- Baş Sayfa
- Değişik Dil Çeviri Eserler
- Tasavvuf Eserleri
- Talya Esintileri
- Eserlerin Ürünü
- Orijin yazi arşivi
- Ehl Potreleri

“ÖN BEYİN : Ön beyin talamus, hipotalamus, limbik sistem, serebrum ve beyin kabuğundan oluşur. Talamus, duyu organlardan gelen nöronların beyin kabuğu ile olan ilişkisini sağlar. Talamusun belirli bir kısmı, gözden gelen uyarıcıları alır ve beyin kabuğunun görme ile ilgili bölgesine yansıtır. Başka bir kısmı, kulaktan gelen sinirsel uyarıcıları işitme ile ilgili beyin kabuğu bölgesine iletir. Talamustaki üçüncü bir bölgenin işlevi omurilikten gelen nöronların, beyin kabuğunu dokunma ve bedenin durumunu algılama ile ilgili kısımlarına yansıtmaktır. Hipotalamus, talamusla hipofiz salgı bezinin arasında yer alır; son yıllarda en fazla araştırılan beyin kısımlarından biridir. Hipotalamus heyecanların ve arzuların denetlendiği merkezdir. Cinsel davranış, yeme ve içme bu merkezce denetlenir. Vücut sıcaklığındaki değişiklikleri fark eden ve bedenin sıcaklığını normal tutabilmek için önlemler alan merkez hipotalamusta bulunur. Saldırganlık duygusu ve saldırganlık ifadesi, uyanıklık ve uyku davranışı, iç salgı bezlerinin çalışmalarını denetleyen süreçlerin işleyişi yine hipotalamusta yer alır. Limbik sistem beyin sapının yukarı kısmıyla ön beyin arasında yer alan nöron ağından oluşur, heyecan yaşantısı, saldırma ve kaçma davranışlarıyla ilişkisi vardır. Limbik sistemin bir kısmının heyecanları yatıştırıcı bir işlevi vardır, başka kısımları ise tam aksine heyecanları kamçılar. Limbik sisteminin elektrikle uyarılan bazı kısımları kızgınlık ifade eden davranışları ortaya çıkarırken, diğer kısımları korku davranışları ortaya çıkarır. (Prof. Dr. Korkut Yaltkaya)”
Ön beyin; gözden gelen uyarıcıları alır ve görme ile ilgili bölgesine yansıtır, “biz görüyoruz” deriz; kulaktan gelen sinirsel uyarıcıları işitme ile ilgili bölgesine iletir, “biz duyuyoruz” deriz; dokunma ve bedenin durumunu algılama ile ilgili kısımlarına yansıtır, “biz beden olarak varız” deriz…Halbuki; gerçekte enerji okyanusunda, enerji dalgalarının şifrelenmesi sonucu görüntüler, sesler, madde var algılanır…Özde TEK olanı çok; özde BÜTÜN olanı parçalanmış; özde BİR olanı ayrılmış olarak algılatır…Özellikle ön beynin bu görevi sayesinde kişi aldanır, hataya düşer…Yani ön beyin bize yalan söylemiş, bizi hataya düşürmüş olur…Bundan dolayı Alak Suresi 16. ayette “o yalancı, o hata yapan nasiye”ifadesi yer alarak; ön beynin bu çalışma mekanizmasına dikkat çekilmektedir…
Ön beyin aynı zamanda; heyecanların ve arzuların, cinsel davranış, yeme ve içmeyi denetleyen, vücut sıcaklığındaki değişiklikleri fark eden, saldırganlık duygusu ve saldırganlık ifadesini, uyanıklık ve uyku davranışını, iç salgı bezlerinin çalışmalarını denetleyen, heyecan yaşantısı, saldırma ve kaçma davranışlarıyla ilişkili, heyecanları kamçılayan, kızgınlık ve korku davranışları ortaya çıkartan bölümdür.Bu görevlerle de ön beyin kişiye varlıktan kopuk bir birim bilinciyle yaşatır…Yalancılık ve hata yapma görevini ifa eder…Ön beyin yalancıdır; çünkü kişiye parça varlık bilincini aşılar, varlıktan kopuk gibi yaşatır, varlıktaki birliği ve bütünlüğü kişinin bilincine örter(kafir), kişinin bilincini bozar(fasık), kişinin bilincini kirletir(müşrik)…
“Alak 19-) Hayır, sakın (yapma) !.. Ona (kendini mustağni gören, Hakk’dan perdeli, namaz müşahadesinden nehyeden, zebanilerin zebunu alın’a) itaat etme/boyun eğme; (hakikatına olan imanın gereği) secde et ve yaklaş!.”
Ayeti ile; secde edilerek gerçeğe yaklaşılması, ön beynin yalancı ve hatalı çalışmasına, değerlendirmesine itaat edilmemesi tavsiye ediliyor…Secde halinde beyne, özellikle ön beyine daha çok kan gitmekte, vücuda daha çok oksijen girmekte ve tefekkür daha güçlü olmaktadır…Hele hele geceleyin secdede yapılan tefekkür çalışması çok güçlü olmaktadır…Alak Suresinde geçen yaratan Rab ismi/manası/özelliği beyinde açığa çıkarılacak bir özellik olmasın?...Bu Rab özelliğini açığa çıkaranlar, öbür alemde düşündükleri şeyler gerçekleşenler, cennet yaşantısına kavuşanlar olamasınlar?...Dünyada a’ma olanlar, ahirette de a’ma olmasınlar?...Yaratan Rabbin manası ile OKU’mak nasıl olur?...Yaklaşılarak, Rabbani özelliklere kavuşmak...Özündeki Rabbani güçleri açığa çıkarmak...
Evet; meleğin sıkması sonucunda beyninde oluşan açılımla, Efendimiz Rabbani güçlere kavuşmuştur… OKU’mak kuru bir laf, sıradan bir farkındalık hali değildir… OKU’mak YAŞA’maktır; bildiğine ulaşmak ve gereğini uygulamaktır, bilgiyi güce çevirmektir… Efendimiz; ALLAH’ın bu izni ile mucizeler sergilemiş, büyük başarılara imza atmış, çok zor şartlarda, çok kötü bir toplumda maddi ve manevi zaferler kazanmıştır… Rabbani özelliklerle donatılmamış birinin bunları başarması mümkün değildir…Dinden amaç Rabbani olmaktır…ALLAH’ın bizim kulluğumuza değil; bizim sonsuz huzurumuz için özümüzdeki bu özelliklere kavuşmamıza ihtiyacımız var!...Rab özelliği gibi; ALLAH bizde olmayan, bize yaramayan hiçbir özelliği boş yere bize duyurmamıştır…Açığa çıkarıp, kullanmamız için isimlerini/özelliklerini bildirmiştir, tapınalım diye değil!...