UMMU FADL'ın Hikayesi
Talya//
UMMU FADL, Hz. Resulullahın davetine ilk icabet edenlerdendir. Kendisi Hz. Resulullah'ın amcası Abbas Efendinin eşidir. İslam'la müşerref olduktan sonra ibadetlerini aksatmamış, gönül evinde eşinin de İslamla tanışması için dua etmiştir.
Hz. RASULULLAH'ın AMCALARI :
Hz. HAMZA : İslamı hem kabul etmiş hem de hizmet etmiştir. İslam uğruna şehit olmuştur.
Hz. ABBAS : İslam teklifini ilk başta kabul etmemiş, müşriklerle beraber Bedr gazvesine katılmış hatta esir düşmüştür. Bedir Savaşında esir düşen Hz.Resul'un amcası Abbas ve damadının ellerinin bağlı olarak çadırlarda tutsak bulunması Hz. Resulü çok üzmüştü. Gecenin bir kısmında kalkmış ve Abbas'ın ellerinin çözülmesini istemiş, daha sonra Kureyşlilerin gönderdikleri fidyeler karşılığında esirlerin serbest bırakılması konusu sahabe ile görüşüldüğünde, okuma yazma bilen esirlerin Ashabtan okuma yazma bilmeyen on kişiye okuma yazma öğretme karşılığı serbest bırakılması karara bağlanılmıştı. Hz. Resulün kızı Zeyneb'in eşi de esirler arasında bulunmaktaydı. Annesi ait (Hz. Hatice'nin) Gerdanlığını eşinin salıverilmesi için fidye olarak göndermişti. Bu olay Hz. Resulü çok duygulandırmıştı, gerdanlık alınmadan damadının salıverilmesi için ayrıcalık talebi sahabeden kabul gören Hz. Resul, amcası Abbas'ın da okuma yazma fidyesi sonucu diğer esirlerle birlikte salıverilmesine sevinmişti. İnsanlığın kurtuluşuna kendisi adayan gelmiş geçmiş en büyük devrimci olan Hz.. Resul hem sahabeye aydınlanma imkanı tanımış hem de Mekke'deki akrabaları ile olan husumet ateşini söndürmüş, Mekke sakinlerini İslam bayrağı altına davetini bir kez daha düşünmeleri için onlara fırsat tanımıştır. Hz. Abbas'ın eşi Ümmü Fadl eşinin tutuklu bulunduğu sürede dua ve yakarışlarıyla salıverilme olayının kolaylaşmasına Rabbi katında katkıda bulunmuştur. İlk sahabelerden olan ÜMMÜ FADL inancını hiç kaybetmemiş, evinde icra ettiği zikr ve dualarla oluşturduğu sükun haliyle Hz. Abbas'ın İslama kazandırılmasındaki en büyük etkenlerden olmuştur. Evlerimizde İslamı yaşayan birilerinin bulunması ve onların yaydıkları müsbet dalgaların bizlere neler kazandırdıklarını, oyun alanı olan Dünyanın karanlık derinliklerinde kaybolmuş, kendi hakikatimizden perdeli yaşarken nasıl bir etkiyle bilinçlerimizin etkilenip Hz. Resul'un davetine icabet ettiğini farkındalık lezzetiyle İnsanlık alemine, Mavi gezegendeki özümüz kaynaklı mana suretlerimizi yaşatmak ve seyr etmek çabalarımızın oluştuğunu izah etmeye kalkmak için öncelikle ÜMMÜ FADL annemizin eşinin kurtuluşu ve imanla müşerref olması için yaptığı katkıları idrak etmeliyiz, O dualarla İslam güneşi daha bir aydınlık kazanmış, eşi Abbas'ken zahir ve batın ilimlerinin büyük konaklarından Hz. Abbas olmuştur,
Kısaca deriz ki, hem evlerimizde hem de gönül evlerimizde ÜMMÜ FADL'ların eksik olmaması için gayret ve dularımızı artırmalıyız, onların aziz hatıralarını rahmetle yad ediyoruz. Ölümsüz olduklarına inandığım devrim mücahidlerinden bu vesile ile bahsederek, Onları İnsanlık alemine örnek insanlar olarak yeniden sunmanın gayretini veren rabbime şükrederim.
EBU TALİB : İslam teklifine hayır dememiş ama kabul de etmemiştir. Hz. Resulullaha sağlığında maddi manevi destek olmuştur. Etraf korkusuyla davete icabet etmemiştir.
