- Baş Sayfa
- Değişik Dil Çeviri Eserler
- Tasavvuf Eserleri
- Talya Esintileri
- Eserlerin Ürünü
- Orijin yazi arşivi
- Ehl Potreleri
|
Sular yükselince, balıklar karıncaları yer...
|
Katılım: 23
DEVRAN başlıklı tefekkürü okumak için:
http://www.okyanusum.com/devran.html
http://www.orijinkutuphane.org/devran.html
(Meryem IRMAK-İst)
-----------------------
Yaratılmışların ve yaratılacakların,bilinen ve bilinmeyen tüm alemlerin ,sistem ve düzenin ta kendisi,ismi ALLAH olanın, takdiri ve dileği ile hükmünü sürdürür her şey. ''O'' Mâlik-ul Mülktür. Mülkün ebedî ezelî sâhibidir. De ki: "Ey mülkün sâhibi Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verir, dilediğinden de onu çeker, dilediğini aziz, dilediğini zelîl edersin. Hayr Senin elindedir. Muhakkak ki Sen herşeye kâdirsin.
Takdir ve hüküm,kader ondandır. Yeryüzünde vuku bulan ve başınıza gelen bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (levh-i mahfuzda yazılmış) olmasın. Elbette bu, Allah’a kolaydır.(Hadid 22)
(Tamer SEVİ- Yalova)
-------------------------------
sanıyorum suyun akışı SİSTEM in ta kendisi oluyor; o nedenlede bugün aciz zayıf olan bir insan yarın güce kavuşabilir iman gücünede olabilir maddi gücede irade gücüne de; ancak bugün çok güçlü görünen bir insan paranın gücünde etkisindedir parası olmadan hiçbişey yapamaz iflas etti diyelim yıkılır çöker aciz kalır. yada bugün ibadetini yapan bir insan genel anlamda başına kötü bir iş geliverdi mi rıza gösteremez isyan eder imanındada olur malındanda.. ama iman gücü zayıf olan bir insanında karşısına öyle bir olay çıkıverirki iman eder Hz. ibrahim efendimizin sofrasına gelen ihtiyar gibi.. hikayeyi bilmeyenler www.okyanusum.com dan halil ibrahim sofrası ndan okuyabilirler. yani kimseye bugün imanlı yada imansız diyemeyiz mühür vurma yetkimiz yok çünkü yarınki yenilenmeyi bilemeyiz ''heran yeni şandadır'' kudret irade Tek tir ne balıklardır karıncaları yemek için suyu yükselten nede karıncalardır suyu çeken balıkları yemek için yani HERKES ÖNÜNE NE GELİRSE ONU YER
(Emel DENİZ-İst)
------------------------------------
Es Selammmbuyrulur ki SAV Efendimizce "Elindekine güvenme" bu ZUHD dür.
(haddim olmadan aklıma gelen acıklamayı yazayım)-
elindekine guvenmek yani "putlastırmak" fayda zarar verebilecegini dusunmek,şirktir,varlık vehmetmektir.yıne buyrulur kiyukselen hersey alcalacak alcalan da yukselecektır...
afrika atasozunun ılk dusundurduklerı bunlar.
ikinci olarak;"kedi bile karsıdan karsıya gecerken sagına soluna bakar" buyrugunu dusundugumdekarıncalar ve balıklarla aynı kefeye koyamıyorum ınsanları.insanın farkı "AKIL" ve bu aklı "kullanmak".Suyun yukselisi ve alcalısını "hesaplar" ve bundan yararlanmak ıcın elektrik uretmek icin santrallar kurar. :) ucuncu olarak ;Kisi kendisini "ustun" gordugunde hangi konuda ustun goruyorsa o konuda denenecektir zaten. İman ettik deyip de denenmiyeceginizi mi sandiniz ? buyrugunu hatırlayın.Kisinin kendisini ustun gormesı de farklı anlamda da olsa yine de bir cesit imandır.(kendi gucune inanmak / kendine iman )Kisi kendisini guclu gordugunde /buna iman ettiginde "guclu olmadıgı" kendisine kanıtlanacak sekılde denenir.(imanın / gucun "kendisinden gelmedigi ona anlayacagı sekilde :) anlatılır ,suyun akisi denilen de budur iste. ) estagfurullah estagfurullah estagfurullahEs Selammmmm
(Yaşar Emrah KÖKSAL-Ank)
------------------------------------
zenginliğine güvenme bir kıvılcım yeter
güzelliğine güvenme bir sivilce yeter
Yüce Rabbim ne eylerse güzel eyler
(Çilek- İst)
----------------------------
“Her ortamın kendine has canlıları vardır. Ve o ortama ait olan canlı türü ait olduğu ortamın getirisi olarak güçlüdür! Ortam değişince oradaki canlıda güç de kalmaz .Güç(canlılık-hayatta kalma) ortamdandır. O yüzden ben bugün dünyanın en güçlü insanıyım diyen yarın bakalım dünya şartları dışına çıktığında o gücü nerde kalmış olacak..O güvendiği gücü bakalım ona yardım edebilecek mi?..O yüzden bugün burda yarın başka yerde olacağımızı düşünmeli ASLEN hangi ortama ait olduğumuzu tespit edip o ortamı peygamber efendimizin(s.a.v) anlattığı şekilde anlayıp, O’nun hazırlanmamızı önerdiği şekilde hazırlıklarımızı yapalım.” demek geldi içimden...
