DERİN TEFEKKÜR

Konu: Silkeleyen Sözler -2

Secde edenin alnı,
Allah`tan gayrına değmez! 
(AH)


“Secde etmek”
nasıl bir idrak yaşam halini ifade ediyor?

“Alnın değmesi” neye işaret?..

“Allah’tan gayrına alnı değmez”
ne demek?..
 

Ben bayıldım bu söze…

Eminim sizden çok güzellikler açığa çıkacak…
 

Konu derin, ipuçları da verelim. Nasılsa ehli yazmış, lütfetmiş, kimin malını kimden saklayacağız ki?..

Buyurun ipuçları. Ama lütfen okuyunuz:


SECDENİN HAKİKAT SIRRI: (Görüntülüdür- Dikkatle İzlenesi)
 

http://www.ahmedbaki.com/turkce/videolar/flashtv/flashtv34.htm
 

SECDE:
http://www.ahmedbaki.com/turkce/kitaplar/temel/temel13.htm
 

NAMAZ VE HAKİKATİ
http://ahmedbaki.com/turkce/kitaplar/gavs/gavs32.htm


http://ahmedbaki.com/turkce/kitaplar/gavs/gavs37.htm
 

HAKİKİ SECDE:
http://www.ahmedbaki.com/turkce/kitaplar/tek/tek14.htm
 

SECDEYİ FARK ETMEK:
http://www.ahmedbaki.com/turkce/kitaplar/islam/islam30.htm
 

DİNİN DİREĞİ:
http://www.ahmedbaki.com/turkce/kitaplar/iman/iman24.htm
 

KADİR:
 
http://www.ahmedbaki.com/turkce/kitaplar/kendini/kendini33.htm


 
Tefekkürün İbadet olduğunu unutmayınız…


Hazırlayan Mehmet Doğramaci : m_dogramaci@yahoo.com

İpuçu Mesaj Devamını OKU...
SECDE TEFEKKÜRÜNE GELEN CEVAPLAR


“YÜRÜR HİÇBİR MAHLÛK HARİÇ OLMAMAK ÜZERE HEPSİNİ ALNINDA ÇEKİP GÖTÜREN O'DUR! ...” (Ayet)

Nasil ki bu ayette “ALNINDA” kelimesiyle “BEYIN”, cekip götüren "O"dur kelimesiyle de beynin esma bilesimi olarak  meydana getiricisi ve mutasarrifinin RABB , Rububiyet mertebesi  oldugu anlasiliyorsa .. Ayni sekilde SECDE yi de aciklandigi gibi yaratilmisligin HICLIGI ve ALLAH varliginin idrak edilisi olarak anliyorsak   ve  secde mahallinin de BEYININ ciktisi SUUR oldugunu kabul edersek resim netlik kazanir....Birimsel suur hakikatinin  ESMA MERTEBESI oldugunu idrak etmek suretiyle hicligini idrak ettiginde alni ALLAHA degmistir, yani varliginin ALLAH varligi oldugunun varlikta gayrullah olmadiginin  IDRAKINE varmistir..."


"Çün bildin mü`minin kâlbinde Beytullah var,
Niçin izzet etmedin, ki ol evde ALLAH var?

“Muhammed’in nefsi kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, eğer siz süflî arza bir ip sarkıtmış olsanız Allah’ın üzerine düşerdi.” (Tirmizi)


Buradaki  SÜFLI ARZ i insandaki beden boyutu olarak alirsak ki  Ademin cennetten indiriliside süfli arza olmustu yani beden boyutunuda deneyimleyen yasayan bilinc  VECHIADEM yani HICLIK aynasindan görünen VECHULLAH.... Dolayisiyla suur boyutu itibariyle ESMAULLAHtan meydana gelmis ademin beden boyutu itibariylede ESMAULLAH tan meydana geldigi vurgulanmis olur ve böylece ancak ve ancak "Her ne yana dönersen ALLAHIN vechi oradadir" ayetinin sirrina erer SALAT edersin. Salatin secdesi zahirde ve batinda var olanin vechullah oldugunu idrak edip hicligini farketmekle baslar, bu da öncelikle bu hakikate ulasmis olana TESLIMI NEFS ile bir anlamda  hakikatine secde ile mümkün olur..ki "O" sana, sendeki vechullahi farkettirip secdeni ilmi ve ayni mertebesinden hakkelyakiyn mertebesinde yasamana  yardimci olsun....


Her ne var Âdemde var; Âdem`den iste Hak`kı sen!.

Olma iblis-i şakî, Âdemde sırrullah var!."


Evet dostum Salat etmek istiyorsak  secdemizde alnimizi yani bilincimizi toprak vatana , süfli arza degil ,asli vatana,vechullaha degdirmek istiyorsak, topraktan basimizi kaldirip SUUR boyutuna yönelmek zorundayiz.. Ta ki "Ruhlariniz bedenleriniz bedenleriniz ruhlarinizdir hitabini isitene kadar yani farkedene kadar......Ya sadik yar toprak olur bir gün ona kavusur toprak oluruz  ya da vechullah olur  sonsuza dek vechullahin seyrinde yasama devam eden suur dan oluruz..... secim bizim......

(Hayri C. Almanya)
--------------------------



Mutlak Tek'in kendini seyrinin vücudu evren...


Bu seyirdeki tek bilinç, boyutsal katmanlar bakışında,  boyutsal derinlikleri olarak algıladığımız alemleri  o alemleri değerlendirebilecek alt bilinçlere dönüşerek  seyrediyor ...

Bu seyirdeki alt bilinçler aslında o tek bilincin o ortamlara, o koşullara göre' yi oluşturacak şekilde bürünmüş hali...

Yani sonsuz sınırsız bilinç, bir boyut, bir katman algılayıcı biçimine kendi ilminde bürünüyor ve seyreyliyor yine ilminde, ilmiyle ne kendinden gayrı ne kendi olmaktan beri ve her ikisi de olarak...


Secde, boyutsal alt bilincler ve seyirler  veyahut evrensel bilinc ve evrensel seyir olarak kendine  bir an nazar edenin nazar ettiği alt boyuttaki bilinç türünden kendine urucudur...


Uruç; ben'den hiç'e, fakr'a ;fakr'dan hep'in nazar anına (ki o an bu an'dır ),kişinin noktası  olarak belirtilen o duruma Rububiyetine ve dahası Rububiyetinin hakikati olan ,doğru kavrayabilmiş isem sanırım "data"olarak adlandırılan , Allah'ın esmasını kendinde tümüyle barındıran  yokluğun bilincine  erdirir.


