Korunuyor musun ?
Mehmet Doğramacı

20.eylül.2008 // Mehmet Doğramaci                        (   m_dogramaci@yahoo.com )

 

Korunma deyince ilk aklıma gelen; çocuk yaştan beri annemin her sabah evden çıkarken: “Yedi Ayetel Kürsi oku, yedişer de Felak- Nas, sağına soluna üfleyerek, sağ ayakla ayakkabını giy oğlum” sözleridir.


Ehlinin ikram ettiği KORUNMA DUALARI ise paha biçilmez bir zırh gibi, sağlam bir hisar inşa eder etrafımıza…

Korunma; sadece dua ve zikir midir, başka korunmalara da ihtiyacımız var mıdır, sorusu etrafında biraz düşünelim istiyorum.


Modern bilimin verileri sünnetullah gerçekliği ile paralel okunduğunda ortaya çıkan acı bir gerçek var ki; dünya hayatında bağımsız ve özgür olduğumuz yaklaşımı, tamamen yanılsamadan ibarettir… Kelebek etkisini biliyoruz, toplumsal değişimin bireyleri etkilediğini biliyoruz, düşünce akımlarının hava ve iklim gibi insana tesirini biliyoruz…


Ve artık biliyoruz ki; beyinler beyinleri, kalpler kalpleri, gönüller gönülleri etkilemektedir. Ve bu etki; izne tabi olmayıp orman kanunu gibi güçlü beynin zayıf beyne tesiri, güçlü duygunun zayıf duyguyu egemenliği altına alması, güçlü kişiliğin zayıf kişiliğe baskın çıkması şeklinde sürmektedir…


Yani bilincimiz, daimi surette kasırga yada meltem şeklinde esen bilinç akımı ve yayınlarının etkisine maruzdur. İçten vehmin, dıştan negatif tesirin etkisi altına girmemek üzere dua ve zikrin rolü ve gücü elbette tartışılmaz. Ama sadece bunlar yeterli olmasa gerek… Yaşamsal bazı düzenlemeler de yapmanız gerekir kendi adınıza….


Bilinçlerin bilinçleri etkilediği ortamda nasıl davranırsak kendi idrak ve ilmimizi korumuş oluruz?!..
Cevap arayacağımız soru bu…


Öncelikle dost ve arkadaş seçiminize dikkat ediniz!... Hadislerde geçen KAFİRLERİ DOST EDİNMEYİN uyarısını bu çağda PERDELİLERLE ARKADAŞLIK ETMEYİN şeklinde anlamamız ve bunun gereğini yapmamız gerekiyor.


Bir yanda ilminiz, diğer yanda o ilimden habersiz, ona karşı yada ondan çok uzak boyutlarda yaşayan dostluklarınız, arkadaşlıklarınız varsa, emin olun ki, ilminiz de idrakiniz de bulanmaya, kafanız karışmaya mahkumdur!... İlme verdiğiniz emeklerin heba olmaması, bir dizi gayretle eriştiğiniz idraklerin yıkılmamasını istiyorsanız, böylesi bir korunmaya mecbursunuz…


Bilgi kaynaklarınız da bu noktada bir o kadar önemli… Bir kaynağa yönelmişseniz, bir idrak disiplini içinde menzile varmayı hedeflemişseniz, her önünüze gelen bilgi kaynağına eğilemezsiniz. Kafanızın kuru bir ansiklopediye dönüşmesini, ruhsuz bir bilgi hamalı olmayı istemiyorsanız buna da mecbursunuz…


Sahabenin biricik bilgi kaynağı HZ. MUHAMMED (SAV) idi… Risalet kaynağından dökülen ilme yönelen bizler, bu sahabe tavrının bugün için ne mesaj taşıdığını bir kez daha düşünelim…


Sahabenin yegâne dostları, yine sahabeler idi… Bugün, bu ne demektir bunu da düşünelim.


Biz sadece DOSTLUK ve BİLGİ KAYNAKLARI noktasında KORUNMA konusuna dikkat çektik.

Sizler diğer alanlarda, günlük hayatta ilmi ve idraki korumak üzere nasıl tedbirler alınır, daha geniş düşünecek ve daha
anlamlı cevaplar bulacaksınız elbette….


Mehmet Doğramacı

Hayırlı iftarlar, bereketli sahurlar diliyorum…