DERİN TEFEKKÜR


 
 Silkeleyen Sözler- 4

 
 Allah;
kendine değil de Adem’e secde edilmesini istedi.


Niçin?!..
 

(Gariban)
 
Allah, meleklerden Adem’e secde etmelerini istedi!... Melekler secde ettiler.
Şeytan, gerekçeler öne sürdü, secde etmedi ve kovulanlardan oldu!


 
Şeytanın şöyle dediği de rivayet olunur:

-      
Rabbim, ben sadece sana secde ederim. Senden başkasına secde edip de sana şirk koşamam!...
 
Şirk koşmama hassasiyetine rağmen kovuldu şeytan. Niçin?.. (…)
 

Adem’e secde etmenin hakiki secde ve kulluk oluşu bize neler düşündürür?...

Siz, şu an hakiki secdenizi yapacak olsanız yolu nedir?..
 

“ALLAH’IN ALEMLERDEKİ TASARRUFU ALEM SURETLERİYLEDİR, BAŞKACA DEĞİL”
(AH)

sözü konumuzun anahtarıdır!..
 

Lütfen çok boyutlu, çok ciddi düşünelim…

 

Kolay gelsin!...
 
SON TESLİM: 04.Ağustos.2008 Pts 23.00 (Türkiye Saati ile)
MAİL: m_dogramaci@yahoo.com


Hazırlayan Mehmet Doğramaci : m_dogramaci@yahoo.com


İpuçu Mesaj Devamını OKU...
Allah; kendine değil de Adem’e secde edilmesini istedi. Niçin?!..
İpuçu Mesaj Devamını OKU...
 TEFEKKÜR CEVAPLARI


Katılım: 29


İLİM KENDİNİ BİLMEKTİR

“Ve Ademe bütün esmayı talim etti” Burada Adem ile kastedilen bana göre yokluk manasıdır.
İnsan fakrda ise; Allah’ın mevcudat olarak bilinen her şeyi yoktan, yok üzerine, yok olarak, varlık kokusu almadan var ettiği gerçeğini yaşamaktadır ki; Haniflik boyutu kendisinden açığa çıkmaya başlamıştır.
Bu boyutta algılanan sadece Allah’ın var olduğudur. İnsana var algılatılanlar; Allah’ın ilminde, ilmiyle, ilmi suretler olarak tasarrufun O’nda olduğu gerçeğinden başka bir şey değildir.
Bu hali yaşayan insanda; meleklerin ademe(fakr-yokluk) secdesi; adem bilinç boyutundaki insanın meleki kuvvelerinin kontrolünün Allah’ta olduğunun bilinciyle Allah’ın kendinden  kendine olan seyridir.


İnsan çok farklı boyutları kendinde barındırabilen ve yaradılış özelliği nedeniyle de(sıfat ve esma) kendi potansiyelinde bulunan özellikleri istediği anda, beyninin elverdiği kadarıyla ve kapasitesince açığa çıkarabilme özelliğine sahip bir fıtrattadır.
Sırat-ı Mustakıym’de olarak yaptığı çalışmalar ve Allah ahlakıyla ahlaklanarak O’nun boyasına boyanabilme çalışmaları; insanı bilincinde Hanif yapabildiği gibi, vehim yani benlik olgusu da tam tersine şeytanı olabilir. İnsan vehminin esaretinde yaşıyorsa; ŞİRK’tedir.
İblisin isyanı mutlak kulluğun ve fıtratının gereği olmasına karşın, kovulmasına engel olmamıştır  unutmayalım. Vehminin etkisi altında kalarak bilincinde iblis boyutunu yaşayan insan; her boyutta dilediği gibi zahir olanın Allah olduğunu bilmesine rağmen, kendini Hak görerek firavunluğu yaşamaktadır( ki; bu da nefs mertebelerinin tuzaklarındandır). Bu olgu, insanın yaşadığı iblis boyutu nedeniyle tard edilmesi Uluhiyet kemalatının özelliklerinin ortaya çıkışını hakkıyla değerlendirememesi ve kendini beden olarak görmesi sonucudur.
Tüm mevcudatta Allah’tan gayrını gören ve esmanın açığa çıkışını, meleki kuvvelerin zuhurunu hakkıyla  değerlendiremeyerek “ben” demeyi sürdüren insan, varlığın ve varlığının HAKK’ın varlığı olduğunu fark edemeyen bilinç boyutundan kendini kurtaramazsa, iblis olarak yaşamını sürdürür. Kaçımız zaman zaman bu girdapları yaşadık acaba ?


Adem(yokluk) bilincindeki insanın secdesi; ademin kemalini , çıkan manaların ve esmanın açığa çıkışının Allah’a ait olduğunun Allah’ı seyir, Allah’ta seyir, Allah’tan seyir edenin , Allah’tan gayrısı olmadığının farkında olarak, varlıkta çirkinlik ve eksiklik olmadığının müşahadesinde olabilmektir.
Yaşadığımız olaylarda ve iletişimlerimizde; Allah boyasına boyanarak, ağzımızdan çıkan sözlere, bize söylenenlere( esma sıfatların zuhuruna) Hakk olarak bakabildiğimiz kadarıyla ABD bilinciyle, insan insanın aynasıdır olgusuna her daim dikkat edebildiğimiz kadarıyla ve Allah’tan gayrısını göremediğimiz oranda secdemizi yaparız.


Dostlar; benim fark ettiğim şu ki;

Kur’an’da inzal olunan hiçbir olgu ötede ,uzakta, geçmişte; bir başkasına, başkalarının yaşadıkları anlatılmıyor. İnzal olunanlar bizde; bizim Arş, Arz, Kürsi boyutlarımızda ve sema katmanlarımızda her an yeni bir şanda olarak süregeliyor . Bu inzalin farkında olarak okuyabilenden olmanın takdirimizde olması ve fark edebilmemize maddi manevi desteği olanlardan razı olunduğunun bilincinde olabilme dileğiyle. Saygılarımla

(M.D.Güngör/İST)
-----------------------



Çün bildin mü`minin kalbinde Beytullah var,

Niçin izzet etmedin, ki ol evde ALLAH var?.


Her ne var Âdemde var; Âdem`den iste Hak`kı sen!.


Olma İblis-i şakî, Âdem’de sırrullah var!."
***
Allah ismi,kendisinden gayrı hiç bir şeyin mutlak vücudu olmayan Tek Zât’ın ismidir!.


 ALLAH İSMİ İLE İŞARET EDİLEN  için soyut veya somut gibi kavramlarla söz etmek mümkün değildir!..

ALLAH ; “TEK”tir...”AHAD”dır..


Hiç kimsede O, ortaya çıkmadığı gibi; “Allah”ın “Zat”ı da hiç bir şekilde açığa çıkmaz; onun için konuşulup, tartışılamaz ve “Zat” hakkında hüküm verilemez!.Allah’ın Zatı’nın anlaşılması mûhaldir.


Zât,  esmâsıyla tanınır!(yani bir boyutuyla Adem'le)


Çünkü; -Alleme âdem el esmâe külleha!... (2-31)


 -Adem’e isimlerin tümünü tâlim etmiştir..


Zât`ı idrâk ve ihâta, asla söz konusu değildir!.


Secdeyi de ibadet olarak bilinen zahir anlamının dışında ,kulun Allah a en yakın olduğu hâl olarak düşünürsek,yani,kişinin kendi varlığının var olmadığını, gerçekte var olan Tek varlığın Allah  olduğunu idrak etmesi, hissetmesi hâli.


Bu yüzdendir ki;yani idrak ve ihâta edilebilecek somut bir varlık olmadığı için,secde ancak bizim boyutumuzda aşikar olan Adem'e (insan,insanı kamil) olur ..diye düşünüyorum...

(Arzu Erol)
------------------------------------------------------



O “AN” A YEMİN OLSUN Kİ, HERŞEY SENİN İÇİN VAR….