Secde edenin alnının Allah'tan gayrına değmemesi: Secde ile Uruca dönen ,"ben" noktasındaki beşeri bilinçten,"ben"in hakikati olan rububiyetine ,vechine erenin ,vechini Allah'ın vechine yani dehr olarak adlandırılan ve zannımca kendini seyretmeyi dilediği

anının dileme ve kudreti ile seyr olarak vucut bulduğu o tek anın bilincine  erdirebilmesidir ki (bunun yolu kişinin kendinde bulunan risalet  kanalından açığa çıkana teslimiyetidir ki:
Ve kezâlike evhaynâ ileyke ruhan min emrina; ma künte tedriy melkitabu ve lel imanu ve lâkin ceâlnahu nura, nehdiy bihi men neşâu min ibadina; ve inneke letehdiy ilâ sıratın müstakıyma.


İşte sana buyruğumuzla Ruh'u gönderdik. Sen kitab nedir, iman nedir bilmezdin önceleri. Biz O'nu, kullarımızdan dilediğimizi hidayete ulaştırıcı nur eyledik. Şüphesiz ki sen de sıratı mustakıyme hidayet edersin.


Kemâ erselnâ fiykum resûlen minkum yetlû aleykum âyâtina ve yüzekkiykum ve yuallimukumul kitabe vel hikmete ve yuallimukum ma lem tekûnu tâ'lemun.


Size İÇİNİZDEN bir RESÛL irsâl eyledik ki sizi arındırıyor (temizliyor), size kitab ve hikmeti öğretiyor, bilemediklerinizi bildiriyor. Ayetleri buna işaret eder.)


dahasını aklın kavraması sanırım muhaldir, cebrail a.s.'ın sidre-i münteha'da  duruşu, bir adım daha atamayışı  sanırım üstadın bu sözünde 'Alnın Allah'a değmesi !? olarak teşbih edilmiş (Alın'dan murad bilinçtir sanırım)... Değmek başkadır, ermek başka ki değmekte hala yaratılmışlık durumu söz konusudur...Efendimiz 'in sidre-i münteha'nın ötesine geçişinin sırrı Resul-Allah  oluşu ,sanırım üstadın bu sözündeki işaretle daha da belirginleşiyor.


Yazdıklarım zannımdır yalnızca zanna esir olmaktan, bildim sanmaktan,"benin her boyutundan" Allah'a sığınırım.

(Ö.Durmaz-İst)
----------------------------



Ateş toprağa boyun egmem dedi diye mi kovuldu yoksa Allah CC'nın dedigine uymadıgı için mi? Ben'e de kabul ettirmek gerek her şeyi. Selam ile.

(Çilek-İst)
----------------------------

 

Secde benliğinin azciyetini hissetmek, hiç olmak ve bu anda da hep olmaktır.Hiç olduğunu farkettiğinde O nun kalmasıdır.

(M.Kars-Edirne)
----------------------------

 

SECDE
Sana yöneldim güzel RABBİM!

AŞK oldum sevgi doldum...

Çiçeğe baktım seni buldum...

Gökyüzüne baktım seni buldum
Seninle dolu insanlara baktım
Mutluluğu buldum...

Toprakta ,agaçlarda,daglarda
Denizlerde,kuslarda,rüzgarın sesinde...

Hep sen...!

Heryerde sen!

Sana bir adım koştuğumda,
Heryanımda sen!
Her zerremde sen!
Şükrettim,SECDE ettim...

Sadece alnım değil bütün zerrelerimle
Sana teslim oldum...
Ben ben değilim artık
Sadece AŞK oldum....
 
(Nursel)
---------------------------------------



İLK OLARAK SECDE YOKLUK HALİNİN ADIDIR. BURADAKİ ALINDAN KASIT ALNIN ARKASINDAKİ BEYİNDİR. BEYİN ,YOKLUK HALİNİN AÇIGA CIKTIĞI; İDRAK EDİLDİĞİ MAHÂLDİR.BU HALİ YAŞAYAN GÖRÜR Kİ VAR OLAN SADECE ALLAH DIR.

(Ysm)
 ----------------------------------------
 

Bu gün artık katiyetle bilinmektedir ki, İnsan sadece şeklinden ibaret degildir.                                                                                                                                  
 
İnsan dünyanın yetkili sahibi, sevk ve idare edicisi, yöneticisi, düzenleyicisi, eğiticisi olan ve Allah’ın sahipliğinden sahipliği, sıfatından sıfatlılığı, ahlakından ahlaklılığı olan mücerret yapıdır da.

Yüce ALLAH’ın bir nevi mümessili olan insana bu özellikler; Canımızla birlikte gövdemize gelen Allah’ın inanmasından, güvenmesinden, beğenmesinden ve sevmesinden, husule gelen esaslardır. Bu durumun farkındalığıyla insanda Allahın yaşatıcılığından türemiş olduğu inancıyla teklik-birlik-birliktelik idrakı zuhur eder. İşte zuhur eden bu birliktelik kabulünün derinliklerindeki şüphesizliği “secde” olgusudur.
 
Secde farkına vardığı aslıyla birlikteliğini idrak edip, kendinin hiç olduğu idrakına varmaktır. Bu idrak kalbin (tespitli kati  kararın), onayıyla meydana geldiği için; secde kalplerde yapılır..
 
Rabbisinin istek ve emirlerinin, rabbisinin iradesinin sadece icra organı olan insanın inanışında, Allahtan başka hiçbir şey kalmadığı için; secde mahalli gönül ve bilinci tezahür eden  kalbdir.
 
Bu sebebden; anlayış, tespitli kesin kanaat ve bunlardan zuhurata çıkan edimlerimizin cemi demek olan “alın” secdede sadece Allah’a değer denilmiştir ki aslında “secde”, “değen”, “değinilen” de  O’ dur.
 
Tesbit edilen hatalı düşünceler bizimdir.En iyisini Allah ve Rasulü bilir efendim

(H. İmamoğlu-İzmir)
--------------------------------------



Cümleyi her iki şekilde alalım,
 
1-gerçek manada,. secde nedir, gerçekten 2-Manada secde nedir.
 
2- Manada secde etmek şüküretmektir. Yani yaptıgın ibadetler senin gerçek yüzünü göestermeye başladı amma daha net görmek istiyorsan devam et demek.
 