(Ayşe GÜL- Manisa)
---------------------------
Hikmetinden sual olunmaz!. "Ah teslimiyet!" yazılı levha geldi gözümün önüne, atasözünü okur okumaz her nedense. Nuh tufanında Allah'ın sulara helâk et emri verdiği, Hazreti İbrahim'in atıldığı ateşin Allah'ın emriyle göle, odunların balığa dönüştüğü geldi aklıma. Hazreti Musa'nın Allah'ın izniyle âsâsını Kızıldenize çalıp suları ikiye ayırdığını hatırladım. Okyanusun ortasında Allahın kudretiyle birbirine karışmadan akan tatlı ve tuzlu suyun gerçeği ile ürperdim. Sular, ateş, rüzgâr, arz ve semada olan herşey O mutlak güce boyun eğmiş. Balıklar, karıncalar, hatta okyanuslar dolusu sular ancak Allah'ın izin verdiği kadar güçlü. Mutlak güç sahibi yalnız Allah. Ne mutlu "Alemlerin Rabbine teslim oldum!" diyebilenlere.
(Muzaffer GÜLENÇ- USA)
----------------------------------
İman insandan açığa çıkmaya başlamışsa; kişi bilinç varlığı olan özüne yönelmeye başlar ve var olan herşeyin Allah ilminden yansıdığını fark eder hale gelir. İnsan yaradılış özelliği dediğimiz ve DNA’sına genetik şifre olarak yüklenmiş fıtratı bağlamında Rabbinin hükmü gereğince sünnetullahı değerlendirir. Kişi Rabbinin fıtratınca hayatta; başarılı-başarısız, güzel-çirkin, iyi-kötü gibi esmaları fiiller olarak açığa çıkararak yaşar. Ümmül kitabında yazdığı şekilde; ilmi ve fikri gelişirken, geçmişini ve geleceğini Kalem-i evvelinin yazdığınca yaşayarak sürdürür seyrini.
Allah’ın yarattığı sistemde programlanan her şey programınca seyrini sürdürür. Programı said olarak düzenlenmiş olanlar, hiç umulmadık yaşam batakları ve tarzları içinde yaşıyor olsalar bile, kendilerine “dön” irsal olununca, en arkadakiler öne geçer hükmü gereğince tövbesini Nasuh gibi ederek, özüne döner ve ümmül kitabında yazılmış ve ayanı sabitesinde mevcut bulunan Allah ilmindekileri okumaya başlar kendinde kapasitesince. Programı şaki olarak düzenlenmiş olanlarsa; son derece düzenli, yardım sever ve imanlı bir yaşam tarzı sürüyor görünseler bile kaderlerinden kaçamazlar fıtratlarında yazıldığınca.
Kelimeyi tevhidi idrak edebilen ve besmele sırrını yaşayabilen insan, hiç kimse ve hiçbir olay için iyi veya kötü hükmünde bulunamaz. Çünkü o terkibin kendinde yazılanları fıtratı gereğince yaşadığını ve yazılanların Allah’tan gayrında mevcut olmadığının farkındadır. Bize çok iyi, mükemmel, başarılı veya tam tersi işe yaramaz, kötü görünen birimlerin, fıtratınca hiç aklımıza gelemeyecek bilinç seviyelerini idrak edebileceklerini unutmayalım. Beş duyumuzla algılayabildiğimiz her şeyin ve olayların ardındaki hakikat ve hikmetleri bilemeyeceğimizi, her an her şeyin olabileceği değişimlerin hayatımızı alt-üst edecek şekilde yaşanabileceğini hatırda tutarak sükut ve sabır anahtarını elden bırakmamak gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle; suyun akışı olan tümel yapıyı; tek bilinci; ilmullahı iyi idrak etmek gerekir ki; yaşanan her olaydaki hükmün kader gereğince olduğunun farkındalığını seyredebilenlerden olabilelim. Saygılarımla
(M.D.Güngör/İST)
----------------------------
Suyun akışı, sistem, yani SUNNETULLAH..
