunu kavramasina yardimci olacagini görecegiz kimbilir. Bunun disinda icinde sakli bihaber oldugun veya ortaya cikartmayi zayiflik, korkaklik diye nitelendirdigin huylarini su yüzüne cikartman da bir iletisim yolu zaten. Toparlarsak dünyadaki insanlarin her huyu zaten her kisi de mevcut. Kisi dogum anindaki yildiz etkileriyle bu huylarin bazilari daha baskin olarak doguyor. Negativ huy veya pozitiv huy. Negatiy olanini degistiremez insan ama törpüler. Pozitiv olanlarinin farkinda ol kuvvetlendir disari cikart. Iste iletisim yollarindan biri.


Peki bu Kur"an okumaya nasil yansiycak? Bakis acin düzelmis güzellesmis huylarin ve icinde farkinda oldugun diger huylarinla degismis olacak lafzdan öteye gecmene yardimci olacak. Iletisimin artacak Yazanla.


2-Beynimizin degerini bilerek.Onu kötü ve zararli bilgilerle doldurmak yerine Allah"in güzel isimleriyle ve dualarla doldurmak.Mesela iraden gücsüzse ve elinden hic dogru düzgün bir is gelemedigini düsünüyorsan, maymun istahlilik sarmissa her yanini Allah"in Mürid ismi seni irade sahibi yapacak sen iradenle o zamana kadar yapmadigin isleri yapar duruma gelip bilincli bir iletisim yolu daha acmis olacaksin. Bunun Kur"an okumaya yansimasi da hislerini, sana dogan cinni etkilere göre degil onlara saplanmadan iradenle dogru hislere ulasarak okumayi basarmaktir ki bu da lafzin ötesine tasiyacaktir insani.


Peki ya yazar kim? Hz.Muhammed (s.a.v) Rabbinden kendisine inzal olana iman etti. (Amener Resulu) Iste bizler de bu inzal olana iman edip Kur"anin yazari yüce Rabbimizdir diyoruz. Yazan her yerde. Ayri gayri gördügümüz her noktada her olayda da yazar var. Evrenin her yaratilmisinda. gördügümüz görmedigimiz tüm her olusta ayni yazarin eseri. Hatta sadece yazar var.


Hayirli günler dilerim


(Senem)

--------------------------


Bir dost sohbetinde dostlardan biri ; "La yemessehu=Yoktur ona temas,illel mutaharun=ancak arınmışlık (esastır).Dolayısıyla hakikat dokunulası bir şey değil ancak bilincimizi arındırmak suretiyle ulaşabileceğimiz bir ilmdir.Bu yüzden HZ ALİ artık gözümün önüne getirip gösterseniz de imanım artmaz buyurmuştur şeklinde bir açıklama yapmıştı.Evet kitabı=BiLGİYİ OKUyabilmek için arınmışlık şart, arınmışlıktan murat  ise şirk halinin ortadan kalkması yani ikiliğin ortadan kalkmasıdır.RAHMAN suresinde buyuruluyor ki;RAHMAN öğretti kuranı,yarattı insanı,belletti ona en güzel BEYANI..RAHMANIN kuranı talimi,  öğretmesi insan yaratılmazdan önce olmakta dolayısıyla talim, mutlak bilince yapılmakta…yani rahmanın kuranı öğretmesi  KAİNATI yaratması anlamında…Bir anlamda tüm bilginin somutlaşması…insan da aynı sistemin sonucu olarak bilginin meyvesi olarak yaratılmakta.(aynı bilgiye ve sisteme tabi olarak) KURAN ve İNSAN ikiz kardeştir uyarısını hatırlayalım..işte  bu yüzden insanın da kuranı=bilgiyi OKUyabilmesinin yolu,KENDİNDEKİ  bu hakikati OKUyabilmesinden geçer.Bu da ancak evrensel bilinçle olur yani ikilik düşüncesinden kurtulmakla..                                                                                                                                                              


(EMEL)

----------------------


Merhaba,


  Kuran ikiz kardeşiniz  deniyor ve  her insana hitap ediyor.Kendimizi tanımak istiyorsak, O nda anlatılanları


  kendimiz için kabul edeceğiz.Yazanla iletişim kurmak içinde O'nun  özelliklerini bilmek gerekirki anlayalım.