Gün içerisinde bir sürü fiilim var , günler, aylar, yıllar ve nihayet ömrüm içerisinde binlerce fiilim var. Hepside bir şekilde içinde bizâtihi  varlığımla yaşadığım, benimle var olan fiillerim. Ama bazı anlarda öyle hisler hissedişler vardır ki, bana en sevimli gelen halim, yaşadığım tüm fiiller sanki o en sevimli halimin oluşması için hizmet etmiş. Tüm fiillerim o anıma vesile olmuş. Aslında hayatımın anlamı, o en sevimli halim. O halimden başka da diğer hallerimi pek  hatırlar değilim. İster narlı ister nurlu olsun, damağımda kalan tek bir an var ve o anı defalarca her anımda yaşama isteğim.
Her an benim yaşantımdı ama o en sevimli an habibim, maksudum.

Diğer fiillerim  biraz darıldı mı ne ? Yok darılmayın bakın beni biraz anlayın, o anı bir an yaşayın, varlığınızdan bir an geçip, o anım olun.

SUBHANEL RABBİYE’L-A’LA…

ALLAHU EKBER….

Bir daha mı secde etmek istiyorsunuz…Buyurun…

SUBHANEL RABBİYE’L-A’LA…

(Çiğdem UZUNKAYA)
------------------------------



Hak Teala Adem’e secde edilmesini istemiştir ,kimden …?

Melek ve cinlerden…

Kim’e Adem’e…

Üst boyutta olanlardan ,kapsadıklarını zannettikleri alt boyutlarına…

What the bleep do we know down the rabbit hole’un sonunda flatlander’a dair bir animasyon var …

Üst boyutta olan alt boyutun kendine gizli kalanlarınıda bilebiliyor görebiliyor oldugunu algılarından aldıkları verilerle varsaymalarına rağmen Eşyanın hakikati olan ve algılanan ,alemlerde alem olarak algılananın kendisi larak bürünenin o oluğunu farketmeleri buna iman etmeleri için istenmiştir tıpkı biz insanların da kesret olarak algıladığı alemlerde de ihata edenin  MUHİT,MUHSİ olanın O olusu gibi.


Sanırım bu konuyu enine boyuna tartısabilmek için öncelikli olarak “Rububiyet”  ve “Rab”lik kavramlarının dogru bir şekilde tanımlayabilmek gerekir...

.       “””” Vâhid’in, zâtî sıfatları yollu kendini seyri “Rahmâniyet”; ef’âl ‘i meydana getirecek isimleri yollu seyri “Melîkiyyet”; o isimlerle ef’âl ‘i oluşturması ise “Rubûbiyet”tir.

Ef’al mertebesi dediğimiz mertebede tasarruf eden, ef’al mertebesini meydana getiren, mutlak varlıktır Allah’tır!
            Ef’al mertebesini meydana getirmesi ve ef’al mertebesinde mutlak mutasarrıf olması hasebiyle "Rab" ismiyle anılır
Kişinin Rabbı, o kişinin kişiliğini meydana getiren ilâhî isimler terkibidir!..

Bütün âlemler, ilâhî isimlerin mânâlarının âşikâre çıkışından başka bir şey değildir; ve âlemlerde, ilâhî isimlerin mânâlarından başka bir şey yoktur.

Ancak bu âşikâre çıkış, bütün isimlerin mânâlarının bir terkib hükmüyle âşikâre çıkışıdır.

Fiiller mertebesinde, mânâlar mertebesinin âşikâre çıkışı, terkibiyet hükmüyledir. İsimler mertebesi dediğimiz mertebede, bütün isimler tüm hâldedir. Bir bütün halindedir! Yani, isimler arasında bir tefrik yoktur. Esmâ mertebesinde, târif sadedinde, varlık "tek"dir denir. Bütün mânâlar kendinde mündemiç olan tek bir varlık! Bu tek bir varlıkta, bütün mânâlar, tek bir mânâ halinde mevcuttur.

Bu mânâlar âşikâre çıktığı zaman, çıkış şekline göre terkipler hükmüyle ortaya çıkar! İşte bu terkibler hükmüyle âşikâre çıkışı da çokluk kavramını meydana getirir!

İşte “esmâ mertebesi” dediğimiz mertebede, bu isimlerin mânâları tek bir mânâ olarak mevcuttur!

“Ef'âl mertebesi” dediğimiz mertebede; -ki bu mertebeye dediğimiz gibi melek, cin, insan ve diğer bütün mahlûkat girer-, varlıklar bu isimlerin, yani bu mânâların değişik ölçülerle biraraya gelişiyle ortaya çıkar.”      A.HULUSİ


 Azazil’in,””Rabbim, ben sadece sana secde ederim. Senden başkasına secde edip de sana şirk koşamam!”” şeklindeki bakış açısı onun kendi rububiyetini oluşturan esmai ilahi ile kayıtllı algıgsı sebebiyle Alemlerin Rabbini kendi Rububiyetinin açılımı sanarak zannına tabi olusu onu Şeytaniyyet vasfı ile vasıflanmasına neden olmustur.Yani tard olunmuşluk yani uluhiyyetten rububiyyete rububiyyetten efal alemine zuhur edenin bu zuhur edişte bürünenin zat olduğunu  değerlendirememe hali ile hallenmiştir.


“””Azazil’in lânet almasına sebeb, Allah adıyla işaret edilen hakikati bâtınında müşahede etmesidir. Bu ‘’seyri enfüsî’’dir. Ancak ‘’seyri afâkî’’yi elde etmemiş olduğundan, karşısındakilerde ve çevresinde aynı hakikati müşahede edememiştir. Bu inkâr edişi dolayısıyla da "İblis" olmuştur.”””                           A.HULUSİ


İblis kendi hakikatını seyrinde mutlak zatın nefsinin hakikatı olduğunu idrak etmiş olmasına rağmen içinde bulunduğu ve yasamak durumunda olduğu boyut ,beden algısı itibarı ile enfisünde yasadığı blincinde yasadığı bu hissiyatı algılama araçlarının sınırları içinde ve ötesinde algılananların hakikatı olarak müşahede edemediği için küfre düşmüştür.


 “””Seyri âfâki, küfrü kaldırır; seyri enfüsî, şirki kaldırır...

Bu ikisini tamamlamayan, şirkle küfür arasında bocalar durur!. “””
              A.HULUSİ


Sanırım namazda secde ile yasanan afaki seyrin ardından ka’de de marifetullah’a işaret vardır yani kesrette zatın tecellisinin nasıl vucut bulduğunu seyir yani seyri afaki…Ben’le ben’lenenin ben’liğinden,”b”sırrı ile tecellide olanın tekilliğine sığınırım…

(O.DURMAZ/ist)
-------------------------



Allah emretti $eytan yapmadi diye bir$ey olamaz.

Cunku Rabbinizin katinda cezalandirilacaksiniz diye bir ayet var..

Nicin Allah kati demiyor..?


Alllah katinda kullari ayni degerdedir...ama dereceleri, rutbeleri,gorevleri,
yani rolleri farkli farklidir ki...Bu kat Rab katidir..

Burda $eytana emir Rabbin'den geliyor...

Melekler secde ediyor cunku onlar sadece emrolunani yaparlar..

Melekler nefs sahibi degillermi acaba..?


Ama $eytan nefs sahibi aynen bizim gibi....

Rabbim, ben sadece sana secde ederim. Senden başkasına secde edip de sana şirk koşamam!...


Diyor demesine ama...Mevlana hazretleri o zaman yokmu$...

Ya oldugun gibi gorun yada gorundugun gibi ol...  dedigini duymami$..

Yani $eytanin akli diyorki $irk ko$mam.. ama nefsi diyorki...

Ben ondan ustunum, Rabbim nicin onu benden ustun tutuyor.?

$irk ko$mam elbisesini giymi$, ama elbisenini ici kibir, kiskanclik dolmu$.

Rabbim hic ki$inin elbisesine deger verir mi..?


DI$INLA  icin bir olacak i$te o zaman tam bir aile oldun..aile diyoruz cunki..

KALB, AKIL,NEFS, MELEKLER, VE $EYTAN.

