Dünyalılar ve Görünmeyenler
kemal Gökdoğan

14.Ağustos 2008 // kemal Gökdoğan ...


“Dünyalılar”ın en çok ilgi ile takip ettiği gizemli konu cinler âlemidir. Bu konuda klasik kaynakları ve çağdaş bilgileri biraz ilgi ve dikkatle izleyen-inceleyen her akıl sahibi mutlaka  çok değerli  şeyler düşünür, söyler ve yazar.

Bu konuda oluşan yazı-yorum-eleştiri tablosu DÜŞÜNCE DÜNYASINDA gittikçe RENKLENMEKTE ve her katılımcının fikri birer mozaik parçası gibi bütünde en güzel yerini almaktadır. Tabloya birkaç renk daha ilâve edebilecek bazı sorularım  ve sorunlarım var.

Klasik anlamda evreni “dünyalı” ve “cin” arasında ikiye bölmüş gibiyiz. “Dünyalı” boyutu ve cin boyutu olarak çok dar düşünmeye şartlanmışız. “Cin” kavramı sadece bir boyutta yaşayan bir canlı türünü mü tanımlıyor yoksa birden fazla belki de sonsuz sayıdaki boyutların (âlemlerin)  her birisinin bilinçli birimlerinin genel ismi midir?

Dünyalı boyutu da (âlemi de) sonsuz boyutlardan bir boyut ise… ki öyle(?)… diğer boyuta göre de bizler “gizli görünmeyen” anlamındaki “cin” ismini almaz mıyız?

Her boyut kendi boyutuna “tam ve mükemmel varlık” anlamındaki İNSAN mânasını veriyorsa.. diğer boyutlara da “eksik yapılı-algılanmayan-gizli” anlamındaki CİN mânâsını veriyorsa… her boyuta bu durumda hem “insan” hem de “cin” kimliğini yüklememiz gerekmez mi?

Her boyut diğer boyutu her hangi bir şekilde etkiliyorsa… tüm boyutlar etkileşim halinde ise… ki öyledir(?). Aramızda pozitif ve negatif etkileşim var ise… biz de diğer boyutların bilinçli yapılarını “cinleri etkisi altına alan süper dünyalılarımızla” (???) negatif olarak etkiliyor olabilir miyiz?

Onlar bizim negatif etkimize karşı acaba… hangi dil ile ve hangi dua ile kalkan oluşturmaya çalışıyorlardır?

Onların da dilleri, dinleri ayrı ayrı ise… ki öyle imiş(?). Onların da mutlaka tahrif olmuş dinleri ve tahrif olmuş kitapları da vardır ve tahrif olmamış kitapları da vardır. Tahrif olmamış kitaplarının indiği dil ile “dünyalılardan korunma duası” okuyorlar mıdır? Tahrif olmamış kitaplarının duası tahrif olmuş kitaplarının dualarından daha mı etkilidir?

Bize beyan olunan vahiydeki “insan” hitâbı sadece “dünyâ gezegenindeki et-kemik bedenli, lâtif ruhlu” birimleri mi (bizleri/dünyalıları mı) kapsıyor? Yoksa Allah’ın her âlemdeki her birimi (kulu) için ya “insan” ya da “cin” sıfatı diye iki seçenek mi var?

Hz. Rasul a.s.’a KUR’AN’I (sistem kitabını/ilmini) öğrenmeye gelen “cin elçileri”  öğrenecekleri ilim ile “insan olmanın” (dünyalı olmanın değil) formullerini mi arıyorlardı? (

Hz. Rasul a.s. bizim DÜNYÂMIZA bizi CİN SIFATLARINDAN…  önce “İNSAN” ve ardından da “HZ. İNSAN” olmaya davet etmek için mi geldi/gönderildi/aramızdan çıktı ?

Jüpiter’de canlı var diyen bir bilim adamının sözünü kabul ve ya inkar etsem… dünyalıların hukuk sisteminden ödül ve ya ceza almam gerekir mi?

Başka boyutta canlı var… “Jüpiter’in kâmil bilinçlerini ziyaret ettim” diyen Hz. İnsan Muhyiddin İbnu’l Arabî’nin  bu sözünü kabul etsem ya da inkâr etsem Jüpiter’in kâmil bilinçleri bana madalya takarlar mı ya da gelip çarparlar mı?