1-Gerçek manada SECDE.....,. Yaratılmış olanın, yaratandan taşıdıgı SULATINI bilip farkında oldugunu ve ancak ve ancak ben Sen inle bir anlam ifade ettiğimi. Beni en süfli malzeme balçıktan, en mükemmel (ahsen-i takvim) yarattıgına inaniyor tasdik ediyor ve, "insan benim sırrım, ben insanın sırrıyım" ayeti mealinde bu sır hürmetine kulun olmaya geldiğimi,yalnız başıma birşey ifade etmediğimi, seninle ben oldugumu, bedenen söylemek teyim, demek.... Veya SEN ŞAHSIN bende şahısım. selamlar.

(Galip- Ank)
----------------------------------



Secde etmek Allah'u Teala ile kul arasındaki tüm perdelerin kalkması hiçliğin yaşanması ve bu idrak ile secde ettiğimizde Allah'tan gayrına alnı değmez manası çıkıyor ki orda ben dediğimiz ikilik kavramı kalkarak tekliğe dönüşmek sadece ve sadece Allah'u Tealanın olduğunun bilinci ile secde halini yaşamak.Selametle

(Dilek F.Oğlu)
----------------------------------



SECDE 'in bir yüzü kayıtsız şartsız her birimin kader programı gereği secde halinde iken ,
bu yaşam içindeki her bir birim secdenin şuurunda değil, ikinci yüzünde ise , mülkünde dilediği gibi tasarruf eden Allah,kendine seçtiklerine Hidayet ederken dilediğine secde halini yaşatır, elbette bunu ancak yaşayan ifade edebilir.
 
Secde, zerrede var olan iradenin, benliğin külli iradeye, asl Benliğe teslimiyetidir.

Alnın değmesi, toprak olan bedenin ,topraga secdesi dir. Ademe secde etmeyen iblisin kıyas yapmasını hatırlayalım karşısındakini kayıtlamıştı BEN ateşten O topraktan yaratıldı ,ateş topraktan üstündür diye ve meleklerin secdesini de kayıtsız şartsız teslimiyet olarak anlıyorum, bu da onlarda birimsel BENlik / nefs olmayışı sebebiyle.
 
ÜÇ ALIN: Secde ettirmeliyiz, hem bedenin alnını, hem Ruhun alnını, hem nefsin alnını.

Görüyorum kendimde, alnım secdede, Ruhum Rükû de, Nefsim kıyamda.
 
Kısaca secde : Hakkın hakkını,HAK ile,Hakka teslim etmektir. Ne zaman olur üçü bir arada bilmem, nasip etsin rabbim arınmayı Benliğime.
 
Allah’ın ahad oluşu şayet anlaşıldıysa,O’ndan başka bir varlığın olmadığı. Var olan her birim ,varlığını meydana getiren esma terkipleri olarak ,alt birimden,üst birime kadar ve her bir boyut bir üst boyuta yaratılış fıtratı gereği SECDE halindedir,Allah her şeyi kuşatmıştır ,
Her kim hakikatta neye secde ediyorsa o secdesi Allah’adır, isterse inkar halinde olsun.(…)

(Nihat /İst.)
----------------------------------------

 

Secde eden ve secde edilenin aynı olduğunun idraki ile yapılan secdedir bu. Alında, secdenin değdiği yerde; kalbe giden yol olmalı ki;“Latif kalbin ; arş-ı rahman ın (ruhlar denizinden)” kendisine seyr olsun misali..

niyet kendisi
imam kendisi
Sağındaki ve solundaki ve ardındaki  cemaat kendisi
Camii-mabet kendisi
kendinden başka bir varlık olmadığına iman-farkındalık ve o imana-farkındalığa secdedir sanki.

(Nur Cihan-İst)
------------------------------------------

 

Kella la tutı'hu vescüd vakterib;
Hayır, sakın (yapma) !.. Ona (kendini mustağni gören, Hakk’dan perdeli, namaz müşahadesinden nehyeden, zebanilerin zebunu alın’a) itaat etme/boyun eğme; (hakikatına olan imanın gereği) secde et ve yaklaş!.  (Alak Suresi 96 /19.)
 
Secde ve Rabbine yakınlık ilişkisi, iniş sırasına gore ilk sure olan,Alak  Suresinde   açıklanmaktadır.
 
Kella, lein lem yentehi lenesfe'an BinNasıyeh;
Hayır (iş sandığı gibi değil) !... Andolsun ki eğer vazgeçmez ise, elbette o (Bi-) nasiye’yi (alnını, başının ön kısmını B sırrınca) şiddetle yakalayıp çekeriz.( Alak Suresi 96/15.)
 
Yine Alak Suresinde , Hakkı ve sistemi yalanlayıp yüz çeviren için , alnının B sırrınca şiddetle yakalanıp çekileceği bildiriliyor.
 
Alnın Allah tan gayrına değmemesi, benliğin tam teslim olmasıdır.

Bedenin secdesi ; namazın zahiri yönü. İnsan bedeninin  noktaya en çok benzediği hal..

Bedenin secdesinde kendi aslı olan toprağa secde var.

Ruhun secdesi ; benliğin eriyip , bilincin aslı olan noktasına yaklaşması.

Burada zahirde kalmayan , gerçek secde oluşur.
 
(Eğer kalp secdeye varırsa, artık o secdeden başını kaldırmaz, sonsuza dek secdede
 kalır  ) demiş Muhiddin Arabi (ks).
 
En guzeli sonsuza dek secdede kalan kalp. 

(E. Aydemir)
--------------------------------

 
Rasulullah’a Mirac’da “Dur Rabbin Namazda” denilmişti. Bu söz de beni silkelemişti okuduğum an ve silkelenme düşünme mekanizmasını devreye geçirip beni araştırmaya sevketti.
 
Rabbin namazı; Rabbül Alemiynin rububiyet hükümlerinin ef’al aleminde yürürlükte olması ve Rabbani kudretiyle tahakkukudur. Bu olgu ise; en makbul namaz olan kılanın içinde  bulunmadığı olarak belirtilen namazdır ki; daimi namaz ehlinde Baki olan Allah’tır.
 