PADI$AH, DAMAT, PADI$AHIN KIZI, HIZMET EDENLER, VE  ULKENIN BUYUCUSU...VEHIM..


Daha bu i$in cocuklari var....


Padi$ah kizini Damadina veriyor, Artik birbirinize emanetsiniz bu ulke de size emanet..

Burda aileyi goruyoruz. Akil ve nefs..

Demek bu ulke bize emanet, o zaman ulkedekiler de bize hizmet edecek ulkenin buyucusu dahil..


Her i$in ba$inda buyucuye gidiliyor..

buyucu i$in negatif yonlerini soylemeli boyle yaparsak boyle olabilir..

bu i$in sonu kotudur..boyle yapmamak lazimdir..gelecegi goruyor..

efenimiz (sav) gibi bu buyucuyu musluman yapmak lazim....

Ulkede her$ey guzelken ortaya iki tane canavar cikiyor..

Bu canavarlarin ismi kibir ve kiskanclik...ve akil ve nefsin cocuklarini.........


sevgi, iyiligi, ve benzerlerini olduruyorlar...ulkede durum cok vehim...

en sonunda padi$ah geliyor ulkeye ne oldu bu ulkeye?

bu ulkeyi size boyle mi emanet ettik ..?


sonun da ogreniyorlarki ..vehim ve nefsin zinasi sonucu bu iki canavar ortaya cikmi$..

Adem’e secde etmenin hakiki secde ve kulluk oluşu bize neler düşündürür?...

Adem'e secde etmek ..hastaliklarimizi iyile$tirmektir. Kibir, kiskanclik,ofke,ve benzerleri gibi hastaliklar

ve bu hastaliklarda nefs ve akil'in iyi bir aile olarak ve bu ulkenin padi$ahin bir lutfu oldugunu
kabul ederek ukeyi sevgi ate$iyle yonetmelidirler..

Siz, şu an hakiki secdenizi yapacak olsanız yolu nedir?..


Bir kadin ve kocasi yolda yuruyorlar..ama nereye ..? mahkemeye..?cunki ikiside birbirinden $Ikayetci..


Birde obur turlusu var ....o hepimize nasip olur in$allah...

elektrik iki kablodan negatif ve pozitif olarak vardir..

ancak ikisinin birle$mesiyle lamba yanar..

her rekatta secde niye iki keredir..?

Mesela yolda yuruyoruz, yukardan birisi kafamiza cop doktu...

ne yapilir boyle bir durumda..?

Ya hu $u adami ikaz edelim de ba$kalarida bu duruma du$mesin..

Boyle diyerek iyi niyet elbisesini giydik ne guzel...ofke yok oc alma duygusu yok..

Ama ofke kizginlik varsa hemen uzakla$mak lazim..

ama o kadar kolay degil bu i$ iyi niyet elbisesinin altinda neler var...

adami gittim uyardim, ne kizdim, ne ofkelendim, kim benim yaptigimi yapabilir..

varmi benden iyisi..al sana kibir.....

zaten boyle bir adami uyarmak akillica bir i$ de degildir..

uyarsan ne olacak sanki.....

Boyle durumlarda ne yapmalidir..?


Her$eyin Allah'in bize bir lutfu oldugunu bilmek..o istemezse olmaz i bilmek.

Hatta gunahlarinizi gozunuzun onune getirmek...size kibre dogru yonlendiren duygulari gunahlarinizi hatirlayarak yok etmek..

bu yolda gunahlariniz bile yardimci olmasi..

ilk once gunahlarindan utanan bir insan eski gunahlarina $ukredecek hale geliyor..


Mesela bir ak$am evimize misafir geliyor..ho$ sohbet yedik ictik onlarin gitme zamani.

Hadi bize musade size iyi ak$amlar bize de bekleriz diyorlar...

ama siz nezaket elbisesini giyinip, aman efendim gitmeyin biraz daha kalsaydiniz diyorsunuz ama nefsiniz gitselerde yatsak sabah erken kalkacagim diyorsunuz..

Misafiriniz evine gidiyorsa..iyi ak$amlar sagolun geldiginiz icin..o kadar..

DI$IMIZLA  icimizin bir olmasi secde...

bir kere secde degil iki kere secde..

Bu yuzden ibadetlerimizi nicin yaptigimizin adini koymaliyiz...

nicin ibadet ediyoruz..?

bu sorunun cevabini ..ya gorundugun gibi ol..yada oldugun gibi gorun..

formuluyle cevap vermeliyiz..

Bir ayagimiz ileri bir ayagimiz geriye giderse yuruyemeyiz..

(Ercan KOÇAK)
-------------------


Allah’in yarattigi sistemde hicbir sey bosa ve gereksiz degildir.Dolayisiyla yarattigi herhangibir varligin Allah’in yarattigi sistem hakkinda sistemle ilgili yorum yapmasi edep sinirlarini asar.Seytanin hatasi kendine benlik vehmetmesidir.

Dolayisiyla bizlerin de oncelikle vehimden arinmamiz gerekmektedir.Adem’e ( as) yapilan ilk secde Allah’in emriyle olmus , daha sonra meleklerin Adem (as) daki ilahi esmalari fark ettiginde ikinci secde gerceklesmistir.Yani aslinda ilk once sartsiz kosulsuz iman edip fiiliyata gecmeli daha sonra Allah’in dilemesiyle aklimizi kullanarak bu fiilin hikmetini gorebilmektir esas olan sey.


Kainatta hicbir sey yoktur ki Allah’in izni olmadan hareket etsin.Yaprak bile dusmuyor Allah dilemediyse...Dolayisiyla O’ndan gayri bir varlik olmadigini (O’nun  subhan oldugunu unutmadan ) biliyorsak o niye boyle bu niye soyle denilemez.Yarattigi ilmi suretler sistemin isleyisinin fiilen surmesini saglamaktadir.Adem (as) ilahi esmalarla Allah’in yeryuzundeki halifesi Insan-i Kamili temsil eder.Sirki hafiden kurtulmanin yolu ise Insan-i Kamil bir murside teslim olmak ve onun rehberliginde ibadet isimli calismalarla egoyu yok ederek Allah’a varmak ve varliginda yok olmaktir.Boylece iki Bir olmus olur.


Dogrusunu Allah ve Resulu (SAV ) bilir.


Allah bizleri yap dediklerini sorgusuz sualsiz yapan yapma dediklerinden ise kacinan takva sahibi kullarindan eylesin.Amin

