- Baş Sayfa
- Değişik Dil Çeviri Eserler
- Tasavvuf Eserleri
- Talya Esintileri
- Eserlerin Ürünü
- Orijin yazi arşivi
- Ehl Potreleri
SORU:
“HZ. MUHAMMED A.S. HÂLÂ KARANLIK DÜŞÜNCE ÇAĞINI YAŞAYAN BİR TOPLUMA ONLARIN ANLAYACAĞI DİL YAPISIYLA EZELÎ GERÇEKTEN BİR KESİTİ ŞÖYLE AKTARDI:” DEMEKTESİNİZ. İLERLEYEN PARAGRAFTA DA; “HZ. MÛSÂ’NIN TÛR DAĞI’NDAKİ HİKÂYESİNİ ANLATAN ÂYETLER RASULULLAH A.S.’IN VAHİY DİLİYLE TÜM İNSANLIĞA SESLENİŞİDİR” DİYORSUNUZ. DAHA SONRA DA BU AYETİ VERMİŞSİNİZ; ATTIĞIN AMAN SEN ATMADIN FAKAT ONU ALLAH ATTI. (KUR’AN, SÛRE VIII, ÂYET:7) EY MUHAMMED ATTIĞIN OKU SEN ATMIYORSUN. ONU ATAN BİZİZ.
YUKARIDAKİ ANLATIM TARZINIZ İLE ÖRNEK VERDİĞİNİZ AYETİ NASIL BAĞDAŞTIRIYORSUNUZ?
CEVAP:
Şöyle bir sıralama yapalım:
İnsan… Hz. Muhammed… Cebrâil… vahiy… Allah.
Bu sıralamada insanın ulaşabileceği ve AŞAMAYACAĞI ilk ve son ULAŞILABİLİR BİLGİ KAYNAĞI Hz. Muhammed’in AĞZINDAN ÇIKAN SÖZLERdir.
Hz. Muhammed’in ağzından çıkan sözleri AŞARAK geçmişteki Musa’ya ve diğerlerine ulaşma imkanımız yoktur.
Yine Hz. Muhammed’in AĞZINDAN ÇIKAN SÖZLERi aşarak CEBRÂİL’e, VAHYE ve ALLAH ismi ile anlatılan sonsuz hakikata ulaşmak imkanımız da yoktur.
Yaptığımız ve yapabileceğimiz tek şey Hz. Muhammed’in AĞZINDAN ÇIKAN VE VAHİY OLARAK YAZDIRILAN ve O’nun vefatından asırlarca sonra yazıya geçirilen HADİSLER’in ANLAMLARI üzerinde düşünmektir.
GAYB haberlerini Hz. Muhammed’in bize AKTARDIĞI ve üzerinde düşünmemizi istediği ÖRNEKLER (âyetler/işaretler) olarak kabul edebiliriz. Ulaşma imkanımız olmayan GAYB haberleri üzerinde DOĞRU MU YANLIŞ MI? OLMUŞ MU OLMAMIŞ MI? gibi bir ARAŞTIRMAYA giremeyiz… girsek de bu iş ABESLE İŞTİGAL olur. Zâten bizden istenen GÖRMEDİĞİMİZ OLAYLAR hakkında “BEN MUHAMMED’İN GÖRDÜĞÜNE GÖRMEYEREK ŞAHİDLİK EDİYORUM” şeklindeki …TAM TAKIR KURU BAKIR İMAN… değildir. Bu nedenle vahyin âyetlerle anlattığı hikayeler hakkında OLAYI GÖRMÜŞ YAŞAMIŞ gibi şahitlik yapamam… anlatım yapamam. Musa’nın ve diğer tüm örneklenen hikayelerin Hz. Muhammed’in ağzından çıkan kadarıyla üzerinde düşünebilirim. Anlatım tarzım da bu esasa göredir.
Enfal/17. Âyetten HER FİİLİN ALLAH’A ÂİT OLDUĞU düşüncesine ulaşıyoruz. Düşünce, fikir, bilgi de birer fiildir. Bu durumda Hz. Musa’nın BİLGİ/İLİM/BİLİNÇ fiili ile Hz. Muhammed’in BİLGİ/İLİM/BİLİNÇ fiili Allah’a âit olmak bakımından DENKTİR diyoruz. Ayrıca bu âyeti özellikle seçmiş değilim alıntı yaptığım Maarif’de vardı.
(Linkini verdiğim sitedeki Maarif adlı eserden yaptığım alıntının orjinalinde âyet numarası !7 (ünlem ve yedi) olarak yazılmış… ilgili âyeti Enfal Suresi 17. Âyet olarak aramalıyız.)
SORU:
VE; NECM SURESİ 3-4-5-6, ANKEBUT 18, FATIR 23-24, SAD 65-66-67-68-69-70, AHZAB 45-48, HUD 31 AYETLERİ İLE YUKARIDAKİ ANLATIMINIZ NASIL BAĞDAŞIR?