Namaz; salat; özüne yöneliştir. Namaz vehmi benlikle başlar ve secdede yokluğun yaşanması ile tamamlanır. Secde; birimin varsaydığı benliğinin ortadan kalktığı, yokluğu idrak ederken “Baki”’yi anladığı, fakr ile Allah’a kurbet, yakin halidir.Namazı ikame edebilen ve secde edebilende yaşanan; Rabbül Alemiynin, kendi kuvvet, kudret ve ilmiyle varolan alemlerin Rabbı olan Allah’ın seyridir. Özündeki hakikati ve Kur’an’ı secde anında bilincinde, Rabbının kapasitesi kadarıyla açığa çıkarabilen; böyle bir anda esmanın anlamı ve isimlerin kuvvelerinin her an kendisinde açığa çıkmakta olduğunu fark ederken Kadr sürecinde ve ölmeden önce ölümü yaşayarak Selam’ettedir. Bu hal birimde tekrar beşeriyet hissi ve varlık olduğunu anlayana kadar sürer.
 
Rasulullah’ın Mirac’da Rabbına urucunda yaşadığı bu hal; Zat mertebesinden, Abdullah, Ahmed, Muhammed Mustafa olarak insanların arasına dönüşüyle tamamlandı. Secdeyi böyle müşahade edebilen Zat’ların alnının Allah’tan gayrısına değmesi söz konusu olamaz ki; o an mülk Allah’tan başkasının değildir.
 
Varlıkta eksiklik olmadığının, her terkibin fıtratını yaşamakta olduğunun, tasarrufun Allah’a ait olduğunun bilinciyle KUL olarak secde edebilmenin fıtratımızda olması ve vaadinden cayanlardan olmamak dileğiyle.
 
“Kimseyi boş görme, kimse boş değildir
 Eksiklik görerek bakmak erenlere hoş değildir
 Gönlünü derviş yap ve dost ile anlaşmaya yakın olmaya bak
 Aşk eri olmanın manası derviş olmaksa, o da içi boş olmamaktır
 Dervişliğin aslı gönüldendir ve iki cihandan geçmektir”
                                                                                Yunus Emre
 
(M.D.GÜNGÖR / İST)
----------------------------------
 

Bu soru hem cok kolaymiş, hemde cok zor. icimden şoyle duygular geciyor.....

Allah egrisiz secde etmeyi nasip etse de... Bizde o guzel secde duygusunu yaşayarak,
cumlemiz icin egrisiz secde nasip olmasi  icin dua etsek.inşallah.. amin.

(E.Koçak)
----------------------------------


Secde hali,ALLAH IN her zerrede her yerde her şeyde var olduğunu bilip ona göre düşünüp yaşamak demek...yaşamı ona göre değerlendirebilmek demek... ama bu sadece kuru lafla olamayıp belli çalışmalar sonucunda elde edilebilecek  bir şey...Bu hale gelebilmek kişinin taktirinde varsa bu hali yaşar...yoksa taklitten öteye gidemez gibi geliyor bana...Bardaktaki suyu görüp bu" su " demek var... Birde bardaktaki suyu içip tadını alarak bu "su " diyebilmek var...taklitten tahkike ermek... ALLAH  suyu içebilenlerden olmayı nasip etsin bizlere...         

(MERAL)
---------------------------------



Yazma yeteneğim çok az. Konuşabilseydim bu konunun anlatımı günlerce sürerdi.

tek bildiğim Secde ederek yükseldiğim!. Alın secde de iken malikül mülk, kadiri mutlak zücelali vel ikram, ya erhamerrahimin veya ekramel ekramin, Sözleri özümden  dilime (HÜVE) ona, ondan. Mülk sahibi vu mutlak kudret sahibi iken rahimiyet ve rahmaniyyete kendini havale etmekten başka çıkar yolun olmadığı anlayarak böyle sonsuzun içinde onun verdiği değerden başka hiç bir varlığının ve değerinin olmadığın feyadı ve figanı " gibi geliyor bana SücuuD

(Mehmet Yalçın)
----------------------------------


SECDE; BİLİNCİN (NEFSİN- BENLİĞİN) SONSUZLUĞUNUN HİSSEDİLMESİ HALİ. SONSUZLUĞUN TEK OLUŞUNUN, TAM(BÜTÜN) OLUŞUNUN, HER ŞEYİN SONSUZLUK İÇERİSİNDE OLUP BİTTİĞİNİN (HATTA HATTA ZAMAN VE MEKAN KAVRAMININ GEÇERSİZ OLDUĞU VE NE YAZIKKİ YİNE BİR ZAMAN KAVRAMI OLAN AN’ LA ANLATMAK ZORUNDA KALDIĞIM)OLUP –BİTME DURUMUNUN AN’DA OLDUĞUNUN FARKEDİLMESİDİR.
 
 SECDE FARKEDİŞTİR. FARKEDEN VE FARKEDİLENİN AYNI OLDUĞU VE BU FARKEDİŞİN SONSUZA KADAR HER AN YENİDEN HEP AYNI ANLAM(LAR)DA YENİLENEREK  DEVAM ETMESİDİR SONSUZA KADAR..’KADAR’ SÖZCÜĞÜDE  BİR SONU İFADE EDİYOR SANKİ ...
 
AMA ÇARESİZİM...’  BU ARADA; ZAMANDAN VE MEKANDAN SIYRILMIŞ YAŞANILAN  SINIRLI ALGILARLA İFADEDEN UZAK( ESER BULAMADIĞIM) ‘LAİLAHE İLLAALLAH’ İFADESİNİN ETE KEMİĞE BÜRÜNÜP ‘Secde edenin alnı, Allah`tan gayrına değmez!  ‘


DİYENİN HALİYLE HALLENMEK NASİP OLA...

(S.Egem)
------------------------------------


Âşık, Allah’a secde ettiği zaman, ne dünyada ne de ahirette bir daha başını kaldırmayan
kimsedir.
 
Ama Âşık, Allah da yok olmuş birisi olarak, tasavvufun nihayet noktasına erişememiştir.

Allah ile Allah olmak, yani Bekabillah budur Hakikat.
 
Bu noktaya nasıl erişebiliriz ? Secde ederek değil.

Ne zaman secde etmeyi bırakırsak, o zaman Allah ile Allah olup Hakikata varırız.
 
Dostlarım belki şaşıracak, ama unutmayalım ki, İslam’ın en önemli noktası ‘’tevhit’’, yanı birlik dir. Secde, bizi birlikten uzak tutar.Bir yerde secde eden, öbür yerde secde edilen. Yani ikilik.

Ne zaman secdeden vazgeçersek, o zaman hakikate ulaşabiliriz.
 