  Onun özellikleri de bizde açığa çıkarsa okumak  başlar galiba.


  Selamlar.


(M.Berat)

---------------------


Kur'an-ı Kerîm'in, varlığın özüne ait Sünnetullah bilgisinin kendisine inzâl olduğu Allah Rasulü Muhammed Mustafa (s.a.v.)'in  açıkladıklarını algılayabilmek eğer hakkımızda dilenmiş ise, bu ilimden takdir edildiği kadarını bizimde bilincimizde açığa çıkarabilmemiz için bazı çalışmalarda bulunmamız gereklidir.


Kur'an ile bildirilen Allah sistem ve düzenini hakkıyla anlayabilmek için Sünnetullah bilgisini açıklayan bu bilinçle iletişime geçmeliyiz. Bu iletişimden murad; ibadet adı altında açıklanmış çalışmaların yanı sıra düşünerek, tefekkür ederek, akıl ve mantıkla, içinde bulunduğumuz devrin en ileri bilimsel ve teknolojik verileri ile Kur'an'ı anlamaya çalışmak, bildirilen misalleri deşifre etmek, bu misallerle anlatılan hakikati anlayabilmek ve sonunda bunu yaşayabilmektir. Kur'an'ı bu şekilde Oku'mak ile yazılanların lafzından ötesine geçebilmek mümkün olabilir.


Zira Kur'an ile bildirilen gerçekler bir gök tanrının buyrukları, kuralları, uyulmasını istediği, uyulmazsa(?) cezalandıracağı emirler olmayıp her an gözümüzün ve tüm algılama araçlarımızın önünde durmakta olan varlığın özüne ait bilgilerdir. Yazılanların ötesine geçerek bu bilgileri yaşamımıza aktaramıyorsak, tüm algılama araçlarımızın önünde duran bu mevcudatı değerlendiremiyorsak bir şeyleri eksik yaptığımızın farkına varmalıyız.


İşin ehlinden şu sözle tefekkürümüzü tamamlayalım;

"Görmediğini değerlendiremiyorsan; farketmediğini bilemiyorsan, ne için iman ediyorsun?

Göremediğini gördürmediyse, bilemediğini farkettirmediyse, neye yaradı?

İman etmiş mi oldun? (A.B.)"


Selâm üzerimize olsun...


(G.Ş.)

--------------------




İLETİŞİM ÇAĞI


"Siz Kur`ân okurken,  eğer onu yazanla iletişim kuramazsanız, lâfzında kalırsınız!."  (AH)

İletişim;  bir bilgi akışı, kendimizi çevremizi  tanımak, tanıtmak, anı paylaşmak..

Çağımızda iletişimin neleri nasıl değiştirdiğini kısaca bir  hatırlarsak, her şeyi Yaratan ile  iletişimin neleri nasıl değiştireceğini, asla tahmin edemeyiz...


"Enformasyon çağındaki  çok hızlı gelişim; dünyamızı  kocaman bir  kasabaya döndürdü... İnsanoğlu  klavyesinden tüm dünyaya,  pardon kasabasına anında ulaşıyor..Dünyanın dört bir köşesinde meydana gelen;  ekonomik, sosyal ve siyasal olaylar anında, o renkli pencereden bizlere yansıyor..


İnsanlar arasındaki  karşılıklı iletişim ve etkileşim  sonucu, bilinçlerde  yeni ufuklar açılıyor; sınırlar kalkıyor, bloklar dağılıyor, yasakçı zihniyetler bir bir iflas ediyor.. İnsanların özgürlük talep ve standartları  hızla yükseliyor..


Dünyada ki rekabet ortamı ile  hizmet ve kalite yükseltiyor,  bu şartlara uyum gösteremeyen, zamanla sahneden silinip gidiyor..


İnsanlık baş döndürücü bir hızla gelişen, değişim ve yenilenme sürecini ve sancılarını  yaşıyor.."


Kur'an;  aslı  Levhi mahfuzda Ümmül Kitapta olan, Allah'ın sonsuz kelimelerinden bir kelamı, akıl sahiplerine bir hitabı, bir ikramı, iletişim kurma aracı değil mi ?


Allah adıyla işaret edilenin Kur'an ile ne murat ettiğini anlamaya çalışmak,  O' nunla iletişim kurmanın ilk adımı olsa gerek... Allah ile iletişim kurmak ise  ancak O'nu  tanımak ile mümkün olabilir.