Hz. Rasulullah a.s.’ın sonsuz ruhuna… “Biz sizin gördüğünüz CİNLERİ göremiyoruz. Sizin gördüğünüze inanıyoruz. Biz de onları görünceye/algılayıncaya kadar varlıklarını kabul edip etmemekte bize özgürlük lutfeder misin? Sadece sizin gördüm dediğiniz şeylerin hikmetlerini, bize yararlı olacak ya da zararlı olacak yönlerini çapımızca tefekkür edebilir miyiz?” diye temennide bulunsak…  Dinden çıkar mıyız? Allah’ın hukuk sistemi/adaleti bize nasıl bir cezâ keser?

Hz. Geylânî… Hz. Nakşibendî gibi zâtlar; “dünyalıları ve cinleri irşad eden/dünyalılara ve cinlere yardım eden” anlamında “GAVS-I SAKALEYN” olarak anılır. Bediüzzaman gibi velî zâtların “cinlerle zikir halkası” oluşturduğuna şâhid olanlar vardır. Onların gördüğü cinlere “cin” demesek de  meselâ…“beşinci boyutun”…  “on birinci boyutun”… “eksi sekseninci boyutun” bilinçli birimleri desek olur mu? Denilebilir ya da denilemez demek yetkisine sahip olan birisi ya da birileri var mı? Buna din adamları(?) mı, bilim adamları mı karar verecek? Yoksa halk referandumuna mı gideceğiz?

Diğer boyutların bilinçli birimlerinde dünyalılar gibi;
“CİNLERDEN KORUNMA-
CİNLERE KARŞI MUSKALANMA-
CİN KOVMA UZMANLIĞI- 
BEN CİNLENDİM-
CİNLER BENİ HASTA ETTİ-
CİNLER AİLE HUZURUMU BOZDU-
ÇOCUKLARIMIZA CİN KARIŞTI …   vs gibi PARANOYALAR ve  KURTARMA SEKTÖRLERİ var mıdır? Yoksa sadece bizim boyut mu “en pasif ve en edilgen”?

Gelen geçen bizim boyutu mu çarpıyor? Hepimizdeki cin paniğinin ve cinlere karşı aşağılık kompleksinin nedeni en zayıf ve en edilgen olmamız mı?

Arapça korunma duaları bilmeyen Çinliler, Yahudiler, Ruslar, Eskimolar… bizim kadar etkili korunamıyorlar mı? Onlar çok mu şanssız? Biz Arapça dua öğrendiğimiz için daha mı korumalıyız? Onlar da Arapça dua öğrenseler ve okusalar cinler onlardan da kaçar mı kaçmaz mı?

Korunmak için;
Arapça dua bilmeyenler…
Arapça dua ezberlemek istemeyenler…
Türkçe/İngilizce/Farsça vs olarak  hiçbir dilde dua etmek istemeyenler…
Hiç bir dine inanmayanlar ve cinlerin varlığına da inanmayanlar…
Bir dine inanan fakat dua etmek istemeyenler…
Beyninden ve ya kalbinden de dua etmek istemeyenler…
Sakal, sarık, cüppe, şalvar, başörtüsü gibi “cinlerin sevmediği (?)” şeyleri tercih etmeyenler…
Abdestsiz dolaşanlar…
Bînamazlar (namaz kılmayanlar)…
Günde 300 ve ya 500 kez tavsiye olunan “korunma âyetleri”ni okumayanlar…
Kur’an’dan ve Rasulullah’dan haberi olmayan dünya vatandaşları…

Yalan, gıybet, haram gibi şeylerden uzak dursa…
Komşusu aç iken kendisi (çok geniş anlamda) tok yatmasa…
Kalp kırmasa…
Hayvanlara işkence, eziyet yapmasa…
Yol üzerindeki taşı (dünyalılara engel olan zararlıları) kaldırsa…
Kalbi ve dili ile tüm evrene “BARIŞ/SELAM” frekansı yayınlasa…
Kısacası dünyalıya hizmet etse ve cinlere (görünmeyen bilinçlere) selamet dilese…

Bu İNSÂNÎ YAŞAMI İCRÂ ETMEYE GAYRET ETSE… YİNE DE “cinlerin hükmü” altına girer mi?

