Gönlünü Genişletmedik mi?

Mehmet Doğramacı

 

Rasülullah (s.a.v) Efendimizin vahyin kesintiye uğradığı süreçte iç daralması yaşadığı, bunalımlar hissettiği ve bunun üzerine Duha Suresinin inzal olduğunu GÜN IŞIĞINA YEMİN OLSUN başlıklı serimizde ayrıntılı biçimde işlemiştik. Duha Suresi, Rabbinin kendine darıldığı, terk ettiği zehabına kapılan Rasülullah’ı teskin-teselli babında nâzil olmuş; Onun şahsında bize melekelerimizi,  iç dinamiklerimizi fark ettirmeye yönelik ayetlerle yeni bakış açıları sunmuştu. (1)

Duha’nın hemen peşine nazil olan İnşirah Suresi, adından da anlaşılacağı üzere gönül huzuru, iç ferahlığı, yükün hafiflemesi, zorlukların geçiciliği, çözümün yanı başımızda olduğu gerçeklerine dair kesin-açık müjdeler içeriyor. Duha Suresine daralmaya karşı teskin diyecek olursak, İnşirah Suresi teskinden öte Ferahlık Garantisidir. Bu doğrultuda okumaya çalışalım:


İNŞİRAH SURESİ  (Mekke’de nazil oldu.8 ayettir) Bismillahirrahmanirrahim.


1-Elem neşrah leke sadrak: Senin için göğsünü genişletmedik mi?..  Rabbin seni ne terk etti, ne de darıldı(Duha-3) ayetinden sonra bu surenin “Göğsünü (gönlünü)genişletmedik mi?” şeklinde bir hatırlatma ile başlaması dikkatlerimizi NEŞRAH kelimesinin mastarı İNŞİRAH kavramına çekiyor. İnşirahı anlamamız, ayeti hem de surenin genel mesajını çözümlememize yardımcı olacak.


Nedir İnşirah?.. Şe-Ra-Ha kökünden türeyen inşirah lügat anlamı itibariyle; ”Yarmak-Eti Bıçakla İkiye Ayırmak-Kapalı Olanı Açmak-Dar Olanı Genişletmek” anlamlarına gelir.


Buradaki bıçakla yarma sadece açma, bölme amacıyla değil, genişletme, bünyeye sıkıntı veren zararlı uru çekip çıkarma anlamına. Buna göre inşirah;insanın içini sıkan, gönlünü daraltan unsurların bir ameliyatla çıkarılması ve tedavi edilmesini içerir.(2)


Allah Rasülü(s.a.v) in ömründe 3 kez inşirah yaşadığı hadislerle bildiriliyor. Onun muhatap olduğu inşirah ameliyelerini, hakikate talip olan bizler hangi hallerde ve nasıl yaşarız, olaylara göz atarak tetkik edelim:

1-Süt Anne Halime’nin Yaylasındaki İnşirah: Henüz 3-4 yaşlarında bir çocukken Cebrail (a.s)ın Hz.Muhammed’in göğsünü yardığını, nurdan bir tas içinde yıkadığını Efendimizin süt kardeşi Şeyma(r.a) rivayet ediyor. Oyun oynadıkları esnada oluşan bu hal üzerine çocukların korkarak kaçıştığı, tedirgin olan Halime’nin çocuğu Mekke’ye getirerek dedesi A. Muttalib’e teslim ettiği bildiriliyor.


Olay, yaylada ve çocukken yaşanmış.Yayla-köy; hayatın en saf, en basit tarzda yaşandığı yerleşim birimleri. Hakikate yönelen insan,özünde öncelikle safiyâne-temiz duygular ve iman nuruyla ışıldayan berrak aklın getirisi sonucu içini kemiren perdelerden sıyrılmaya hazırlanır.

Öze dönmek; bazı engelleri aşmayı, yüklerden kurtulmayı, iç hastalıklardan temizlenmeyi niyete almaktır.İşte böylesi bir hal yaşandığında ilk inşirah cereyan eder.


