Rabbinizin Nimetlerinden Hangisini Yalanlarsınız?!
25 / Kasım / 2008  // Saim yusuf... //


 BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

Yarattı insanı (nesnel, göresel insanı) porselen gibi iyi pişmiş kuru balçıktan (elementler, inorganik ve organik bileşikler, hücre).
Cann’ı (cinn sınıfını, cinn ve şeytan’ın babasını?) da dumansız ateşten yarattı.
Şimdi (ey cinn ve ins) (Bi-) Rabbinizin nimetlerinin (sıfatlarının) hangisini yalanlarsınız?.
İki doğma yerinin (enfüs ve afak’ın; ya da Zahir ve Batın’ın doğması ki halk sıkalası) Rabbidir ve iki batma yerinin (iki batma yeri, iki doğma yerinin ta kendisidir) Rabbidir.
O halde (ey cinn ve ins) (Bi-) Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?.
Salmıştır (biri tuzlu, biri tatlı) iki denizi (Sema ve Arz denizleri, yani Ruh ve beden denizleri); kavuşup kucaklaşıyorlar (insanda).
Aralarında bir berzah var, birbirinin sınırını aşamıyorlar (böylece kendi orijinalliklerini ve iki deniz halini muhafaza ediyorlar).
Şimdi (ey cinn ve ins) (Bi-) Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?.
Çıkıyor onlardan inci ve mercan (ilimler, ma’rifetler). (Bi-) Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?.
Onundur, denizde dağlar gibi akıp giden gemiler (Hakıkat, şeriat). (Bi-) Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?.
Arz’da (bilinçli) kim varsa hepsi fanidir (nefs ölümü tadar, nesnel alem dönüşümler halinde devam eder).
ZülCelal-i vel’İkram olan Rabbinin vechi Baki kalır. Peki, (Bi-) Rabbinizin nimetlerinden (sıfatlarından) hangisini yalanlarsınız?.
Semalar’da ve Arz’da kim varsa hepsi Ondan ister/talebeder; O her yewm (gün, an, tecelli) yeni-orijinal bir oluştadır. (Bi-) Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız.

 B/Meal - Rahman(14-30) - Hasan GÜLER

OKUmak fırsat : kENDİNİ Tanımak için...
O/HU; ALLAH manalı(hologramik özellikli) ve bunun doğal sonucu olan Rabb işlevli; bir YAPI(Vücud)dır. Sen; O yapının(HU) hologramik özelliği(ALLAH manası) ile yaratılansın(Rabb işlevi). Asıl YAPI/VÜCUD; O/HU’dur. Sense O VÜCUD’da bir an doğup, diğer an batmaktasın. Sen fanisin; O Baki.

O/HU; her şeyi var ederek ikram eden, her şeyi her an değiştirerek yenileyen, her an yeni şeyler yaratan, yani Vechi Baki kalandır. Sense bir an var, diğer an yoksun, her an yenilenmektesin, eski senler fani olurken sürekli yenileri var oluyor. Sense; her an yeni seni, o eski sen sanmaktasın. O’nun yapısının Baki olan Vechi’nin, Celal ve İkram isminin/manasının gereğidir; YENİlemek.

Semalar’da ve Arz’da kim varsa hepsi Ondan ister/talebeder. Arza ait bedenin/tabiatın, Semalar’a ait ruhun/cann her an O’ndan ister. Bedenin hücresel yapın; cann’ın ışınsal yapın; her an bu taleple var olur. O; ikisinin de doğma ve batma yerinin Rabbidir. İkisi de O’nda doğar/var olur, ikisi de O’nda batar/yok olur. İkisi de bir an var olur, diğer an yok olur. İkisinin de doğduğu ve battığı yer aynıdır; O’dur. Arza ait bedenimiz, Semalara ait cann’ımız. Cann’ımız olmazsa bedenimiz hayat bulmazdı. Cann’ımız bedenden çıkacak ve ölümü tadacağız. Arzımız yeryüzümüz; Semalarımız boyutsallığımız. Bedenimiz Arzda; cann’ımız Semalarda kalacak. Bedenimiz fani olacak; cann’ımız baki kalacak.

