Ülkü Özgür
Dostan Kalbe Yansıyanlar ( 21 )
26.Ekim.2008 // Ülkü Özgür //


26-)  ZAVALLI,  YARADILIŞ  GAYESİNDEN  BİHABER  OLANDIR !..
You neet the ADOBE© Flash Player to see this content.
Resmı Tıklayın Ülkü Özgür un özel sayfasında evelki yazılarını OKUyun

İnsan en güzel şekilde, “ilahi özellikler ile ve bunları açığa çıkarabilme kapasitesiyle” halkedilmiştir.
Halife oluşu ise ; “ yaratma özelliğinin insanda açığa çıkması” dır.
Allah’ın tüm esmasına cami, aynı zamanda boyutsuz bir bilinç noktası ve esmasına nazarıyla yaratıcı, yenileyici, dönüşüme geçiren, tasarruf edici ; Allah kulu !..
Tam kemalat zuhuru ; Hakikat-i Muhammedi ..


Allah Resullerde Hayy !.. (A.H)


Sahabe, “Resulullah (SAV) Efendimiz” e ; 
-İbadet nedir? diye sorduklarında;
-İbadet ; “Allah’ı BİR’ lemek ve BİLMEK’ tir.” buyurmuşlardır.


Yani tamamen şuurlu bir işten bahsediliyor. Oruçta, namazda ve yaptığımız her işte “o an” da varolan algının “Allah şahitliği” ni yapıyor olmaktan kaynaklanır bir biçimde olması gerektiği  vurgulanıyor. Efal, sıfat, zat tecellilerini yalnızca ilmi olarak bilmek değildir olay. Fiili olarak şuursuzca yaşamak ta değil.   Akleden bir iman ile “Yaşamda BİR” leyebilmek ..


YARADILIŞ  GAYESİ ..


Biraz ürkütücü gelebilir ama “Sümeyye (R.A)” ’ nin dört yanından gerilerek şehid edilmesini Big Bang olayına benzetebiliriz. “Bilinmekliğimi sevdim, istedim sırrı” nın bir anda zuhuru gibi.
O kadar ki, sahabe “bütün devreleri altüst olmuşcasına bir imanla ve bilişle” o an da yapabileceklerinin zirvesini ortaya koyarak Allah’ a koşuyor !..  Zaman a yayılan süreçler yaşanmıyor onlarda.. Tek bir şuur, tek bir iman, tek bir değişim, tek bir an ; sanki tek kare resim !..  Anlık tecellilerin içinde hem efali, hem sıfatı, hem zatı BİR olmuş halde.  Birçok iman patlamaları yaşanıyor, ve her bir sahabedeki ortaya koyuş halinin şiddeti de Resulullah (SAV) Efendimizin kemalatının zuhuru !..


Nasıl ki yediklerimizi özellikleriyle biliriz, onun gibi karşılaştığımız her olayın, her insanın da bir tadı, rengi, kokusu vardır. İnsan için yaradılış gayesi Allah boyası ile boyanmış olmak, Rahman’ın kokusunu almak yani fiil ve sıfatlarıyla Tevhid zevkini yaşamak, kendindeki manaların her an lık doğumlarının ve her an lık ölümlerinin tadlarının farkında olmak..


Her bir sahabeden hala Rahman’ ın kokusu geliyor, yaşam gayemizi tekrar tekrar örneklere bakıp düşünmek adına..


Ben insanı en üstün bir biçimde yarattım (Tin Suresi 4.)


Allah kulunda kazanmak ya da kaybetmek yoktur. Bilmek ya da bilmemek, yaşamak ya da ölmek yoktur. Bir şeye göre bir şeyden daha iyi ya da daha kötü olmak yoktur. Zıtları cem ettiği için tüm esmaya camidir.


Ben gizli bir hazine idim ..


İnsanın öz noktası, çekirdeği, gizli hazinesi ; Resulullah (SAV) Güneşi ile ayna misali karşı karşıya  geldiğinde patlar. Bir çözünme yaşanır Adem yokluğunda. 


“Meleklere ‘Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım’ demişti. Melekler de, ‘Biz seni tesbih ve hamd ettiğimiz halde kan dökecek ve fesat çıkaracak kimse mi yaratacaksın’ demişlerdi. Allah da ‘Ben sizin bilmediklerinizi bilirim. ’ buyurdu.”(Bakara-30)


Kan dökecek, fesat çıkaracak, kendindeki gizli hazinenin ortaya çıkıp çıkmaması uğrunda insan kendisiyle savaş verecek .. İman nurunun terkibiyetindeki tüm kayıtlı isimlere yaptığı tazyik neticesi sıkılıp, bunalacak ki cebren açığa çıkartsın özündeki hakikatini. 


Zül Celali Vel İkram !..


Celaliyle ikram edici !..