Öyleyse, Eşi dengi, misli benzeri olmayanı, doğmayan ,doğrulmayanı, özelliklerinin sınırı sonu olmayanı nasıl bileceğiz, nasıl tanıyacağız?..


Allah adıyla işaret edilenin özellikleri bizde de olmalı  ki bizde O' nu tanıyalım, bilelim..


Çünkü: Ama, doğanın renklerini, ressamın  tablasındaki figürlerin güzelliğini nereden bilecek,

Sağır sesleri, bestekarın melodilerindeki notaların ahengini  nereden bilecek,

Tezek böceği gülün kokusunu, çocuk altının gümüşün değerini nereden bilecek.


Demek ki bir şeyi tanıyıp bilebilmemiz için, öncelikle o özelliklerin bizde de olması gerekiyor..Hani bazen bilgisayarımız CD yi açmıyor, şu program gerekir,şu kadar kapasite gerekir, bellek yetersiz diye bizi uyarıyor ya..İşte böyle bir sistem bizim içinde geçerli..


Allah adıyla işaret edilen; Basir ki bizde görüyor anlıyoruz,  O Semi ki bizde işitiyor algılıyoruz, , O Hayy ki bizde diriyiz, O Alim ki  bizde akıl ilim sahibiyiz, O Mürid ki  bizde irade sahibiyiz, O Kadir ki bizde güç kuvvet sahibiyiz, O Kelim ki bizde konuşup yazıyor iletişim kuruyoruz...


Bize, "Şah damarımızdan yakın"  olanı tanımanın yolu,  O'nun bizde açığa çıkan esmalarını (özelliklerini) tanımaktan geçiyor..Yada kısaca kendimizi tanımaktan, bilmekten !..


İnsan, bilinenden hareket ederek,  bilinmeyene, sınırlı sonlu olandan hareket ederek,  sınırsız ve sonsuz olana doğru  bir seyir içinde kendini ve çevresini anlamaya çalışıyor..


Evren içere evrenleri, an be an yaratan kudret sahibi;  her bir insana içindekilerle birlikte bir dünya verse mülkünden ne eksilir ki ?..hiçbir şey... Öyleyse dünyada ki bu telaş;  iş, güç, aş, bu hayat mücadelesi bu savaşlar neden?  Nedir bunun hikmeti ya Rabbi?


Allah ve Resulullah (sav) 'a  iman ve bize önerilen; zikir, infak, oruç, tefekkür ve namaz gibi ibadetler, Allah ile iletişim kurmanın başlıca  yolları olsa gerek..Resulullah (sav) efendimiz; "Namaz mü'münün Miracı'dır"  diyerek,  Allah ile en üst seviyedeki  iletişimi anlatılmıştır..


Kur'an'ın lafzından öteye geçmeyenler için, Üstad A.Hulusi;  "ÖRTÜLEN GERÇEKLER" adlı makalesinde "OKU"mayan, ağzından çıkan kelimelerin anlamından şuurunun haberi olmayan, aklını kullanmayan kişiler!"   diyor..


Kur'an da misal ve sembollerle,  mecazilerle anlatılanların  ötesinde (derununda),  asıl olan  manayı anlamamak, değerlendirmemek;  insanın kendine yapabileceği en büyük  zulümdür...Çünkü; "Dünyada ama olan, ahirette de ama olur"  hükmünce, insan için  ebedi bir pişmanlıktır, hüsrandır...


Allah cümlemizi Kur'an ile amel edenlerden eylesin..


Sevgi ve saygılarımla... 



İletişim bir bilgi alışverişi,  tanımaktır, tanıtmaktır, anı paylaşmaktır..


Allah ile iletişim kurmak ancak O'nu  tanımak ile mümkün ise onu nasıl tanıyacağız?.


Eşi dengi, misli benzeri olmayanı, doğmayan ,doğrulmayanı, özelliklerinin sınırı sonu olmayanı nasıl bileceğiz, nasıl tanıyacağız?..


Ama, doğanın renklerini, ressamın  tablasındaki figürlerin güzelliğini nereden bilecek,

Sağır sesleri, melodilerin ritmindeki ahengini  nereden bilecek,

Tezek böceği gülün kokusunu, çocuk altının değerini nereden bilecek.