İki deniz; Arz ve Sema. İki deniz; Cann ve beden. Kavuşup kucaklaşmışlar. Birbirinin sınırını da aşmıyorlar. Cann/ışınsal yapı ve beden/hücresel yapı birbirine girmiş ama her biri kendi boyutuna tabi, sınırı aşmıyorlar. Cann Sema boyutuna, beden Arz boyutuna tabi. Cann; bedenin özü. Cann yoğunlaşmış, beden olarak algılanıyor. Bedenin ölümü tatmasıyla birlikte, özü olan cann bedenden çıkacak. Odun yanar, ateş çıkar; beden ölür, cann çıkar. 

Cann’ı bize can katmasına rağmen göremediğimiz için, hücresel bedenimiz üzerinde devam edelim.Okyanusta oluşan dalgalar gibi; bir an var olur, diğer an yok oluruz.Okyanusta kıyıya vuran son dalga açıktaki ilk dalga değildir. Açıktaki ilk dalgadan kıyıya vuran son dalgaya kadar arada sayısız dalgalar bir an var olmuş, diğer an yok olmuştur. Bizse açıklarda bir dalga gelir, okyanusun yüzeyinde hareket eder ve sonunda kıyıya vurur sanırız.

O her an yeni bir oluştadır. Bizim bedenimiz de bir an var olur, diğer an yok olur ve bu hal sürekli devam eder. Her an yeni bedenler var olur. Bedenimiz hiçbir zaman, o bir an önceki eski beden değildir. Öncekinin benzer özelliklerini taşıyan yeni bedendir. Hologramik özelliği gereği bir andaki bedenimizin tüm özelliği küldeki/bütündeki her(!) zerrede mevcuttur. Acaba; zerreler mi vardır, zerre mi vardır, kül mü vardır, zerre ve kül ayrı mıdır, aynı mıdır?

“Zerre küllün aynasıdır(H.Ş.)”. Küller demediği gibi zerreler de demiyor. “Zerreler külün aynasıdır” demiyor. Zerre de kül gibi tek yazılmış. Fakat biz o zerreyi zerreler olarak değerlendiriyoruz ve hologramik özelliği anlayamıyoruz. Zerre ayna misali kendini zerreler olarak algılatıyor. Aynı tek şeye bakılmış; birisi zerreler görmüş; diğeri kül görmüş; öteki zerrelerden oluşmuş kül görmüş; hangisi zerreyle külü bir görmüş, TEK’i görmüş?!

Sınırsızlığın; sınırsızlık ifadesi ile bile sınırlanamayacağını, sınırsızın kendini sınırlı olarak da gösterebileceğini anlayalım. Sınırsızı; hiçbir şekilde sınır tanımayan, kendini sınırlı olarak da gösterebilen manasında değerlendirelim. O zaman; O/HU’nun anladığımız sabit, donuk manadaki sınırsızlıkla dahi sınırlanamayacağını anlarız. “Zerre küllün aynasıdır” sözünün hakkını veririz.

Tekrar dönelim bendimize ve hologramik gerçekliğe. Bedenimizin özünde, enerji boyutunda işleyen hologramik özelliği gereği özellik bakımından zerre ile kül aynıdır, zerrede olan külde de vardır. Sebebini açıkladık; zerre küllün aynasıdır; özden bakarsan zerre küllün aynısıdır. O halde; TEK bir YAPI vardır ve her şey O/HU’da olmaktadır. Çünkü O/HU; ALLAH manalıdır, hologramik özelliklidir. Bu hologramik özelliği sayesinde yaratımda bulunan, Rabb işlevine sahiptir. O/HU ALLAH manası ile alemlerin Rabbidir.

