Lebbeyk ALLAHÜMME Lebbeyk,
Lebbeyke Lâ Şerike Leke Lebbeyk,
İnnel Hamde Ven Nimete Leke Vel Mülk, Lâ Şerike Lek!
İnsan bedenini saran sinir sisteminde akmakta olan bioelektrik gibi, dünyanın yüzeyi altında da akan negatif ve pozitif radyasyon akımları, kanalları mevcuttur. İşte bu anlattığımız akım kanallarına batıda özellikle İngiltere'de de «ley» hatları deniliyor. Negatif olanlarına da «kara akım hatları» tâbiri kullanılıyor.İşte dünyanın bedeni içindeki pozitif enerji hatlarının kesişip, sanki bir enerji santralı gibi yayın yaptığı en önemli merkez Mekke'de bulunan Kâbe-i Muâzzama'nın altı ve bunun uzantısı içinde Arafat Dağı'nın altıdır!.. Bu noktadaki çok güçlü pozitif enerji dolayısıyla Harem-i Şerîf'teki tüm insanların beyinleri öylesine etkilenip öylesine güçlü bir faaliyet içine girmektedirler ki bunu anlatabilmemiz mümkün değildir. Kâbe-i Muazzama'nın altında bulunan son derece güçlü müsbet radyasyon kanalının bir uzantısı da Arafat tepesinin altında ikinci bir düğüm meydana getirmektedir, demiştik az evvel.İşte Arafat tepesi ve civarında toplanan yüzbinlere, milyonlarca insan, yerden aldıkları son derece güçlü radyasyon ile beyinlerinden tek bir mânâda yayın yapmaktadırlar. «Vakfe» denen olay, insanların bu tek manâ üzere toplu «yönlendirilmiş dalga» yayınına yönelişleridir.«ALLAHIM BİZİ AFFET!..» Yüz binlerle, milyonlarca insan beyni; sanki laser ışını gibi, tek bir dalga boyundan yayın yapmakta ve bu dalga boyundan oluşan dev bir manyetik bulut tüm Arafat Bölgesini kaplamaktadır!..Şimdi hemen hatırlamaya çalışın.Üzerine herhangi bir film çekilmiş video bandını, çalışırken video cihazının üzerinde unutursanız ne olur?.. Video cihazının yaydığı manyetik alan bandın üzerindeki kaydı siler!.. İsterseniz siz buna görünmeyen eller bandı siler de diyebilirsiniz!..Evet. İşte misâl yollu anlatmaya çalıştığım gibi. Siz orada «ALLAHIM GEÇMİŞ GÜNAHLARIMDAN DOLAYI BENİ AFFET» dediğiniz anda hem bu tür bir dalga oluşturmuşsunuzdur. Hem de beyninizi bu mânâdaki dalgalara açmışsınızdır!.. Ve açılan bu kanaldan, o güçlü manyetik alan bir anda beyninizi etkiler ve o ana kadar ruhunuza negatif yükle beyniniz tarafından kaydedilmiş tüm yazımlar siliniverir!..Ve siz anadan doğmuşcasına günâhsız olarak o ana kadar ruhunuza yüklenmiş olan tüm negatif yüklerde arınmış olarak Arafat'dan dönersiniz. AHMED HULÛSİ (İNSAN VE SIRLARI-I)
Hani biz İbrahim'e Beyt'in mekânını hazırlamıştık da: "Bana bir şeyi ortak koşma! Beytimi, tavaf edenler, (benlikleriyle) ayakta yönelenler ve secde (benliksiz) ile rükû edenler (boyun eğenler) için arındır!"
"İnsanlara haccı yaşamalarını ilan et (Beytullah'a davet et) ki yakın veya derin-uzak yollardan gelen her tür binek aracıyla sana gelsinler."
"Tâ ki kendileri yararına şahit olsunlar... Kendilerini rızıklandırdığımız kurbanlıkları kurban ederek, bilinen günlerde Allah'ın ismini zikretsinler... Artık onlardan yeyin ve fakir, muhtaç olanlara da yedirin."
