Kur’an’ı ve Din’i Doğru Anlayabilmek
ahmed baki.
Ahmed Bâki // 



İSLÂM DİNİ'ni açıklayan Kur'an-ı Kerim, ötelerde bir yerden inmediğine göre ve ALLAH hitabı olduğuna göre... Ve "ALLAH" ismi, ötedeki bir tanrıya verilmiş bir isim olmadığına göre... "Allah Hitabı" denen şeyin anlaşılabilmesinin yegâne yolu da, yine ALLAH ismiyle işaret edilenin ne olduğunu bilmektir...


Bu incelikten dolayı Kur'an, "arınmamış olanların teması yoktur" şeklindeki işaretiyle, kirlilikten -necasetten-, yani Kur'an'ın tanımıyla ALLAH'ı bilmeye engel olan "şirkten" arınmamış olanların (şirk ehli kirlidir-necistir), kendisini anlayıp değerlendirmesinin de mümkün olamayacağını bildirmektedir.


Nasıl mümkün olsun ki? ALLAH ismiyle işaret edilen hakikati bilemeyen, ALLAH İNDİNDEN İNENİ, OKUNANI, Kur'an'ı nasıl anlayabilsin?... Böyle bir halde, sadece Allah ismi karşılığında uzakta, ötede bir tanrı hayal eden bir kafanın, Kur'an'ı gökteki bir tanrının buyrukları olarak algılamak ve yorumlamaktan öteye geçmesi nasıl mümkün olsun? Olmaz ki, Rasûlullah'ın bildirdiği Allah'a imanı yaşayamadığı sürece!...


İnananların anlayış farklılıkları da işte bu bilinçlerinde ALLAH'ı bilme sürecini yaşayabilme düzeyleri arasındaki farklılıklardan doğmaktadır ve her birey kendi algı ve bilinç düzeyine göre de bir anlayışa tabi olmaktadır. Kişilerin yaşam sistemini kabul biçimleri fıtratları ile bağlantılıdır, istidat ve kabiliyetleriyle ilgilidir. Bunun, çevresindekilerin verdiği mertebelerle, onların dünya üzerinde içinde yaşadıkları toplumun sözde diniyle, yolunu tuttukları mabedlerle, veya kimliklerinde yazan din hanesiyle bir ilgisi yoktur...


Dileyen herkes birinci manada kasdettiğimiz yeryüzündeki dinler ve onlar içinde de Müslümanlık dini hakkında fikir ortaya sürebilir, tartışabilir; yorumlar yapabilir. Ancak kişinin "ALLAH İNDİNDEKİ DİN"den anladığı, ancak ve ancak ALLAH ismiyle işaret edilenin ne olduğunu bilebildiği, anlayabildiği ve ALLAH ilminden nasiplenebildiği düzeyde olabilir... Bunu da kimse bireysel değer yargılarıyla ölçemez, bilemez!


İnsanların Dini yorumlama ve değerlendirme konusunda tüm yanlış algılamalarının temelinde ise, "ALLAH ismiyle işaret edilen hakikatin" hakkıyla bilinememesi yatar...


Kur'an bunu net bir şekilde açıklıyor: "Allah indinde İslâmdan başka din kabul görmez".


Bunun anlamı, dünyadaki sayısız dinlerden birinin, taraf tutan bir tanrı tarafından kayrılması demek değildir! Bunun anlamı, ALLAH'ı bilmemek suretiyle yaşanan ve adına "din" denen hiçbir uygulama, ALLAH ismiyle işaret edilen hakikat indinde birşey ifade etmez, demektir. İnsanların zanları üzerine bina edilmiş çeşitli "din" anlayışlarının, bir kişinin yaşadığı sistemin gerçeğini görmesi ve bilinçlenmesi yönünde ona hiç bir katkısı olmaz! Dolayısıyla halk arasında "din" denen adet, gelenek, şartlanma veya törenleri yerine getirmekle, "ölümötesi" denen bilincin ebedi yaşam boyutuna yönelik bir kazanç elde edilmiş olmaz...


Bilincinin kişilik sınırlarını aşıp, yeni birşey kazanabilmesi, ancak ve ancak "ALLAH" ismiyle işaret edilen hakikate ait özellikleri kendi aslı ve özüne ve varedicisine ait özellikler olarak farkedip, bu gerçeğin gereğini kendinde yaşayabilmesi ile mümkün olur ki, o zaman da kişi ALLAH indindeki DİN olan İslâm'ı kabul etmiş olur. Bu bakımdan, ALLAH indinde kabul olan, anlam ifade eden ALLAH indindeki DİN'dir; halkın gözündeki, ALLAH'ı bilmemenin sonucunda varsayılmış bir takım emirler(?!) ve yasaklar(?!) manzumesi değil...


ALLAH indindeki DİN'i kabul ve yaşam, kişinin kendi ÖZÜ'ne yönelimi ile ilgili, esasta enfüsi bir meseledir... Buna müdahalesi olabilecek dışarda bir başka varlık ta sözkonusu değildir... İnsanları müslüman yapmak veya onların müslüman olduklarını onaylamak gibi birşey kimsenin haddi değildir... Müslüman olmak dünyadan kendine takım tutar gibi bir din seçmek olmadığı gibi, isim de hiç önemli değildir; mühim olan kişinin "ALLAH ismiyle işaret edilen hakikatin ne olduğunu ve kendi aslının, varedeninin, orjininin, hakikatinin ALLAH olduğunu" öğrenerek kabul etmesidir...


"ALLAH" ismiyle işaret edilen hakikati öğrenmemek ve bilmemek ise, cehaletin en büyüğüdür; ne ad, ne ünvana sahip olunursa olunsun... ALLAH ismiyle Rasûlullah'ın bildirdiği hakikati öğrenip, kabul etmemek ve bu bilişin gereğini yaşamamak, ömrünü "bal kavanozu yalamakla" tüketmek demektir...


www.ahmedbaki.com/