Bir Hadisi-Kutsi’de ALLAH(cc);
“Yedi Sema’yı ve yedi Arz’ı, “Kul HuvAllahu Ehad” üzerine tesis ettim...” diyor.
Yedi Sema ve yedi Arz yani her şey; O ALLAH’ın “Ehad esması” üzerine yaratılmış! Hani Ehad esması hiçlik manasına dönüktü?! Öyleyse bu “yedi Sema ve yedi Arz” denen ne?! Ve neden bunları “Ehad üzerine tesis ettim” deniyor?! Neden “yedi Sema ve yedi Arz” ile “HuvAllahu Ehad”i aynı cümle içinde kullanmış?!
Neden, açıkça” Ehad hiçlik manasındadır” dememişte, aksine “yedi Sema ve yedi Arz’ı üzerine tesis ettim” demiş?! Acaba Ehad’ı hiçleştiren mi; yoksa her şeyi O’ndan gören mi; hakikatine zulmediyor?! Bak; ALLAH diyor, ben değil?! Ehad; parçalanmaz TEKlik manasındadır; uydurulmuş bir kavram olan hiçlik manasında değil!
Ve yedi Sema ve yedi Arz ALLAH manalı HU denen VÜCUD’un Ehad olan parçalanmaz TEK’lik özelliği üzerine tesis edilmiş. Misalen maddenin enerji üzerine tesis olması gibi, yani enerjinin madde olarak algılaması gibi. Bu iş ALLAH manalı HU denen O VÜCUD’a dayanır. Her şey ALLAH manalı HU ile var; misalen her şey hologramik özellikli vücud ile var. Sen misali HAKKikate yor!
Bir hadisinde Hz.Muhammed(as);
“Herşeyin bir nuru vardır, Kur’an’ın nuru da “Kul HuvAllahu Ehad”dır...” diyor.
Kur’an baştan sona VARLIK üzerine açıklama getirir. Hiçlik/yokluk GÖREli bir kavramdır; aslonan VARlıktır! Var kelimesi ile bile sınırlanamayan, var denmesine bile gerek duyulmayan, varlığından şüphe olmayan, ayan-beyan ortada olan KİTAB/VÜCUD!KİTAB ifadesi üst bilinç seviyesinde VÜCUD/YAPI manasındadır.
Kur’an denen OKU’nası BİLGİ; bu VÜCUD kitabı hakkında bilgi verir. VÜCUD/YAPI üzerine açıklama getirilmeyen her bilgi felsefi yönlü edebi bir yazı sınırlarında kalır. Kişiye hakikati, var oluşu, yaratılışı üzerine tatmin edici bir cevap sunamaz. Bundan dolayı diyoruz ki; esmalar havada uçuşan kelimeler, harfler değildir; ALLAH manalı HU denen VÜCUD’un yapısal özellikleridir.
Her şeyin bir nuru vardır, her şey bir nurla var olur. Hiçlikten bir şey var olmaz. Her şeyde OKU’nası BİLGİ(Kur’an); her şey “ALLAH manalı HU denen VÜCUD’un parçalanmaz TEK’liği ile var olur”dur. Her şeyin nuru, varlığı, ışığı, manası “O ALLAH’ın Ehad”iyetidir. Bak Ehad, nur olarak da anılıyor, “Ehad hiçliktir” diye ne Kur’an’da ne hadislerde yazmıyor! Aksine Ehad görüldüğü gibi hep varlıkla anılıyor! ALLAH ve Rasulünden daha iyi mi biliyoruz?! Sahabeler derdi hep; ALLAH ve Rasulü daha iyi bilir!!!
Başka bir hadiste;
Her namazda, sevdiği için bu sûreyi okuyan bir sahabeye, Hz.Rasûlullah: “Ona haber verin ki Allah azze ve celle de onu seviyor”, buyurdu...
Yani sahabe, salatında İhlas Süresini OKU’yarak(okumak için bile varlık gerek) varlığının “O ALLAH’ın parçalanmaz TEKliği” üzere var olduğunu, “O ALLAH’ın parçalanmaz TEKliği”nin nuruyla var olduğu bilincini açığa çıkarıyor. ALLAH da onu seviyor(hiçlik olsa nasıl sevilir) yani onun işleri ALLAH manası üzerine işliyor.
Yani o sahabe; İhlas Suresi’ndeki bilinçle yaşadığı için, hiçbir şeyden etkilenmeyecektir, çünkü her şeyi ALLAH’tan görecek, kendini üzmeyecektir. Yani dışarıdaki bir tanrıdan(!) ödül beklentisi yok, HUZURa erme hali var!
“Enes b.Malik r.a. diyor ki, Nebî s.a.v. ile bir yere geldik... “Kul HuvAllahu EHAD”ı okuyan bir adamı işitti de Hz.Rasûlullah s.a.v. şöyle dedi: “Vacib oldu”... Dedim ki: “Ne vacib oldu?”... Dedi ki: “Cennet”...”