"Sonra (nefslerinin) kirlerine son versinler, adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik'lerini (şerefli-özgür ev'i) çok tavaf etsinler."
AHMED HULÛSİ (ALLAH İLMİNDEN YANSIMALAR/ ‘’B’’ KAPSAMINDA KURÂN’A BAKIŞ, HAC SÛRESİ ÂYETLER: 26,27,28 ve 29)
*PANGAEA TEORİSİ NEDİR?
Ve O, yeri yayıp uzatan, onda sarsılmaz-dağlar ve ırmaklar kılandır. Orada ürünlerin her birinden ikişer çift yaratmıştır; geceyi gündüze bürümektedir. Şüphesiz bunlarda düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (Rad sûresi, âyet:3)
Yukarıdaki âyette "yayıp uzatan" olarak çevrilen Arapça "medde elarda" ifadesi, "kaplattı, yaydı, esnetti, çekip uzattı, sündürdü, genişletti, açtı, döşedi" gibi anlamlara gelmektedir. Ayette dağların ve ırmakların oluşumundan bahsedilirken, yeryüzü ile ilgili bu kelimenin kullanılması son derece hikmetlidir. Çünkü yeryüzünün oluşumu ile ilgili bilimsel açıklamalara baktığımızda, dağların ve nehirlerin, yeryüzünün esnetilerek genişletildiği esnada şekillendiği bilgisi karşımıza çıkar.Günümüz bilimi, Dünya yüzeyinin eski dönemlerde günümüzden farklı bir görünüme sahip olduğunu kabul etmektedir. Ünlü Alman bilim adamı Alfred Lothar Wegener, 1915'te Die Entstehung der Kontinente und Ozeane (Kıtaların ve Okyanusların Kökeni) adlı kitabında, başlangıçta tüm kıtaların dev bir kara parçası halinde birleşik olduğunu öne sürmüştür. Sonraki yıllarda bu büyük kara parçasını, "tüm kıtalar" anlamına gelen Latince PANGAEA olarak adlandırmıştır. Alfred Wegener'in 1912'de ortaya attığı "kıtasal sürüklenme" teorisine göre ise, Atlantik Okyanusu'nun iki yanındaki kıtalar birbirinden ayrılmaya devam etmektedir. Bu teori levha tektoniği (tabaka tektoniği) olarak bilinen bilim dalının gelişmesiyle, günümüzde şu şekilde son halini almıştır: Kıtalar okyanus yüzeyinde sürüklenerek birbirlerinden ayrılmıyorlar. Ancak kıtalarla birlikte okyanus tabanı da "astenosfer" ya da "üst manto" denilen yüksek ısı ve basınç altındaki sıvı magma katmanın üzerinde yüzerler. Dolayısıyla Dünya'nın dışta gözüken karasal kıtaları yanı sıra denizin altındaki yerkabuğu da hareket halindedir.
(Kaynak:www.kuranmucizeleri.com)
İlk olarak şunu açıklığa kavuşturayım. Herhangi bir yerin tam olarak dünyanın merkezi olduğunu belirtmek kolay değildir, çünkü dünya tıpkı topa benzer bir küre şeklindedir. Topun merkezi neresidir? Onun merkezde, topun iç kısmında olması gerektiğini varsayıyorum.
HARİTA
Daha sonra insanların çizdiği haritaya bakarak, (çünkü o düz) belki merkezin nerede olması gerektiğini tahmini olarak çözebiliriz. Bunun için pek çok iddialar bulunmaktadır: Bazıları Mekke, bazıları Kudüs, bazıları da Aral Denizi ve hatta İtalya’daki Venedik’i söylemiştir.