Sular yükselince, balıklar karıncaları yer...
Sular çekilince de karıncalar balıkları...
Yemesi olayi ise AYETULLAH..
Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir...
Çünkü kimin kimi yiyeceğine, "suyun akışı" karar verir..
suyun akışı'nin kimin kimi yiyecegine karar vermesi..sistemin kusursuzca
(acimasiz ve merhametle) i$lemesi.
ACIYI MERHEM ETMEK eczanede tadi guzel ilac varmi..?
suyun akışı, yani sistem, sunnetullah..
Bugunku gucune ve ustunlugune guvenenlerin akillarinin ko$esinden bazen suyun
yukselip alcalacagi geciyor, gecmesine ama heva ve heveslerini put edinenler..
Buna inanmak istemiyorlar..ve ACIYI MERHEM ETmek zorunda kaliyorlar..
Bu olaylari her an, ya$iyor ve goruyoruz...
oh olsun ettigini buldu demek yerine...
ba$ka bir$ey demek lazim...dilimiz derken kalbimizinde demesi $artiyla..
Onlarin ustun ve gucluyken yaptiklari yetmiyormu$ gibi..
bitmi$ halleride zarar veriyor..hala gunaha giriyoruz..oh olsun ettigini buldu, derken
(Ercan KOÇAK)
------------------------
bu Afrika Atasözü bana aşağıdaki ayeti hatırlattı: 88-) Ve la ted'u meAllahi ilahen ahar* la ilahe illâ HU* küllü şey'in halikün illâ vecheHU, leHUl hükmü ve ileyhi türceun;
Allah ile beraber diğer bir ilah (ikinci bir varlık) çağırma (isimlendirme) !.. O'ndan başka ilah (vücud) yoktur… Herşe haliktir (yoktur, ölüdür), ancak O'nun vechi müstena… Hüküm O'nundur… O'na rücu' ettiriliyorsunuz. ya da başka bir mealde aynı ayet:"O'nun vechinden; zat ve varlığından başka her şey helak olucudur." KASAS SURESİ, 88
(E.Derviş-İst)
------------------------
DALGALAN SENDE EY….
Bir dokunuşsun sadece,
Suya yazılmış bir dalga .
Okyanusta dalgalanan binlerce dalga gibi…
Bazen başka dalgaları da sürüklersin kendinle,
Bazen de sen başka dalgalara kapılırsın.
Sonuçta bir dalgasın…
Sonsuz dalga okyanusunda, dalgalanan…
Ezan bir dokunuştur,
En doğudan, dalga dalga gelen…
Ritmik dalgalanmayı başlatan…
Artık dalgalanmaya katılma anıdır senin için..
Alçalıp, yükselerek…
Ya tek yürek gibi dalgalanmanın ritmi ile yaşarsın,
Ya da bu dalga seni, eninde sonunda kendi ritmine katar.
Her an, yeni bir halde gelen Dalga’yı, yakalamak dileğiyle….
(Ç.Uzunkaya-Erzncn)
------------------------------
Rahman Suresi (55 /29)
Yes'eluhu men fiysSemavati vel'Ard* külle yevmin HUve fiy şe'n;
Semalar’da ve Arz’da kim varsa hepsi Ondan ister/talebeder; O her yewm (gün, an, tecelli) yeni-orijinal bir oluştadır.
Her an yeni bir şen de oluşu ,sebep sonuç ilişkisi ile görebilmekteyiz.
Ne balık ne de karınca olmak istemeden ;birimselliğimizden soyunarak , kendimizi suyun akışına bırakırsak, ne balıkların karıncaları yemesinden, ne de karıncaların balıkları yemesinden etkileniriz. Suyun akışı da kadere tabidir.
Ne güzel sözdür “ Görelim Mevla Neyler,Neylerse Güzel Eyler.”(Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz.)
( E. Aydemir)
-------------------------
Merhabalar,tefekküründe gercekten zorlandigimi itirafetmem gerek ,umarim diger dostlarin paylasacaklarindan'da nasiplenerek daha olgun bir manaya ulasacagimi ümid ediyorum.
