Takva ve Haşyet



12. Şubat. 2009 // Rufeyde Jale HEKİMOĞLU  //...
  
 
Mehmet Doğramacı

İnsan yaradılış itibarıyla şahit olmadığına inanamamasına karşın, beş duyusunun sınırsallığıyla algılayabildiklerine inanır. Oysa korunabilmenin ilk şartı olarak gayba iman gerekli görülmüştür. Gerçekte, elle tutamadığımız, gözle göremediğimiz boyutsallık içinde sürdürmekteyiz yaşamımızı. Sezgi adını verdiğimiz kuvvedir bizdeki imanı filizlendirip yeşerten ve köklendiren. İman fark ediştir; özdekini ve boyutsallığı. “BEN” in aslını algılayan bilinç kendi vehmi benliğini terk yolunda ilerledikçe, korunma aşamalarında da yol alır. Böylece vehimden kaynaklanan nefs kuvvelerine karşı savaş başlar insanda. İnsan var sandığı ve vahdet dışında algıladığı her türlü bedensel isteğini terbiye etmeye başlar ve vehminden oluşan bu fitneyi yok edinceye kadar savaşır bilincinde.

Salat etmekle birlikte bedenin rahatı terk edilmeye başlanır ve bu bedenin hiç hoşuna gitmez. İbadet, zikir, nafileler ile; vehim  ve bedenin rahatsız olması sebebiyle ortaya çıkan cinni ve firavuni boyutlar aşılmaya çalışılır. Bu çalışmalarla zaman zaman  hızlı yol alınırken, kimi zaman da zorlu benlik dağları dimdik çıkabilir önümüze. Burada önemli olan ısrarcı bir çalışmayla iman ve aklı dengeli kullanarak yola devam edebilmektir. Dünyasal haz ve hırslarda ölçülü olmak, haddi aşmamak ve alemlerdeki tasarrufun alem suretleriyle olduğu inceliğini göz ardı etmemek dikkat edilmesi gereken noktalardır. Bununla birlikte; sabır, rıza ve rıdvan ile adımları sağlamlaştırarak atmak, benlik duygusunu oluşturan gereksiz mal-mülk hırsı ve cimrilik yüklerini atarak nefsi arıtmak gerekir. Aynı zamanda bilincimizde “TEK”in tecellisini algılama ve O’ndan başka  bir varlık olmadığını; görünen-görünmeyen, algılanan-algılanamayan her şeyin esmalardan oluştuğunu, fiilin failinin, sıfatların aslının O’nun vechi ve tecellisi olduğu yerleşmeye başlar  bilince. Fiil ve sıfat tevhidi gelişmekte olan insan da faal akıl mevcudiyeti fark edilir. Yaşadığı olaylardaki hikmetleri, marifetleri, ilim ve hükümleri algılayıp, El Hasib esmasıyla bir an yaptığının karşılığını bir sonraki an gördüğünün bilinciyle; şirk, cahillik ve en önemlisi karşıdaki kavramlarından arınmayla cehaletten korunulur. Her nefeste O’nun esma ve sıfatlarıyla var olduğunu hissedişle; her şeyin O’nun esma ve sıfatının mahzarı olarak var olduğunu bilerek ve her varlığa Hakk’ını vererek seyri sürdürmek korunmanın sürekliliğini getirir.

Bağışlayıcı olabilmenin ne denli önemli olduğu, bağışlayanın bağışlanabileceği ve bu rahmetin Rab’den gelen bir kuvve olduğu ayırdedilir.
 

Allah kulu üzerinde onu kendinde fani kılmak tasarrufunda bulunduğunda; kula hibe edilmiş bir bilinç, ruh ve kamil bir nefs ihsan eder ve o kuldan gören, işiten, yapan azaları kendi olur.
 

Hakikat ehlinin orucu; Hak ile ve Hak için olmayan her sözü, her fiili, her düşünüşü, her duruşu terk ederek korunmaktır. Gerçekte kalblerin kapısı Hakk’a açılan yoldur. Kendinde bu kapıyı bulan “Allah’tan korkar” ve haşyet duyarak O’ndan alıkoyacak şeylerle meşgul olmaktan sakınır. Kalb beytine yönelişte nefsi davranış ve hallere yer yoktur. Bu safhada amel ve niyetler dahi çok önemlidir. Ruh, Kalb ve Nefs mertebelerinde benlik ve benlik zannından sakınmak gerekli. Fenadan sonra Beka halinin yerleşmesi için Abd bilinciyle nefsani hazlara ölçülü ve takva sahibi olarak dönmek de Allah’ın emridir. Zat ve sıfat kalıntılarından korunmak Allah’tan sakınarak haşyet duymaktır.

Bir de, istidat sahibi olup yaradılış fıtratları gereği; kalbleri berrak, nefisleri arı olarak Allah’a verdikleri sözü bozmadıkları için; şirk ve şüphe hallerinden uzak kalan kimseler vardır ki takvanın bu türü imandan önce gelir.

İlim, fiile eşlik etmediği sürece tamamlanamaz ve sebep sonuç analitiğin çözülemediği için kemale eremez. O Kitab içine şüphe karışmasına imkan olmayacak şekilde Hakk’tır ve içindeki Hakk’ı kabul etmeye engel olan perdelerden sakınanlar için yol göstericidir. Muhammedi Nur’un aydınlığında kitabımızı okurken, Elif, Lam, Mim dairesini tamamlayıp birleştirebilenlerden olmak dileğiyle.