1. SORU:
Bir problemim var ama ne olduğunu işin aslı ben de bilmiyorum aslında ben de bir problem yok diye de düşündüğüm olmuyor değil : "İlle de mürşit ille de mürşit; mürşitsiz olmaz" cümleleri bütün iç dengemi alt üst ediyor, bocalayıp kalıyorum.
Bir ilim kaynağının yazıları ile 3,4 yıldır hemhalim, son 4 aydır da ne olduğunu nasıl olduğunu bilemediğim derin açılımlar içerisindeyim. Bu açılımları incelediğimde "gerçek bene" yaklaştığımı O’ nu çok daha fazla hissettiğimi hissediyorum.
CEVAP:
Günümüze hitab eden “bilgi ve ilim kaynağı” asırlardan beri aşırı mecazla verilen KISA YOL bilgilerini çok açık bir dil ile İLK KEZ tasavvuf dünyasına taşıyan çok değerli bir başvuru kaynağıdır. Eski dergâhlarda otuz-kırk yılda ulaşabilen bu bilgilere ulaşıyordu ve adına da KEŞİF diyordu. Halbuki bunlar sadece BİLGİ. Adı KEŞİF de olsa BİLGİ de olsa İLİM de olsa hep aynıdır. Sizin ve bizlerin de sık sık AÇILIM dediği güzel tevhid kokuları dahi sadece ve sadece BİLGİ'dir.
2. SORU:
Bu durumdayken Maharaj’ı, Yunus’u, Mısri’yi okuyorum, ve doğru iz üzerinde olduğumu aslında mürşidin mutlak olan (ille de suret olmadan) "ben" de olduğunu anlıyorum. Duygularımı ayrıştırmayı öğrendim ve yolculuğun "kendinden kendine" olduğunu iyice anladığımı düşünüyorum.
CEVAP:
Evet ilk başta “gerçek mürşid” ya da “gerçek irşad bilgisi” zahiren insanı “karşıya davet eder”. Arada samimiyet geliştikçe bu sefer de asıl amaç olan insanı “kendisine doğru iter”. “Sahte mürşid” ve “değersiz/yanlış irşad” bilgisi insanları sürekli “yanlış yerlere ÇEKERLER”. Doğru istikamet GERÇEK MÜRŞİD dahi değildir, her insanın kendisidir... yolculuk kendinden kendinedir.
3. SORU:
"Ben" artık oldum demiyorum çünkü bu dendiği anda şeytanın kucağında olunduğunu anladım, "ben kuldur, ama bir ben var ki benden içeru" ifadesini de yaşıyorum her geçen gün daha da derinleşerek...
CEVAP:
Olacağımız ve varacağımız bir yer olmayınca OLDUM ve VARDIM demek cahilliğin alâmeti farikasıdır. Buna ŞEYTANA tabi olmak da diyebiliriz... farketmez. İçteki "ben"i farketmek "DIŞA YOLCULUĞUN BOŞ" olduğunu anlamanızın göstergesidir. Aslında "içte ayrı bir ben yok". Her insan TEK BEN" i anlayınca içteki gerçek ben'e ulaşır diye tarif olunmuş... beşeriyet lisanı gereğince.
4. SORU:
Sadete geleyim: Kime sorsam mürşitsiz olmaz diyor.
Kişiler ya da ustalar ya da mürşitler "mürşitsiz" olmaz derken tam olarak neyi kastediyorlar?
CEVAP:
Tasavvufun... daha doğrusu DOĞRU TASAVVUFUN ve DOĞRU TASAVVUFİ bilginin ve DOĞRU BİLGİ SAHİBLERİNİN en özet adı "MÜRŞİD"dir.
"Mürşitsiz olmaz" söylemini isterseniz "DOĞRU TASAVVUF OLMADAN OLMAZ" şeklinde kullanalım. Doğru bilgi "TAPDUK EMRE" gibi bedenlenmiş olabilir ve "YUNUS EMRE" ile buluşmuş olabilir. Yunus'un MÜRŞİDİ "Tapduk Emre" midir yoksa TAPDUK EMRE suretine bürünmüş DOĞRU TASAVVUF bilgisi midir? Buna siz karar veriniz.