Beyazıt Bestâmi Hazretleri kabire konulduğu zaman ve melekler ‘’Rabbin kimdir, dinin nedir, kitabın, kıblen…’’
sorularını sordukları zaman Beyazıt böyle cevap verir: ‘’Biz bizimleydik, biz bizimle bize geldik, bizi bizimle bizden mi soruyorsunuz?’’
 
Çünkü olay ‘’min Allah illallah’’ !

Dikkat: Pişmeden önce secdeden uzak duran, Şeytana yem olur.

(Prof.Dr.Çağdaş Şenyürek-İst)
-----------------



Secdenin hakikatinin “hakikat” olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Hakikatin anlamı da tevhid. Tenzih ile teşbihin ortasını bulup sıratı mustakim üzere olmak. Aynı zamanda sırat köprüsü... Zor yani... Kıldan ince, kılıçtan keskin. Bir taraf küfür, bi taraf şirk... Ortası El-Emin!
 
kıldan köprü yaratmışsın,
gelsin kullar geçsin deyu,
hele biz şöyle duralım,
yiğit isen geç a tanrı.
 
Nasıl ki kalbin afaktaki sembolu Kabe ise, namazdaki secde de secdenin afaktaki semboludür. Nedir secde? Tevhid ile gelen vahdet hayatı. Kesrette vahdeti, vahdette kesreti bulmak.
 
Kalp nedir; kalpteki nasıl bilinir? Herkes kendi kalbini kendi bilebilir. Öyleyse herkes kendi secdesini de kendi bilecektir. Başkasının secdesinden fayda yok! Secdenin aslı Adem’e edilen secdedir. Ne gördüğündür ve ne OLduğundur. Adem’e secde etmeyen, oldu İblis-i şaki... OLması ‘isim’ almasıdır; yoksa ‘o zaten kafirlerdendir.’ (Sanki bu sahne esma mertebesine tenezzülü anlatıyor!) Artık nasıl Adem olsun İblis, İblisliği bırakmadan, Adem’e secde etmeden? Adem’e secde etmediği için İblistir zaten, ki ayet “o kafirlerdenDİR” buyuruyor ! Demekki secde eden de AdemdenDİR. Ve dikkat edilirse kafirler var ama ademler yok: Adem var! Elif. Dal. Mim. Ademin secdesi kendinden kendinedir. Çünkü herşey kendi nevinden olanı tanır. Ademi tanıyan Adem’e secde eder ki, bu tanıma ayniyettir.
 
Ne sağım var ne solum / Ben Şahıma bir kulum.
 
Gaybda O, şühudda sen, kendimde ben... Şahit olmak için şühud aleminde “Sensin Yarabbi” demek lazım. İşte budur secde. Adem’i şühud aleminde tanımak. İlla ente. Secde, Adem’e secdedir. Böylece müslüman olmaktır. Gaybı yalnız O bildiğine göre, biz işimizi kesrette görmek zorundayız. Allah da “bana kul olasınız” diye yarattım buyuruyor. Gayb’da kulluk olur mu? Olmaz! O zaman şühudda: İlla ente...
           
kaygusuz abdal: "yaradan!
gel içegör şu curadan,
kaldır perdeyi aradan,
gezelim bi'lece tanrı"
 
“Ya Sin!” Kur’an’ın kalbi... Ey insan! Ey kalp! Kalbin kalbi... Fuad! Marifet dini olan dinimiz insan anlaşılmadan gerçek anlamda anlaşılmaz. Çelişki, taklit ve eziyetten öte birşey olmaz. Bazı şeyler bilmekten öte “zevk” edilir. Ölüm gibi tadılır... Biberin acı olduğunu bilirim ama dilimi değdirmezsem tadamam. Bildiğimle kalırım. Acıyı tatmak OLmaktır, vuslattır.
 
Neden insan anlaşılmadan din anlaşılmaz? Çünkü insan halifedir. Halife O’nun halifesidir. İnsanı anlayan O’nu anlar. Varlığı bir örneksiz yaratmıştır. Nasıl tanıyacağız o zaman O’nu? İnsanla... Ademi kendi sureti üzere yarattığını beyan ettiği için, insanla tanıyacağız... İnsansız din bir mükellefiyetler manzumesi olarak hayatı zehir eder nas’a. Öyleyse, şunu kabul etmek gerekir: Ben bu dünyaya insan adayı olarak geldim. Nasıl bebeklikten itibaren zahiren bir gelişim süreci içinde isem, ayrıca batınen de, aklen fikren de gelişip duruyorsam.. Bu gelişmelerin sonunda tekamül edebilirsem, biiznillahi Teala, insan olacağım. Bunun için de önce insanı bulmam lazım. Çünkü henüz “insan” değilim. İnsan-ı nakısım. Beşerim. “İlla ente” deyip secdemi etmem lazım ki Ademiyyete adım atayım. Şehadet edeyim. Müslümanlardan olayım.
 
Allah bizlere de hakiki secdeyi ve gerçekten müslümanlardan olmayı nasip etsin. Amin. Öyle veya böyle herkes geldiği yere dönecek. Daireyi mutlaka tamamlayacak. Kimse ortada kalmaz.  “Allah’tan geldik, Allah’a dönücüleriz”. Herşey kader iledir. Kader mü’mini üzmez, kafasını karıştırmaz; Allah’a teslimiyete götürür. Var’ını bıraktırır. “Al, buyur” dedirtir, Sahip’e. Teslim etmek vermektir, “biraz daha ver” demek değildir. Lebbeyk. Allahümme lebbeyk!
 
Herşeyini teslim eden korkusunu da etmiştir. O yüzden korkmaz artık. Ölümü de teslim etmiştir. Ölmez artık.
 
İnsanların pek çoğu Sabancı gibi zengin, Einstein gibi zeki, bilmem kim gibi güzel olmak ister. İster istemesine de Allah’ın dilediği olur. Dolayısıyla maneviyata ilgi duyan herkes de veli olmak, daimi salatta olmak isteyebilir. Lakin Allah kime dilerse velayeti ona verir. Kula düşen razı olmaktır. Belki de velayet en çok razı olanadır. En az şikayet edenedir. Veli olamadım diye dertlenmeyip, bu durumda dahi zevk edenedir.
 
İnanıyorum ki, Allahu Teala velayet dilediği kula lazım gelen her bir SEBEBİ, esfeldeki kulu yukarı çeken ipi (sebeb’in bir anlamı Kur’an’da iptir), kendisine uzanacak bir eli, yani mürşid-i kamili de verir. Devir hangi devir olursa olsun... Çünkü “Devir”, an-ı daimdir. İnsan-ı kamilsiz devir olur mu? Huuu... Devir, insandır.
 
