- Baş Sayfa
- Değişik Dil Çeviri Eserler
- Tasavvuf Eserleri
- Talya Esintileri
- Eserlerin Ürünü
- Orijin yazi arşivi
- Ehl Potreleri
14.Temmuz.2008 // Ülkü Özgür // ( pervaneyem@hotmail.com )
| OKYANUSA DALDI BU GÖNLÜM Gökte, yerde, her yerde seni sorup ararken Aşkının sarhoşluğuyla her şeye sen derken Tevhid, fena, beka deyip avunup dururken Geçtim cümleden okyanusa daldı bu gönlüm… Sevginle coşup takınca gözüme basiretini Tüm eşyada, aynada buldum senin izini Olmadı, hiçbirşey dindirmedi AH hasretini Geçtim cümleden okyanusa daldı bu gönlüm… Anladım, bildim ki seninmiş bu hayatım Bendeki sen imişsin; senden sana salatım Bütün azalarım can buldu; bu sana vuslatım Geçtim cümleden okyanusa daldı bu gönlüm… Hasretinin resmini yaparken AH !.. Dost diye Mekana sığdıramadım ruhun Arşı Ala diye Zaman durdu AH !.. kalbim, evin oldu HU !..diye Geçtim cümleden okyanusa daldı bu gönlüm… |
12-) İNSAN İSMİNE LİYAKATİNİZ, İNSANLARA ERİŞEN İYİLİKLERE VASITA OLABİLMENİZ NİSBETİNDEDİR !..
>>> : DOST'tan Dosta : A.H
İfadeleriyle bilinçlerimize kazınan bir niyettir aslında; hakiki iyiliğe eriş..
Hakiki iyiliğe erdiğini göster, fiillerinle şükret denmektedir.
Sürekli yenilen bunun için.
Sürekli kendini tanı.
Çünkü bu içine girdiğimiz seyri süluk ya da farkındalık aşamalarında her an değişik yönlerimiz çıkmakta.
İstidat ve kabiliyetimize göre mecburi istikamete doğru gitmekteyiz.
Bizdeki esma özelliklerine göre başımıza gelen her şey iyiliktir.
Çünkü bilinçli yaşamamız, gerçek insan olabilmemiz için beynimize verilen ;
Özünü bil !
hitabından ötürü.
Yeni olanı yaşamak demek; yeniyi, yeniliği zahire taşımak demektir.
Ancak yaşayan yaşatabiliyorsa, yaşadığımız güzelliğin zekatını vermek zorundayız.
Ve bu yaşadığımız güzellik her ne ise;
Tüm insanlık için de geçiş ve dönüşüm hali olabilmesi niyeti ile.
Gayriyet duygusunun olmadığı bütünsel bilinçte yaşadığımızı biliyor isek; kendimizde dönüşüme uğrattığımız tüm kötü huylarımız için tüm insanlığa bir katkı yapmış oluruz.
Ya da zor gelenleri başarabildiğimizde bu diğer insanlara da kolaylıktır diyebiliriz.
Keşifler asırlarca katkı yapar toplum bilinçlerinde. Tasavvuf sürekli yenilenen bilinç düzeyini yaşatır.
Kendini bilen Rabbini bilir.
Rabbini bilene Rabbi okutur; Rabbülalemiyn’ i.
Kendini tanıma çalışmalarıyla kendine iyilik yapan insana; şükrünü ortaya koyabileceği, Rabbülalemiyn i tanıyabileceği kapılar açar Rabbi.
Ve bir şeylerden temizlendiği, arındığı her sefer Rabbini daha net görme, hissetme kendisinde açılır.
“İnsan ismine liyakatınız “
Liyakat; ortaya koyduklarının karşılığını hakketmen anlamındadır.
Sizde insan isminin karşılığının yani halife oluşun açığa çıkması ,
“İnsanlara erişen iyiliklere vasıta olabilmenizle mümkündür.”
İnsanlar var, iyilik fiili var, vasıta olabilmek var.
Esmasını seyri ve esmasıyla ilişkisi var; sünnetullah gereği, kesret varmışçasına.
Öyle ise, hakiki insanlığa erişmiş, halife olmuşun esmasına tenezzülü ZATen iyiliktir. Kendini bilmenin zekatıdır.
Kendini açmışsa O Zat bize, o risaletinin ışığı ile kuşatmışsa bu en muazzam iyiliktir.
Egonun, vehmin tüm hilelerinden gına getirip itminan buldurdu ise, mutlu etti ise bu bir insana verilebilecek en güzel şeydir.
Yaratma sırrıdır.
Kalp aynamızda gördüğümüz o sevgi enerjisi ile beynimizdeki tüm özelliklerin ışık bulmasıdır.
O yüzden insan ismine layık olan ancak Allah Resuludür (SAV).
Gerçek insan yaratır O ; çünkü tek gerçek olandır.
Tüm esma O nun olduğu için esmasını kullanır; dilediğini dilediğine vasıta kılar.
Yeter ki açalım kalbimizi O Zat’ a.
Resulullah ın zekatıdır; insan yaratmak.
Resulullah ın zekatıdır; ruhundan can üflemek.
Resulullah ın zekatıdır; yeryüzünde halifeler meydana getirmek.
Bizlerden önce birçok insan, insanlık bilincini yaşadı ve bize büyük bir miras bıraktı.
Yaşam bıraktı; enerji ve kudretiyle yaşatıyor.