EBU LEHEB : Asıl adı Abd-ı Uzza olan amcaları Hz. Resulullahın doğumunda köle azad ederek yeğen sevgisini ahaliyle paylaşmıştır. Hz. Resulullah insanları İslama davet edinceye kadar da Hz. Resulullahın dünürü olma şerefini korumuştur, ne var ki; İslam esaslarının temeli olan insanların eşit yaradılışı esasını içine sindirememiş ve İslama karşı tavır almıştır. Bu tavrından sonra iki oğluyla evli olan Hz. Resulullahın kızları eşlerinden boşanarak baba evine dönmüşlerdir. Kızıl saçı, kızıl sakalı dolayısıyla Kureyşliler Abd-ı Uzza'ya (ATEŞİN BABASI manasına gelen) Ebu Leheb lakabını takmışlardı. Hz. Resulullah kendisine yakîn hissettiklerinin isimlerinde hoşa gitmeyecek unsurlar gördüğünde mutlaka değiştirilmesi hususunda yardımcı olurdu ama bu amcasına hiç müdahalede bulunmadı. Ebu Leheb'in Ümmü Cemil adında çok laf taşıyan bir eşi vardı; Ebu Leheb'in eşi de kendisi gibi hem İslama karşı çıkmış hem de Hz. Resulullahı kötülemiştir. O'na karşı olan her eylemde de bulunma gayreti içerisinde olmuşlardır.
Evinde laf taşıyan, gıybet eden Ümmü Cemil bulunduran Ebu Leheb sağlığında Allah'ın "azarına" mazhar olmuş ve Tebbet suresiyle Nebi ve Resullere karşı çıkanlar arasında en fazla kınanan olmuştur.
Tebbet Suresiyle Hz. Resulü idrak etmekte boş gurur ve inadla direnen Ebu Leheb ve eşi Ümmü Cemil gibi olan insansıların akibetleri hakkında kesin hüküm bildirilmiştir. 15 yıla yakın bir süre hısım ve yakınlık ilişkilerine rağmen Hz. Resulü ve öğretisini reddedip, karalamaya çalışarak maddi ve manevi rahatsızlık veren "Ebu Leheb ve Ümmü Cemil" gibi olanların akibetleri net bir şekilde açıklanmıştır.
Ebu Leheb sağlığında vücudu yaralar dökmüş ve kötü kokularla etrafını rahatsız etmiş ve acılar içinde ölümü tatmıştır. Laf taşıyarak insanların arasın da husumet oluşturan ve toplumsal barışı bozan Kuran lisanıyla ODUN HAMMALI olarak benzetilen bu fiili ile akibetlerindeki yaşamlarında laf taşıyan insanlara örnek olarak gösterilerek ebedi hayatlarının odunlarını cahime taşıyanlara benzetilerek ibret almamız istenilen bu beğenilmeyen huylarımızı terk etmemiz için şiddetle uyarılan Ümmü Cemil davranışları şiddetle yerilmiş ve insanlık uyarılmıştır,
Ebu Lehebin kuruması istenilen iki eli ''Boş Gurur, Öfke ve Kızgınlık olarak '' değerlendirildiğinde bu iki sıfattan özellikle kurtulmamız konusunda sanki dua mekanizmasının işleyişini açığa çıkardığımızı, dolayısiyle İnsanlar arasında laf taşıma özelliğimiz varsa ondan da kurtularak bilincimizdeki perdelerden kurtulabileceğimizi, belleğimizdeki bilgi mal varlığından yararlanabileceğimiz konusunda uyarıldığımız kanaatındeyim.
Öfke, kızgınlık, boş gurur ve inad huylarından kurtulmayı başarabilen insanlar laf taşıma gıybet huylarını da terk edince ancak bilinçlerindeki mal varlıkları kendileri için faydalı olmaya başlar, ancak bu güzellikleri sıfat olarak benimseyebilenler TEBBET suresinden sonra gelen AHAD suresini idrak edebilirler, zira Kur'an sureleri hep birbirlerinden sonra gelen surelerde saklı olan hikmetleri açıklayarak kendisinden sonra gelen suredeki sırların algılanmasına imkan hazırlar şekilde sıralandığını yapılan araştırma ve tesbitlerle biliyoruz.
Bilincimizi örten bu hususlara dikkat ederek daha aydınlık idraklari yaşamak ve yaşatmak yolunda cehd eden devrimci aydınlık bilinç sahiblerine selam olsun,
TALYA