Gelelim yazımızın en önemli kısmına. Hareket nasıl oluşur? Hareketin tanımı; bir cismin konumunun zamana karşı değişimi veya bir cismin durağan bir noktaya göre durumunun ya da yerinin değişmesidir. Örneğin; evden işe yada okula gittiğimizde, bedenimizi belli bir zamanda bir yerden başka bir yere taşımış oluyoruz. Veya durduğumuz yerde kolumuzu ya da ayağımızı hareket ettirdiğimizde belli bir zamanda kolumuzun yada ayağımızın önceki konumuna göre yeri değişmektedir. Şimdi elimizi ileri doğru uzatalım. Acaba hep aynı, sabit, değişmeyen eski el ileri doğruya mı hareket ediyor? Hareket denilen aynı şeyi bir noktadan başka bir noktaya mı taşımaktır? Bence HAYIR!

 Yoksa elimiz her an önceki noktalarda batarken, diğer noktalarda doğmakta mıdır?!Ve her noktalardaki o şey bir önceki noktalardaki elin özelliğini taşıyan yeni eller midir?! Her an yeni yeni noktalardan yeni yeni eller mi açığa çıkmada, geride kalanlar ise batmada mıdır?! Hatta sabit, durar, katı görünen bedenimiz her an yenileri doğup, eskileri batmada mıdır?! Bence EVET! Çünkü “O her an yeni bir oluştadır”; ayet böyle diyor, inanıyorsan durum böyle. Mevcudat bu şekilde var olmakta.

İyi, güzel bir tespit de; bundan ne sonuç çıkar?! Asıl en önemlisi bundan çıkacak sonucun değerinin fark edilmesinde yatıyor. Bu sonucu anlamak için bir üst paragraftaki açıklamayı çok iyi anlamak lazım. Biz bundan çıkacak sonucu kapasitemiz yettiği, dilimiz döndüğü, elimiz yazdığı kadarıyla aktaralım: Sen kendini sabit, donuk, katı bir beden sanıyordun ya, artık bunun böyle olmadığını anladın. Bedeninin, kendinin her an yenilendiğini fark ettin. En önemlisi ise; bedenini taşıdığını sandığın her yerin asıl/gerçek bedenin/yapın olduğunu fark ettin; aksi halde sen elini veya ayağını hareket ettiremezdin.

Bakın, bu son cümle çok önemli bir gerçeği dile getiriyor. Sendeki Rab işlevi sayesinde senin bedenin hareket edebiliyor. Bu Rab işlevi ile, örneğin elin senin yapın olmadığını sandığın, önündeki bir an önce hava olanda beliriyor. Özde bir olmadığında, senin yapın, vücudun olmayanda sen beliremezsin. İnsan kainatta; kainat insanda gizli. Ey kendini küçük alem sanan, sende büyük alem gizli.Ve sen bunu her an yaşamaktasın, ama bunu fark edememektesin.

(Bi-) Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?! Özünüzde işleyen Rabb işlevi ile varsınız, hareket halindesiniz, bu işlev her an sizde işlemekte. İçinde bulunduğunuz yapı, ALLAH manalı olarak var, hologramik özellikle var. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için; özde birimizde olanla hepimizde olan aynı. Bundan dolayı her yerde belirebiliyoruz. Mirasyedi gibi yaratılış nimetinin değerini ve işlevini bilmiyoruz. Halbuki ALLAH’ın her işi yeni, hikmetli, incelikli, her nokta, her adım hesaplı, bu mekanizmanın her dişli ve işleyişi belli, ayrıntılı ve teferruatlı.

Ey kendini zerrelerden bir zerre sanan; bedenin her yerde nasıl beliriyor, külde nasıl açığa çıkıyor, Rabb işlevi nerede işliyor?! Halinle“ol” diyorsun oluyor, otomatik hareket ediyorsun! Ey cahil ve zalim insan; kendindeki Rabbi ne zaman fark edeceksin de gerçek manada İNSAN (Ünsiyet/yakıyn)olduğunu anlayacaksın.”Sen” ifadesi nefsimizedir; kimseye denecek sözümüz yok.Bizi kendinden gören, bu sese kulak versin.Cann ifadesinin cin manasını da kabul ediyoruz, biz inkarı inkar ettik. ALLAH muinimiz olsun.

.