(Suleyman Sanduvac)
------------------------------------



.(elem eğhad ileyküm yabeni ademe ella teğbüdü şeytan innehü leküm aduvvumübin veeniğbüdüni haze sıratummüstekiym)ademe secde emri emredildi ancak şeytan buna karşı geldi,,oysa aynı hitabi meleklerden olan dört büyük melek arasında vahiy meleği CEBRAİL as.ma aynı nifak zuhur etti,cebrail as. ise aslında şeytan layini gibi yanılıyordu oda tam huzurdan kovulacaktıki imdadına Hz.EBU BEKR ra.yetişti ve cebrail AS.ma dediki evet de ve secde et içindeki nifağı at sen secde edilecek olana bakma secde emrini verene secde edeceksin aslında dedi ve Hz.EBU BEKR ra. efendimizin bu himmetini alan cebrail AS.helak olmaktan kurtuldu,o NİFAK'ta sırayla şeytana girdi ve oda malsef(ALLAHIN cc.imtihana vesile bırakılması nedeni ile)huzurdan kovuldu,buda hakkın dilemesiyle oldu.
vaktaki yaşanmış olaylardan biriside ADEM as.ın yaratılarak yoğurulmasına katılacak lazım olan toprak için yeryüzüne (şu anda beytullahın olduğu yer)sırasıyla dört büyük melekleri gönderdi,ilk önce CEBRAİL as. indirildi,ve toprağa dediki ya toprak sende biraz bana verde ALLAH cc.'a çıkaracağım nedeni ise ADEM as. yaratılacak dedi,toprakta ona dediki ya cibril !!bu yaratılacak olan insanlardan ALLAHA cc.şirk koşacaklar varmı ?? evet olacak lar mutlaka var dedi.
bunnu duyan toprak benim varlığımdan yaratılıpta ALLAHA cc.isyan edip te şirk koşacak olan insanlara malzeme olmaktan ALLAHA cc.sığınırım veremem dedi ve vermedi,tabi CİBRİLİ EMİN tekrar gidip HAK TEALAYA yaa rabbi toprak aynen bunları söyledi diyerek alamdığını söyledi.
bu defasında İSRAFİL as. gönderildi onada aynı hal zuhur etti,üçüncü defasında MİKAİL as. gönderildi onada toprak aynı halleri zuhur etti.
en sonunda RABULALEMİN cc.AZRAİL as.mı gönderdi ve AZRAİL as. toprağa dediki yaa TOPRAK CEBRAİL,MİKAİL ve İSRAFİL gönderildi onlara neden bir kulaç toprak vermekten sakındın?TOPRAK dediki ya AZRAİL,bir kısmı benden yaratılacak olan insanların ALLAHA cc. isyan edilen ve ortak şirk koşulacak olan insanın malzemesi olmaktan ALLAHA cc. sığınırım dedi,bunu duyunca AZRAİL as.dedi YA TOPRAK,çok doğru ve yerinde bir sözün vardır ama bende ALLAH cc.ın emrine karşı gelmekten yine ALLAHA cc sığınırım eğer sen vermessen ben zorla alırım dedi ve kulaç toprak alarak ALLAHcc.ınemrini yerine getirerek canı bedenden ayırarak ALLAHA cc.dönüştürme görevi verildi.yani mümin kardeşlerim ve mümine bacılarım burada anlaşılıyorki önemli olan ALLAH cc.ın emrine itaat etmek her ne olursa olsun bize verilen akılla idrak etmek mümkün değildir HAKKIN işine,kul kulluğunu yapmalı gerisini VEKİL etmelidir.şeytan layinide bu makamda takılıp belkide bir manada insanların ve cinnilerin kulluk etmesinde(eğer siz günah işleyipte tevbe eden bir topuluk olmasaydınız sizi helak edip yerine günah işleyip tekrar bana tevekkül ederek tevbe eden bir kavim yaratırdım)manası gereğince,ŞEYTAN' bir denge olarak gönderilmiş olmasınıda düşünmek gerekir.

(Taner AKKUŞ)
--------------------------------



  "ALLAH'IN ALEMLERDEKİ TASARRUFU ALEM SURETLERİYLEDİR, BAŞKACA DEĞİL" (AH) sadece ademden bahsedilmiyor burada tastan bitkiden hayvandan bocekten denizden dagdan bahsediliyor hepsindeki Hakk in nazari hikmeti aranir secde edilir gibta edilir sukredilir. amma adem e gelince biz avam icin o kadar zoki bir yanagina tokat atana otekii uzatabilmek: hz isa gibi bilmiyorlar affet demek.
ancak buyuklerimzden sizlerden tefekkur etmeye calistigim kadariyla bana yapilanlarin bendekileri farkettirmek aciga cikarmak icin varolduguna hikmet aramam gerektigini dusunmek oldu cunku gercekten konusanin seytan mi insan mi oldugunu anamak ok zor.
bir yazida okumustum KARSINIZDA SEYTAN KONUSMAYA BASLAYINCA KALKIN GIDIN diyordu. karari verecek kapasitede oldugumu dusunmesemde ortamdan huzursuz oldumu uzaklasiyorum zaten Allah dostlarindan uzaklasmak bir yana kapisinda uyumak ister insan.. acizane bu kadar selam ile 

(Emel DENİZ)
------------------------------



ŞEYTAN(ŞEYTANİYET) ACABA GERÇEKTEN ŞİRK KOŞMAMA HASSASİYETİNEMİ SAHİP? YOKSA O CÜMLENİN ALTINDA ŞİRKMİ VAR?


HANİ BAZAN DUYARIZ BİZDE SÖYLEMİŞİZDİR BELKİ ,-ALLAH TAN BAŞKA KİMSEDEN KORKMAM YADA KİMSEYE HESAP VERMEM DİYE…


SIRF KARŞIDAKİNE BASKIN ÇIKMAK UGRUNA…KENDİMİZİ KORKUSUZ VE CESUR GÖSTERMEK İÇİN VS VS,

RABBİM,(BEN) SADECE SANA SECDE EDERİM DEKİ..RABBİM DİYE KAST ETTİĞİ RABBÜLALEMİN Mİ?YOKSA KENDİ RAB TERKİBİ Mİ ?VE ORDA BİR DE (BEN ) VAR...ZATEN (BEN) DİYEREK VAR ‘LIK İDDAA  EDİYOR…


BİR ASKER İÇİN BÖLÜK KOMUTANINA YADA MANGA KOMUTANNINA İTAAT ETMEK,ORDU KOMUTANINA İTAATTİR,YADA DEVLET BAŞKANINA İTAATTİR..


HAKİKİ SECDEMİN YOLU, RAZI OLUP,YAŞADIĞIMI SANDIĞIM ANI HER NE İLE MEŞGUL İSEM ONU EN İYİ ŞEKİLDE YAPMAYA ÇAILŞARAK OLURDU GALİBA..

(Ömer REYHANLIOĞLU)
-------------------------------



Allah’ın alemlerdeki tasarrufu alem suretleriyledir. Her alem sureti ardında tasarrufta bulunan O’dur.


Allah; kendine değil de Adem’e secde edilmesini istedi çünkü hakikate giden yolda sadece algılanan alemle sınırlı kalınmaması, başka bir gerçeğin fark edilmesi ve yaşanması gerekiyordu. Allah’ın “Rabbül âlemiyn” oluşu fark edilmeliydi.


Alemlerin rabbi olan Allah, her an, her birimde hükmünü sürdürmektedir. Bu fark edilmezse varlığın hakikatine ulaşılamaz. Birimin kendi varlığını yok etmesi onu hakikate ulaştırmaz. Hiçlikte “Gayrı” olmaz. Birim kendi varlığını yok etse de hala “başkaları” içerisinde, “başkaları” ile yaşamına devam ediyorsa henüz Allah’ın “Rabbül âlemiyn” olduğu gerçeği onun yaşamında açılmamış demektir.


Hakiki secdenin yolu; birimin kendi varlığı dahil olmak üzere her an, tüm birimlerde, birim adı altında tasarrufta bulunanın alemlerin rabbi olan Allah oluşunun idrak edilmesinden geçer.


Allah idrak ettire, hazmını vere…

(G.Ş)
---------------------------------------


MELEKLER ADEME SECDE EDERLER


                Allah yanı sıra ikinci bir varlık olmadığından, Allahın  zatını düşünüp algılayabilmek muhaldir, imkansızdır. Tüm esma ve sıfatların sahibi olan Allahın görünürlüğe çıkması ancak  “sıfat” ve “esma” larına tecelli etmesiyle mümkündür. 

               Gayb’da olan, latif ve ahad durumda olan, kendinden başka kendini görecek, secde edecek hiçbir varlık olmayan Allah; Kendi sıfatlarında  ilim yollu tecellisi ile Adem ve alemi halketmiştir ki bu halkediş devam edip durmaktadır.

               Rahmanın adem şeklinde (madde ve manada) tecellisi, bu adem masharının içine özüne birtakım kuvveler olarak yerleşmesi, o kuvvelerin ademde, ademden hizmet etmesi; melaikenin ademe secde etmesi konusudur. Allahın adem masharına yerleştirdiği meleki kuvvelerin, kendilerine verilen esma tertibi dışına çıkarak ademden başka bir varlığa secde etmesi muhaldir imkansızdır. Halkedilme tecelli olunma sebebleri ademe hizmettir, o görevi yapacaktır.
Bu sebebten melaikenin ademe secdesi zorunlu ve fıtratının geregidir.