Vehim nurunda yaratilmis mana suretleri olan varliklarin TASRRUFLARININ ALLAHIN iradesi ile kaim oldugunu ve yaptigindan sual olunamayacagini,bu yönü ilede ALLAH'IN kayit altina alinamayacagini bilinmesi gerekmektedir.
"Kimse bugünkü üstünlügüne ve gücüne güvenmemelidir" ile benlik ve ego tetiklenmesinin her an beyan mevcut olduna,bugün gecer akcenin,yarin tedavülden kalka bilecegine diger yönü ile bilgisayar ekraninin güncellenmemesi durumunda nasil ayni görüntüde kalmasi söz konusu ise,birim icin bir böbürlenmenin birakin günellenmeme dahada batakliga hic farkina varmadan kayacagini anliyorum.
Kader konusunu iyi anlamam gerektigine ,"Kalpler ALLAH'in iki parmagi arasindadir"uyarisi ile,diledigini seyr etmede oldugunu ,diledigini aziz kilip diledigini alcalttigini unutmamam gerektigini anliyorum. Selamun Aleyküm
(Ayhan ERGEN)
------------------------------
Balıkta karıncada eşit hepsindeki güç aynı.Hepimiz eşit yaratılmadıkı mı,kimse kimseden üstün değil.Bu sözdeki suyun akışıda Allah ın iradesi Allah kim için nasıl dilerse öyle olur Allah istediğinde balık karıncayı veya karınca balığı yer Allah ne dilemiş ise o. Allah hepimiz için hayırlar diler inşallah.
(Asuman YILDIZ-İst)
----------------------------
YÜCE YARADAN, kimsenin ümitsizliğe kapılmamasını, kimsenin emin olmamasını sağlayan muhteşem bir sistem kurmuş.
Hz Mevlana "kimseye kafir deme , sonunun ne olacağını bilemezsin" diyor.
Hz F, Attar'ın İlahiname kitabından bu konuyu özetleyen örneği çok severim.
Bayezid’in GözyaşlarıBeline zünnarını bağlamış bir hristiyan bir gün Pazar yerinden kalktı, Bayezid’in yanına geldi. Bir zaman söyleştikten sonra, kuşkulardan arınarak müslüman oldu. Zünnarı koparıp attı.
‘Alemlerin Rabbi Allah’a bütün yüreğimle iman ediyorum, yine inanıyorum ki, Hazret-i Muhammed (asm) de onun son elçisidir’ dedi.
İsevi, müslüman olup hakikate teslim olunca, Şeyh’in gözlerinden bir sel boşandı. Yüreğinde hidayete tanık olmanın heyecanı kabarmış, gözlerinden akmıştı. Uzunca bir zaman ağladı. Orada bulunanlardan biri,‘şeyhim’ dedi, ‘neden ağlıyorsun, şimdi sevincin çağıdır’
Bayezid, ağlaması dinince,
‘yetmiş yıldan sonra oluyor bu’ dedi, ‘bir hristiyan belindeki zünnarı kopararak bir anda zararını kara çeviriyor. Ya o zünnarı benim belime bağlarlarsa ne yaparım? Benim ağlayışım biraz da bundandır’
paylaşımımı kabul ettiğiniz için sonsuz teşekkürler ederim.
(Işık-İst)
-------------------------------
GÜÇ ALLAHA AİTTİR
Başlangıcı ve sonu olmayan; evvel, ahir, batın ve zahir olan tek hakikat dışında bir varlık olmadığı, bu tek varlığın hay sıfat ve irade kudretiyle her şeyi yaratan, yaşatan, düzenleyen, olduğu artık kanıtlarıyla bilinmektedir.
Bu geçekliğe rağmen, Allahın sıfatlarının mazharları durumundaki halk edilmişler; zaman zaman, cehlin ve şaşkınlığın neticesi olarak, kendilerinde ayrı bir varlık vehmederek, olayları kendi edim ve davranışlarının gereği olarak kabul edebilmekte ve bu kabul neticesi sıkıntı veya sevinç yaşamaktadırlar. Oysa hadisat Tek varlığın iradesi neticesinde, Allahın sıfatları seviyesinde görünürlüğe çıkmasından başka bir şey olmadığını bilenler; ne varlıktan sevinmekte ne de yokluktan üzülmekteditler.
