Kozmos ve Kaos dan Allah sistemine geçiş
08.Temmuz.2008 // Kemal Gökdoğan ( kemalgokdogan@gmail.com )
Determinizm (nedensellik):
Evrendeki tüm olayların birbirine bağlı olarak başladığını, geliştiğini ve sona erdiğini savunan görüşe DETERMİNİZM denir. ((( daha detaylı bilgi için bakınız:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Nedensellik )))
Determinizm ilkesi çeşitli yorumlara tabi tutularak din adına ve ya dinsizlik adına yorumlanmaya elverişlidir. Fizik, kuantum fiziği, metafizik, sufizm, mistisizm ve materyalizm için de determinist ilkelerden açıklama amaçlı yararlanılmaktadır.
Mesela Allah’ın sisteminde; “Allah her an yeni bir şandadır” mealindeki vahiy beyanı ve “iki kez aynı tecelli olmaz” sufîzm esasını determinist açıdan şöyle açıklayabiliriz.
Atomun kendi çevresindeki dönüşü zincirleme reaksiyonlarla tüm evrenin tek bir merkez çevresinde dönüşünü oluşturur. Bir atomun durması yine zincirleme reaksiyonlarla tüm evrendeki tüm olayları değiştirir.
İlk atom bombası çalışmalarında bir tek atomdaki enerji boşalımının tüm evrendeki atomları zincirleme olarak etkileyeceği ve tüm evrenin tek bir atom bombası olarak patlayacağı (((KIYAMET))) tezi öne sürülmüştür. Bazı bilim adamları bu teze tam inanmışlardır. Amerikan çöllerindeki gizli ilk atom bombası deneyinden sonra evren patlamayınca bilim adamları rahat bir nefes almıştır.
Bir kelebeğin kanat çırpıntısından çıkan hava hareketi katlanarak bir kasırgaya, kasırga bir ülkenin felaketine ve o ülkenin felaketi tüm dünyanın krize girmesine neden olabilir. Bu teoriye de KELEBEK ETKİSİ denilmektedir. Ve KELEBEK ETKİSİ isimli bir film bu konuyu fantastik bir senaryo ile işlemiştir.
Hz. Âdem ve Havvâ’yı oluşturan ilk OL ( KÜN ) emri ve ya ilk CANLI HÜCRE oluşumu tüm dünyayı İNSAN ETKİSİ ile değiştirmiş ve şu anda uzaya gönderdiği araç tüm güneş sistemini inceleyerek PLUTON’a doğru ilerlemektedir. İleriki tarihlerde Güneş Sistemini terk edecek olan araç içindeki “DÜNYÂ MESAJI ve KISA DÜNYA TARİH ÖZETİ” kaydı ile uzayın sonsuzluklarına açılmak üzeredir.
İlk hücrenin başlattığı etki şu anda dünyada sonsuz sayıda düşünce evrenine de dönüşmüş ve dönüşmeye devam etmektedir.
İlk hücreyi başlatan etkiyi sadece KÜN emrine bağlayamayız. Tüm evrenin hatta sonsuz evrensel boyutların birbirine bağlı olarak gelişmesi… dünyadaki yaşamı başlatan sonsuz sebepler zinciridir. Bu sonsuz sebepler zincirini başlatan…
Başlatan dediğimiz anda din felsefesi, sufizm ve mistisizm teorileri, keşifleri ve bilgileri başlar.
Din felsefesinde ilk hareketi başlatan güce TANRI denilmektedir. Tek tanrılı dünya dinlerinin ilahiyatçıları TANRI kavramını ilk hareket ettirici güç/ilk yaratıcı güç anlamında ortak terim olarak kullanmaktadırlar.
İslâm sufizminde ve özellikle varlığa ALLAH ismi ile işaret edilen mânâ penceresinden bakan İbn Arabî, Mevlânâ, A.K. Cîlî gibi sufiler ilk hareket ettirici güç olan tanrı düşüncesini… Başlatan ve başlayan iki varlık şirk düşüncesini reddetmektedirler. Varlığın sadece Hakk (Allah’ın sonsuz esmâ tecellileri) olduğunu vurgulamaktadırlar.