Allah adıyla işaret edilenin özellikleri bizde de olacak ki O' nu tanıyalım, bilelim..

O Basir ki bizde görüyor anlıyoruz,  O Semi ki bizde işitiyor algılıyoruz, , O Hayy ki bizde diriyiz, O Alim ki  bizde akıl ilim sahibiyiz, O Mürid ki  bizde irade sahibiyiz, O Kadir ki bizde güç kuvvet sahibiyiz, O Kelim ki bizde konuşup yazıyor iletişim kuruyoruz...


Şah damarımızdan yakın olanı tanımanın yolu,  O'nun bizde açığa çıkan esmalarını (özelliklerini) tanımaktan geçiyor..Yada kısaca kendimizi tanımadan bilmeden geçiyor..


İnsan çevresini algılayıp değerlendirir; bilinenden hareket ederek,  bilinmeyene, sınırlı sonlu olandan hareket ederek,  sınırsız ve sonsuz olana doğru bir yolculuk yapar ise farkederki:


Evren içre evrenleri an be an yaratan kudret sahibi, her bir insana içindekilerle birlikte bir dünya verse mülkünden hiçbir şey eksilmez.. Öyleyse dünyada ki bu telaş;  iş, güç, aş,  bu hayat mücadelesi neden?

İnsanda ki SIR ne?

İnsanın kul olması ne demek?

İnsan yeryüzünde  halifesi olması  ne demek?


(M.Reşit)

-------------------------


FÂTİHA SÛRESİ



"Euzü Billahi mineş şeytanir racim"  insanın vehim kuvvesini tahrik ederek "yok"u var eden "var"ı yok olarak düşündürten; böylece insana kendini Allah esması dışında bağımsız bir varlık ve beden kabul ettiren, sonucu olarak da gökte bir tanrı kabulüne yönlendiren taşlanmış şeytanın vereceği vesveselerden hakikatim olan Allah esmasının koruyucu kuvvelerine sığınırım.


"B"İSMİLLAHİR RAHMÂNİR RAHİYM  ismi Allah olanın hakikatim olan rahman ve rahiym esmaları özellikleriyle.


1-) Bismillahir Rahmânir Rahiym;


("B" işareti kapsamı hakikatim olan Allah adıyla işaret edilenin esmasının kuvveleriyle itibariyle) Esmâsıyla Rasûlullah Salla'llah Aleyhi ve sellem şöyle buyurdu – Allah'ın yüzden bir eksik 99 ismi vardır. Her kim bunları ihsâ ederse Cennet'e girer… (99 isim yazılmış) varlığımı yaratan ismi Allah adının "HU"nun ismi olduğu vurgulanıyor burada. İsimlenene işaret eder ama ne olduğunu açıklamaz. Bu yüzdendir ki Kuranda açıklayıcı olarak çeşitli vasıflar ve özellikler belirtilmiştir  Allah olanın Allah ismiyle işaret edilenin ilk açıklayıcı tanımlaması Rahmaniyeti ve Rahimiyetidir..Allah ismiyle işaret edilenden açığa çıkan her şey rahmaniyeti kapsamında çıkar. Rahmaniyeti ve Rahîmiyeti Rahmaniyeti tüm isimlerin özelliğini içinde barındırır. Rahimiyetiyle bu isimlerin özelliklerini açığa çıkarır kendi ilmiyle. ile...


2-) ElHamdu Lillahi Rabbil'Alemiyn;


"Hamd"Vahid-ül AHAD-üs Samed'dir… Kendisinin gayrı olarak, kendisini anlayacak, idrak edecek, değerlendirecek ve övebilecek, varlık, vücud ve özellikler sahibi ikinci bir bilinç mevcut değildir. "ALLAH"I ancak ALLAH bilir. "ALLAH"I ancak ALLAH değerlendirir. "ALLAH'I" ancak ALLAH över yani metheder… "ALLAH'A"ancak ve sadece ALLAH SENÂ eder. ALLAH'A ancak ALLAH HAMD eder. (Esmâ'sıyla yarattığı âlemleri her an dilediğince değerlendirmek), âlemlerin Rabbı Her birimin algılamakta olduğu kendi boyutu onun "alemi"dir. Ve bu itibarle, en gerçekçi anlamıyla her bilinçli birim'in kendisi  başlıbaşına bir "alem"dir.  "RAB" her an her "şey'i" – her "alem"i varediş gayesine uygun bir biçimde, hazırlayan geliştiren, olgunlaştıran, varoluş gayesinin gereğini ortaya koyduran ve bunun için gerekli her şeyi sağlayan; kısacası nesneyi mevcut haliyle ortaya çıkartma özelliğine sahip olan demektir…." Rabbülâlemin "… Alemlerin Rabbı, yani âlemler kelimesiyle işaret edilen, sonsuz sınırsız varlıkların meydana getirildikleri Rubûbiyet mertebesidir.olan Allah'a aittir..