İrade sahibinin icraatını izhar ederken tecelli ettiği mazhar olarak bizler; kendimizin sadece kullanılan kap, kılıf, kalıp olduğumuzu farkedip “güç ve kuvvetin Allaha ait oldu”ğunun idrakı içinde isek bu anlayışın getirisi “huzur” yani cennet hayatı, aksi idrak ise “sıkıntı” yani cehennem hayatı, yaşantımız olmaktadır.
Ne varki karşılaştığımız olayların tümü, ister huzur, isterse sıkıntı olsun bizim zanlarımız ve gerçeklerimizin neticesinde, ve bizzat kendimiz tarafından inşa edilen yaşantılardır ki; bu yaşantılar da; kaderimizin çizimleridir.
Rabbim doğruyu idrak edebilenlerden eder inşallah… 11.08.08
(H.İmamoğlu-İzmir)
-----------------------------
bu söz, mülhime ve altındaki bilinçleri işaret ediyor gibi. Sevgiler.
(M.Berat ÇALIK)
------------------------------
Tasavvuf için, insan merkezdir kabulüyle yaklaşırsak, gücün sürekli olmadığı ve sürekli olanın, yaratanın bize verdiği selim bir kalp inşası görevinin başarısı sonucunda alacağımız karşılık olacağını idrak etmeliyiz. Güç dahil çeşitli karşılıklar ve tepkiler verdiğimiz dışımızdaki her olayın; bizim nasıl bir gelecek inşa ettiğimizin temel taşları olduğunun farkına varmalıyız. Bugün güçlü olanın zalimliği karşısında aldığımız tutumla, yarın zayıf olana karşı takındığımız tutumların, bu neviden testler olduğunu ve her tavrımızın mutlak ve adil bir karşılık bulacağını hiç akıldan çıkarmamalıyız. Rabbimizin sınav sorularının sonsuzluğunu ve çeşitliliğini şöyle düşünelim. Dünyanın bütün okyanusları mürekkep olsa ve bir o kadarda yedek olsa, bu test çeşitliliğini yazmaya yetişmez. Soruların sonu gelmez ve asla tekerrür etmez ve kopya çekilemez. Her birey kendi özgün cevabını mutlaka hazırlamalıdır. Rabbimizden bu yolda gelen yardımlara karşı uyanık olmalıyız. Tasavvuf için,bu ilahi yardımların kamil zatlar eliyle sunulmasıdır diyebiliriz. Allah, ilmini ve hikmetini bizimle paylaşanlardan razı olsun.
(Arif)
--------------------------------
SELAM,DEVRAN YAZISI COK HOŞTU...DAHA USTUNE SOZ SOYLEMEK İSTEMEM..
AMA ATASÖZÜNDEKİ SU 'YU İLİM OLARAK DÜŞÜNMÜŞTÜM...BALIK TEVEKKULU SİMGELER, KARINCALAR DUNYA HIRSINI...
(Ömer REYHANOĞLU-K.Maraş)
--------------------------------------
Su :hayat ,su :bereket ,su: rAHMET...!!!
İlim'den tasavvuf lisanında < Su >olarak bahsedilmesi;Suyla(ilimle)yaşayan içindeki balıklar, ( ilim sahipleri) ,sular yükselince (hakikat nurlarıda onları destekleyince) var saydıkları benlikleriyle dünyalarıNda yaşayan birimleri(karıncaları), yer.(bu zanlarından arındırıp,varlıklarını yokedip,hakikati farketmelerine yardımcı olurlar).
Sular çekilince de ,( ilim açıldığı gibi tekrar örtülünce ) karıncalar balıkları yer.( Yani ilim nurlarının zayıflamasıyla ,dünyaları-N-dan vazgeçemeyenler, ilim sahiplerini de değerlendiremezler)
Ve hiçbir şey sürekli aynı kalmaz ,sistemin mekanizması gereği (dalga hareketi) bir esmanın başka bir esmaya dönüşümüdür aslolan.
Bir an "var" gibi görünmüş, bir sonraki anda hiç olmamış gibi kaybolmuş, bir "varsayım" sadece "dalga" denen şey!
Her an sayısız oluşlar var olmakta ve yok olmakta; Kahhar ve Bais isimleri gereği aralıksız işleyen bir sistem sözkonusu.
