You neet the ADOBE© Flash Player to see this content.
Dinliyor musunuz?..
Mehmet Doğramacı

08.Ekim.2008 // Mehmet Doğramaci                        dogramacimehmet@gmail.com

Susunuz, dinleyiniz; seslenişi "okumaya" çalışınız!.
(AH)


  - Lafını balla böldüm (…)
  - Bu noktada bir saplama yapayım (…)
  - Çok özür dileyerek araya gireceğim (…)

Yabancısı olmadığınız sözler bunlar. Günlük hayatta iki kişi konuşurken yada çoklu ortamlarda sıkça duyar, kullanırız…

Lafını balla böldüm... Söz kesmek; karşıdaki bitirmeden önüne atlamak; bütün görgü disiplinlerinde edepsizlik kabul edilirken bal neyi örter ki?.. Kendisi çirkin olan şeye, bal ambalajı geçirseniz ne değişir?!..

Bu noktada bir saplama yapayım… Şimdilerde kullananınız var mı bilmem ama 80 li 90 lı yıllarda kültürlü geçinenlerden sıkça duyardık… Kim icat ettiyse söylenişi bile itici bir tabir.

Çok özür dileyecek araya gireceğim…Yanlış yapıyorsun ki özür diliyorsun?.. Özür dileyerek yanlışa başlamak mı? Bizim bildiğimiz; bir anlık gaflet sonucu elden- dilden çıkan yanlışa özür dilenir. Özür örtüsüyle yanlışa yürümek! Tuhaf!

Ne anlatmaya çalışıyorum? Dinlemiyoruz. Birbirimizi dinlemiyoruz. Sabrımız, tahammülümüz hiç yok. “Konuşsun, sonuna kadar dinleyelim, bakalım maksadı ne?” fırsatını tanımak yerine, ağızdan çıkan ilk cümlelerde hükmü yapıştırıyor, önyargılarla, suçlu yaftaları ile duvarlar örüyoruz etrafımıza…

“Söze kulaktan girilir” demiş büyükler. “Bir ağzın iki kulağın var ki, iki dinle bir düşün” demiş erenler…Sohbet Kültüründen geliyoruz. Sakın ola kahve kültürüyle, dedikodu bayalığıyla karıştırılmasın! Sohbet; muhabbet- dostluk demek. Dostun etrafında dostluğa talip olanların BİRini dinleyerek BİRliğe yönelenlerin meclisi sohbet…Her kafadan sesler yükselen yer değil sohbet meclisi.

İstediğiniz kadar bilgili, istediğiniz kadar derin olun, dinlemiyorsanız ciddi bir mahrumiyet içindesiniz. “Konuşan Toplum” adına gürültücü yığınlara dönüştük. Vaktiyle Tokyo’da bir kitabevine giren Türk Profesör satıcıya sormuş:

  - Konuşma Sanatına dair kaç eser var elinizde?
  - 3 çeşit.
  - Dinleme Sanatına dair?..
- 25 çeşit…
(Konuşmadan çok dinlemeyi öne alan Japonya!.. Düşünün..)

Dinlemek bir sanat ve de nezaket! Sadece bu mu? Hayır, dinlemek; hakikate talip olanların ibadet saydığı bir eylem. Sahabe-i Kirama kulak vererelim: “Biz Rasülullah’ı, sanki başımızda kuş varmış da uçuverecekmiş gibi dinlerdik”

Hakikate yöneliş disiplinine bakar mısınız? “Karşıdaki” dediğimiz kişi neyin hakikati? Önünü kesmekle aslında neye set çektik, farkında mıyız?.. Mirac hediyesi Amenerrasulu’ de SEMİ’NA VE ATA’NA ( İşittik, itaat ettik) buyrulur. İşiten, dinleyen, kulak veren; itaat ve kulluk edebiyle gerçeğe açılabilir!

Haydi, hemen, şimdi yeni bir başlangıçla, o ayeti OKUyarak söze, söz meclisine girelim:  SEMİ’NA VE ATA’NA!..
Mehmet Doğramacı

.