Ötelemenin Son Versiyonu: Kendini İnkar
15 / Kasım / 2008  // Saim yusuf... //


“La ilahe” ilah yok, diye seni uyarır! İlah var da yok et, demez! Bu söz, sana tekliften öte; bir tespiti duyurur! Mevcudat olarak algıladığında ilah/tapınma manası yok! “İLLALLAH” ALLAH/sınırsızlık manası var! Yok zaten yoktur(la ilahe); yokla uğraşıp zamanımızı boşuna harcayacağımıza, var olana yönelip(illallah), O’nu anlamaya çalışalım! Bunun yolu da; kendimizi, dünyamızı, evreni inkardan geçmiyor!

Rasul; ALLAH’ı burada buldu! Her şey ALLAH manası ile var! Her şeyde ALLAH manası var! Her şey ALLAH manasıyla bağlı! Her şey ALLAH manasına bağımlı! Mevcudatta BismiALLAH’ı, özde işleyen ALLAH manasını fark edelim! Ne mevcudatı inkar edelim; ne de ALLAH’ı! Unutmayalım; mevcudat ALLAH manası ile var!

İnkar ettiğin tek şey; inkarın kendisi olsun! Öyle bir imana ulaş ki; içinde zerre kadar inkar olmasın! La ilahe’de bile gören için inkar değil, ikrar var! Olmayan şey inkar edilmez, sadece o şeyin olmadığı tespiti, onu var sananlara duyurulur! Aslında herkes direk yada dolaylı yoldan ALLAH’a kulluk etmededir! İLLALLAH!!!

Maddeci anlayışın yıkılışıyla ne oldu, madde ortadan mı kalktı?! Hayır; hala bedensel olarak madde şartlarına bağlıyız! Fakat; bir üst boyuta göre maddenin de PARÇALANMAZ BİR BÜTÜN olduğunu fark etsek! Maddeci anlayış hüküm sürerken, mevcudatta ALLAH manası yoktu da, maddeci görüş yıkılınca mı ALLAH manası açığa çıktı?! Hayır; ALLAH manası, bize göre madde olan bu boyutta da işlev sahibidir!

Mevcudat her boyutuyla; gerçekte BİR ve BÜTÜNdür; tüm boyutlar aslında SINIRSIZ TEK’ dendir! ALLAH(TEK); AHAD(BİR)’dır; SAMED(BÜTÜN)’dir! Ah; şu bir şeyleri inkar etme huyumuzdan vazgeçip, her şeye iman etme rüştüne bir erebilsek! ALLAH manasına, sınırsızlık manasına iman ediyorum derken, her inkar ettiğimiz ile bu imanı sınırladığımızı bir anlayabilsek!

Nankör diye tarif edilenlerin, inkar ehli olduğunu bir fark edebilsek! Alemlerin Rabbi olan ALLAH’ın yaratmış olduğu madde alemin, bütün nimetlerinden faydalanıp, sonrasında madde alemini inkar eden, nankör değil midir?! NanKÖR; nimete kör; işi gücü inkar; bir bilse inkar ettikleriyle aslında kimi inkar etmede! ALLAH’a sadece; inkarsız yaşayan iman etmede! Tüm kapılar, O’na çıkar! O; her şeyin kendinden olduğu ve hiçbir şeyle sınırlanamayandır! O’nun kendiyle olan halini ise; ancak kendisi bilir! İLLAHU!!!

Kimilerinin dinsiz diye etiketlediği kimileri var ki; onların Kainat kitabından OKU’duklarını, Kur’an’da OKU’dukça kim mümin kim değil, şuur bunu hayretle izlemekte! EMR’inden sual olamaz ALLAH’ım; sen dilediğini hidayete erdirirsin! Kimileri kendini hidayet üzere sansa da; HADİ olan sensin, mülk senin dilediğinden alır, dilediğine verirsin! İlmin kıyam ettiği gün, ilim güneşini batıdan doğdurursun! SEN ismini, rasulünü, kitabını andırtmadan da; dilediğine asıl okunası Kainat kitabını satır satır OKU’tursun! İsmi müslüman geçinenler seni, rasulünü, kitabını anlamaz iken; sen HAK’kı yerde bırakmaz; özü Müslüman olanlara özlerindeki kitabı OKU’tursun! ALLAH dilediğini yapar!

Rasul ALLAH ismini özünde, manasında, bilincinde buldu! Bundan dolayı BİSMİLLAH, “özümdeki ALLAH manası” dedi! ALLAH manası ile var olduğunu bil! Gözde sınırlı görünen varlığın, özde sınırsız olduğunu anla! Ve bu özündeki ALLAH manası Rahman ve Rahiym’dir! Sınırsız olan ALLAH manasının Rahmaniyeti ve Rahiymiyeti ile varsın ve bu özelliklerle var olmaya devam etmektesin! Gerçeği bu şekilde yazınca biraz soyut oluyor!

