İKİNCİ ERGENLİK ÇAĞI
kemal Gökdoğan


  24.Temmuz.2008 // Kemal Gökdoğan             ( kemalgokdogan@gmail.com ) 


Allah’ın İSLÂM isimli tek dininde (SİSTEMİNDE) iki tip ümmet (iki tür bilinç boyutu) vardır.

1. Müslümanlar,
2. Müslüman olmayanlar.


Müslümanlar:

Allah’ın İslâm ismindeki tek dinini (tek sistem ve düzenini) İLİM VE BİLGİ ile tanımışlar ve tam anlamıyla teslim olmuşlardır.


Teslim olanlara MÜSLİM (teslim olmuş) denilir.


Henüz Allah’ın İslâm isimli sistemini tanıyamamış olanlara da GAYRİ MÜSLİM yâni henüz ALLAH’A TESLİM OLAMAMIŞ denilir. ( Gayri müslim ve müslim kavramlarını yeniden gözden geçirmemiz gerekir.)


Müslim olmak aynı anda İMTİHAN olunacak olan RÜŞD’e ermek (ergenlik çağına girmek) demektir. Bedenlerimiz… cinsiyetlerimize ve iklim şartlarına göre on, on beş yaşları arasında REŞİT olmaktadır (ergenliğe girmektedir).


Bedensel olarak REŞİT olanlar akıl/bilinç olarak da olgunlaşmış  kabul edilir… iyiyi kötüden, sevabı günahdan kendi ÖZGÜR İRADESİ ile ayırt edebilecek (temyiz edebilecek) çağa girmiş kabul edilir. Ve islâm’ın şartlarını yani Allah’ın sistem ve düzenini TANIYABİLECEK KAPASİTEDE olduğu için İBÂDETLER de o kişiye ZORUNLU olur.


Hz. Muhammed a.s.’ın tatbikatında durum böyledir. Rasulullah a.s. BEDENSEL olarak REŞİT OLMUŞ her insana şunları önermektedir:


1. Allah’dan başka ilah olmadığını ve Muhammed’in Rasul ve kul olduğunu söylemek.
2. Namaz kılmak.
3. Oruç tutmak.
4. Zekat vermek.
5. Hacca gitmek.


Bir kısmını yazabildiğimiz İSLÂM’ın bu temel  bedensel ibadet esaslarını İKÂME ETMEMİZİ ve  bazı şeylerden de ÖZELLİKLE UZAK DURMAMIZI ısrarla istemektedir:


1. Yalan, gıybet, hırsızlık, cinayet, zinâ ve iftiradan uzak durmak.
2. Alkol ve sarhoşluk veren her şeyden bir damla dahi içmemek.
3. İnsanları kandırmamak.
4. Helal kazanç elde etmek için çalışmak… ve diğer güzel huylar.


Bunlar BEDENSEL olarak REŞİT olanlardan niçin istenilmektedir?


Amaç nedir?


Amaç; tüm bu tavsiye ve ya yasaklar sadece EZİYET OLSUN insanlar bıksın, tembellik yapsınlar da günaha girsinler ya da  yaparak sevap kazansınlar ve SINAV OLSUN diye mi?


Hayır! Amaç bu değil. Kim ibadet ediyor, kim ibadet etmiyor diye fişlemek için de değil. İbadet edenler Allah’ın sevgili kulu olsun, ibadet etmeyenler Allah’ın lânetli kulu olsun diye bir ayırım yapmak için de değil.


Tek amaç; bedensel ve akıl olarak RÜŞTE ERMİŞ (ergenleşmiş) olanları İKİNCİ RÜŞTE ( ikinci ergenliğe) hazırlamaktır.

İKİNCİ ERGENLİK de ne demek? Yeni mi çıktı bu kural?


Hayır yeni bir kavram değil. Rasulullah a.s.’dan beri… hatta İLK İNSAN ÂDEM ve HAVVÂ’dan beri bazı özellikleriyle hep vardır.


Birinci ergenlik çağı bedenin ve aklın olgunlaşmasıdır. İkinci ergenlik çağı kişinin ALLAH’I ve KENDİSİNİ tanımasıdır.