Esmâ (Allah’ın mânâları) sonsuz ve sınırsız olduğuna göre ve her birim bir isim/mânâ tecellisi olduğuna göre sonsuz varlık TEK/AHAD bir mânâdan ibarettir. Her isim diğer tüm isimleri de holografik esasa göre kendi özlerinde taşırlar. Bir isimdeki değişim tüm isimlerde anında değişime neden olur. Bu nedenle tüm insanları düzeltmek isteyen birimin sadece KENDİSİNİ DÜZELTMESİ… ama gerçek anlamda düzeltmesi gerekmektedir. Meselâ… Hz. Mûsâ’nın, Hz. İsâ’nın ve Hz. Muhammed a.s.’ın kendisini SON DERECE KONTROLÜ tüm dünya insanlarını binlerce yıldan beri etkilemekte ve her şeyi değişime sokmaktadır.
Varlık AHAD olduğuna göre varlıktan bir kesit almamız imkânsızdır ve bu kesit evrenden/evrenlerden bağımsızdır dememiz yine imkânsızdır. Bu kesiti evrenden/evrenlerden ayrı olarak geçmiş zamanda veya gelecek zamanda “dejavu” (tekrar) ettiremeyiz. Ve ya sadece kesitteki olayı değiştirip de evrenin/evrenlerin yine aynı düzende devam etmesini bekleyemeyiz.
Meselâ zamanda geri giderek… İstanbul’un Fethini Bizans’a yardım ederek engellersek bu günkü dünya düzenini tamamen değiştirmiş oluruz. (Zamanda geri ve ileri gidiş… zamanın tek an olması nedeniyle imkansızdır. Ancak hayalimizde açtığımız özel zamanda kendi hayaller evrenlerimizin geçmişine ve geleceğine gidip gelebiliriz.
Bu zaman gezisi de sadece hayal göreni bağlar tümel sistemi bağlamaz)
Ve ya dünyaya çarparak AY’ın oluşumuna neden olan gezegenin dünyaya çarpmasını engellersek… Ay’ın uydu olmasını engellemiş oluruz. Ay uydumuz olmazsa dünya ekseni üzerinde eğim yapamaz. Eğim olmazsa mevsimler olmaz. Mevsimler olmayınca yaşam ortamı olmaz. Mars gibi oluruz. Adem ve Havva olmaz. Biz olmayız….
Ve ya zamanda geri giderek ve ya geleceği tahmin ederek bir doğumu ve ya bir cinayeti bir olayı( Azınlık Raporu filminde anlatıldığı gibi) engellersek sadece o olay kesitini değil tüm sonsuz evreni ve evrenleri değiştirmiş oluruz.
( Geleceğe Dönüş filmi de bu konuyu işlemektedir)
Bu değişimin ve ya aynı olayın tekrarının kesitsel olarak gerçekleşmesinin imkânsız olduğunu İslâm sufizmi;
Allah iki kez aynı tecelliyi vermez… Allah bir kez tecelli etmiştir… Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz… Zerre küllün aynısıdır… Her zerre holografik olarak tüm zerrelerde mevcuttur… İnsan küçültülmüş evrendir… Evren büyültülmüş insandır… gibi aklî ve kalbî beyanlarla anlatmaktadır.
Allah’ın sisteminde kesitsel tekrar ve ya kesitsel değişim mümkün olsaydı… kişilerin “benlik” sürekliliği de olmazdı. Ahirette de “benlik” devamı olmazdı. Sen “sen” olmazdın, ben de “ben” olmazdım. Her an her özne değişir, yok olur ve her şey KOZMOS’dan (DÜZEN’den) KAOS’a (KARMAŞA’ya) yani Darwinist teoriyi Marksist Materyalizm ile birleştirerek TANRISAL DÜZEN yerine TESADÜFLER DÜZENİ’ni önerenlerin dünyasında yaşamaya(???)yani yaşayamamaya başlardık.
Allah’ın Düzeni ise hem Tanrısal Düzen’den KOZMOS’dan hem de Tesadüfler Düzeni’nden KAOS’dan çok daha farklıdır.