- Baş Sayfa
- Değişik Dil Çeviri Eserler
- Tasavvuf Eserleri
- Talya Esintileri
- Eserlerin Ürünü
- Orijin yazi arşivi
- Ehl Potreleri
27.Haziran.2008 // Ülkü Özgür //
NE MUTLU GERÇEĞE ERENE VE O’ NA TABİ OLABİLENE !...
“Ben kitab-ı kainatı hatmetmiş sanırdım sevgilim
Kaddi mevzunun görüp tekrar eliften başladım”
Lütfi Filiz in bu çok sevdiğim beyiti ile her sefer yenilenerek “Bismillah” der, yeniden başlarım seninle seni okumaya !
Aşkının taşkınlığındandır deliliğim
Nasıl bir zuhur ki? O; ben değilim
Cemalinle mest iken her daim
İştiyak bu !..Nasıl bitsin ki özlemim
Cennetler yapmışken bana hediye
Ruhum nasıl yapışmasın Hulusi’ye
Cem ne ki? Fark kime göre?
Sevmenin coşkusu tek sermaye !
Gözünü aç ta buraya bak kainat !
Neşelenip can buldu tükenmiş hayat !
Kendini kendinle noktanda okuttun
Secdemde fena buldu tüm mevcudat !
Gözyaşıyla tekmelerken kabeni, yetiştin !
Ravzanda yırtınırken; sanaydı cinnetim !
Cennetle müjdeledin; sükuna erdim
Ezeli sancımı kalbinde eritip nur ettin !
Ruhum sarsıldı; aczim niyaz et !
Özümden fışkırana hürmet et !
Bilinmekliğini iste ! Ruhundan üfle !
B ismi Allah ile hayalimi tek gerçek et !
******
NE MUTLU !!!...
Ey huzura kavuşmuş (mutmaine, mutlu olan) nefs !
Raziyye, mardiyye olarak Rabbine dön !
Kullarım arasına katıl.
Ve cennetime dahil ol !
(Fecr 27-28-29-30)
“Ey huzura kavuşmuş nefis !” üzerine sekine inmiş, yakin nuruyla aydınlanmış, huzursuzluktan kurtulup Allah’ta sükunet bulmuş nefis !
“….Rabbine dön !” Rıza halinde Rabbine rücu et. Sıfat kemalini tamamladıysan burada durma, sıfat makamının kemali olan rıza halinde Zat’a dön. Allah’tan razı olmak, ancak Allah’ın razı olmasından sonra olabilir. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmuştur; “ Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O’ndan razı olmuşlardır.”(Maide 119)
“Kullarım arasına katıl…” zati tevhid ehlinden olup bana has olan kullarım zümresine katıl.
“Ve cennetime dahil ol !” Bana has olan cennetime, yani Zat cennetine gir.
(Tefsir-i Kebir Tevilat-Muhyiddin Arabi)
GERÇEK OLANI NASIL TANIRIZ ?
Gerçek pozitif bir nitelik yayar.
Destek olur, önünü açar, teşvik eder, yol gösterir, yol buldurur.
Vehmin negatifliğinden arınmıştır. Sevecen, kuşatıcı bir kudrettir. Vehmin güvenimizi daima kıran, aşağılayan hali yoktur.
Gerçek olanın verdiği özgüven ile sevinç ve neşe saçarız.
Yaşam durumumuz ne olursa olsun, öz noktamızla daim irtibat halinde olabiliyor isek…
veya daimi namazda olamasak bile en azından günde beş kere özümüzle birliği hatırlayabiliyorsak; sevgiliyle kavuşma anları gibi…
dışa, olaylara, ya da düşüncelerimize verdiğimiz dikkatimizi Allahuekber deyip kesebiliyorsak…
Sebebsiz bir sevincin içimizden fışkırdığını fark ederiz.
Sevinç dış durumlara bağlı değildir.
Dış durumlar içimize göre değişir ya da değişmez.
Gerçek olanla, gerçeğe erenle hemhal durumda isek bizim için mühim değildir dış durum.
Farkındalık, feraset, idrak yüceliği gerçeğe yakınlığımızın sonucudur.
Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, mutlak samed olan o varlığımızın özünden yayılan güzelliktir bunlar.
Başımıza gelen olaylardan dolayı mutlu olma kalıcı değildir. Huzurun getirisi, gerçeğe erenin getirisi olan mutluluk değildir.
Merkez noktamız olan sevdiğimiz Zat ile, Resulullah ın gerçekliğinde, salt muhabbette buluşabiliyorsak yaşam sevgidir, mutluluktur.
Hayali neşe, haz, keyif değildir.
Gerçeğe erenin, öz bütünlüğü yaşayışının esma alemimize akışıdır, güzelliğini yansıtışıdır.
******
Ermek; varmak, ulaşmak, kavuşmak, bulmak, olmaktır.
Bunun için de tek yol var; gerçeğe erene tabi olmak.
Ya da zaten tabi olduğunu, O na ait olduğunu fark etmek. O nun eli, gözü, dili gibi hissetmek.
Bu da çok sevmekten geçer.
Sonra çoğalınca sevgi, bir bakarız ki ; seven O’ ymuş, ben var bile olmamışım ki…
Bu tam mutluluğu bulmak; aramak, özlemek ve tüm hücrelerimizle tek bir şuur olup o hedefe yol almanın içinde barındırdığı enerjinin sürekli çoğalmasında gizlidir.