Kişi birinci ergenlik çağına girer. Yalanı, gıybeti, zinayı, alkolü ve diğer kötü huyları terk etmeyebilir. Temel ibadetleri yapmayabilir. Aynı zamanda; vergisini vermeyebilir, kaçırabilir, kanunlara saygılı olmayabilir ve KÖTÜ VATANDAŞ olabilir… Ya da vergisini veren ve kanunlara saygılı olan, insanlarla güzel ve hoş geçinen  İYİ BİR VATANDAŞ olabilir.

Kişi  birinci ergenlik çağına girer. Yalanı, gıybeti, zinâyı, alkolü ve diğer kötü huyları işlemeyebilir. Temel ibadetleri yapabilir, diğer güzel ahlakı yaşamaya çalışır, kanunlara saygılı olabilir… vergisini verebilir ve böylece hem İYİ VATANDAŞ hem de İYİ DİNDAR olabilir.


Kişinin dindar olması, dindar olmaması, iyi vatandaş, kötü vatandaş, dindar ya da dindar olmaması BİRİNCİ ERGENLİK ÇAĞI ile ilgili konulardır.


İkinci ergenlik çağı ise yaşa, çevreye ve ibadetlere bağlı değildir. Meselâ Rasulullah a.s. doğuştan İKİNCİ ERGENLİK ÇAĞI bilinciyle doğmuştur. Bedensel ergenliği yâni birinci ergenlik çağı sonradan normal çocuklar gibi oluşmuştur.


O’nun İKİNCİ ERGENLİĞİ, İBÂDET VE ÇALIŞMA ile gelmemiştir.


Gerçi bu durum sadece Rasullere ve birkaç çok yüce mertebeli Veliye özgüdür. Normal insanlar genellikle belirli bir çalışma ve aşamadan sonra  taktirlerinde var ise… birinci ergenlik çağından sonraki İKİNCİ ERGENLİK ÇAĞI’na ulaşabilirler.


Rasulullah a.s. İKİNCİ ERGENLİK ÇAĞI bilinci ile doğduğu için bebeklik, çocukluk, ergenlik, gençlik, olgunluk ve yaşlılık dönemlerinde kesinlikle… “ geçmiş ve gelecek günahlarının afolmuş” olmasına rağmen;


1. Yalan, gıybet, hırsızlık, cinayet, zinâ ve iftiradan uzak durmuştur.
2. Alkol ve sarhoşluk veren her şeyden bir damla dahi içmemiştir.
3. İnsanları kandırmamıştır.
4. Helal kazanç elde etmek için çalışmış… ve diğer güzel huyları icra etmiştir.

Aynı zamanda… bizim gibi bir insan olmasına rağmen;


1. Allah’dan başka tanrı olmadığını ve Muhammed’in Rasul ve kul olduğunu söylemiş ve YAŞAMIŞTIR.


2. Namazı bedensel olarak kılmış ve selamdan sonra da sanki namazda imiş gibi  BİLİNÇTE SALÂT HÂLİNİ MUHAFAZA ETMİŞTİR.


3. Orucu bedensel olarak tutmuş ve iftardan sonra da BİLİNÇTE SAVM(oruç) HÂLİNİ MUHAFAZA ETMİŞTİR. (O’nun orucu hiç başlamayan ve hiç bitmeyen bir SAVM halidir.)


4. Zekatını  maddî olarak kırkta bir vermiş asıl mânevî malı olan HAKİKAT İLMİNİ ise TAMAMEN DAĞITMIŞTIR. Bâzı insanların anlayabileceği şekilde ya da sadece kendi neslinin tekelinde kalmak üzere bir ilim mirası bırakmamıştır. Onun ilmi herkese açıktır. Her insan akıl seviyesine göre O’nun mirasına vâris hükmündedir.


5. Hacca bedensel olarak gitmiş fakat VAKFE HÂLİNDEN BİLİNÇTE HİÇ BİR ZAMAN ÇIKMAMIŞTIR.

Rasulullah a.s.’a benzer şekilde… MUHAMMEDÎ GÜZEL HUYLARI İCRÂ ETMEK, İBÂDETLERİ BEDENSEL VE BİLİNÇSEL OLARAK YAPMAK (ikâme etmek)… İKİNCİ ERGENLİK ÇAĞI’nın BAŞLANGICI ve belirtileridir. (O’na benzemek sadece kılık  ve kıyafet ve sadece bedensel ibadet  taklidi değildir… asıl benzeyiş  GERÇEK SÜNNETİNE UYMAK, olaylara ve varlığa bakış tekniğini yakalamaktır.)