Hadisini de bu anlamda değerlendirmemiz gerekir, aksi halde ortaya çıkan piyango dağıtan bir tanrı anlayışı, ALLAH manası ile çelişir. Halbuki; manevi sıratımız olan dünyada da manevi cehennem ve cennet yaşantımız söz konusudur. Bazen manevi cehenneme düşmüş azap çekeriz, bazen de manevi cennete yükselmiş huzuru tadarız. “Kul HuvAllahu EHAD” bilinciyle yaşayan o an manevi cennettedir, o bilinçle yaşadığı sürece manevi cennettedir. Ne zaman ki; “Kul HuvAllahu EHAD” bilinciyle yaşamaktan uzaklaşır, manevi cehenneme düşer.
“Kul HuvAllahu EHAD” bilinciyle yaşıyorken, her şeyin varlığını ALLAH’a bağlıyor iken; teslimiyet ve rıza halindeyken, manevi cennettedir. Parçalanmışlık, ayrılık-gayrılık, ayrı ayrı varlıklar ve iradeleri görmez, TEK’liği görür. Ne zaman ki; “Kul HuvAllahu EHAD” bilincinden uzaklaşır, ayrı ayrı varlıklar ve özgür iradeleri zannına sapar ve manevi cehenneme düşer. Çünkü başına geleni artık onlardan bilir, hali sıkıntı, şikayet, benlik, hırs, sahip olmak, güçlü olmak, kazanmak üzere azapta geçer. Huzur teslimiyeti görüp, razı olmakta gizlidir.
İhlas Suresi’ni OKU’maya Besmele ile başlanır. Bismillahirrahmanirrahıym! Besmelenin sonundaki yaratma işlevine dönük Rahiym ismiyle “Kul HuvAllahu EHAD”a giriş yapılır. Bu giriş ile; Ehad manasının hiçlikle değil, varlıkla değerlendirilmesi işaretlerini verir. Ayrıca ALLAH ismi; Zat, sıfat, esma, efali içine alan bir isimdir. Ehad esması da diğer esmaları gibi ALLAH ismi çerçevesinde değerlendirilmelidir.
O halde Ehad; sadece Zat mertebesine ait bir hal değildir. ALLAH Ehad’dır; yani zatı, sıfatı, esması, efaliyle ALLAH Ehad(parçalanmaz TEK)’dır. Aslında TEK’i zat, sıfat, esma, efal diye dörde ayırıp, incelemek zor ve riskli bir yoldur. En kolay yol TEK BİR VÜCUD’a odaklanmak, esmaları da o vücudun yapısal özellikleri olarak değerlendirmektir. Asıl OKU’nası KİTAP; VÜCUD bilgisidir. Gerisi kelimelerle oyalanmakdır.
Ehad esması; ALLAH’ın Kur’an’da ve hadislerde geçen onlarca esmasından biridir ve ama en temel esmasıdır. Yedi Sema ve yedi Arz; Ehad esması üzerine tesis edilir. ALLAH’ın diğer tüm esmaları da Ehad esması üzerine işlevdedirler. Her şey nurunu ALLAH’ın Ehad esmasından alır, diğer esmalar da işlevlerini Ehad esması ile sürdürüler. Yani esmalar; parçalanmaz TEK(Ehad), boşluksuz TEK(Samed) olan O ALLAH’dandır.
ALLAH’ın esmaları arasında;
Ebù Hureyre Radı’yallahu Anh naklediyor:
“Rasùlullah Salla’llahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
-Allah’ın yüzden bir eksik,99 ismi vardır.Her kim bunları ihsâ ederse Cennet’e girer...