Bir de şöyle yazalım: Yüzeysel ve boyutsal olarak; sınırı-sonu belli olmayan EVREN/UZAY/KAİNAT!.. Adına ne dersen de; önemli olan ismi değil, işlevi!.. Bu EVREN; ALLAH manası üzerine işlev görüyor!  Yani EVREN; ALLAH manalı olarak var; EVREN’in sınırı-sonu yok; her an yeni bir oluşta!.. Ve bu EVREN; bir baba gibi RAHMAN, bir ana gibi RAHİYM! Bizi var etmiş, bizii korumak, doyurmak, yaşatmak için her şeyi yapmak istiyor! Her isteğimizi emir olarak değerlendiriyor! Bizi iyiye, güzele yönlendirmek için çırpınıyor! 

EVREN, babalık ve analık görevini yerine getiriyor; ya biz evlatlık görevimizi yerine getiriyor muyuz?! Kendimiz için ne doğru, ne yanlış biliyor muyuz?! O’nun bizim için bu çabasını görmediğimizden, kendimize karşı ne kadar zalim ve nankör olduğumuzu biliyor muyuz?! Kendimiz hakkında bazen hayır isterken, çoğunlukla şerri davet ediyoruz! O; bizim fark edemediğimiz, her istediğimiz aslı şer olanı verseydi halimiz ne olurdu, düşünebiliyor muyuz?!

Şu an her düşündüğümüzün, karşılığının o an olduğunu hayal edelim, halimiz nice olur?! Acaba dünyamız cennet mi, yoksa cehennem mi olur?! Bu sorunun cevabını ölüm ötesinde alacağız! Bu özellik; kimilerini cennete, kimilerini cehenneme taşıyacak! O halde hali hazır buradayken düşüncelerimizi de düzeltmeye, kontrol etmeye çalışalım! Burada; dilimizden, elimizden, beynimizden çıkanların karşılığını; O bize bir mühlet verip, yeni ve değişik girdi yoksa, sonuçlarını yaşatacaktır!

Bu beklenen mühlet/süre belki tövbe ederiz, af dileriz, pişman oluruz, vazgeçeriz diye oluşturulmuş, madde yapının direnç özelliğindendir! Ama ölüm ötesi ruh yapında böyle bir bekleme özelliği yok; oranın zaman ve mekan algısı farklı; düşüncenin zaman ve mekan kavramı geçerli; her düşünülenin karşılığı, misli olarak, misilleme olarak, otomatik, anında kişi için oluşmakta! Burası hikmet ağırlıklı; orası kudret ağırlıklı yaşam yurdu!

Evrendeki ALLAH manasının Rahman ve Rahiym özelliği! ALLAH Rahman; baba Evren! ALLAH Rahiym; anne Evren! Bir baba ve anne düşünün! Bir yandan evladının her istediğini vermek, diğer yandan onu iyiye, güzele ulaştırmak istiyor! Baba Evren; evladını İNSAN olsun diye; çeşitli vesilelerle eğitmek istiyor! Evlat bilmiyor, isyan ediyor! Baba Evren; evladı için çalışıyor, onu yetiştiriyor! Evlat görmüyor; nankörlük ediyor! Anne Evren; merhametiyle onu sarmak istiyor! Evlat anlamıyor, şımarıyor! Anne Evren; ona sevgi aşılamak istiyor! Evlat yanlış anlıyor, eğlenceye dalıyor!

Evren hem babamız, hem anamız! ALLAH; hem Rahman’ımız, hem Rahiym’imiz! Evren ALLAH manası ile var; inkarı mümkün değil! ALLAH manasını bulan O’nda buldu; bu mana ezberle bulunacak bir şey değildir! ALLAH manası hayatın içinde, hayat ALLAH’la var, HAY ALLAH! ALLAH’ı HAK’kıyla ALLAH bilir; bunda şaşılacak ne var! Biz ise; EVREN adı altındaki ALLAH manasından kapasitemiz yettiği kadarını bilebiliriz! Bu bile hiç bilmemekten iyidir! Ötelemenin beynimizdeki son ve en çetin versiyonu “kendini inkar”dır! O’nu kainatın dışına iterek(!) ötelediğin gibi, kainatı mutlak yokluğa gömerek de O’nu ötelemiş olursun! Kıt akıl, O’nu ötelerde sansa da; gerçekte O’nu ötelemek mümkün değildir; her şey O’nunla var! 

Biz varken de, yokken de Evrende ALLAH manası hep vardı, hep var olacaktır!  Bizim varlığımız veya yokluğumuz bu gerçeğe engel değildir! Hatta aksine, bizim varlığımız bu gerçeğin ispatıdır! Öyle ya; madem ben varım, o halde beni bir şekilde var eden de var! Benim varlığım ALLAH’ın varlığının bir kanıtıdır, delilidir! Bu kanıtı yok etmeye çalışmak niye?! Şekür ALLAH; Teşekkür Evren! ALLAH’ım; kendimize karşı zulmetmemize ve nankörlük etmemize engel ol! İnkarı inkar etmiş; imana iman etmiş olarak Vech’ini göster!

(Not: Bu yazım; beni yazmaya devam etmem konusunda ikna eden OKU’r; F.A.’ya TeŞEKÜR niteliğindedir.) 

.