Müslümanlar dünyanın haritasını ilk çizen insanlardı. Onlar haritada güneyi yukarı doğru dönük ve kuzeyi aşağı doğru dönük olarak çizdiler. Kâbe merkezdeydi. Batılı haritacılar daha sonra haritada kuzeyi yukarı doğru dönük, güneyi aşağı doğru dönük başaşağı olarak çizdiler. Elhamdülillah, Kâbe gene dünya haritasının merkezindedir! (Kaynağı burada:
http://articlesonislam.wordpress.com/2008/09/03/9-muslims-worship-the-kaaba/)
MEKKE’NİN DÜNYANIN MERKEZİNDE OLDUĞU YENİ DÜNYA HARİTASI
Sıradan bir harita biçim bozuklukları içerir, çünkü dünya yuvarlaktır ve bir harita düzdür. Böyle haritalar Mekke’ye dünyadaki diğer yerlerden yönün ve uzaklığın doğru olmayan fikrini verebilirler.Mekke’nin yönü ve dünyadaki herhangi bir yer ile Mekke arasındaki en kısa mesafe bu yeni dünya haritası üzerinde düz bir çizgi olarak kolay bir şekilde ölçülmüştür. İnsanı hayrete düşürücüdür ki; Mekke, tahmini olarak dünyanın yer kütlesinin merkezidir.
Prof.Guelke,“Sıradan bir haritanın biçim bozulmalarını kapsadığını, çünkü dünyanın yuvarlak ve bir haritanın da düz olduğunu’’ açıklamıştır. Guelke,’’ Böyle haritalar yön ve dünyanın diğer yerlerinden Mekke’ye olan uzaklığın çok doğru olmayan fikrini verebilirler. Mekke’nin yönü ve en kısa uzaklık, bu yeni dünya haritası üzerinde düz bir çizgi olarak kolayca ölçülmüştür. Mekke’nin yaklaşık olarak dünyanın yer kütlesinin tam merkezi olması hayret vericidir,’’ demiştir. (Kaynağı burada:
http://www.canadianislamiccongress.com/support/map.php)
Bununla birlikte, bazıları haritaya bakarak Kudüs’ün dünyanın merkezi olduğunu iddia etmişlerdir.
DÜNYANIN MERKEZİ OLARAK KUDÜS
Kudüs, eski uygarlıkların bilinen dünyasının ortasına yakın olduğu için doğal olarak eski dünya haritalarının üzerinde merkezi bir pozisyona sahip olmuştur. Ortaçağ esnasındaki kuvvetli dini etkiler bazı harita çizerlerinin Kudüs’ü İncil’deki tasvirlere uygun, incelikli şekilde kasıtlı olarak dünyanın tam merkezine veya ‘’göbeğine’’ yerleştirmelerine neden olmuştur. Bu format, Kudüs’ün Haçlı seferleri ve temel dini merkez uyumlu popüler hüviyetinden sonra onüçüncü yüzyıla kadar geniş ölçüde benimsenmemiştir. Rönesans’ın gelmesiyle, yeni keşifler ve gelişmiş coğrafi kavramlar bilinen dünyanın büyüklüğünü ve şeklini değiştirmiş ve Kudüs-merkezli haritaları kullanılmaz hale dönüştürmüştür.
UZAKLIK
Bu, kişinin ne söylemeğe çalıştığını gerçekten de yakalayamadığım yer. Belki biri bunun hakkında beni aydınlatabilir. Kutsal Kâbe’nin tüm dünyanın merkezi olduğunu gösteren çalışmalar vardır. Kahire’deki coğrafi merkez bile göstermiştir. Çalışmalar Mekke-i Mükerreme ve Kâbe’nin 8.000 km’lik etki alanından (radyus) dolayı Asya, Afrika ve Avrupa’daki uygarlıkların tüm merkezlerini kuşattığını, kutsal Kâbe’nin Kuzey ve Güney Amerika, Avustralya ve Kuzey Kutbu da dahil, 13.000 km. etki alanındaki şehirlerin merkezi olduğunu göstermiştir. Kutsal Kâbe’nin aslında okyanuslar nedeniyle daha sonra birleşen yerin merkezi de olduğunu gösterilmiştir.
(Kaynağı burada:
http://www.myiwc.com/forums/showthread.php?t=2081)
Forumda tartışıldığı gibi, durumu mantıklı düşünmeye çalışan biri de vardır. O, bu durumun hâlâ bir sorun olduğunu iddia etmektedir. Ve yine, tam olarak anlayamıyorum. Onların rakamlarından da şüphelendim. Bütün büyük şehirler dahil etki alanını 1.300 km. olarak söylediler. Eğer Mekke’den bir etki alanı yapsanız; o, dünya üstündeki her bir noktayı kapsayacaktır. Bu da 20.000 km. civarında olacaktır. (Amerikan formülümü bağışlayın. Bu arada o, dünyanın çevresinin yarısı). O, hiçbir büyük şehrin olmadığının varsayıldığı 7,000 km’lik alan mıdır? Bu, dünyanın üçte biridir.
YERİN DAĞILIMI
Sağduyunun diğer en iyi kısmı şudur: Kaynağınız ilk olarak Mekke’nin dünyadaki büyük şehirlerin merkezi olduğunu söylemiştir. Daha sonra da Mekke’nin daha önce Pangaea’nın (o büyük Megakıtanın) olduğu yerin merkezi olduğunu söylemiştir. Şimdi eğer Amerikalılar Avrasya’dan ve Afrika’dan uzaklaşıyorlarsa; Netcurtains’in dediği gibi bu, onların alanlarının da merkezden uzaklaşmasıdır.
Buna şu yoldan bakın:
Kütlenin merkezi için Fizik Formülü: (Kütlenin merkezi)=(İkinci alanın kütlesi)/(Birinci alanın kütlesi +İkinci alanın kütlesi)x(Alanlar arasındaki uzaklık). Bir başka deyişle; uzaklık değiştikçe, kütlenin merkezi de değişmektedir. (Benim düşünceme göre bu, bir formülün şimdiye kadar ilk kez benim için anlam kazanmasıdır). Kaynaklarınız her iki durumda da Mekke’nin merkez olmasını istemektedir, fakat bu fiziki olarak olanaksızdır. (Onların merkez tanımı söylemedikleri gizli bir hile olmadıkça)
(Kaynağı burada:
http://www.myiwc.com/forums/showthread.php?t=2081)
GÖRÜLMEYEN DURUM: RADYASYON/ÇAKRA
İlk video olan ‘’İslami Bilim: Neil Armstrong Mekke’nin Dünyanın Merkezi Olduğunu Kanıtladı’’ Suudi Arabistan El Mecd TV’dendir ve 16 Ocak 2005 tarihlidir. Bu video, tartışmanın en önemli bölümleri ‘Kâbe’nin kısa dalga radyasyonunu yayması, bu radyasyonun sınırsız olması ve Mekke’de yaşayan veya oraya seyahat eden birinin uzun yaşaması, daha sağlıklı olması ve Dünyanın yerçekiminden daha az etkilenmesi bu nedenledir’ iddialarını da içermektedir. Çekimin iki taraftan da eşit olduğu yer, Kuzey ve Güney Kutupları arasında yarımesafedeki Sıfır-Manyetizma Alanı’nın varlığı da gözönünde bulundurulmuştur. Mısır Ulusal Araştırma Merkezi’nden önde gelen bilimsel bir kişi olan Dr. Abd Al-Baset Sayyid, ‘’Manyetik kuvvet burada hiçbir etkiye sahip değildir’’ diye belirtmiştir.
(Kaynağı burada:
http://blog.greycat.org/2008/04/22/mecca-time-islamic-science-meets-time-cube/)
Bununla beraber, Armstrong’un ay üzerine gerçekten ayak basıp basmadığı bile tartışmalıdır. Bundan gerçekten emin değilim. Belki de yalnızca turist olarak aya gitmeyen ve dünyayı seyreden bir Müslümanı beklemeye ihtiyacımız var. Ondan sonra bulgularla gerçekten ikna olmuş olacağız. Şimdisi için onun sahip olduğumuz en iyi deneme olduğunu söyleyebilir miyim?
Bunun yanısıra bazı yerbilimciler, manyetik sıfır fikrine de katılmıyorlar; çünkü o sürekli hareket ediyor: (1) Manyetik kuzey sürekli olarak hareket halindedir. (2) Mekke’nin bulunduğu boylam çizgisi üzerindeki (örneğin:) Rus şehirleri Yaroslavl, Voronezh ve Don Nehri üzerindeki Rostov, Türkiye, Suriye, Irak, Etiyopya, Kenya’daki diğer şehirlerle birlikte kutsal bir şekilde Mekke için hangi ayırım mukadder kılındıysa onlar da o hakka eşit şekilde sahip olacaktır. (3) Manyetik kuzey ve gerçek kuzeyin aynı olduğu dünyanın manyetik alanının hizalanması da vardır, fakat böyle çizgiler boylamın çizgilerine eşdeğer değildir ve zaten Mekke de onun birtanesinin üzerinde değildir.
(Kaynağı burada:
http://gsc.nrcan.gc.ca/geomag/nmp/northpole_e.php)
ORTAYA ÇIKAN SONUÇLAR:
1.MERİDYEN SAATİ OLARAK MEKKE
Buna tamamlayıcı parça Dr. Abd Al-Baset Sayyid’in Mekke zamanının faydalarını yorumladığı, Mısır Mihwar TV tarafından 26 Aralık 2006’da kaydedilen ‘İslam’da Bilim: Mekke zamanı Greenwich zamanının yerini almalı’ programıdır. Manyetik alan Mekke’de sıfırken; Greenwich’te 8.5 derecedir. Bu, Greenwich’ten zaman ölçüldüğünde kuzey ve güney yarıküreler arasında 8.5 dakika tutarsızlık var manasına gelmektedir. Hava trafiği gizemli bir şekilde belgenin bu şekilde organize olamayacağını uyarmaktadır. Kan, dolaşım, manyetik kuvvet ve Kâbe’yi tavaf yapmanızın neden sizi enerjiyle doldurduğunun birçok enteresan bilgisi de vardır (İpucu: Onun heryerinde sağdan sola gitmesidir).
(Kaynağı burada:
http://blog.greycat.org/2008/04/22/mecca-time-islamic-science-meets-time-cube/)
Mısırlı bilimadamlarının bir yılın içerisinde iki belirli günde güneşin kutsal Kâbe’nin tam üzerinde olduğunu keşfetmelerini ve o zamanda eğer bir kişi güneşe bakıyorsa onun kesinlikle kutsal Kâbe’nin yönüne doğru baktığını belirtmek çok ilginç olacaktır. Bu metod o kadar isabetli ve basittir ki; herhangi bir pusula, v.s.ye hiçbir ihtiyaç yoktur. Birinin yapması gereken tek şey, güneşin nerede olduğuna bakmaktır ve o da kutsal Kâbe’nin yönü olacaktır. Dünyada nerede olursanız olun, tek yapmanız gereken şey Greenwich saatine göre saatinizin dakikasının seviyede aynı olmasıdır. Bundan dolayı, birisi o zamanda güneşi nerede görürse görsün; kutsal Kâbe’nin gerçek yönünü bulabilir. Müslüman olmayanlar için aynı yarar olmayabilir fakat bir Müslüman için o, beş vakit namaz kılmak gibidir ve bir kişi Mekke-i Mükerreme’den binlerce mil uzakta olduğunda kutsal Kâbe’nin yönü hakkında emin olamaz.Tarihler ve tam zamanlama şunlardır:
1. Greenwich saatiyle her yıl 28 Mayıs saat 09:18.
2. Greenwich saatiyle her yıl 15 Temmuz saat 09:27.
Bunlar güneş kutsal Kâbe’yle 180 derece açı yaptığında olan, birinin nerede olursa olsun güneşi gördüğünde güneşin yönüne doğrusal çizgi çizebileceği ve onun kıble olacağı iki zamanlamadır. Bu tarihlerde güneşin görülemeyeceği, gece zamanı olabilecek ülkeler için diğer metod izlenmeli; fakat kutsal Kâbe’nin yönü olacak güneşin tamamen zıt yönüne bakılmalıdır. Bu tarihler:
1. Greenwich saatiyle her yıl 28 Kasım saat 21:09.
2. Greenwich saatiyle her yıl 13 Ocak saat 21:09.
Araştırma, Al Azhar Üniversitesi’nde Mühendislik Departmanı Profesörü Dr. Ahmad İsmail Khalifa tarafından yapılmıştır. Khalifa, Müslüman bilimadamlarının güneşin doğal akışını sürdürürken bir yıl içerisinde pekçok kez Mekke-i Mükerreme bölgesi üzerinden doğudan batıya geçtiğini gözlemlediklerini söylemiştir. (Kaynağı burada:http://www.myiwc.com/forums/showthread.php?t=2081)
Bu da aksi yöndeki sonuçtur:
Ve evet, güneş Kâbe’ye yılda iki defa direkt olarak gelmektedir. Aslında, dünya üzerindeki Yengeç Dönencesi ve Oğlak Dönencesi arasındaki her bir nokta (Mekke gibi) güneşe dikey olarak, her zaman altı ay birbirinden ayrı olarak, iki gün için gelmektedir. Bununla birlikte, bugün sahip olduğumuz Greenwich meridyeninin bu özelliğe sahip olduğunu düşünmüyorum.
2. SAAT-TERSİ AKILLI SAAT
SAAT DÖNÜŞ YÖNÜNÜN TERSİ
Eğer bir atomu gözlemlersek; elektron, atom çekirdeğini saat dönüş yönünün tersinde yörüngeye sokar. Ay, Dünyanın saat dönüş yönünün tersinde yörüngeye girer. Dünya ve güneşin etrafındaki diğer gezegen saat dönüş yönünün tersinde yörüngeye girer, galaksilerin etrafındaki yıldızlar saat dönüş yönünün tersinde yörüngeye girerler. Satürn’ün halkalarındaki taşlar onu saat dönüş yönünün tersinde yörüngeye sokmaktadır. Bu da Müslümanların Kâbe’nin etrafında tam olarak ne yaptıklarıdır, onun etrafında saat dönüş yönünün tersinde dolaşmaktadırlar! (Kaynağı burada:
http://my.opera.com/Religion.Islam/blog/religion-islam-kaaba-in-mecca-is-the-center)
Biliyorum, bu bilgide büyük çapta yapılmış pek çok anlatım (desteklenmemiş veri) var. Bunun yanısıra, bilginin kaynağı da tartışmaya açık olabilir. Ancak, bu verebileceğimin en iyisi. Umarım verdiğim bilgiden herkes memnun kalmıştır. Belki paylaşmak istediğiniz başka bilgiler de vardır. Lütfen yorum sütununda öyle yapın. Birşeyden emin olabiliriz ki Kâbe; müslümanların dünya üzerindeki dini merkezidir. O, bir müslüman için birleşme ve adalet sembolüdür. Bunu söyledikten sonra, delilimi öne sürmüş oluyorum.
MEKKE’YE YÖN VE UZAKLIK BULMAK İÇİN DÜNYA HARİTALARI
İslami Bilimde Yenilik ve Gelenek Yazan:David A.King
NOT: Eğer daha fazlasını bilmek isterseniz, belki bu David A.King tarafından yazılmış olan ‘’Mekke’ye yön ve uzaklık bulmak için dünya haritaları’’ kitabının bazı kısımlarını okuyabilirsiniz. (
http://books.google.co.uk/books?id=J3G4quReeVcC&hl=tr) Veya, belki de £199.75’den kitabı satın alırsınız.