1.Hu vallahulleziy lâ ilâhe illâ Hu 2. Rahman 3.Rahîym 4.Melik 5.Kuddûs 6.Selâm 7.Mü’min 8.Müheymin 9. Aziz 10.Cebbâr 11.Mütekebbir 12.Hâlik 13.Bâri 14.Musavvir 15.Ğaffar 16.Kahhar 17.Vahhab 18.Rezzâk 19.Fettah 20.Alim 21.Kaabız 22.Bâsıt 23.Hafıd 24.Râfi 25.Muizz 26.Muzill 27.Semi 28.Basir 29.Hakem 30.Adl 31.Lâtif 32.Habir 33.Halim 34.Azim 35.Gafûr 36.Şekûr 37.Âliyy 38.Kebir 39.Hafîz 40.Mukit 41.Hasib 42.Celîl 43.Kerîm 44.Rakîb 45.Mucîb 46.Vasî 47.Hakim 48.Vedûd 49.Macid 50.Bâis 51.Şehîd 52.Hakk 53.Vekîl 54.Kaviyy 55.Metin 56.Veliy 57.Hamid 58.Muhsî 59.Mubdî 60.Muîd 61.Muhyî 62.Mumît 63.Hayy 64.Kayyum 65.Vâcid 66.Macîd 67.Vâhidül Ahad 68.Sâmed 69.Kaadir 70.Muktedir 71.Mukaddim 72.Muahhir 73.Evvel 74.Âhir 75.Zâhir 76.Bâtın 77.Vâli 78.Müteâli 79.Berr 80.Tevvab 81.Muntakim 82.Afuvv 83.Raûf 84.Mâlik-el mülk 85.Zül Celâl-i vel ikrâm 86.Muksıt 87.Câmi 88.Ğani 89.Muğnî 90.Mâni 91.Dârr 92.Nâfi 93.Nûr 94.Hâdi 95.Bedî 96.Bâki 97.Vâris 98.Reşîd 99Sabûr (celle celâluhü)
Hadisinde numune olarak 99 esma, Kur’an’da da onlarca esması yer alır. Ve Ehad/Ahad bunlardan biridir. Şimdi Ehad ismi ALLAH’ın; örneğin Rab, Rezzak, Zahir, Rahiym gibi diğer tüm isimlerini hiç mi eder; yoksa tüm bu isimler Ehad ismi kapsamında işlev mi görür?! Varlığı TEK görüp, sonrasında “Zatta hiçlik halindedir, esmalarında heplik halindedir” gibi ilkeme gitmeden ve kendimizi kandırmadan cevap verelim! Varlığı parçalanmaz TEK olarak görüyorsan tüm esmaları da TEK, TEK’den görmek gerekir.
Öyleyse Ehad esmasına yüklenecek mana; örneğin Rezzak ismine yüklenen manayı ortadan kaldırmamalıdır. Tüm esmaları birlikte görerek, manalarına yönelmeliyiz. Ama hiçlik manası yüklenen Ehad esmasının yanında; örneğin Rabb manası işlevini yitirir. O halde Ehad esmasına hiçlik manasını yüklemek yanlış olur. Yedi Sema ve yedi Arz’ın üzerine tesis edildiği, nur kaynağı Ehad esması nasıl hiçlik manasına gelir?!
TEKlikten bahsediyorsak tüm esmaları aynı anda TEK gözle görmek gerekir. İşin özüne bakarsan; TEKin mertebesi, boyutsallığı da olmaz, her şey O TEK’de olmaktadır, öyleyse bizim değerlendirmelerimizde O TEK üzerinden olmalıdır. Yani inkarı, yok saymayı, hiçlemeyi bırakmak gerekir. Çünkü ALLAH’ın Bilinmezliği, ya da TEKliği hiçliğe sürüklediğinde, insanların yaşam enerjisi sönüyor, mutsuz, neşesiz, yaşayan ölülere dönüyorlar.
Halbuki; her insan ALLAH’ın varlığı ile var olmuş, varlığında HUVALLAHU EHAD var! HUVALLAHU EHAD haberi mi müjdedir, mutluluk verir, cennet huzuruna taşır; sen hiçsin haberi mi?! Sen hiçsin haberi; çoklarına sıkıntı veriyor, hayatı tatsızlaştırıyor, varlığı ile çelişiyor, mutsuz yapıyor, önceki halini özletiyor, manevi cehennemi yaşatıyor.
Hiçlik zor şeydir, herkes dayanamaz demeyin, iyi bir şey olsaydı insanlar iyi şeyler hissederdi. Fıtratımız bunu reddettiğine göre; hiç de öyle iyi bir şey olmasa gerek! Sıkıntılı halin, mutsuz hayatın ile fıtratın, hiçliğe isyan ediyor, şükürsüz bu halin seni cezalandırıyor. Şükür verilende vereni görmektir. Hiçlikle sen, ne verenden ne de verilenden haberin var, nerde hal Şükrü?!
Nerede diğer esmaların sendeki yaşantısının değerlendirilişi, tefekkürü?! İşin kolayı olarak gördüğün Ehad esmasına hiçlik manasını yükleyip, diğer esmalardan kurtulma uyanıklığı başına bela oldu! Varlığı hiçliğe gömmeye çalışırsan bu mana sana yansır, bir hiç olarak hiçbir şeyden tat almazsın. Sonra da ben nerede hata yapıyorum diye düşünür durursun.
Halbuki derdin sana dermandır, tüm esmalara yönel, yani ALLAH’a yönel! ALLAH İhlas Suresi’nde de belirttiği gibi; HU denen VÜCUD’unu parçalamadan, O’nda boşluklar oluşturmadan, doğma ve doğurma şeklinde değil; eşi-benzeri-dengi olmayan Ehad esması gereği tüm esmalarıyla her şeyi yaratmıştır. “Kul HuvAllahu EHAD” ı bir kere de KENDİne OKU! Kendini inkar ile, hiçlikle bu OKU’ma mümkün olmayacaktır.
BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN…