OKUmak fırsat- KENDİNİ TANImak içın !..

Güvensizliğin Kimyası


Bir deneyde bir bayan denek, partnerinden sadece küçük bir miktar para eline geçince üzüldü. Onun reaksiyonu bizi insanlar güvenmediklerinde ne olacağı hakkında düşündürmeye başladı.Beyindeki pek çok önemli sistemler zıt güçler tarafından kontrol edilmektedir.Örneğin yemek yemek, büyük ölçüde beslemeyi ne zaman başlatan ve daha sonra da ne zaman sona erdirmeye sinyal veren hormonlar tarafından hareket etmektedir. Sosyal davranışlar benzer kontrollere sahip olabilir. Oksitosin kişisel etkileşimlerin pozitif yönünü oluşturmaktadır. Birisi size güvenir gözükünce genel anlamıyla iyi hissettirmektedir ve bu takdir sizi karşılık vermeye motive etmektedir.
Daha önce tartıştığımız gibi; memeli annelerin çoluk çocuklarıyla ilgilenmelerine neden olmak için, Oksitosin derin ortabeyin bölgelerinde seks ve yiyecek edinme gibi ödül verme davranışlarıyla Dopamin’in salgılanmasına neden olur. Takip eden araştırmada, karşı çıkmanın veya negatifin güven-oluşturma mekanizmasına olan yönünün kanıtını en azından erkeklerde keşfettik. Erkek denek 2’ler güvenilmez olduklarında (Denek 1’e az miktar bir para gönderdiklerinde), Dihidrotestesteron (DHT) olarak adlandırılan testestoron’un türevinde bir artış deneyimlemişlerdir. Oyunda erkekler ne kadar daha fazla güvenilmez gösterilirlerse; DHT düzeyleri o kadar yüksektir. Bu molekül, yüksek Oktanlı Testesteron olarak düşünülebilir. Erkekleri ergenlik çağı esnasında vücut tüylerinin büyümesi, kasların artması ve ses telinin kalınlaşması gibi isabet alan dramatik değişiklikler, aslında DHT tarafından neden olunmaktadır.Yükselmiş düzeyler sosyal durumları denemedeki fiziksel yüzleşme için olan arzuyu da arttırır. Bulgumuz, erkeklerin rahatsız edilmeye saldırgan cevap verdiklerine işaret etmektedir.
Kadınlar ve erkekler eşit olarak rahatsız edilmekten hoşlanmadıklarını bildirmişlerdir, fakat kadınlar erkeklerin ‘’ateşli’’ fizyolojik tepkilerini göstermemişlerdir. Güvenilmeyen pek çok erkek denek 2’ler partnerlerine hiçbirşey geri döndürmezlerken; pek çok kadın geniş kapsamlı olarak nispeten karşılık vermededir; ne kadar para alakalı olursa olsun, ne kadar gönderildiyse o kadarının eşit kısmını geri iade etme eğiliminde olmuşlardır.
Bu farklılık için olan fizyolojik  temeli oluşturanı henüz tamamen bilmediğimiz için kadınları ‘’donuk’’ tepki verenler olarak düşünürüz.


Bir güvensizlik sinyaline olan saldırgan bir cevap, bizi diğerlerinden daha güvenilir yapabilir. O güvensizliği göstermenin saldırganlığı tahrik ettiğini eğer biliyorsak; bu tepkiyi önlemek için gösterebileceğimizden farklı daha fazla güveni sergilemeliyiz. Güven Oyunu esnasında beyin aktivitesini Fonksiyonel Manyetik Rezonans İmajlama Teknikleri’ni kullanarak ölçmek, yabancı bir insana güvenmenin ödül eğilimimize Dopamin’in orta beyin bölgelerinde bağladığı ve katkıda bulunduğu kuvvetli aktiviteyi ürettiğine işaret etmiştir. Bu sonuç, para alan denek 2’lerin genellikle bir kısmının böyle yapmak ekonomik olarak dezavantaj olsa da; neden denek 1’lere geri vermede eğilimli olduklarını açıklamaya yardımcı olmaktadır. Denek 2’lerin güveni karşılıklı alıp verirken deneyimledikleri pozitif duygular, onlarda psikolojik olarak ödüllenmiş ve gelecekte güvenilir olmak için olan arzuyu güçlendirmektedir. Pek çok insan güvenilir olarak addolunsa da; çalışmalarımızdaki denek 2 ‘lerin bilhassa yüzde 2’si güvenilir değildi. Gönderdikleri paranın hepsini veya neredeyse tamamını sakladılar, fevkalade yüksek Oksitosin düzeyleri sergilediler. Bu sonuç; bu kişilerin yanlış beyin bölgelerinde Oksitosin Reseptörleri’ne, veya  (örneğin, Dopamin salgılamasını ayarlamayan) veya ayarlamayan reseptörlere sahip olmalarındandır. Son söylenen durumda nöronlar, ne kadar yapılırsa yapılsın Oksitosin salgılamasında aslında sağırdırlar. Yüksek derecede güvensizlik, etkileyici bir şekilde duygusuz veya bir diğerinin acı çekmesinden uyarılmış olan sosyopatları andıran kişilik özelliklerini elinde bulundurmaktadır.

OKUmak fırsat- KENDİNİ TANImak içın !..
Geleceği Kavrama


Bugün laboratuarım, beyindeki Oksitosin aktivitesindeki eksikliklerin dengesiz sosyal etkileşimler tarafından göze çarpan rahatsızlıklarda payı olup olmadığını inceleme üzerine odaklanmaktadır. Örneğin, Otizm çeken insanlar (İçe Kapanma Rahatsızlığı) düşük Oksitosin seviyelerine sahiptirler. Diğerleri tarafından yapılan çalışmalar bu deneklerde peptid’i değiştirmenin sosyal bağlantıda herhangi bir artış oluşturmadığını keşfetmiştir. Bu, Güven Oyunu’ndaki güvenilir olmayanlarda benzer bir şekilde doğrudur. Bu sonuç, Otizm Rahatsızlığı olanların Oksitosin Reseptörü Disfonksiyonu’na (İşlev Bozukluğuna) sahip olabileceklerini ileri sürmektedir. Benzer bir şekilde, Oksitosin Reseptörleri yönünden zengin bölgelerde Beyin Lezyonu (Doku Bozukluğu) olan hastalar, hangi insanların güvenilir gözüktüğüne, hangilerinin güvenilir gözükmediğine karar vermede zorluk yaşarlar. Pek çok nörolojik ve psikiyatrik rahatsızlıklar Şizofreni, Depresyon, Alzheimer Hastalığı, Sosyal Anksiyete (Sosyal Endişe) ve Huntington Rahatsızlığı da dahil; anormal sosyal etkileşimleri içermektedir.   


Güvenilir olmayanlarda gördüğümüz bozulmuş Oksitosin sistemi bu hastalıklarda rol oynayabilir. Onların çalışmalarının çok daha iyi bir anlayışı, yeni tedavi metodlarına yönlendirebilir. Bedenin içerisindeki Oksitosin operasyonları gayet dinamik olarak gözükür. Peptid ve seviyeleri dakikadan dakikaya değişen ve bir kimsenin hayat süresini değiştiren diğer hormonlarla etkileşir. Örneğin Östrojen, vücudun dokuları tarafından Oksitosin’in alınımını arttırır, oysa Progesteron bunun zıttını yapar. Böyle etkiler, hem fizyolojik hem de çevresel işaretlerin sosyal olarak etkileşimde olmamız için arzularımızı yönlendirdiğini ileri sürmektedir. Onlar hayat deneyimlerimizin Oksitosin mekanizmasını farklı bir ‘’ayar noktasına’’ ‘’yeniden ayarlanabileceğine’’ ve böylelikle de hayatın gidişatı boyunca güvenin farklı seviyelerine işaret ederler. Güvenli, yetiştiren bir çevreye bağlı olmak; biri bize güvendiğinde daha fazla Oksitosin salgılamamızı harekete geçirir ve o güveni karşılıklı hareket ettirir. Stres, belirsizlik ve yalnızlık, hepsi de güvenme eğiliminin gelişimine karşı çalışmaktadırlar. Çalışmalarımız devam ettikçe, bu basit peptid’in insanlara empatiye sahip olmaları için nasıl izin verdiğini ve etraflarındakilere karşı ve hatta tamamen yabancılara olan güvene nasıl destek olduğunu daha iyi anlayacağız.

OKUmak fırsat- KENDİNİ TANImak içın !..

OKSİTOSİN VE BEYİN


Çeşitli beyin yapıları (Yeşille Vurgulanmış Olanlar) Oksitosin’in salgılanması ve tepkisiyle ilişkilidir. Bu yapılar üç özelliği paylaşırlar: Oksitosin’in ‘’mesajlarını’’ sinir hücrelerine taşıyan Oksitosin Reseptörlerinin yoğun alanlarına sahiptirler. Duygular ve sosyal davranışı kontrol ederler; insanları iyi hissettiren ve bunun sonucunda da belirli davranışları ödüllendiren, sağlamlaştıran Ortabeyin Dopamin salgılanmasını ayarlar. Oksitosin’in güven-bağlantılı etkileri beyindeki aktivitesinde akışı yavaşlatsa da; başka yerdeki kimyasal da aynı şekilde davranır. Bazı beyin hücreleri onu kan dolaşımının içerisine aralarında rahmin de olduğu çeşitli organları etkilemek için gizler. (Sol Alt Köşedeki Detay)



Yazan: Paul J.Zak  (Scientific American Dergisi, Haziran 2008 Sayısı, Sayfalar 88-95) 

Çeviren: Esin Tezer