              “Ben Allahtan başkasına secde ederek şirke girmem” anlayışı Allahı tanıyamamanın, kendinde ayrı bir varlık ve mevcudiyet hissetmenin neticesidir ki; bu durum şeytanın olgu ve izharının sebebidir. Şeytan dediğimiz varlık; İkilik, ayrılık, idraksızlık, fark edememe, kendinin ikinci bir varlık olduğu görüşüdür. Bu şaşı görüş bizim  “tevhidi” anlama ve idrakımızla,  ya müslüman olur veya varsayımdan ibaret ikinci varlık olarak şaşırtma görevinin icra ve tahakkukunu devam eder.

               Eldivenin içindeki eli görür gibi; Adem masharının içinde, özünde de hakk’ı görmek ve O’ nu taşıdığı ünüformadan tanıyıp algılamak yerine başka yer ve vadilerde Allah aramak  insanın kendi vucudunda  şey’tan yaratmasıdır.

               Kanatımızda, idrakımızda ikilik, ayrılık, uzaklık ve varlık varsayımını kapılarak kendimize şey’tan yaratmaktan Rabbim cümlemize muhafaza buyursun inşallah.   02.08.08

(H.İMAMOĞLU)
-----------------------------



Kendini daima iyiler sınıfından gören şeytan,
-RABBİM sana layık iyi bir işimiz yok, ben kötüyüm diyerek kendini islah etmeye ömrünü adayan Adem'i anlayamadı ve sevemedi....sevmek aynı zamanda anlamaktır.

Melekler , kendinde olan kötü yanları bir bir temizlemeye çalışmanın ancak  samimiyetle ,  ve en önemlisi şeytanın sunduğu sahte cenneti reddederek ateşte saadeti bulmakla mümkün olacağını bildiklerinden candan gönülden insanın yardımına koştular.Çoğu insanı küçük bir şıkırtı ile kandırabilen şeytan Adem'i kolay kandıramadığı için  çok daha zorlu yöntemlere başvurmakta..

Şeytan ,Adem yüzünden doğru dürüst bir tatil yapamasa da , alem halkının gıpta etmediği işler yapmakta olan , çevreden hor hakir görünen Adem'e secde etmediği için ne kadar gururlansa, az olduğunu görmektedir.Şeytan onca ibadet birikimine karşılık , yapraklar gibi el çırpamadığından,yokluk rüzgarının tadını bilmediğinden Adem'i anlamamaya devam edecek... sevgimle

(ışık)
------------------------------



Allah kendine değil de Adem (a.s)’a secde edilmesini istemesi,Hz. Adem(a.s)’a ibadet  niyetli olmadığı açıktır. Çünkü Allah’tan başkasına ibadet şirk dir.


Adem (a.s) yeryüzünün halifesi olarak yaratılmıştır. Meleklerin secdesi bu halifeliği kabul etmekdir ve Adem (a.s) a secde bizim kabe istikametine secde etmemiz gibidir, meleklerde Adem (a.s.) secde ettiler.


Sadece iblis etmedi üstünlük de bulundu kendisi ateşden yaratılmıştı Adem (a.s.) ise topraktan yaratılmıştı.

 (Ayşe YAKAMOZ)
---------------------------


Varlığın kemalatı Madde Aleminde “İnsan-ı Kamil dir..O, ÖZ’dür”...

Kamil bir kişi diğerleri için RAB=Öğretici hükmündedir..


O ölmeden evvel ölmeyi başardığı için ondan gören,konuşan ,işleyen ALLAH dır..

Rabbini bilen Resul’ünü bilir, Resulünü bilen de Allah’ı bilir misali..

yada Rabbine secde Alemlerin Rabbine secde demektir gibi..


Gayb bilinmezdir. Görmediğim Allah’a secde etmem diyen Hz. Ali’ dir..Demek ki GAYBI;Yaşayan(HAY) bir ADEM’de bulmak lazım..

Yani onda FENA=SECDE eden Alemlerin Rabbinede ulaşır misali..


 SIR        -SIR’rın SIR’rı-    SIR’ının SIR’rrı gibi sanki...

(Nur CİHAN)
----------------------------------


Hz. Adem yeryüzünde Allah’ın halifesi olarak yaratıldı. Nasıl ki bir ülkenin başbakanı bir yere kendisi yerine başbakan vekilini gönderirse ,o kişiye gönderildiği yerde başbakan gibi muamele edilir. Tıpkı bu örnekte olduğu gibi Hz. Adem’e secde edilmesi emrini de; Hz. Adem’in yeryüzünde Allah’ın halifesi olduğunun, secde edilmesi emredilen meleklere ve şeytana ilanı olarak kabul edebiliriz. Belki bu yüzden Allah; kendine değil de Adem’e secde edilmesini istedi. Allah’ın secde emrini kabul etmeyen de doğal olarak Allah’ın halifesini kabul etmemiş olur. Zaten secde edebilseydi secde ettiğinde alnı Allah’tan gayrına değmeyecekti. Adem yokluk demekti , hiçlik demekti. Hepimiz Ademoğluyuz yani hiç oğlu “HİÇ”iz.  Adem’e secde etmenin hakiki secde ve kulluk oluşunu fark etmek için öncelikle Hz. Adem’i OKU’yabilmek gerekir. İblis onu OKU’yamadığı  için secde edemedi.

 “Alem” kelimesinin aslı Allah’ın varlığına ALAMET olmasından ALAMET’in kısaltılmasından gelir. ALAMET’ten ALEM. Hz. Adem ise Alemin (makrokozmosun) insan olarak mikrokozmosta ifade edilmesiydi.

Bilinmekliğim için ALEM’i , bilmekliğim için ADEM’i yarattım ifadesini düşünmeliyiz.


     Hepimizin başına gelmiştir. Bazen büyüklerimiz ya da üstlerimiz bizden bir şey yapmamızı istediğinde eğer emredilen şey işimize gelmiyorsa bunu direk dile getirmeyiz. Emrin geldiği mahalle mantıklı itirazlarda bulunuruz.
Örneğin yağmurlu bir havada bizden bankaya para yatırmamız istenirse buna direk itiraz etmek yerine mantıklı bir bahane üretebiliriz. Direk “bu havada ıslanmak istemiyorum” demek yerine “bugün ödemesi olan birkaç firma var, yarında kredi kartının son günü. Ödemeler gelince kredi kartıyla birlikte yatırayım” diyebiliriz. Burada öneri mantıklı fakat samimi değil. Şeytanın “Rabbim, ben sadece sana secde ederim. Senden başkasına secde edip de sana şirk koşamam!...” demesini bu şekilde düşünebiliriz. Çünkü samimiyetle bunu söyleyen şahıs daha sonra “Beni ateşten onu topraktan yarattın. Ben ondan üstünüm” demez. (Hz.  Adem’in zahirini görebildi sadece batınını göremedi.
Kendinde olmayan esmaları göremedi. Hz. Adem’in çamurdan yaratılması sebebiyle, yapı farklılığından dolayı kendindeki esmaların dahi Hz. Adem’de  olduğunu fark edemedi. Bu yüzden kendini üstün gördü. )“Beni sen azdırdın” demez. Burada eski adıyla Azazil’i bu olaydan sonraki adıyla Şeytan’ı yada İblis’i suçlamayalım sakın. Sadece ders alalım. Onun kader programında da bu yazılıydı. Başka türlü davranması mümkün değildi.


      Allahu Teala Hz. Adem’e secde emrinden uzun zaman önce Azazil’de aralarındayken meleklerine şöyle der: “ Bir gün aranızdan biri benim emrime karşı gelecek.” Bu olaydan sonra Azazil’in hergün sürekli olarak Allah’a karşı gelecek bu kişiye lanet ettiği söylenir. Bunun üzerine kendisinin karşı gelmesi, aslında uzun zamandır lanetlediği kişinin kendisinin olduğunun ortaya çıkması biraz ironik. Burada aklımıza Hz. Adem ve Hz. Musa arasında Allah katında geçen konuşma gelsin. Hz Adem  Hz. Musaya Tevratın ne zaman yaratıldığını sorar. Ve sonrada “Ben daha yaratılmadan benim üzerime yazılan bir kaderden beni nasıl sorumlu tutarsın” diyerek delil gösterdiği için galip gelir. Şeytan Allah’a karşı gelecek kişiye lanet etti. O kişiyi suçlu buldu. Onun kaderinin bu olduğunu fark edemedi. KINAYIP LANETLEDİĞİ FİİL KENDİ BAŞINA GELDİ. ( Allah bizi çevremizdeki olumsuz fiilleri kınamaktan korusun. Kınama ve başına gelme mekanizmasıydı belki burada işleyen sistem). Zaten cinlerin terkibiyetlerinde Allahu Teala’nın tüm esması olmadığı için KADER ve VAHDET konularını tam olarak idrak edemeyeceğini Üstad’ın eserlerinden okumuştuk.


      Muhyiddin-i Arabi’nin Şeceretül Kevn isimli eserinde bir hadis rivayet olunur. Şeytanın Hileleri diye çoğu kitapta geçer. İnternette bu şekilde arayıp bulabilirsiniz. Bu hadisin sonunda Hz. Muhammed s.a.v  şeytana şöyle der :
“ Ya Ebamürre , acaba senin bir tevbe etmen ve Allah' a dönmen mümkün değil mi ? Cennete girmene kefil olurum.
Bunun üzerine İblis şöyle dedi :

—Ya Resullullah , iş verilen hükme göre oldu. Kararı yazan kalemde kurudu. Kıyamete kadar olacak işler olacaktır. Seni peygamberlerin efendisi kılan , cennetin ehlinin hatibi eyleyen ve seni halkı içinden seçen ve halkı arasında bir gözde yapan , beni de şakilerin efendisi kılan ve cehennem ehlinin hatibi eyleyen Allah'tır. Ve O : bütün eksik sıfatlardan münezzehtir.”


      İşte size iki farklı bakış açısı birinde Şeytan henüz işlenmemiş bir suç için her gün Allah’a karşı gelecek kişiyi lanetliyor. Uzaklık diliyor. Kaderi fark edemediği için, bazı varlıkları Allah’tan ayrı gördüğü için. Diğerinde ise Alemlerin Efendisi Şeytana dahi soruyor: Tevbe etmen ve Allah’a dönmen mümkün değil mi diye. Onu suçlayıp lanet etmiyor. Ayrı görmüyor. Umarım bu satırları okuyan değerli dostlarımın zihninde bir ışık yakabilmişimdir. 

       Şeytan “Beni sen azdırdın” dedi. Hz Adem ise “Ben nefsime zulmettim” dedi , af diledi. Rivayet olunur ki; Allahu Teala Hz. Adem’in tevbesini kabul ettikten sonra sorar. “ Ey Adem sende bu fiili işleyenin ben olduğumu bilmiyor muydun? Niçin BENİ SEN AZDIRDIN demedin de RABBİM BEN NEFSİME ZULMETTİM dedin diye sorar. Hz. Adem şu cevabı verir. Allah’ım bu fiili işleyenin sen olduğunu biliyordum ama EDEPsizlik etmek istemedim” der. Allahu Teala “ İşte seni bu EDEBin yüzünden affettim” der.


    Anlayabildiğim kadarını yazmaya çalıştım. Elbette en doğrusunu Allahu Teala bilir. Allahu Teala hepimize Hz. Muhammed s.a.v’in bakış açısını kavramayı ve şeytan dahi olsa kimseyi suçlamamayı nasip etsin. Allahu Teala hepimize Hz. Adem’in edebini fark ettirsin. O edeble hallenmeyi nasip etsin. Kimseyi kendimizden ayrı, suçlu görmeyelim.

(M. Keskin – AYDIN)
----------------------------------------


Şeytan,  “ben sadece sana secde ederim” derken zorunlu secde halini dillendirmekteydi. Zira fıtratı gereği yaradılışının gayesini yerine getireceğini biliyordu. Emre itaatsizlik olarak algılanan isyanı, Allah’ın mutlak iradesinin yerine gelmesi noktasında mutlak itaatti. Herkes Allah’ın lütfunu isterken o kahrını dilemişti takdirinin gereği. Bu kahır elbisesi gizlemekteydi onun Allah ‘la olan sıkı münasebetini. Allah isminin manasını çok iyi bilmekte ve yaşamaktaydı.
Kendisindeki kuvvet de bundan ileri gelmekteydi. Allah’ın tek eliyle yarattığı tecelliydi, celali yönünün âlemlerde açığa çıkışıydı.


Âdem, Allah’ın iki eliyle yarattığı yani Cemal ve Celal sıfatlarını barındıran (aktif/pasif-etken/edilgen esmasının birleşimi) bir tecelliydi. Allah bu Cemal ve Celal perdelerinin ardına kendi zatını gizledi. Âlem denilen cemal ve celal perdesi kendi varlığını bilmedi. Hak kendi varlığını kavraması için Âdem’i bu perdelerinin ardını bilmeyle idrak edebilecek nitelikte yarattı. Hiçbir yere sığmayan, Âdem’in kalbine sığmıştı.


 Şeytan kendi eksikliğini Âdem’de gördü ve ikileme kapıldı. Vehminde kendini ve Âdem’i mahlûk algıladı. Allah mahlûkatını mahlûkatına secde ettirmezdi. “Ben”lik açığa çıktı, secde etmedi. Yeryüzü halifesi olabilsin diye Âdem, huzurdan kovuldu.

(Emrah SAKARYA)
-----------------------------------


ALLAH (CC) MELEKLERE HZ.ADEME SECDE ETMELERİNİ EMRETTİ ANCAK ŞEYTAN KİBİRLENDİ,BEN ONDAN ÜSTÜNÜM NEDEN ONA SECDE EDEYİM DEDİ.

ŞEYTAN CİNLERİN EFENDİSİ İDİ YARATILIŞ BAKIMINDAN GERÇEKTEN İNSANDAN ÜSTÜNDÜ.ANCAK SECDE ETMEYEREK ALLAHIN EMRİNE KARŞI GELMİŞ OLDU.ASLINDA SECDE HZ. ADEMİN ŞAHSINA EMREDİLMEDİ.ONUN ŞAHSINDA ALLAHIN RUHUNA SECDE EDİLECEKTİ.YANİ HZ.ADEME SECDE ETMEKLE ASLINDA ALLAHA SECDE EDİLMİŞ OLACAKTI.TIPKI ŞUAN BİZİM KABEYE YÖNELEREK SECDE ETTİĞİMİZ GİBİ.ÇÜNKÜ ALLAH BİZE KIBLE OLARAK ORAYI GÖSTERMİŞTİR.YANİ BİZ KABEYE DÖNDÜĞÜMÜZ ZAMAN ONA SECDE ETMİYORUZ ALLAHA SECDE EDİYORUZ.


Allah-u Zülcelal, Kur’an-ı Kerimde bu olayı şöyle haber vermiştir:

“Andolsun, sizi yarattık, sonra size biçim verdik, sonra da meleklere: “Adem’e secde edin” dedik; hepsi secde ettiler, yalnız İblis, secde edenlerden olmadı.

(Allah) buyurdu: “Sana emrettiğim zaman, seni secde etmekten alıkoyan nedir?” (İblis): “Ben, dedi, ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın.”

(Allah) buyurdu: “Öyleyse oradan in, orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık, çünkü sen aşağılıklardansın.”


ALLAH ŞEYTANIN BU EMRE İTAAT ETMEYECEĞİNİ ZATEN BİLİYORDU.BU ŞEYTANIN İMTİHANI OLDU VE ŞEYTAN KAYBEDENLERDEN HEMDE EN AŞAĞILIKLARDAN OLDU.O KİBİRİNDEN RABBİMİZİN GERÇEKTE NE İSTEDİĞİNİ ANLAYAMADI.   GÖZÜM,AKLIM, FİKRİM VAR DEME,HEPSİNİ ÖLDÜR.SANA GÖL GİBİ GELEN O ÇÖL DİYORSA ÇÖLDÜR...