Ya Sin! Vel kur’anel hakim...Ya, Mürşid-i hakiki Allah değil mi, Huu? La ilahe illahu.

(Meryem Irmak-İst)
-------------------------------

 

“Secde, kulun ALLAH a en yakın olduğu haldir” diye biliriz yıllardır ama bir türlü tam manasıyla idrak edemeyiz GERÇEĞİ. Çünkü yaşayamayız SECDE halini namazda. Sadece biliriz O  An ONA en yakın halde olduğumuzu.Oysa ki gerçek bu değil.Sadece alnımızı secdeye koymakla iki üç kelime okumakla ONA yakın olamayız.Bu kadar kolay olmamalı.
 
Daha öncede ne demiştik ATEŞİN ARDINDAKİ İLİM.Bu İLİME ulaşmak için yanmak gerek demiştik.Bu yanış nasıl olacaktı.Var ken YOK olmakla.Sonsuzlukta YOK olmakla.Kendimizi herşeyden , dünyadan, bedenden , sevdiklerimizden, tüm görüşlerimizden yani kısaca herşeyden tüm zerrelerden sıyırarak ,hiç doğmamış gibi sanki artık BEN yokmuş gibi düşünerek YOK olmakla..Bunu yapmadan İLİME ulaşamayız..
 
İşte bunu SECDE de başarabilirsek.Eğer Secde de BEN YOKUM SADECE VE SADECE ALLAH VAR.ALLAH’TAN GELDİM ALLAH’A GERİ DÖNECEĞİM.HER ZERREMDE ONUN ESMALARI VAR BEN YOKUM diyebilirsek işte o zaman SECDE yapmış oluruz.Böyle bir SECDE de zaten bir tek o YÜCE Zata açılır.. Ötelerde bir yerde olan tanrıya değil. Bir tek ona DEĞER.Çünkü BEN ZATEN OYUM.ONUN varlığında kaybolmuşum…
 
Dilerim YÜCE RABBİM buradaki tüm arkadaşlarıma SECDE halini yaşamayı nasip eder.Yaşayana da yaşamayana da.Belki YAŞADIĞIMIZ zaman anlatması tarif etmesi daha güzel olur.Bunun böyle olduğunu okuyup bilmekle , anlatması bu kadar oluyor.Bir hatam veya kusurum olduysa hepinizden özür dilerim..
 
Sevgi ve Saygılarımla…

(İlknur Alkan Kızılkaya –KOCAELİ)
------------------

 

Secde, birimin YOK’luğunu idrak etmesi, VAR’lığın yalnızca ALLAH’a ait olduğunu anlaması halidir.Secde hali aslında bir bilinç düzeyidir.Kimisi bu bilinci sadece namazda yaşar kimisi de daimi secde halinde hep bu bilinçle seyreder alemleri..Ölmeden evvel ölümü tadan,cennete giren,Rabbi’ni seyirle meşgul olan gruptur onlar..Secde hareketine baktığımızda aslında ″0″ olmanın görüntüsünü yansıtır.Çünkü secdede baş ve ayaklar aynı hizadadır..ALIN yere değmektedir…İnsan adeta hiçliğini anlatır o görüntüyle…Peki ″alnı ALLAH’’tan gayrısına değmez″ ile anlatılmak istenen ne? ALLAH buyuruyor ki ; Yürür hiçbir mahluk hariç olmamak üzere hepsini  ALNINDA  çekip götüren O’dur..Alnın arkasındaki, beyninde açığa çıkan esma terkibi birimi oluşturan yapıdır.Birimi, birim yapan ondaki bu esma terkibidir.İşte secde edenin alnı ALLAH’tan gayrısına değmez ifadesi birimin secde halindeyken artık kendini birim olarak görmemesi ,varlılığının HAKKIN varlığı olduğunu idrak etmesi durumunu anlatır kanaatimizce..  

(E. S. Biyolog-  Samsun)                                                                          
-----------------------



Secde, insanı bütün varlık âlemiyle uyumlu kılar; çünkü yıldızlardan bitkilere kadar göklerdeki ve yerdeki tüm varlıklar Allah'ın huzurunda secde ederler.

İnsanın Allah karşısında zayıflığını, acizliğini tam anladığı, tevazu ve mahviyet içinde Rabbinin dergâhına sığındığı bir zaman dilimidir.

Secde etmek iman etmektir. İnanmak ve inandığını tasdik etmektir. İblisin bulunduğu makamdan kovulma sebebi secde etmeyişidir. Asi gelmesi ve emrolunanı reddetmesindendir. Kul secde ederek acizliğini kabul eder ve tam manası ile iman etmiş olur. Şekil itibari ile olandan ziyade her daim secde edebilmektir önemli olan. Allahın sıfatlarını bünyesinde bulundurabilmek ve miraca erebilmektir. Kalbimizin Allaha ulaşmasıdır…

Daimi namaz halinde olanlardan olabilmek ümidi ile…
 
(Meryem Yüksel-Mak. Ressamı- KOCAELİ)
----------------



1-)YOKSAN SECDEDESİN..

2-)İRADEYi BIRAK, ALNIN DEĞSİN…

3-)LAİLAHEİLLALLAH…ALLAHTAN GAYRI????
 
İSİM : ADEM ADEMOĞLU
MESLEK : ABDULLAH(SEVİYE= BAŞLANGIÇ)
ŞEHİR : HİÇ
ÜLKE :YOK
-----------------------
 

Secde ; hiçlik halini yaşamak , var olanın Allah olduğunu ondan başkada bir varlığın olmadığını idrak ve yaşamak.Bu bir hissi müşahade olsa gerek , yoksa herkes laf olarakbunları biliyor da kimse yaşayamıyor. Yaşamak içinde yürek olsa gerek , yürek derken ALLAH ALLAH diye atan bir yürekten bahsediyorum tabii ki.    Alın kaderi çağrıştırıyor . Benliği ile yaşayan da tabii ki kaderine ister bilsin ister bilmesin razı olmada zaten.   Hiçliği yaşayan da ise var olan Allah ortaya çıktığı için esmada onun , sıfatta onun , fiil de onun. Her şeyin o olduğu yerde de kader ne olur...o ne dilerse o olur. 

(F.P)
------------------

 
 
* SECDE’ DE tefekkürü MUHAL  mi ?..
 
Sevgili dostlar,
 
* Secde neyi ifade ediyor?
- Secde edenin bilincinin, Allah adıyla işaret edilene en yakın olduğunu an?..
 