3-) Er Rahmânir Rahiym;


Rahman ve Rahîm' Buradaki Rahmaniyet ve Rahimiyet halife olarak yaratılmış bulunan insanın var oluş kaynağına da işaret eder ayrıca.dir. (Rahmaniyetiyle Esmâ âlemini meydana getiren ve Rahîmiyetiyle Esmâ âlemindeki mânâlar ile her an âlemleri yaratandır) "RAHMAN"dır "DATA";esmâyı (isimlerin işaret ettiği tüm özellikleri) cem etmiştir kendisinde… "Er RAHMAN", "TEK"teki sayısız özellikler mevcudiyetine işaret eder. "RAHİYM" dir. "DATA" her an açığa çıkartır "rahminden" "kalem"le yazılmış "çok boyutlu tek kare resmi"! Tek bir sistem (Sünnetullah) tümü kavrar makrodan mikroya…


4-) Maliki Yevmid Diyn;


Din hükümlerinin Allah indindeki anlardan bir "AN" vardır ki, o an "tek gün"dür. "çok boyutlu tek kare resim"dir… O'na göre yalnızca "an"larından bir an olan o bildiğimiz "gün"="an" içinde; bize göre ezelden-ebede, her dem O'na boyun eğilmekte ve O'nun hükmü geçmektedir!... Yani "Mâlik"iyeti ve "Melik"iyeti sonsuzdur.(Sünnetullah) Esma âlemlerindeki manaların açığa çıkış sistem ve düzeni. yaşanmakta olduğu sonsuz sürecin Mâlik Şayet "MÂLİK"i diye alırsak… "sahip olduğu üzerinde, özgürce ve tasarrufundan dolayı kimseye hesap vermeksizin dilediğini yapan" anlamıyla karşılaşırız.- Melîk Şayet "MELİK"i şeklinde okur ve kabul edersek… Bu defa da yönetim kurallandırma, fiilleri değerlendirme, yetki ve güç sahibi" olan Zât olarak anlarız. 'idir.


5-) İyyaKE na'budu VE iyyaKE nesta'iyn;


Sadece sana kulluk ederiz ve bunun farkındalığı için yardımını niyaz ederiz. Senin isimlerinin manalarının açığa çıkması için yaratılmış bizler her an bunu yerine getirerek mutlak kulluğumuza şükrederiz.. Ayrıca bu kulluğumuzun devamının da yalnızca senin tecellilerinin devamıyla olduğunun bilincini her an yaşamak için yardımını dileriz.(El Esmâ-ül Hüsna anlamlarını açığa çıkarmak suretiyle tüm yaratılmışlar olarak sana kulluk etmekteyiz ve bunun farkındalığına ermemiz için yardımını isteriz)


6-) İhdinasSıratal müstakiym;


Bizi sırat-ı müstakime (Hakikate erdiren yola) hidâyet et.Bizi hakikate erdiren doğru anlayışa yönlendir. Yol dan murat anlayıştır. Sıratı mustakim doğru anlayış diye anlaşılmalıdır.


7-) Sıratalleziyne en'amte aleyhim;


Ki o yol in'amda bulunduklarının (nefslerinin hakikati olan Allah esmâsına iman edip onlardaki kuvveleri, şuurlu olarak açığa çıkarma) yoluna...Özel anlamı ile "İHDA"yı kişinin "en'âm" yolundan ebedi huzur ve saadete ermesini sağlayacak bir "sırat"ı istemesi gerektiğini, "Hazreti


Muhammed Aleyhisselâm'ın bildirdiği gerçeklere uygun bir yaşam sürmeyi kolaylaştır" anlamında değerlendirmemiz gerekir. Allah'ın bu genel "in'âm"ı dışında bir de özel "in'âm"ı vardır ki buna erenler; derece derece "Sâlihler, şehidler, veliler ve nebilerdir"… Bu nimetler ile derece derece Allah'a yakın ve kurbet eylemişlerdir. "İHDA" yı bu "yakîne ve kurbete götüren yola" anlamında da anlayabiliriz.