RABBİM HEPİMİZİ MUHAFAZA ETSİN.

 (TUĞBA ATEŞ/SAKARYA)
-------------------------------------



Euzu b'illahi mineşşeytanirraciym,b'ismillahirrahmanirrahiym,

Aşağıda yazdığım fikirlerden doğru ve tutarlı olanlar varsa Allah (C.C)'tan,yanlış,eksik ve tutarsız olanlar varsa bu aciz kulundandır.


Allah (C.C) arzda bir halife (insan) yaratacağını söyleyip meleklerden ona secde etmelerini istediğinde melekler kendi kısıtlı esma terkipleri nedeni ile yeryüzünde o güne kadar gördükleri hayvansal özelliklere sahip  insansı canlıların halife yapılacağı düşüncesi ile davranışları hayvana benzeyen bir varlığın nasıl halife olacağını anlayamadılar.

Halbuki Rabbülalemin insana benzeyen o canlıya kendi esmalarının tamamını ta'lim etti.Bu yeni canlı türü ''insan'' olup insana benzeyen akrabalarından tamamen farklıydı ve düşünebilme ve Rabbülalemin'in kendisine talim ettiği tüm esmaları yeryüzünde o güne kadar yaratılmış bütün mevcudattan daha gelişmiş olarak açığa çıkarabilme özelliğine sahipti.Melekler ise bu esmaların çoğunu bilmiyorlardı,ve kendilerinde mevcut olmayan esmaların ''insan''da açığa çıkışını gördüklerinde hemen yaratılan ilk ''insan'' olan A'dem'e secde ettiler (Onun yapı olarak kendilerinden üstün olduğunu kabul ettiler)


Şeytan'da bir melek olmasına rağmen aynı zamanda cin neslinden olduğu için kendindeki kısıtlı esma terkibi sebebi ile A'dem'i sadece maddesel dış görünümü ile değerlendirdi.Vahdet bilgisine sahip değildi.A'dem'de esmaların tümünün potansiyel olarak varolduğunu ve bunların hepsini açığa çıkarabilme yeteneğine sahip olduğunu,dolayısı ile A'dem'in Allah C.C)'nun arz boyutunda bir halifesi olduğunu anlayamadı.Sadece ef'al boyutu olarak değerlendirip esma boyutunu değerlendiremedi.


Ancak gerçek halife olmak belli özelliklere sahip olmayı gerektirmektedir.Bütün insanlarda esmalar potansiyel olarak eksiksiz mevcutken,sadece gerçek halifeler esmaları eksiksiz bir bütün olarak aksettiren (İnsan-ı Kamil) insanlardır.
Bizler bu arz boyutunda tanıdığımız diğer insanları da çoğu zaman ''B'' sırrından gafil olarak,ve şartlanmalara bağlı 5 duyu kayıtlı olarak sadece dış görünüş ve özelliklerine göre değerlendirip esma terkiplerini algılamaya yeterince gayret etmediğimiz için onların arasında bize normal beşer gibi görünen,ama üstün esma terkiplerine sahip olan zatları,ve onların bu üstün özelliklerini fark edemiyoruz.Böylece secde edilmesi gerekene secde etmemiş oluyoruz.Onları daha iyi farkedebilmek için gönül gözlerimizin ve can kulaklarımızı daha iyi açmamız gerekiyor.Allah (C.C) hepimize nasip etsin.Amin.Selam ve saygılarımla,

(Ümit Tuncel)

.........................................................


- Hitap ne zaman geliyor ....Her an , her dem gelmede hitap

- Kime geliyor...Her insana..

- Kim duyuyor..... Tevhit ilmi açılan,kalbini arındıran,melekut boyutundan perdeli olmayan- iyyake nabudu ve iyyake nestain sırrına eren , tesbih halinden bilinçli kulluk halini kendinde yaşayan......

Kim duymuyor.... Tevhid ilminden perdeli olup , tanrılarına iman edenler.

(F.P)
-----------------------------


Merhaba, herbirim kendi aleminde bulunuyor, üst bilgi veya bilince göre alt bilincin üstü anlaması
olanaksız.İblis inde kendinden daha üstün olan bilinci anlaması imkansızdır.Alemler birimler şeklinde ortaya çıkıyorsa  başımıza gelecekler  birimlerden, alemlerden gelecek,
 
 Alemlerin Rabbı da Allah  olduğuna göre Allah tan gelecek.Öz de  hepsini birleştirirsek geriye  tek alem kalıyor.Herşey sizden yansıyor . İbliste Ademde.
 
 Peki , bizdeki İblis neden bizdeki Ademe secde etmiyor.Ederse ne olur ?

 Negatif düşüncenin yerini pozitif  düşünce alırsa, olabilmezliğin olmadığı herşeyin(belirlenmiş  kurallar içinde)
 
 Yartanın dilemesiyle  olabileceğini bilincimize kabul ettirebilirsek İblis secde etmiş yani kuvveti gücü isyanı ortadan kalkmış olacak. Ortaya çıkacak Halife .Ol dediğinde olacak.
 
Bu da Dilenmişse olacaktır.Bilsenizde nasibinizde yoksa olmayacak.
 Sevgiler, ve saygılar.

(M.B.ÇALIK)
-------------------------



Allah Ademi yeryüzünde halife seçtiği için ve kendi sıfatları üzerine yarattığı için tüm yaratılanlardan üstün kılmıştır.
Melekler ona secde etmekle, onun üstünlüğünü (Allah’ın emrini) kabul etmişlerdir. Şeytan kibrinden dolayı secde etmemiş ve cennetten kovulmuştur.

Âdeme secde etmek Allah’a secde etmektir. Allahtan geleni kabul etmektir. Yaratılanı sevmektir, Yaratandan ötürü…Ademe secde etmeyen benliğe/şeytana secde eder.

İnsanlar sürekli "ben bilirim" dedikleri için yanılmışlardır. "Ya Rabbi, sen bilirsin" duasında ise yüce olmuşlardır.

Her an bizden de Ademe secde etmemiz(islamın şartlarını yerine getirmemiz) isteniyor. Biz içimizdeki egoya/şeytana uyarsak kaybedenlerden yani cennetten mahrum edilenlerden oluruz. Rabbim cümlemizi bundan muhafaza eylesin…

(Meryem Yüksel/KOCAELİ)
---------------------------------



SECDE…

Her tefekkür konusunda iyi-kötü kendimce araştırma yapar,notlar alırım.Bu hafta Vahdet Bey’le Sohbet,Yollar Kalbe Çıkarken serilerini tekrar okuma isteği duydum.Bir yazıda şöyle bir cümle dikkatimi çekmişti:


Bütün bilgiler bizim özümüzde var.Bizim öğrenme dediğimiz,aslında özümüzdeki mevcut bilgileri hatırlamak…


Tefekkür sorusunu okuduktan sonra:Haydi bakalım dedim,madem bilgiler özümüzde,biraz kazarsam belki bir şeyler bulabilirim…İşin aslı,Vahdet Bey yazıları birçok konuda beni aydınlatan başucu  kaynağı oldu bir süredir.Okuduklarımın da ışığında,şu acizane fikirlere vardım:Allah’tan gayrı hiçbirşey yok.Herşey,O’nun esmalarının değişik şekilde yansımaları..Bir Allah,bir de melekler veya alemler veya insan yok…Allah’ın meleklerden insana secde etmelerini istemesinden maksat,ayrı bir varlığa secde etme şeklinde değil.İnsanın özelliği,Allah’ın ruhundan nefhetmesi ve özünde Halifetullah olma durumu.Halifelik sırrı…Yani sonuçta melekler,ayrı bir varlığa secde etmeyeceklerdi.Allah’ın alemlerdeki tasarrufu,alem suretleriyledir cümlesi gerçekten bunu çok güzel anlatıyor.Şeytanın secde etmemesi,bunu anlayamamış olması,yani secde edilecek ayrı bir varlık olmadığını,aslında secdesinin Allah’ın esmalarına olacağını anlayamamış,idrak edememiş olabilir mi??Selam ve dua