Öğreti bıraktı; aklı küllüyle okutuyor, öğretiyor.
Işık bıraktı; aşkını zahir kıldı, kalpleri aydınlatıyor.
Henüz yeni sormaya başlayan birçok insan var; “ben kimim” diye. Nereye dönüp ne yapacaklarını bilmiyorlar.
O muhteşem bilinç, o muhteşem kudret Allah Resulü(SAV) ilmiyle, ışığıyla, yaşamıyla zahir !!!!.... ve ruhundan can veriyor yeniye açık beyinlere.
İnsanın ruhen huzur bulması, sükuna ermesi bu iyiliğin farkında olmaktır.
İyilik; hiçbir karşılık beklemeden, iyiniyet ve sevgi ile insanlara yardımcı olabilmektir.
İyilik; Allah için, Allah rızası için çalışmaktır.
İyilik; Resulullah a hizmet şuuru içinde varolabilmektir; yine o Allah Resulu(SAV) ile.
******
SEVDİKLERİNİZDEN İNFAK
Sevdiklerinizden infak etmedikçe asla BİRRe nail olamazsınız... Şey’den ne infak ederseniz, muhakkak ki Allah onu (B sırrınca; onun hakikatı olarak) Aliym’dir. (Ali İmran 92)
Dikkat edilirse burada "SEVDİKLERİNİZDEN" kaydı mevcuttur... Rastgele bir şeyi değil!
Bu âyet nâzil olduğu zaman, Rasûlullah yanındaki inanmışların her biri, en çok sevdikleri nesneleri başkalarına bağışlamışlardı... Elbette ki, bu âyet sadece o zaman yaşayanları değil; diğer âyetler gibi, kıyamete kadar tüm hitap ettiği müslümanları muhatap alıyordu..
“BİRR”e ermenin yolu “BEN”i terkten geçer!. “BEN” kalmazsa, elbette “BENİM” de sözkonusu olmaz!.
“BEN” kalmazsa, hep "O" olur!.
Hep "O" olunca, artık, benim, senin, onun kavramı kalmaz...
Sevdiğin, nerede ve kiminle olursa olsun, gerçekte hep seninledir!. Çünkü hep O'nunladır!.
Bu yaşamda ise, artık birimsellikten ileri gelen kavramlar eriyip gider; "ALLAH"la olmak sana yeter!.
Bu sebepledir ki, şeklen, sevdiğini bağışlamak, vermek; gerçekte benliğini terketmek ve arınmaktır...
Ki bu yol da vuslat kapısını açar!.
(A:H)
Eğer ki sevdiğimiz Allah Resulu(SAV) ise; O’ nu sevdirmek zekatımız olacaktır.
Hizmetimiz O nun sevgisini yaymak olacaktır.
Hizmetimiz O’nun sünnetinin ruhunu; ahlakının Kuran ahlakı oluşundaki Allah sünnetini akledebilmeye çalışmak olacaktır.
Bizim işimiz Resulullah’ a benzemek değil, O’ nu örnek almak, O’ nun anlayışının ruhunu kavramak.
Maksadını anlayabilmektir O’ nunla olabilmek !
Öyle ise verdiğimiz ne ise O sevdiğimizin niyetine, O’ na daha yakın olmak niyetiyle verelim.
B sırrınca veren alan hep O olsun.
O zaman hayatımıza anlam katmış oluruz. O niyet o şuuru oluşturur.
Çünkü her an O’ nu, O bilinci, O’ nunla yaşamayı vird edinmişizdir kendimize ki; getirisi yine O’ dur.
Tek varolan O’ dur.
Zaten biz o muhabbetten pay almışızdır ki O bilinci yaşarız; özümüz ile, şükrümüz ile..
İyilik yapmak iyilik getirir. Herhangi bir güzellik oluşturabildi isek; güzelliğimiz Resulullah(SAV) a aşkımızdandır. Yanlışlar ise O nu anlamayışımızdan.
İnsanlığa katkı olabilecek bir ışık yakabildi isek ne mutlu bize.
“Sevdiklerinizden verin” hükmünce ;
Abdülkadir Geylani Hazretleri’ nin çok sevdiğim duasını paylaşmak istiyorum sizlerle .
Allah O’ nun duasını vesile edip hakiki insan eylesin bizleri…
Ya Rabbi !
Zat, sıfat, isim, fiil ve eserleri cihetiyle bizi Hazreti Muhammed’ in (SAV) hakikatiyle tahakkuk ettirmen için O nunla sana tevessül ve yine senin huzurunda O nunla senden şefaat ve yardım isteriz.
Böylece ancak seni yaşayalım, seni görelim, seni bilelim, senin marifetine erelim.
Ya Rabbi bizi kendin ile meşgul et.
Bize öyle bir ihsanda bulun ki O nda senden başkasına vuslat, senden başkasına medhal ve giriş olmasın.
Ya Rabbi batınımızı senin hüviyetinin sırrı ile gerçekleştir.
Ya Rabbi bizden enaniyeti yok et ki senin yüce Zatının hüviyetine kavuşabilelim.
Ey misli olmayan yüce varlık !
Senden gayrı olan her ne varsa bizden yok et.
Bizden mevcudat kesafetinin ağırlığını hafiflet.
Gayrılık noktasını bizden imha et.
Seni müşahede etmemiz için, seni bilmemiz için…
Ya huu …Ya huu…. Ya huu…
Senden başka mevcut ve maksud yoktur ey vücudun vücudu..
| (1)... |