* Secde eden; kim ?
- Her şeyin varlığının ve hakikatinin, Allah adıyla işaret edilen Mutlak bilinç sahibine ait olduğunu ve   kendi varlığının ise  bir yanılsama olduğunu fark edip, bu olayı bilinç boyutunda yaşamaya başlayan…
 
* Secde edenin alnı neyi ifade ediyor?

- Allah adıyla işaret edilen mutlak varlık karşısında kendisine ait VAR  sandığı beden ve bilinç varlığının acizliğini fark edip ,kendini Mutlak bilinç sahibi Allah’a  teslim olmaya yönelmiş şuur…
 
* Alnın Allah’a değmesi;  Miracın yaşanması…
 
Secde halinde,  Allah’tan gayrını olmadığını yada  “sen yoksun ki sadece O var” deyip  kelimeyi şahadeti  “la ilahe illallah” müşahede eden bilinç , Miracını yaşayabilir…
 
Sevgili dostlar,
 
Rabbimiz izin verdiğince, aklımız erdiğince, imanımız elverdiğince, dilimiz döndüğünce, bu hususta yayınlanmış bilgiler ışığında, konuyu tefekkür etmeye çalıştık. Fakat birde  baktık ki ne görelim;  meğer bu konuyu tefekkürümüz, gerçekte bizler tarafından  tefekkür edilemeyeceğini tefekkür etmek oldu…
 
Neden mi?
 
-Çünkü,  secdeyi (miracı) ancak;  secde edip bizzat yaşayanlar bilebilir. Böyle bir halde,  Allah’ı çok daha başka özellikleri ile tanımakla mümkün  olacağından , o hali yaşamamış  bizlerin (yaşayanları tenzih ederim)) burada tefekkürle de olsa bu konuda  fikir yürütmesi, söz söylemesi, asla mümkün olamaz…diye düşünüyorum.Doğrusunu sadece Allah bilir.
 
“Bazı şeyler anlatılmaz,  yaşanır..” uyarısı bunun için yapılmış olsa gerek...Allah cümlemizi, secdesi, miraç olan kullarından eylesin…
 
Sevgi ve saygılarımla…

(M.Reşit.Yazıcı-Sakarya)
------------------------------------


Merhaba,
 
alın,alın yazısı, alnından çekip götürürüz, ile anlatılmak istenen secde de secde edilen olabilir mi?
 
İstikamet , Kabe , O nun evi . Ama alnımızı yerle birleştiriyoruz. 
 
Alın diye bahsedilen beynimizdeki Kabe olabilir mi?Beynimizdeki Kara Nokta.Her insanda ,
 
her birimde olmalı çünki  herzerrede Kendisi mevcutsa her zerrede olmalı.
 
Dünya  üzerindeki Kabe de  kim bilir hangi birimin Noktası. Ordan uzayına ordan da
 
boyutuna yansıyor galiba.
 
Secde, Kulluk görevimizi fark ederek yaptığımızın bilincidir.Bilinç bunu yaptıkça 24 saate yaymaya
 
başlayacaktır.Her olayda secde devam edecektir.Rüyada bile devam edebilir sanırım.
 
 (M.Berat Çalık-Ank)
-------------------------------------



 Merhabalar,Ne güzel bir haldir kullugunun idrakinde olupta alninin secdeye koyan.Kisi gizli sirk denilen konumda olsa dahi yaratilmisliginin farkinda olmasinin beyanidir secdeye varabilmesi.Karsindakine razi olabilmek ,oldugu gibi kabullenebilmek,ayrim yapmadan sevebilmek ,ÖZ'ündekini sevebilmek.

Her yaratilmis asli itibari ile hangi konumda olursa olsun secde halindedir.Aksi düsünülemez zaten ,itiraz  ve secim yapabilme hakki bulunmamakta,Hüküm yerine gelmekte .

Varliktaki tüm olumsumlarin "O" dan oldugunu seyretmek,pismanlik ,sitem kavramlarinin bulunmadigi,"Hikmet Mü'minin yitigidir"geregince secse halini yasamak nasib olsun bizlere.

(A.E.Istanbul)
 ----------------------------



Acaba her an allahla olan secdede mi?

Secde onu zikir onda yok olma değil mi?

Secde herşey de varlığıyla var olanda yok olma değil mi?

Secde ilmel yakin ama aynel yakin yaşayamadığımız an değil mi?

(Neşe- Ankara)
---------------------------


Secde nereye yapılır? Yere!!! Hangi yere?...Niçin? Yere alnımı koymak üzerine düşünürken,alnından çekip götürür ayeti aklıma geldi...alnın arkası beyin..beynin ön lobu...beynin beyni dedikleri yer...Ah şu beynimiz kitabında, beynide yöneten diye geçiyor bu bölüm...Tüm vücudu yöneten beyin,ancak beynin beyni dediğimiz bu bölgedeki alan...Beyni de yöneten bölge...


Şimdi direk "niçin data" yazısına bağlanıyor düşüncelerim...ve oradaki şu satırlara...Vechini ..alnını ...alnının ardındaki esma mertebesi noktanı....çok boyutlu tek kare resim seyrine...

rububiyete...madde alemi olarak algılanan çok boyutlu tek kare resime..yönelt...ki bu yönelişin sonucu varlık alemi olarak açığa çıkan sistemin işleyiş mekanizmasını tüm boyutlarıyla algıla hisset seyret ki ...secde dediğimiz o yokluk halini ve açığa çıkmakta olanın her noktadan kendisi olduğunu müşahade hali sende açığa çıksın... diye anlıyorum...

Peki alnından çekip götürdüğü kimdir neyi nereye götürür?Alnın arkasında, beyinde,  Allah ismiyle işaret edilenin esmaları manaları mevcud olduğuna göre...Toprak dediğimiz acaba madde alemimi...yaşadığımız boyut olan bu alem...ve acaba biz alın ile beyin ile efal alemi dediğimiz alemin aslının diğer tüm boyutlarıda tümüyle içinde barındırdığınımı algılamalalıyız..."esma sıfat zat" dediğimiz boyutlar...Tek noktadan bakan için  her an yeni şandalığını yaşayan ve hiçbirşeyle sınırlanmayan... derken rabbim diyorum alâ...çok ötesi...en yukarısı...ki bu bildiğim kadarıyla Zat'ına götürüyor ...Zattan varlığını alan bir alem...