Birisi de;
Kılık ve kıyafeti “islâmî”(?) Olsa…
Abdestsiz hatta gusülsüz yere basmasa…
Cinlerin hem mecaz olduğunu hem de gerçek olduğunu kabul etse…
Günde elli vakit namaz kılsa ve diğer bedensel ibadetleri de yapsa…
Fakat… … …
Yalan, gıybet, haram gibi şeylerden uzak durMAsa…
Komşusu aç iken kendisi (çok geniş anlamda) tok yatSA…
Kalp kırSA…
Hayvanlara işkence, eziyet yapSA…
Yol üzerindeki taşı (dünyalılara engel olan zararlıları) kaldırMAsa…
Kalbi ve dili ile tüm evrene “BARIŞ/SELAM” frekansı yayınlaMAsa…
Kısacası dünyalıya ve  diğer dünya canlılarına hizmet etmese ve cinlere (görünmeyen bilinçlere) hiç yüz vermese…

SADECE “CİNLERİN VARLIĞINA EZBERE İNANSA”
“OMMM ZİKRİ Ç E K M E S E”
“www’DAN, B. GATES’den MİCROSOFT’dan UZAK DURSA”
“ALLAH ZİKRİ ve ya ESMÂ ZİKRİ ÇEKSE”
“GÜZEL BİR ARAPÇA İLE KORUNMA ÂYETLERİNİ  DÜZENLİ OKUSA”
“OKUNMUŞ SU İÇSE”…

“CİNLERE KARŞI KORUNMA KALKANI OLUŞTURABİLİR Mİ?”

Cep telefonu, kablosuz modem, ekran, tv ve diğer radyasyon yayan cihazların zararlı ışınlarından HANGİ DUÂ İLE KORUNABİLİRİZ?

Güneşin zararlı ışınlarından OZON VE ATMOSFERİN DİĞER SAĞLAM ÖZELLİKLERİ İLE Mİ KORUNUYORUZ… YOKSA DUÂ İLE Mİ? KORUNMAK İÇİN OZONU MU DELMEMELİYİZ? DUAYA MI  DEVAM ETMELİYİZ?

“Ben güneşin zararlı ışınları olduğuna inanıyorum”desem FAKAT atmosfer dışına çıplak çıksam… benim bu inancımı güneş bilir, kabul eder ve inancım yüzü suyu hürmetine bana zarar vermez… Mİ?

Cinler MECAZ MI?... ZAHİRİ VAR MI? diye karar veremesem... Mecaz olduğunu kabul etsem ve KORUNMA FİİLLERİNİ (insânî yaşamı) İCRÂ ETMEYE GAYRET ETSEM… Cinler beynimi “biz sadece mecazız, varlığımız yoktur, bizi inkâr et” frekansıyla ele mi geçirmişlerdir? Bu kötü durumdan nasıl kurtulabilirim?

Daha çözemediğim yüzlerce belki de binlerce soru var. Belki de CİNLER bu tür çözümsüz sorularla beynimi ele geçirmek istiyorlardır.

Tüm bu cevapsız soruların ve çözemediğim sorunlarımın sıkıntısından bir türkü dinlesem belki de rahatlarım!!!

ŞEYTAN  BUNUN NERESİNDE?

Telli sazdır bunun adı
Ne âyet dinler, ne kadı
Bunu çalan anlar kendi
Şeytan bunun neresinde?

Abdest alsan aldın demez
Namaz kılsan kıldın demez
Müftü gibi haram yemez
Şeytan bunun neresinde?

İstanbul'dan çıkar teli
Ardıç ağacından kolu
Be Allah'ın sersem kulu
Şeytan bunun neresinde?

İçinde mi dışında mı
Burgusunun başında mı
Göğsünün nakışında mı
Şeytan bunun neresinde?

Boynuzu yok, kuyruksuzdur
Ayağı da çarıksızdır
Derdli gibi sarıksızdır
Şeytan bunun neresinde?

(Âşık Dertli/Bolu Yöresi)