Bu inşirahın Hz.Halime’nin yanında yaşanması da Halime ile sembolize edilen Halîm esmasını çağrıştırdı bize. HALİM; insanlara karşı yumuşak, fiillere karşı olgun davranmayı sağlayan kuvvedir.HALİM esması kişide açılmadıkça, sistemi kavramak,Sünnetullahı Okumak ve sindirmekten söz edilemez!HALİM esması, ön yargılardan, şartlanma, perdeli bakışlardan sıyrılıp Yorumsuz Seyir yaşatır.(3)


Allah Rasülünün Halime’den süt emmesi oldukça manidar!.. Hakikat yolcusunun ilk ve öncelikli gıdası; Halimlik olmalı. Halim sıfatı yeterince hazmedildiği, sindirildiği takdirde Hakikati kavrayacak alt yapının temeli atılmış olur.


2-Hira Mağarasında İkra’ ile Gelişen İnşirah: 39 yaşında iken Hira Mağarasında Cebrail’in İkra’ ile, kemiklerinin çatırtısını duyacak tarzda sıkma hissettiğini bizzat Allah Rasülünden öğreniyoruz.


İkra’ ilk açılım, ilk keşif. İkra’nın sadece okumak manasına gelmediğini,Arap lisanında doğum yapmaya da ikra’ kullanıldığını önceki yazılarımızdan birinde zikretmiştik.(4)


Hira;dış dünyadan,Kesret Aleminden,Çokluk Bakışından Öze-Teke yönelmenin sembolü.

Hakikat yolcusu, öze dönüşü esnasında bir süre yalnızlık yaşayacak, sonunda nasibi kadarı ile kendinden bazı manaların doğuşuna şahit olacaktır.O güne değin anlayamadığını anlar, göremediğini görür, hissedemediğini hisseder hale gelmektir OKUmak!..İçinde yaşadığı,bir parçası ve unsuru olmasına rağmen bir türlü anlayamadığı sistemin ruhunu kavramaktır Okumak!.. İşte bu kavrayış sıkma şeklinde ifadesini bulan inşirah neticesinde gelişir.


Hira’daki sıkmanın 3 kere oluşu, 3. defada okumanın gerçekleşmesi; Esma-Sıfat ve Zat boyutlarının ikmali ile 3 aşama sonunda hakikatin kişide açılacağını düşündürüyor. Esma (Kavramları öğrenerek sevmek) Sıfat(Öğrendiklerini benimseyerek hâle dönüştürmek)

Zat (İnandığını bütün özellikleriyle kendinde yaşar olmak) Hakikat yaşamının üç önemli basamağıdır.Kamil manada bu boyutların hakkını veren kimse OKUyabilir.


3-Mi’rac Gecesi Mescid-i Haramda Yaşanan İnşirah: Mi’rac Gecesi İsra yolculuğu öncesinde Mescid-i Haram’a gelen Allah Rasülü,burada Cebrail’in göğsünü yarıp kalbini zemzemle yıkadığını açıklıyor.


Kabe; Nazargâh-ı İlahidir.Beytullah; Hakk’ın nazar ettiği Gönüldür. Zemzem, Kabe altından geçerek onun manasını-feyzini özünde barındıran su…


Mi’rac İsra ile vuku buldu. Geceleri Rabbine yönelen kul; secde ile mi’rac edecek!.. Bu mi’rac için önce tevbe edecek, niyaz edecek, yakaracak, el açacak, hakikatten gafil olduğu için ağlayacak, sinesinden boşalan göz yaşları ile hem iç sıkıntısından hem de yüklerinden arınacak, tabiri caizse beşeriyetini ulviyetle yıkayacak.


Arınışın delildir gözyaşları!…Kabe için zemzem ne ise;gönlüne dönen insan için gözyaşları da odur,o derece kıymetlidir...İşte hadisi şerif:”Cehenneme haram olan iki şeyden biri şehitlerin kanı, diğeri ihlaslı müminin göz yaşlarıdır” Gözyaşları ile yapılan tevbe, paha biçilmez bir inşirah sağlar.(5)

….


Rasülullah’ın yaşadığı 3 inşirahı, haddi aşmamaya özen göstererek özümüzde hissettiğimiz biçimde gözlemlemeye çalıştık. İnşirah yapılırken, bıçakla yarma, sıkma, Cebrail’in bulunuşu gözden kaçırmamamız gereken önemli keyfiyetler.


Cebrail,Akl-ı Küllün mazharı. Akıl boyutunu öne çıkardığımız Cebrail isminin doğduğu kök;

Cebir!... Cebir; CEBBAR esması ile açığa çıkar.”Baskı uygulama, dilediğini zorla kabul ettirme, kemiği sarıp bütünleştirme, onarma, eksiği tamamlama” anlamları Cebbar’dan türeyen Cebrail isminde mevcut…Buna göre Cebrail işlevini sıkarak, baskı uygulayarak, zorlayarak yerine getirmekte.


Her inşirahta Cebrail’e işaret olunması, inşirahların sıkıntı-belalarla birlikte geliştiği, açılımların biraz da insanı acıtarak oluştuğu gerçeğini fısıldıyor. Tespit ettiğimiz bu hakikate uzaklarda delil aramaya gerek yok. En büyük delil; Allah Rasülü ve Sahabe-i Kiramın bin bir türlü çileye katlandığı Asr-ı Saadet dönemi!..


Bela ve sıkıntının hakikate yönelenlere daha çok geleceği, hakikati zirvede yaşayan Nebilerin-Rasüllerin en fazla belaya muhatap kimseler olduğu Kur’an Kıssalarında ortaya konuyor.

Evliyaullahın yaşamına baktığımızda da ağırlıklı olarak çile ve ıstırap görürüz. ”Tuzu kuru, işi tıkırında yaşayıp da hakikate eren yoktur” desek, herhalde ileri gitmiş olmayız.

….


Bu açıklamalardan sonra surenin ilk ayetine yönelebiliriz.


“Biz senin göğsünü açmadık mı?” Ey bunalan, daralan, hayıflanan kulum!.. Biz senin gönlünü hakikate açmadık mı?..

Burada özüne yöneldiği halde zaman zaman bunalım yaşayana gelen hitap; sıradan insanların uğramadığı bir hali yansıtıyor. İnşirah herkese uygulanmaz… İnşirah uygulanmak; çok özel bir nasip ve talih meselesi!...


Öyle ya, insanların geneline bakınız! Kaçta kaçı hakikate talip oluyor?... Çevrenize bakınız, günlük yaşamın girdaplarından sıyrılıp kaç kişi gerçeğe yönelebiliyor?.. Dini yaşadığını söyleyen, kendini mümin olarak tanımlayanlardan dahi; Rasülullah öğretisini yerli yerince kavramış kaç kişi var?!..


Siz buna talip olmuşsanız bahtiyarsınız! Siz özünüzdeki urları atmak üzere ameliyat istediniz.

Hakikate talip olarak ameliyat masasına yattınız. Kendinizi chek-up ettiniz ve eskiye ait bilgiler, alışkanlıklar, âdetlerden kurtulmak istiyorsunuz.İstemeniz,zaten Cenab-ı Hakkın vermesi demek!.. ”Kulun ey Allah’ım demesi, Allah’ın buyur kulum demesi ile aynıdır” buyurdu Mevlana’mız… İnşirahı, gönül genişliğini hakikatinize yönelerek isteyen sizsiniz.


“Senin gönlünü genişletmedik mi?”... İstedin de vermedik mi?... İstemenin Vermek, Dua edebilmenin İcabet, Niyazın yegane Nimet olduğunu fark et artık!..


Neşrah kelimesi leke ile zikredilmiş. Leke; senin için, sana özel, senin lehine, senin faydana, senin yararına demek! Kul bela ve sıkıntı ile daralma yaşadı değil mi? Hemen o belanın lehine olduğunu fark etmeli…Bir annenin bile evladı aleyhine davranmayacağını kabul eden insan aklı; Rabbimizin kulları aleyhine hüküm vereceğini nasıl düşünür?!... Haaşaaa!.. O halde Haktan gelen her şey lehimize.Bela ve sıkıntılar da… Lehimize olduğunu düşünebildiğimiz ölçüde belanın nimete, acının neşeye dönüştüğünü gözleyeceğiz.


Bunun yolu mu?.. Olayların, fiilerin kendisine değil, ilerisine, arka planına, oluşabilecek ihtimallere bakmak. Bunalımdan bu bakışla çıkılacağını Duha Suresinde öğrendik: ”Sonrası, senin için öncesinden mutlaka hayırlıdır”(Duha-4) Bu bakış aynı zamanda; Hikmetten Kudrete taşıyan algı biçimidir.


Ayetin özünde genişlemenin zaten verildiğine de dikkat edelim.Bunalıyor, daralıyorsunuz ve bu esnada size bir hitap geliyor; ”Genişletmedik mi?” Dikkat edin, genişleteceğiz, genişletiriz değil, olup bitmiş, gerçekleşmiş bir genişleme ve huzura işaret ediliyor. Daraldığınızı sanırken daralmanın genişleme olduğu zikrediliyor.Ve kesin garanti verilerek soruluyor; Genişletmedik mi?...Darlık düşünürken, o darlık sebebiyle genişlemenin yaşanıp bittiğini öğreniyorsunuz. Ne muhteşem bir müjde değil mi?...


Sadr kelimesine de değinmemiz elzem. Genişleyen sadr; zahiren göğüs kafesi; kalp ve akciğerin bulunduğu mahal olsa da batında işaret edilen; iç huzuru ve sükûn hali.


Musa(a.s) Firavun’a giderken “Rabbim sadrıma inşirah ver” diye dua eder. En’am 125. ayette “Allah kimi hidayete erdirmek isterse sadrını İslam’a açar, kimi de saptırmak isterse sadrını daraltır” buyrulmaktadır. Sadrın genişlemesi; iman ve itaatin açığa çıkışı ile oluşan açılımdır ki; hayata bakış 180 derece değişir. Önceleri dar açılı değerlendirmeler yapan, kayıtlı yaşayan kul, iman ve teslimiyetle geniş bir değerlendirme perspektifi elde eder. Kimi zaman hayret ve hayranlıkla “Önceleri nasıl da kapalı ve tıkanık yaşıyor muşum?” demekten kendini alamaz.


Neşrah kelimesi BİZ İNŞİRAH ETTİK anlamına çoğul kalıbı ile kullanılmış. Kur’anda Cenab-ı Hak bazen BEN, bazen de BİZ kalıbı ile hitap eder. Tek olan Zat’ın pek çok vasıfları yönüyle hükmünü ortaya koyması BİZ şeklindeki ayetlerle ifadesini bulur. Bu çerçevede inşirah;

Allah’ın Esma ve Sıfatlarını tecelli ettiren bir kavram. İnşirahın BİZ kalıbıyla gelişi; kozmik aleme yansıyan Zat’a ait işlev ve kuvvelerin Hakka adanan kimseye yardımcı, destek güçler olarak açığa çıkacağına da işaret eder. Bir düşünürün tabiri ile “Kendini Allah’a adayan kimse;Evrenin tamamının desteğini almış demektir.” BİZ hitabına Melekut Aleminin dahil olduğunu söylersek, ne demek istediğimiz daha net anlaşılacaktır.


Bazı kullarda sadrın genişlemesi diğer bir kul aynasından yansır. Hz.Mevlana, kitaplara sıkı sıkıya tutunup vaazlar, dersler verirken, Hz.Şems onların tamamını suya atarak şöyle der:

“Yeter satırdan konuştuğun, artık sadrdan konuş!...”


Celaleddin Hoca diye bilinen Mevlana’nın Aşkın Sultanı Hz.Mevlana’ya dönüşümü sadrının Şems tarafından inşirah edilmesi ile başlar.Kitaplarını kaybettiği için üzülen, daralan Mevlana, gönlünden fışkıran şiirler, beyitler ve hikmetli sözlerle İlahi Aşkın ebedi pınarıdır artık!..


***

Bu hafta İnşirah Suresinin ilk 3 ayetini işlemeyi niyete almışken, konu epeyce genişledi ve ancak bir ayeti okuyabildik. Rasülullah’a inşirah hakkında sorulan bir soruyu nakledip, diğer ayetleri haftaya bırakalım. Bu sorunun cevabında Rasülullah’ın inşirahı nasıl açıkladığını birlikte öğrenelim:


En’am Suresi 125.ayet okununca sahabeden biri sordu:

-Şerh-u Sadr (İnşirah) nasıl olur, göğüs açılır mı Ya Rasülallah?

-Evet, açılır.

-İnşirahın alameti nedir Ya Rasülallah?

-Aldanma Yurdu; Dünyadan uzaklaşmak, Ebediyet Yurdu; Ahirete yönelmek ve gelmezden önce Ölüm için
Hazırlanmaktır!...(6)

28.10.2003
Mehmet DOĞRAMACI
m_dogramaci@yahoo.com