***


Birinci ergenlik çağına girenler birden bire iki OTORİTE ile karşılaşırlar:


1. Devlet otoritesi.
2. Tanrı otoritesi.


Kötü vatandaş olursan devletin kanunları vardır, güvenlik güçleri vardır, cezâ evi vardır. Devlet İMTİHAN etmez… sadece tâkip ve kontrol eder, ceza verir.


Günahkâr kul olursan Yüce Tanrı’nın şeriat kanunları vardır, el-kol kesen kadıları vardır, cehennemi vardır. Yüce Tanrı İMTİHAN eder… geçici olarak tâkip ve kontrol etmez. Ergenliğe ulaştırdığım, akıl ve irade verdiğim kullarım ne yapacak, imtihanı başaracak mı diyerek uzaktan gözetler.


***

İkinci ergenlik çağına girenler ise  BİR ANDA… BİRDEN BİRE… tek bir OTORİTE ile karşılaşırlar: …ALLAH.

Ve ALLAH bizi uzaktan öteden gözetleyen bir ilah değildir. Bu açılımın getirdiği HAŞYET ile… o anda İKİNCİ KEZ REŞİT OLUNUR.


ALLAH hakikatine erenler için artık… ALLAH’ın bölük pörçük kanunları ve devletleri yoktur. Tüm kânunlar ve tüm devletler O’nundur. Tüm koruyucular, gözetleyiciler, takip ediciler O’nundur… O’dur.


İkinci ergenlerin vatanı, yeri, yurdu, kimliği, inancı, ismi ve resmi sınırları belirli yasalarla kayıt altına alınamaz. Onlar belli bir mekânda yaşıyor izlenimi veren zamansız ve mekânsız evrensel vatandaşlardır, her yer onlarındır, onlar için her yurt aynıdır,  ve her isim ile isimlenebilirler, görünen resimleri ise sınırlı algılayıcıların görebildiği kadarıdır.

Onlar yersiz, yurtsuz ALLAH GARİPLERİ’dir. Onlar YETİMLER’dir. Onlar FAKİR’lerdir.


İKİNCİ ERGENLİK ÇAĞI’na girenler için ALLAH’ın İMTİHANI tâkibi, kontrolü, cehennemi, zebânisi yoktur. Çünkü ikinci ergenler İMTİHAN’dan ÖZGÜR bırakılmışlardır. Onlar diledikleri gibi yaşarlar. ONLAR TANRILARININ İMTİHANLI DİNİNDEN, ALLAH’IN sistem ve düzeni olan İSLÂM’ın imtihansız fakat KURALLARI ASLA İHLÂL OLUNAMAYAN HAKİKATİNE geçiş yaparak teslim olmuşlardır. Sanki DİN DEĞİŞTİRMİŞLERDİR.


İmtihandan özgür oldukları halde imtihan olanlardan çok daha disiplinli, helâl ve ibâdetli bir yaşam sürerler.


***


İSLÂM’daki İMTİHAN kavramının işaret ettiği hakikat SINANMAK değildir… ilmi artırmak için aşılacak olan engellerden haber vermektir. Ya engelleri aşarak ikinci rüşte doğru ilerlenir ya da engellere takılarak çocuklar gibi oyun ve eğlence boyutunda ve birinci ergenliğin SINAV BOYUTUNDA kalınır. 


İmtihanı, sınavı geçememek…ilköğretim birinci sınıfa başlamak ve seksen sene ölünceye kadar aynı sınıfın derslerini ve bilgilerini ezberden aynısıyla tekrar etmeye benzer.


Engelleri aşanların… imtihan sorularının neye işâret ettiğini anlayanların, sınıfları geçenlerin ise dilemeleri aynı  Allah  ve  Rasulü’nün dilemeleri gibi olmuştur…


Onlar;

1. Yalan, gıybet, hırsızlık, cinayet, zinâ ve iftiradan uzak durmayı tercih ederler ÇÜNKÜ bu fiilleri işleyeni affediverecek bir tanrıları yoktur, ALLAH’ın anında cezalandırıcı ve anında hesap görücü olarak NEFİSLERİNDE …TEK VARLIK… sırrıyla MEVCUT olduğunu bilirler.