Gayril mağdubi aleyhim;


Gazabına uğrayanların Hakikatinden kozalı olarak, kendini beden sanan ya da dış tanrı anlayışıyla hakikatinden kozalı olanın yaşayacağı sonuçtur gazaba uğramak.(âlemlerin ve nefsinin hakikatini göremeyip benlikleriyle kayıtlananların)


Ve laddaaalliyn;


Ve (Hakikatten Hakikatten saparak herhangi bir birimde tanrılık vehmederek yaşamak.-Vahid-ül AHAD-üs Samed Vahid, Ahad, Samed isimlerinin işaret ettiği manaları aslında "TEK" bir yapının özelliği olarak düşünmek gerekir. Allah'ın iç ve dış ve gayrılık kavramlarından beri olduğunu anlatmaktadırl Bunun anlamı olarak el esma mertebesinden meydana gelmiş her şey "ilmiyle ilmini seyir" den ibarettir. Diye anlaşılmalıdır. olan Allah ismiyle işaret edilen anlayışından) saparak şirk Şirk özellikleri ve sıfatlarıyla sonsuz-sınırsız ve "vahid-ül AHAD-üs Samed" olup "ALLAH" ismiyle işaret edilen'in yanı sıra bir varlık kabullenme anlamını meydana getirecek şekilde gerçeği örten fikir ve kabulleniştir  koşanların yoluna değil.


(Gülcan)

-----------------------



" Kur'an bir def'ada olarak dünya semasına indirildi.Sonra Cenab-ı Hak  (c.c) onu parça parça ayet halinde bana indirdi " Hadisi Şerif


"Bu Hadisi Şerife göre Kuran'ın bir def'ada dünya semasına inzali,zata ait hakikate mazhariyet işaretidir.parça parça ayetlerin inmesi de , kulun zatta tedrici olarak (derece derece) yükselmesi ile beraber isim ve sıfatların eserlerinin zuhuruna işarettir. "A.K.Cili (K.S.)


Kuran,Allah ilminin Resulullah 'ta özünden gelen bir ilimle açığa çıkışı sonucu OKu 'nuşudur

"Kuran her şeydir.Afakta ve enfüste seyrettiğimiz.Ayrıca sistemin özetidir.Elde kılavuzdur ki yolumuzu bulabşleceğimiz.Nerede nasıl davranacağımız.Sünnetullahı okumuş,hali ve ahlakı ile yaşamış çok yüce bir zatın,Hz Resulullahın emanetidir ki sımsıkı sarılıp dayanacağımız


Kuran;Hayat kitabımız, Nefes alışımız.Okuyabilenlere kendilerini gösteren gönül aynamız.(MD)


İlahi hakikatlerin yaşanması,Basiretin açılması da Kuran Ahlakı ile ahlaklanmak ile ,Yani hayatı Kuran olan Hz. Muhammedin yaptıklarını yapmak ve yapmadıklarından sakınmakla mümkündür. Bunların olabilmesi için ise Kuranı okumak icap eder.


KUR'AN OKUMAK DA  HZ. RASULULLAH'A TESLİMİYETLE  SAĞLANIR…


         "Gel derviş gel hele; yabana gitme!

          Her ne arar isen inan sendedir.

          Beyhude nefsine eziyet etme!

          Kâbeyse maksudun Rahman sendedir.

                

          Çöllerde dolaşıp seraba bakma

          Allah Allah deyü havaya bakma!

          Talibi Hak isen kitaba bakma!

          Okumak bilirsen Kur'an sendedir."


Evvel benim ahır benim

Canlara can olan benim

Ağ üstünde kara dizen

Ol yazılan Kur'an benim


Ben bir kitap okudum,

Kalem onu yazmadı

Mürekkeb eyleyeydim

Yetmeye yedi deniz.


(YUNUS EMRE)


Ehlinden Allah razı olsun Ne öğrene biliyorsam onların  İlimlerinden …


(Erol)

----------------