Ararken buluruz.
Özlerken kavuşuruz.
******
Gerçek tutarlıdır, çelişkileri barındırmaz.
Vehmin karmaşası, zihin oyunları hükmünü yitirir.
Değişken olmayan tek yanımızdır; özümüzdür.
Gerçek olan, içimizde bıkmadan usanmadan sürekli gerçek olanı, gerçeğimizi tekrarlar.
Çelişkili yönler çizmez.
******
Gerçek olan bize sürekli insanlara faydalı olabileceğimiz fiilleri yapmamızı söyler.
İnsanlığa katkıda bulunmamız gerektiğiyle ilgili ilhamlar verir.
Vehim ise korkaktır.
Sana mı kalmış,
Sen kim oluyorsun?
Rezil olacaksın.. der.
Gerçek olanın verdiği kudret yanında vehmin tahrikleri sadece vızıltıdır.
Gerçeğimizi engellemeye çalışan, ertelememizi empoze eden fikirler gerçek değildir.
*******
Gerçek olan büyük bir aşkla hemen başla der.
Gerçeğini hemen şimdi yaşa der.
Yaratıcılık ve beceriye sahip olduğumuza inanarak şu an yapabileceğimiz ne ise hemen o nu yaparsak; şükrümüzdür ve bilmediklerimizin kapılarını da açmış oluruz .
Bildiklerinizle amel ederseniz bilmediklerinizi öğretirim. (hadis)
Vehim ise her zaman her şeyi uzak ve ulaşılmaz bir hedef gibi gösterir.
Daha çok çalışman lazım, yetersizsin, yapamazsın der.
Zihnimiz çok hızlı ve sürekli konuşur. Bunu tamamen kesip salt pozitif sese dönüştürebilir miyim diye gayret gösteririz. Tutmaz bir türlü. Çünkü mekanizma bu. Arınmak için bunlar çıkacak ki şartlanmışlıklarımızdan çıkabilelim. Vehmin sesini dinlediğimizde illa ki kötü ve beceriksiz olduğumuz anlamına gelmiyor. Çünkü o zaten konuşuyor. İşlevi bu. Maksat biz dikkat verip şişirmeyelim.
*******
Özündekine sor !...
Hitabında gerçeğin güç ve kudreti vardır. O güçle özümüze hızlı bir giriş yapıp almamız gereken yanıtı alırız.
Bu böyle oldu ise; şöyle olur..
Öyle olursa bundandır..
Bunu yaptı isen böyle sonuç getirir.
Zihnimizdeki; o öyle dedi , bu böyle dedileri dinleriz.
Ama gönlümüzden fışkıran “özündekine sor ! “sözü öyle bir sarar ki beynimizi; aniden uyanırız.
Mecburi sükunete geçen beyin bilmek istediklerini kendiliğinden bilir bulur olur.
Vehmi hemen atıp, zaten apaçık gerçek olan bu hitabın idraki önünde secde eder, ESTAĞFİRULLAH deriz.
Resulullah efendimiz(SAV) in ben günde yetmiş kez istğfar ederim deyişinde süreklilik belirten yenilenme vardır.
Senin gerçeğini, idrak yüceliğini nasıl olur da bendeki sen le kişiselleştirip kayıtlarım; benim aşkım diyerek !..
Bendeki suretlenişinle kayda girmekten münezzehsin sen !..
*******
Gerçek olan renksizdir.
Her renk o nun rengidir. Her kalıba girebilir, akışkandır..
Nasıl dersiniz ki bir rengin olmalı?
Rengim renksizliğim olmalı..
Çünkü özündekine sor ! diyenim, renksizdir.
Hem renk lazımsa belli değil mi ki ?
*******
Gerçek olana tabi olan ;
-aaaa ben bunu biliyorduuuummm !... farkındalığını yaşar. Ve bu gerçeğin yüceliğinde sıcacık bir kucaklama ve berraklık vardır.
*******
Gerçek olanda isabet ettirebilme vardır.
İki insan yoktur konuşan, düşünen.
İki fiil yoktur. Aynı esmanın zuhurda isabet edişidir; kendinden kendine.
Eşzamanlılıklar yaşatır.
Değişik buluşmalar gerçekleşir, çünkü gerçek olan dan yansımadır.
Kendi zamansız ve mekansızlığında yine kendini kendiyle bildirir buldurur.
Çocukça bir sevinçle ; Buldum seni !.. dedirtir..
*******
Gerçek olana göre ;
Biz birbirimizden altta ya da üstte değilizdir. Daha iyi ya da daha kötü değilizdir.
Gerçek olan için sorun değildir; değerler, yargılar, kişisellikler, vs.
Biz bütün esmamızla O na aitiz !...
Gerçeğe erenin hitabı özden özedir.
Gerçeğe tabi olan; Gerçek olanı özünden tanıyıp ışığına kapılandır. O na doğru çekilip güzelliğine hayran kalandır.
*****
Ne mutlu gerçeğe erene ve O’na tabi olabilene !..
Selam yaşamımız olsun !....
| (1)... |
| pervaneyem@hotmail.com |