Aynı zamanda Tapduk ve Yunus arasında İKİ İNSAN olarak saygıya, sevgiye, üstadlığa ve öğrenciliğe dayanan çok sağlam bir MUHABBET oluşabilir.
Arada DOĞRU TASAVVUF BİLGİSİ olmadan ya da "müride" lazım olacak olan "en öz bilgi" verilmeden sadece "mürşidi" "EVLİYA OLARAK SEVMEK" şeklinde bir muhabbet de olabilir. Genellikle dergâhlarda uygulanan metod budur. Mürşidi “Evliya” olarak sevmek ve tevhid ilminden bihaber olmak ve hiç bir şeyi sorgulamadan yaşamanın adına "teslimiyet" de deniliyor. Bence en güzel teslimiyet mürşidin varlığına değil o mürşiddeki TEVHİD İLMİNE olmalıdır. Ama diğer teslimiyet türlerini de gerçek mürşidler makbul görüyorlar. Mürşid olmadığım için, olamayacağım için, eğitimini ve yaşamını almadığım için gerçek mürşidler adına ne konuşabilirim ne de işlerine karışabilirim. Zaten bize sormazlar da... sordukları da yok. Yaptığımız iş hariçten gazel okumak gibi bir şey.
5. SORU:
Bütün yolculuk ne olmadığının idraki ise ve ben bu yolculuğu bu şekilde değerlendirmeye başlamışsam gönlümde bir kapı açıldığını hissediyorsam gözle görünür bir mürşidim yok diye YANLIŞ yolda mı, büsbütün bir hayalin içinde mi olmuş oluyorum. Halim Kur’an’ı Kerim ile uyum içinde olsa bile...
Halbuki ben aradığım YOLu bulduğumu ama sadece YOLu bulduğumu esas şimdi yolculuğun başladığını anlamışsam, lütfen anlamama biiznillah yardımcı olun. Mutlaka bir "mürşit" çok çok iyi olur, ama sahteleri bunca yollarda bol bol gezerken.
CEVAP:
Hz. Muhammed a.s.’ın muhabbetine dayalı, İslâm ibadetine ve Müslümanlık geleneklerine bağlı bir insanda TASAVVUFİ AÇILIMLAR (daha doğrusu TASAVVUFİ DOĞRU BİLGİLER ) oluşmuş ise bu konu AKIL VE MANTIK yasalarını biraz aşarak başka bir alana kayar. Bu alan zahirde sizin üzerinizde TASARRUF EDEN bir mürşid olmasa dahi bâtında bir GAYB ERENİNİN TASARRUFU altında olduğunuza işaret eder. Sakın... " O gayb Ereni kimdir ve nasıl bulunur" diye sormayın. Bulunacak ve bilinecek olsa zâten GAYB ERENİ olmazdı. Bu konuyu dikkate almadan...tasavvufi bilgilerin açılımını yanlışlıkla bazen kendi kişisel okumamıza, çalışmamıza ve kendi hallerimize bağlarız ve hatta "bir mürşid nasıl olmalıdır?" konusunda "tez çalışması" dahi yapmaya kalkışabiliriz.
Sahte ve ya gerçek mürşid arayışından ziyade "GERÇEK TASAVVUF BİLGİ KAYNAKLARI"nı araştırmalıyız. Bu niyetle yaptığımız her araştırmanın her adımı bizi akıl ve mantık ötesindeki ÜST AKIL VE ÜST MANTIK âleminde aradığımız GERÇEK MÜRŞİD'e yaklaştırmış olur. Gerçek mürşidi ve sahte mürşidi (bir yere kadar) ayırt edemeyecek durumda olduğumuz için illâ ki zahir, illa ki zahir diye ısrar etmemize de gerek yok. Kur'an, sünnet ve doğru tasavvuf izinde olmamız yeterlidir.