Ve kimin kimi yiyeceğine, "suyun akışı" karar verir.( mekanizma gereği,güçlü güçsüzü yer)
(Arzu Erol-Bursa)
---------------------------------
Bu sözü duyduğumda suların yükselmesine ve çekilmesine sebep olan AY dikkatimi çekiyordu. Fakat tasavvufi açıdan düşünmemiştim bugüne kadar. Ve birde suyun akışı var tabi. Buradaki akış ZAMAN’ı hatırlatıyor. Zaman da bir akış içinde ve bize göre zaman gezegenlerin hareketine göre belirleniyor. Gezegenler , yıldızlar; her biri ALLAH isimlerini ihtiva eden kozmik ışınımlarını evrenin her yanına saçarlar. Var olan her şey “SU”dan yaratılmış. “SU” da bir çeşit enerji yoğunlaşması. Her birimiz “SU”dan yaratıldık yani “ENERJİ”den yaratıldık. “SUYUN AKIŞI” aslında “ENERJİ AKIŞI”. Bu akış an be an ASTROLOJİK TESİRLER olarak beynimizi etkiliyor. SUYUN YÜKSELMESİ ve ÇEKİLMESİ bilinçlerimizde oluşuyor. Aldığımız astrolojik tesirlere göre bazı zamanlarda terkibimize ters gelen bizi güçsüz bırakan ışınımlara maruz kalabiliyoruz. Her birimiz yaratılışımız itibariyle tüm Allah isimlerini açığa çıkarabilecek kabiliyette yaratıldık. Her burcta bazı ESMA’ların daha baskın olarak ortaya çıktığını ehli olan kişilerin eserlerinde bulabiliriz. Beynimize gelen ışınımlar bizi güçsüz bırakırken başka bir insanı olumlu etkileyebilir güneş burcumuza göre , yükselenimize göre, doğum haritamıza göre. Bu durumda bizi güçsüz bırakan etki bir başkasını güçlü kılarak bizi ona YEM yapabilir. Bir süre sonra ise bu durum tersine döner. Sistem bu şekilde sürekli bir akış içinde ( DEVRAN içinde ). Evren sürekli hareket halinde , yıldızlar sürekli yörüngelerinde hareket etmektedirler. Sizi sıkan bir açının arkasından ferahlık verecek bir açı mutlaka gelecektir. Gelecektir gelmesine de; gelen bu açının arkasından da, sizi bir başka farkındalığa ulaştıracak bir zorlu açı mutlaka gelecektir. Ne EN BÜYÜK acılar, ne de EN BÜYÜK mutluluklar sonsuza dek sürmez. Bu yüzden suyun akışını takip etmek gerek. Sular yükseliyorsa ona göre tedbir almak gerek ve aynı şekilde sular çekiliyorsa ona göre tedbir almak gerek. Ne VARLIĞA sevinmek nede YOKLUĞA üzülmek yersiz. Hepsi geçiçi. Sanırım aslolan günümüz tabiriyle AKIŞTA KALMAK.
…(M. Keskin – AYDIN)
-------------------------------
Her birim kendini oluşturan esma terkibinin özelliklerine göre bir takım oluşlar meydana getirmektedir. Bu esma terkibinden açığa çıkanlar onun var oluş amacıdır ve bu şekilde kulluğunu yerine getirmektedir.
Bu sebeple herhangi bir esma terkibinin bir diğerinden üstün ya da yetersiz olması söz konusu değildir. Hepsi var oluş programına göre davranışlar açığa çıkarmakta ve bu şekilde varlığına devam etmektedir.
Hangi terkibin hangisini etkileyeceği de yine bir başka terkibin oluşturduğu etkiye göre değişmektedir ve hepsi de asıl olan tek kare resimde ortaya çıkması dilenmiş olandır.
Sonuç olarak birbirine üstün ya da birbirinden güçsüz terkipler değil ortaya çıkarılması dilenen vardır ve sonuçta ortaya çıkan da odur.
(G.Ş.)
--------------------
"O ALLAH !KAİNATTA HER AN HÜKMÜNÜ YÜRÜTMEKTEDİR.
Kainatta herşey bir değişim ve devinim içindedir...Ve bu devinim insanlığın gelişimine olumlu paralellikte sürmektedir.Yaşanan her iyi yada kötü şey bu olumlu gelişmenin parçasıdır.Her şey NUR'un tamamlanması içindir.Karar vermiş olan Allahtır ve bizler iyi yada kötü devinimlerle bu gelişime katkıda bulunuruz.Geçici zaferler yada yenilgiler sadece bir yanılgıdır.bütünün olgunluğu için bu gelişim ve devinim gereklidir.Ne mutlu olumlu katkıda
bulunanlara.
( Nursel Ersavaş)
----------------------------