2. Alkol ve sarhoşluk veren her şeyden... ve NİKOTİNDEN de… bir damla dahi İÇMEMEYİ tercih ederler ÇÜNKÜ bedensel bilinci bulanıklaşanın zamanla GERÇEK BİLİNCİNİN de bulanıklaşarak MUHAMMEDÎ İLMİN YAŞAMINDAN uzaklaşacaklarını bilirler.


(Gıybet/dedikodu da bilinci bulandırıp uyuşturan EN BEDAVA NARKOTİK grubundandır. Çok kolay ulaşılır. İmâlatı keyifli ve kolaydır. Malzemesi boldur. Kullanımı yasalarla özgür kılınmıştır. Kanuni bir cezası yoktur.)


3. İnsanları kandırmazlar ÇÜNKÜ insanları kandırınca öteki dünyada birkaç cennet köşkü ile hakkını helâl ettireceğine inandıkları ARABULUCU/ÇÖPÇATAN bir tanrı İNANÇLARI yoktur. İnsanları kandırmanın ALLAH’ı ve Rasulünü kandırmak olduğunu bunun da cezasının KUL HAKLARINI aşarak telâfisi olmayan bir şey olduğunu bilirler.


İnsaniyetten giden parçalar bir daha geri gelmez. Belki insan kendisini tam insan zanneder, sonunda CENNETİN BÜHL KATMANINA GİRER fakat neyi kaybettiğini bilemez. İşte neyi kaybettiğini bilememek… yâni AHMAKLIK… insan için verilen EN BÜYÜK ALLAH CEZÂSIDIR. Onlar bu cezâdan HAŞYET DUYARLAR.


4. Helal kazanç elde etmek için çalışırlar… ve diğer güzel huyları icra ederler ÇÜNKÜ özgürlük helâl kazanca ve ALLAH İÇİN KARŞILIKSIZ dayanışmaya bağlıdır. Maddiyatı, sevgiyi, ilmi, bilgiyi ve ya her şeyi… bir karşılık bekleyerek verenler seni köle olarak kullanmaya niyetlenenlerdir. ALLAH gibi KARŞILIK BEKLEMEDEN VERENLER ise… senin ve tüm insanların, tüm varlığın köle edilemeyecek ÂLEMLERDEN GANÎ olan ALLAH’ın GÖLGESİ olduğunu bilirler.


İKİNCİ ERGENLER bu ve benzeri kuralları bildikleri için İSLÂM’ın temel esasları onlara YENİDEN FARZ olmuştur.


Onlar ““EY İMAN EDENLER, İMAN EDİN “ALLAH”a “B” SIRRI KAPSAMIYLA”! (Nisâ: 136) uyarısını duyunca ikinci ergenlikten sonra “YENİDEN B SIRRI İLE İMAN ETMİŞLER”dir… DÜNYÂ ÇAĞI’nı kapatıp ÂHİRET/SONSUZLUK ÇAĞI’na girmişlerdir. Yaşayan ölüler olmuşlardır.


İkinci ergenliğin belirli bir yaşı yoktur. İnsanlar ya Rasuller ve Hz. Ebû Bekir, Hz. Geylânî, Hz. Nakşibendî gibi ya doğuştan REŞİT/ERGEN olurlar ya da;


Beş, on, on beş, yirmi, elli, altmış, seksen… gibi her hangi bir yaşta “İKİNCİ ERGENLİĞE” girerler.

Bu dünyada pek çok insan ise aslâ “İKİNCİ ERGENLİĞE” giremeden… B SIRRI İLE YENİDEN İMAN edemeden hangi yaşta olursa olsun “SÜBYAN/BEBEK (İslâm’ı tanıyamamış bilinç)” hükmü ile geçer gider.


İKİNCİ RÜŞTE ERENLER,  birinci rüşt boyutunda kalanların hatalarına sevaplarına… zerre kadar değer vermedikleri için GIYBET ve DEDİKODULARINDAN da uzak kalırlar. Böylece ölmeden evvelki yaşamlarını cehenneme çevirmezler…
ölmeden evvel cennete girmiş olmayı tercih ederler.


Allah’ın bizleri İKİNCİ ERGENLİK bilgisinden İKİNCİ ERGENLİK ÇAĞININ İLMİNE VE YAŞAMINA yükseltmesini BÜHL/CÂHİLLERİN cennet boyutundan MUHAMMEDÎ İLİM VE YAŞAM CENNET BOYUTUNA  komşu etmesini diliyoruz.