Allahın varlığı yanında kendi "yok"luğunu yaşama noktası...başlangıcı ...bu noktadan başlayan secde...Varlıkta algılanan ve algılanamayan tüm yapıların zatının, özünün, Allahın Zatıyla kaim olduğunu yaşamak...    


""Vahidin zati sıfatlarıyla kendini seyri "rahmaniyet"; efali meydana getirecek isimleri yollu seyri "melikiyet": o isimlerle efali oluşturması ise "rububiyet" ise...


Vahidin zatı "ahadiyet" kendini bilişi "eniyyet"; zatında hiçlik hali ama'iyet...ise


Zat ilminde tüm mertebelerde kendi esmasını seyreder ise... ""


Tüm boyutlarıyla kendini seyreden kendi oldu... diye anlıyorum bu cümlelerden...ve secde edenin alnı –her şeyin varlığı,varoluşu o şeyin secdesi gibi düşündürüyor- Allah'tan gayrına!!!! değmez...


Zatıyla zatını seyretmektedir,gayrı sözkonusu değildir...


HerŞEY varlığını Zat'tan alır...


Bilgi yollu aklıma düşenler bunlar...Yaşamı kolaylaşmış ola...Hazmını vere...düşündüren ve düşünen dostlara bu muhteşem bilgilerin yaşamı nasip ola...

(Semra Uzgur- Bursa)
-------------------------


Dilerse ; Kafir ,münafık gibi isimler altında Kendini örter .

Dilerse , Veli isminin kapsamı olan mahallerde Kendini aşikar eder.

Göz ile bakana iyi ,kötü güzel ,çirkin

Basir ile bakana, yorumsuz seyr.


Secde edenin, lokal algı seviyesinden sıyrılıp Külli müşehadeye geçenin Alnı , Nuru (algısı,bakışı,gören gözü)
Allahtan gayrına değmez(gayrı olmadığını yaşar, şeriatı hakikat olur).

(Onur)
-----------------------------------



Bismillahirrahmanirrahim..Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla..


İnsanlık tarihi boyunca tüm dinlerde ve öğretilerde bir şekilde secde etme hali bulunmaktadır. Tıpkı dönmek gibi..

Dinler çağının tamamlanması ve son din islamın çemberini tamamlaması ile insanoğlunun secde halininde en üst bilince ulaştığını görmekteyiz şükürler olsun ki...Yani puta yada herhangi bir şeye secde etmiyoruz artık..yani secde ettiğimiz şey kendimizde değiliz..Yaratılmış hiçbirşey değil..Yaratan sadece Allah ve secdeye layık olan sadece Allah..Allah'ı bilmek için herşeyin hiç olduğunu yalnız Allah'ın varolduğunu hissetmek...

Bunun üzerine idrakimiz yettiğince düşünmekte ve nasip olduğunca uygulamaktayız..

Aynı vakitlerde aynı bilinçle insanlığın alnının secdeye varması ve aynı bilinç düzeyine ulaşması istenmektedir sanki...
Bu konuya ömrünü adamış alimlerinde belirttiği gibi secdede kibriyatı eriterek hiçliğe ulaşmak ve oradan da birliğe varmak istenmektedir.

Hepimiz Hz.Adem ile Hz.Havvanın torunlarıysak hepimiz aynı soydan varolduysak herbirimizde tüm genler (en iyi ve en kötü) mevcuttur demektir.

Secde zamanı ve mekanı ortadan kaldırarak hiçliğe vardırıp oradan birliğe götürüyorsa bu çok kıymetli anları kendi varlığımızdan  (egolarımızdan) geçercesine yaşamak nasip olur inşallah...Ve hepimiz alnımız aynı vakitlerde aynı şuurla secdeye değdiğinde tüm benliğimizde BİR olduğumuzu hissederek hayır ve iyilik, arınma ve sevgi dileyebiliriz...

Şah damarımızdan bile daha yakın Yaradanımızı hissedebilir öz benliklerimizi zulümden kurtarabiliriz...
Allah gönüllerimizde secdeler nasip eylesin...
Allah secdelerimizi BİR eylesin... 

(Seda-İst)
.............................

SECDE TEFEKKÜRÜNE SONRADAN EKLENEN CEVAPLAR


Bizim "Allah'ı bilmemiz" demek; "Allah'ın bilinmezliğini bilmek" demektir!
                                                                                              Ahmed HULÛSİ
 
“ Varlıktan benliğe, benlikten hiçliğe, hiçlikten hepliğe erme halidir namaz.”
 
Evet, kişinin, Allah`a yakîn hâlinde olduğunu hissetme hâli"secde"dedir.
Yani kişinin vehmi benliğinin ortadan kalktığı zamanki "yakîn" hâlinin adı "secde"dir.
 
Secde den anladığım ; Secde halindeki kul ile Allah arasında perde yoktur, dolayısı ile secde edenin zahirdeki alnı toprakta, şuurdaki hali ise Allah’a dır.  İlmi olarak idrak nisbetince yakin olma hali.  Ancek hissetme yokluk demek değil, bu bir yokluğu kabuldür. İnşaallah Namazı ikame edip SECDE yi yaşayanlardan ( hissedenlerden) oluruz. 

( R.ÖZTÜRK – Bursa )
 ---------------------


  …………OKYANUS VE BALONCUĞUN RESMİ………….


Bu ifadenin resmini çizmek isterdim. Koskocaman ki, EKBER olan bir okyanus … Engin… Sonsuz… Öyle  ki başka bir okyanus daha yok ki kıyaslanıp, işte buna benzer denebilsin. Her şey, her yer okyanus… Nereye baksan gördüğün okyanus… Ve dalgalanmalardan oluşmuş binlerce baloncuklar. Ve bu baloncuklardan özellikle birinin resmini çizmek isterdim. Şeffaf, varlığı okyanusa bağlı, duruşuna göre renklere bürünen, tüm özelliklerini okyanustan alan bir baloncuk.


Baloncuk okyanusu algılamayıp, kendi varlığını kendinden zannetti mi,  bu  yandığının resmidir. Zavallı baloncuk, o narin sınırlarını korumak için korku içinde çırpınıp durur. Halbuki secde etse baloncuk, kendi varlığının hakikatini görse, yokluğunu bilse, asıl varlığının ne olduğunu görse, okyanusa batıp çıkıp “okyanusum,okyanusum” demez mi?

Faniliğini bilip, baki olmaz mı? Secde etmez mi?


(Ç.Uzunkaya –Erz)
............................