(Çiğdem ERKADAM)
-------------------------------------


Esma alemi dediğimiz zaman tüm varlıkların orijinal manalarını kastederiz  yani YARATILMAMIŞLIĞI.Esma aleminin efal alemi şeklinde görünmesi ise meleki kuvvelerle gerçekleşmekte olup dolayısıyla  meleki boyutta da YARATILMIŞLIK  söz konusu olmaktadır..Efal alemindeki varlıklar ya da görüntüler gözleyen olduğu sürece vardırlar gözlem yoksa görüntü de yoktur.Asıl VAR olan her şeyin orjini ESMA boyutudur..ALLAH esmasını VECHİNE görüntüler olarak yansıtmıştır..Dolayısıyla efal aleminde ALLAH’ın vechi görüntülerdedir.ADEMİ de kendi sureti üzere yaratmıştır işte bu yüzden meleklere ADEME secde etmelerini emretmiştir.Şeytanlar yani cin grubu ise varlıkta TANRI kavramının olmadığını biliyordu ve varlığının HAKKIN varlığı olduğunu da biliyordu fakat o RABBİNİN hükmü altında firavunluğunu yaşıyordu.RABBUL ALEMİNİ değil o RABBini   HAK görüyordu.Dolayısıyla o iblistir yani ikileme düşendir.SENden BAŞKASINA secde etmem ifadesinden de anlaşıldığı gibi  SEN ve BAŞKASI ikiliğinde olduğu görülür.Bu ikilik onu Ademdeki ALLAH suretinden perdelemiştir.İKİlikten arınmadıkça secde yapılamaz. Secde etmenin yolu kendini aradan kaldırmakla olur.Ademdeki hakikate secde eden RABBinin  kaydından çıkar ve ALLAHIN sonsuz manalarına boyanır bu da o birimi ABDULLAH yapar.                                                                                       

(EMEL SEVİNÇ/  SAMSUN )
------------------------------------


Allah kimseyi kovmaz, şeytan O'ndan başkasını gördüğünde otomatik olarak kendisi uzaklaşır, varoluşu gereği.

Varlıktaki herşey olağanüstü derece de yerliyerinde ve güzeldir. Ancak değerlendirilmediğinde güzellik örtülür. İnsanın şeytanı müslüman olursa o saatten sonra şeytanın isyanı varlıkta yeni güzellikler açığa çıkması için kulllanılır.


 Hakiki secde! Secde idraktir. Sonsuzluk biter mi?

(E.DERVİŞ)
--------------------------------------



ALLAH ADEMİ KENDİNİ TANITMAK ÜZERE YARATTI VE ONA HALİFESİ TEMSİLCİSİ ÜNVANINI VERDİ. ŞEYTANIDA VARLIĞINDAKİ AZAMETİ MEYDANA ÇIKARTMAK İÇİN YARATTI.


SECDE  BOYUN EĞMEKTİR .


RAHMETİM GAZABIMI GEÇMİŞTİR AYETİYLE  KÖTÜLÜĞÜN İYİLİĞE  İTAATİ DİYE DÜŞÜNÜYORUM.

(NEŞE-ANKARA)

-----------------------------------


Neye şahitiz?


Adem  bilinen ve bilinmeyen alemlerin birleşimidir. Ve manası itibariyle yok hükmündedir. Bir kesişim noktasıdır. Adem gözlemcidir. Adem sonsuz ve sınırsız ilmi (gözlemleyerek-tanık olarak Yaradan’ın izin verdiği ilim ölçüsünde)  sonlu ve sınırlı algılanabilir aleme çeker. Meleklerin secdesi ile meleki kuvveler Adem’in görevini ifa edebilmesi için hizmetine girmiştir diyebiliriz….Vahdet boyutundan perdeli şeytan  Adem’i -vehim algısı gereği- yaratılan bir varlık olarak algıladığı için secdeyi kabul etmedi, Adem’i yok hükmünde algılamadan perdeli olduğu için reddetti.


Evet Adem değerlidir….

 Adem’e secde ;  yok hükmünde olduğunu kavramaktır. Sadece şahit olduğunu fark etmektir.  Neye şahitiz????????????????????


Eşhedü en-lâ ilâhe illallâh ve Eşhedü enne Muhammeden Abduhû ve Rasuluhu
Hatalarımız affola…

(Gamze Göbekli – İzmir)
----------------------------------



Şeytan Rabbine secde etmiş.Adem’e secde etmesi istenildiğinde ikileme düşmüş ve secde etmemiştir.Enfüsi seyrini yapmış, fakat afaki seyri yapamadığından karşıda görememiştir!

Rabbül alemine iman eden vahdeti yaşar.(Her zerrede O’nu görebilmek)Karşısında eksik kusur bulmadan, her varlığın programına teslim fiiller ortaya çıkardığına iman ederek, yargılamadan, yorumsuz seyreden Adem’e secde etmiştir.Sadece şeytan gibi kendinde bulan tanrılığını ilan eder.Herkesin kendi gibi olmasını ister ki bu da Firavunluk boyudur.

(Betül)
---------------------------------------



Zat,sıfat,esma ve fiiller boyutunu hissedebilecek ve açığa çıkarabilecek birim sadece insandır.Bilinçsizde olsa kendini birim hissetse de bazı tasarrufları vardır.

Bilinçli bir şekilde Yunus Emre’nin değimiyle kendini çıkar aradan ortaya çıksın yaradan sözünden işaretle
yaşayan bazı birimler ise sistemde yönetici pozisyonunda olduklarından dolayı tasarruf sahibidirler.

Şeytanın secde etmeme sebebi de Adem’deki halifetullah özelliğini görememesinden kaynaklanmaktadır.

Melek ve şeytan isimli birimler özünden geldiği gibi davrandılar O dilediği için.Yoksa bütün boyutlarıyla meleklerde Adem’i algılayacak kapasitede değillerdir.Cebrail Aleyhisselamın dediği üzere Ben buradan öteye geçemem,algılayamam çünkü orada benim varlığım söz konusu değil.Hakiki secde ise izafi benlikten arınıldığı ölçüde yapılabilir.Allah cümlenizin ilminizi ve fehmini artırsın.Amin

(Yasin DEĞER)
------------------------------------------



Çok düşünülesi bir konu.Yanlış düşünüp yanlış şeyler yazmaktan korkuyorum..Yanlış telafuz ettiğim bir durum olursa öncelikle herkesten özür diler hatalarımın tarafıma iletilmesini canı gönülden isterim.

Aklıma ilk gelenler…Neden ADEM e secde edildi?
Çünkü o yaratılmış ilk İNSAN.Çünkü o yaratılmışlar içinde ALLAH a en yakın olan ALLAH ın tüm sıfatlarını taşımakta olan bir yapı.
Üstadın bir yazısında okumuştum.
Kabe yi yerinden kaldırdığımızda sizce ne olur?Tabi ki herkes birbirine secde etmiş olur.
Peki bu neden böyle.
Benim acizane fikrim anladığım kadarıyla şöyle.Hani hep deriz ya ALLAH bizim her zerremizde.
Varlığımızı oluşturan onun yeğane sıfatları.Biz onun varlığıyla var olmuşuz.
Yaratılmışlar arasında bir tek bizde bulunuyor bütün ESMA lar.
Yani ALLAH en yakın onunla BİR bütün olan biziz.Bu sebepten tüm yaratılmışlar ADEM (a.s.) e secde etti bir tek şeytan dışında.Çünkü o gerçeği göremedi.
Eğer ADEM deki gerçeği görseydi belki oda secde ederdi ama göremedi.
Adem i kendi gibi ALLAH tan gayrı ayrı sandı.Oysa ki yanıldı.Çünkü yaratılmışlar içinde en üstün olan Yüce Zatın tüm sıfatlarını esmalarını taşıyan bir tek ADEM di.

(İlknur Alkan Kızılkaya-KOCAELİ)
...............................................