CEVAP:
3. (O), hevasından (nefsinden, beşeriyyetinden) nutketmez (konuşmaz; Hakkani hitabtır; O’nun sünneti, sünnetullah’tır).
4. O vahyolunan bir vahiyden başka değil.
5. Ona kuvveleri şiddetli olan (Cibriyl) ta’lim etti (Onu).
6. (Cibriyl) Üst Akıl (Akl-ı küll) /sağlam güç sahibidir... Bu yüzden istiva etti (aynileşti). (NECM)
18. “Eğer tekzib ederseniz, (bilin ki) sizden önceki ümmetler de yalanlamıştı... Rasûl’e düşen apaçık bir tebliğden başka değil”. (ANKEBUT)
23. Sen ancak bir neziyr (uyarıcı) sın.
24. İnna erselnake Bil Hakkı beşiyran ve neziyra ve in min ümmetin illâ halâ fiyha neziyr;
Muhakkak ki biz seni Bil-Hakk (Hakk olarak) ancak beşiyr (bir müjdeci) ve neziyr (bir uyarıcı) olarak irsal ettik... Hiçbir ümmet yoktur ki onun (o ümmetin) içinde bir neziyr (uyarıcı) gelip geçmiş olmasın. (FÂTIR) …
Bu âyetler (ve diğerleri) Hz. Muhammed a.s.’ın ağzından çıkarak ve O’nun tarafından “bu sözlerim vahiydir ezberleyin ve yazın” tedbiriyle “BANA/BİZE KADAR ULAŞMIŞTIR”.
Hz. Muhammed’i aşarak, sollayarak O’na indirilenin HAK olduğunu İLÂN EDİYORUM demek üzerimize vazife olmayan bir konuda AHKÂM KESMEK olur.
Haddimi bilmek adına… O’nu aşmış ve sollamış gibi bir psikolojiye kapılmadan O’na indirilenin HAK olduğunu KANITLAMAYA kalkışmadan, O’nun bize VAHİY ve HAK olarak İLÂN ETTİĞİ şeylerden KAPASİTEM KADARIYLA… karınca kararınca yaşamıma yön vermeyi deniyorum.
Hz. Muhammed’den ötesini, gaybı, vahyi, vahyedeni BİLEMEM ve KANITLAYAMAM demek ŞÜPHE-İNKÂR-İMAN ZAAFİYETİ değildir. Gerçeği söylemektir. Nebî/Rasul olmadan BİLİNEMEYECEK bir alan hakkında en doğru söz olan BİLMİYORUM gerçeğini İLÂN ETMEKTİR.
“Doğrusu biz O’nu akletmeniz için Arapça bir Kur’an kıldık” (ZUHRUF/3) misali bine yakın; düşünün, akledin, örnek alın, tahkiki bilgiye ulaşın gibi uyarılarla tüm âyetleri birbirine toptan olarak bağdaştırmaya çalışıyorum.
SORU:
“EN ASGARİ GETİRİSİ BÜHL CENNETİ YA DA DİĞER İSMİ İLE SAHTE CENNET’TE KENDİNİ EN YÜKSEK CENNETTE ZANNETMEKTİR.” DEMEKTESİNİZ.
DİKKAT EDİNİZ; CENNETTEN BAHSEDİYORSUNUZ. HANGİ AYETE GÖRE (SAHTE CENNET) BÖYLE BİR TANIM GETİREBİLİYORSUNUZ?
YAZILARINIZI OKUYORUM, FAYDALANMAYA ÇALIŞIYORUM. YUKARIDAKİ ANLATIMLARINIZDAKİ MANTIĞI KAVRAYAMADIĞIM İÇİN SORDUM.
SAYGILARIMLA
HİKMET
CEVAP:
Öldükten sonra içine gidip gireceğim bir cennet ve ya bir cehennem olduğunu KENDİM KEŞFETMEDİM. Sadece DUYDUM. Bu duyduğum nedir diye ömrümün neredeyse tamamını ARAŞTIRMAYA verdim. Ulaşabildiğim tek şey cennet-cehennem (ve tüm Kur’an kavramları) hakkında benden daha iyi düşünebilenlerin bilgileri oldu. Bu bilgiler dışında cennetin-cehennemin ve diğer Kur’an kavramlarının somut ya da soyut varlığına dokunamadım. Geriye tek yol kaldı… Hz. Muhammed a.s.’ın anlattığı cennete (ve diğer imani konulara) TAHKİKEN iman edebilmek için kavramların bu dünyadaki İŞARET LEVHALARINI OKUMAK.
İşaret levhalarını okumadan önce ÂYET kavramının anlamı hakkındaki SINIRLANMIŞLIĞIMIZI düzeltmemiz gerekir.
Sonsuz ve sınırsız olan Allah Âyetlerinin altı bin civarındaki MUHAMMEDÎ VAHİY CÜMLELERİYLE anlatımının kaydedildiği şeye MUSHAF (sayfalar) diyoruz.
Hz. Muhammed’in KUR’AN’dan yâni OKUNMASI GEREKEN’den OKUMADIĞI ve bize aktarmadığı daha KAÇ ÂYET (kaç işâret) var?
Rasulullah a.s. KUR’AN’ı OKUMAYI ÖĞRENİN der iken acaba HANGİ KUR’AN’ı HANGİ ÂYETLERİ OKUMAMIZI istiyor? Mushafı PAPAĞAN gibi tekrar etmemizi istemiş olabilir mi? “BENİ VE DÜŞÜNCELERİMİ VE BİLGİLERİMİ TAKLİT EDEN ANDROİTLER OLUN SİZE YETER” demiş olabilir mi?
Bizden OKUMAMIZ istenilen şey MUSHAF ise sorun yok… Arapçasını, Türkçesini, mealini, tefsirini zâten okuyoruz. Fakat bizden istenen sonsuz sınırsız âyetler olan ÂLEMLER KİTABI ise… demek ki her insan O KİTABI OKUYABİLECEK KALİTEDE ki Rasulullah OKUYUN diyor.
Okunması gereken:
(((…1) ‘Kur’an-ı Kerim – Mushaf olan kitap” anlayış seviyesinden ‘OKU’yacağız…
2) EFAL(fiiller alemi)- Kainat, evren içre evrenler- kitabı” anlayış seviyesinden ‘OKU’yacağız…
3) “ESMA-isimler alemi- kitabı” anlayışı seviyesinden ‘OKU’yacağız… …)))
(Sâim YUSUF/http://www.orijinkutuphane.org/okumayi-okumak.html)
Okumamız gerekeni belki bir Nebî bir Rasul BEYNİYLE OKUYAMAYIZ. Eksik, hatalı, yalan yanlış okuyabiliriz. Ama “BEN OKUYANLARDAN DEĞİLİM” mâzeretini öne süremeyiz ve Allah’ın SONSUZ KİTABININ sonsuz âyetlerini TERKİBİMİZİN MÜSAADE ETTİĞİ KADAR hepimiz okumaya çalışırız.
Hz. Muhammed a.s.’ın Kâinat (varoluş) kitabından OKUYUP AKTARDIĞI MUSHAF’da “SAHTE CENNET” kavramı olmadığı gibi “GERÇEK CENNET” kavramı da yoktur. Sadece “CENNET” kavramı ve CENNET ADLARI vardır.
“SAHTE CENNET” benzetmem MUSHAF’daki her hangi bir MUHAMMEDÎ VAHİY CÜMLESİNE dayanmıyor. Dünyâ boyutunda tecellî eden sonsuz âyetlerden (işaretlerden) OKUMASI ÇOK NET OLAN VELÎ ZÂTLARIN verdikleri BİLGİLERE dayanıyor.
Örneğin Muhyiddin İbn Arabî’nin OKUMA SİSTEMİNDEN anladığım kadarıyla:
Bu dünyadaki fiziksel yaşamımıza göre rüyadaki fiziksel yaşam SAHTEDİR. Rüya görüyorken ölen kişinin ebediyyen rüya boyutunda kaldığını düşünelim. O kişi ebediyyen DÜNYAYA GÖRE sahte bir boyutta kalmış olur. O boyutta gördüğü her şey, her kişi, her olay HAYALDİR, SANALDIR… kısaca SAHTEDİR. Yeni sahte boyutunun ebedî gerçek olduğunu zanneden ebedî rüyâcı bu sefer de dünyanın SAHTE olduğunu iddia etmeye başlar.
Bu örneği Muhyiddin Arabî daha da ileriye götürür. İnsanların öldükten sonra içine gireceği (algılayacağı) ahiret boyutunun da HAYAL olduğunu beyan eder. Ve o âlemde göreceği her şeyin ve hatta Rasulullah’ın dahi GERÇEK bedeni/ruhu ile görülemeyeceğini söyler. İnsan ancak zannında oluşturacağı cenneti – cehennemi – ve her şeyi hatta HUZURUNA ÇIKACAĞINI BEKLEDİĞİ Hz. Muhammed’in dahi sûretini zannında oluşturarak yansıtacağını KEŞFEN ÖRNEKLEMEKTEDİR. Kendim… bu örneği hâlâ HAZMEDEBİLMİŞ ve RESMEN KABULLENEBİLMİŞ değilken başkalarından da duydukları ilk anda hemen DİKKATE ALMALARINI, CİDDİYE ALMALARINI, ÜZERİNDE DÜŞÜNMEYE DEĞER BULMALARINI elbette bekleyemem.
Allah’dan gayrı ne gerçek ki? Derim ve her DÜŞÜNCE ANAFORUNA düşüp başım döndükçe İmam Âzam Ebû Hanîfe’ye acıyan YAŞLI KADIN İMANINA sahip olmayı özlerim.
Sn. Hikmet’e değerli açıklamaları, soruları ve sorgulamalarından dolayı müteşekkirim...