Gerçek olanın görülmesini engelleyen şey ; bilerek ya da bilmeyerek oluşturduğumuz yaşamımızdaki bağımlılıklar, onlara yüklediğimiz yargılarımız ve onlardan kopamayışımızdır. Bütün beklentiler zavallılıktır. Ve zevale gider ..


Ben biliyorum. Ateş gibi nüfuz ediciyim. Zihnimde, ezberlediklerimde mevcut herşey. Hakikat budur. Dilediğimi yaparım. Toprak gibi sabit, emici bir bedende dilediğim gibi hükmederim bildiklerimle. Kandırırım, ayırırım, bölerim ..


Kendine olmadık zulümleri yapacak, kendinden kendini gizleyecek.
Sabitleyebildiklerini sıkı sıkı tutacak ki boşluk hissi duymasın.
Uyuşturacak..
Meşgul edecek.. 
Bihaber edecek gerçeğinden.
Zavallı olacak anlayamadığını anladım diye.


Sonra bunalacak kaostan ..Esma’yı, Sıfat’ı, Zat’ı ayırma, birbirinden üstün kılma  halinden vazgeçecek, tutundukları boş ve saçma gelecek .


Bir ses yükselecek bilincinden ;


“Yaradılış gayem olan hakikatimden haberdar olmak istiyorum !..”   bu idrak ve niyetle bütün yaşam etkilenecek..  Duygular, istekler, korkular, bağımlılıklar, alışkanlıklar imanın ışığı yanında hiç hükmünde  kalacak !..


Varsanılarda ve dışsallıkta kendini bulamadığını anlamanın verdiği bilinç boşluğuyla “Zeval” bulacak birimselliği. Ademi boşluğa, yokluğa düşecek ..


“bilinmekliğime muhabbet ettim (sevdim), mahlukatı bilinmem için halkettim”


Adem denen boşluk; emanette var görünenleri malikine vermekle hakim olacak esmasına. Rab’ bine şuurla teslim edecek birimselliğini -ki Rabbinin esmasına seyir mahalli olsun.


"Rabbimiz biz nefislerimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen muhakkak ziyana uğrayanlardan oluruz." (A'raf/23)


Bakış açımızı değiştiriyoruz. Tutunup, yapışmakla esmamıza ve özümüze olan zulmü bitiriyoruz.


Niyazi-i Mısrî Hazretleri :
“Bir şeye mahlûk gözüyle bakarsan o mahlûk olur.
Hakk gözüyle bak ki bî şek nûr-u Yezdan ondadır.”


BİHABER mi?    Bİ-HABİYR mi?


Zevalini yaşamış, yokolmuş, bihaber olmuş, fena bulmuş olan birimsellik; aslına  dönüştüğünde  ..
Özü gibi bilir, özünden bilir her şeyi  ..
Kendinden bihaber iken B hakikati ile Bi-Habiyr  olur ..
“Bilinmekliğimi çok istedim çünkü.   Özümdeki teslimiyet ve sevgi ışığını yaydım enfüsüme, afakıma,  her şeye  –ki görür, bilir oldum, okur oldum, haberdar oldum.” demektir ..










Baki Allah !..


“Fakîr”; “ALLAH’a sığınmış, garîb, zavallı, “ene” si yok olmuş kul” demektir; ki tasarruf edeni Allah’tır!.. (A.H.)


Ebedi cennet; kendisindeki Allah’a ait kuvvelerin açığa çıkmasıdır. Kendisinde Allah’a ait kuvvelerle yaşamaya başlamasıdır.
Kişide bu imanın sonucunu yaşamanın Allah’a ait kuvveleri açığa çıkarması yani Allah’a yakiyn elde etmesi, o yakiynin sonucunda Allah’ın onun görür gözü, işitir kulağı, söyler dili, tutar eli olması diye tanımlanan olay. İşte bu cennettir. (A.H)


Hakikati ile iş yapan bir bilinç olmak bize bir üstünlük, güç sağlamayacak her şeyden önce. Dünyasal kazanımlar hiç olmayacak.
Sadece gerçeği bilmenin, ondan haberdar olmanın farkındalığı ve yanlış olanlardan kurtulmanın getirdiği ebedi huzur hali.
Başkaları yoktur. Ayırma yoktur .
Gerçek bilgisi adına gerçeği örtmek yoktur.
Adem’in yokluğunda fiil ortaya koyan  ; Bi-İsmi-Allah ‘ tır !..
Gerçek olan ; yöneldiği her şeye o gerçekliği taşır.
Bilen bildirir… Bulan buldurur ..
Bi-İzni-Allah !..


*********


Biz tıpkı “Hazreti Abdülkadir Geylani” nin kudret helvasını  karıştıran dervişi gibi anlamadığımızı anladık sanısı içinde tevhid sayfalarını karıştırıp duruyoruz. 
Belki birgün tutar ümidi ile ..


Doğrusunu Allah ve Resulü (SAV) bilir ..


Selam yaşamımız olsun ..