6.SORU:
Tüm zamanımı kendimi geliştirmeye "dinle"meye duygularımı ayrıştırmaya ne olmadığımı anlamaya çalışmak varken bir grubun üyesi olmaya çabalamanın sırf bunu arzulamanın doğru olmadığını düşünüyorum açıkcası.
Siz ne dersiniz.
CEVAP:
Ne olduğumuzu anlamaya ŞERİAT (zahiri gerçekler anlamında) diyebiliriz. Şeriate göre...Ebedi kuluz ve ebediyen kul olarak kalacağız. Ahirette de kul olmaya devam edeceğiz.
Ne olmadığımızı araştırmaya ise HAKİKAT diyebiliriz. Uzak doğu Hind ve Çin felsefeleri genellikle "ne olmadığımızı araştırma" düşüncesi üzerinde gelişmiştir. İslam tasavvufu ise hem ne olduğumuzu hem de ne olmadığımızı araştırtır. Ebedi kul olduğumuzu buldurur ve ebediyen varlık iddiasından vazgeçirtir. İkisini bir arada yürütür. İslam tasavvufunu diğer mistik felsefelerden ayıran budur.
Her insanın kafa ve gönül yapısına uyumlu bir arkadaşı, bir kaç arkadaşı ve ya bir grubu, bir cemaati, bir tasavvuf camiası olabilir... olmayabilir de. Seçim herkesin kişisel özelliklerine göre olacağı için genel bir şey demek mümkün değildir.
7. SORU:
Yaşadığım şehirde gideceğim kimseyi bulamadım. Olsa çok iyi olurdu çünkü belki de bazı sorularımı açık açık sorabilirdim zaman kaybetmeden.( Eğer zaman varsa ) Doğru kişi bence bulunmaz, yollar kesişir diye düşünüyorum ama yol kesişecek diye kendimden, hissettiklerimden korkarak uzaklaşmak... mürşitsiz olmaz diyorlar diyerek uzaklaşmak ne derece doğrudur?
CEVAP:
Aynı beldede aynı konuları en samimi duygu ve bilgilerle konuşacak tartışacak bir gönüldaş bir yoldaş bulmak çölde su bulmak gibidir... haklısınız. Fakat çağımızın şartlarını ve imkânlarını da dikkate alarak susuzluğumuzu giderme formüllerinin sınırlarını genişletmeli ve "köyümüze" bağımlılığımızı azaltmalıyız. Kısaca... "interneti kullanın ve doğru bilgi kaynaklarına ulaşmaya devam edin" diyebilirim. Hiç ölmeyecekmiş gibi aile ve kişisel görevlerimize dört elle sarılırken dünya gelir gider dengesini bozmayacak kadar da "gerçek tasavvuf" ile ilgilenmeliyiz.
8. SORU:
Mevlana şems ile Yunus Taptuk ile Hüdai Üftâde ile bulmuşlar doğruyu. Bunu çok iyi anlıyorum acaba diyorum, eskiden tevhid ilmi kitap internet gibi şeyler olmadığı için çok az kişide mi düğümleniyordu? Bilgiye ulaşmak ancak ve ancak bir ZATı muhterem ile olabiliyordu eskiden. Ancak şimdi her zatın yazısını çok titiz olarak incelediğimizde aynı şeyleri söyledikleri YOLun nasıl kısalacağı bilgisine kadar her şey eli"m"izin altında ve dahi bilimsel gelişmeler de cabası...
Selam ile, cevabınız yol göstermeniz için şimdiden çok teşekürler.
İlla Huu. (Ö.B. isimli OKUYUCU)
CEVAP:
Bu paragrafınıza ilave edecek özel bir yorum bulamadım... tüm konuyu toparlamışsınız.
İçinizde aslında bulmuş olduğunuz çözümleri e-mail soruları halinde bizlerle paylaştığınız için teşekkür ediyorum.
Selam ve saygılar.