Bu yazımızda kapasitemiz yettiği kadarıyla İhlas Suresi’ndeki inceliklere değineceğiz.Hatalar bizden; İsabet kaynaktan!
“Kul HuvAllahu Ehad” demiş...
Sadece “Kul HU Ehad” dememiş!
Sadece “Kul ALLAHU Ehad” da dememiş!
“Kul HU Ve ALLAHU” Ehad demiş!
TEK VÜCUD KİTABI’nda; HU, O TEK VÜCUDUN YAPISI’na; ALLAH ismi ise O TEK VÜCUDUN YAPISI’nın özelliklerine işaret eder.
O YAPI’nın sonsuz özelliklerinin bir kısmı (99 tanesi) Efendimiz Hz.Muhammed(as) tarafından Esma-ül Hüsna adı altında biz insanlara duyrulmuştur ki; ihsa ederek(anıp, tefekkür edip, kendimizde bulup, gereğini yaşayıp) hakikatımıza erelim, bu bilinçle yaşayalım, cennetin huzuruna, ALLAH’ın sonsuzluğuna kavuşalım.
Amaç; kendini et-kemik beden düşüncesinin oluşturduğu varlık zannından arındırıp, ALLAH Esmaları ile oluşan varlığını ve sonrasında hakikatın olan ALLAH’ı tanımandır. Herkes kapasitesi nispetinde ALLAH’a yakıyn olacaktır, kapasitesi çok yüksek olanlar kendilerinde fani, ALLAH’ta Baki kalacaklardır.
“Kul HUvALLAHU Ehad” yani “Kul HU Ehad ve Kul ALLAHU Ehad”!
“Kul HU Ehad” O YAPI Ehad; yani YAPISI TEK BİR VÜCUD!
“Kul ALLAHU Ehad”; O YAPI’nın özellikleri(esmaları) Ehad!
ALLAHU; HU’nun özellikleri(HU’nun esmaları ki; sıfatları da esmaların içinde anılmış, efal ise esmaların sonucu var olur, böylellikle “özellikler” ifadesi hepsine işaret eder)!
Esma-ül Hüsna’ya da “HUvALLAHU” ile giriş yapılır. Elleziy ifadesinden sonra “La ilahe illa HU” dendikten sonra YAPIsal özellikler duyurulur. Ki; bu yapisal özelliklerin TEK BİR VÜCUD’a ait olduğu, bu özelliklerin ayrışmadığı, ayrı ayrı ilahlara ait olmadığı, ilahın olmadığı, sadece HU’nun olup, HU’ya ait olduğu bilinsin! Yani VÜCUD KİTAB’ı; tek bir YAPI ve ÖZELLİKLERİnin bilgisini verir!
VÜCUD KİTAB’ında ZAT’ın bilinmezliğinin, tefekkür edilemeyişinin sebebi; HU ifadesinin ZAT’ın YAPIsına ait oluşudur.Bu HU denen ZAT’ın yapısal özellikleri tefekkür edilebilinir, kapasitemiz kadarıyla bilinebilinir; ama YAPInın kendisi bilinemez, tefekkür edilemez. Misalen senin çokluk içindeki kıyasa gelebilen bedeninin yapısı, hücrelerden meydana gelmiştir.
ZAT’ın ismi olan HU denen YAPI yanında ikinci bir yapı yoktur ki ona kıyasla şöyledir denebilsin. İhlas Suresinin son(4.) ayeti de bunu açıklar. Bu son ayetde ALLAH ismi geçmez, HU ismi geçer. ALLAH ismine/yapısal özelliklere değil; HU ismine/YAPInın kendisine açıklama getirir, ikincisi olamadığından bilinemeyeceğini duyurur. “Ve O(HU)’na hiçbir küfuv (denk, benzer) olmadı (tefekkür, ihata ve idrak edilemez?)” diyerek.
İhlas Suresinin 4. ayeti “Kul HU Ehad”a açıklama getirir. İhlas Suresi’nin 2. ayeti ise(ALLAHU Samed); “Kul ALLAHU Ehad”a açıklama getirir. Çünkü 2. ayette sadece ALLAH ismi; 4. ayette ise sadece HU ismi geçer.! 1. ayette ise hem HU, hem de ALLAH ismi geçer. Yani Ehad’ın hem HU’ya, hem de ALLAH ismine dönük anlamı vardır. Ehad’ın ALLAH ismine dönük manasını 2. ayet; HU’ya dönük manasını 4. ayet açıklar.
HU ile ALLAH isimleri arasındaki bu inceliğe dikkat etmek gerekir. Bundan dolayı; Hu ismi yerine ALLAH, ALLAH ismi yerine HU ismini gelişigüzel kullanmamak gerekir. VÜCUD KİTABI’nda HU ismi YAPI’ya; ALLAH ismi ise yapısal özelliklere işaret eder. Ehad isminin HU’ya/YAPIya dönük açılımı başka; ALLAH ismine/yapısal özelliklere dönük açılımı başkadır. Ehad ismi HU’da “YAPInın kendisi/zatı bilinmez” manasına gelirken; ALLAH isminde ise yapısal özelliklerin TEK VÜCUD’a ait olması anlamında TEKliğe işaret eder.
“ALLAHU Samed” “ALLAHU Ehad” ifadesini biraz daha açar. Som, sırf TEKlik! Tüm esmaların özündeki TEK mana! Misalen enerjinin titreşmesi işlevine işaret eden mana gibi! Ama bu titreşim evren içre evrenleri meydana getiriyor. Som, sırf tek mana/işlev de diğer esmalar olarak algılanıyor! Örneğin aynı sergilenen fiile bakanlardan biri ALLAH’ın rahmetine, diğeri gazabına yorumluyor. Halbuki o mahalde sadece sebbih/titreşim özelliği sonucu tesbih/manalar oluşmakta!
ALLAH’ın esmaları elbette HU’ya aittir. O YAPI nın yapısal özellikleri olması dolayısıyla. Bundan dolayı Esma-ül Hüsna’da HU’nun(YAPI) akabinde esmalar(yapısal özellikler) duyurulmuştur.Ayrıca Kur’an-ı Kerim’de HU ismi bir çok kelimeyle birlikte kullanılmıştır; abduHU gibi. AbduHU/HU’nun abdı da varlığını HU’nun esmalarından/yapısal özelliklerinden alır.
Yani burada HU’nun hiçliği, yokluğundan öte; BİLİNMEZLİĞİ söz konusudur. YAPI olarak/YAPIsının içeriği olarak HU bilinmez, tefekkür edilemez; ama yapısal özellikleri açısından HU(ALLAH esmalarının kişide açılımı kadarıyla) bilinebilir. HU’nun kendisi değil; özellikleri bilinebilir. Bunun için Kur’an’da HU ismi başka kelimelerle beraber de anılmıştır.
Bu açıklamayı bir örnekle pekiştirelim: Misalen; elektrik enerjisi sırf orijin haliyle görülmez, duyulmaz, bilinmez… Ama elektrik enerjisi lambada ışık, fırında ısı, motorda hareket, ekranda görüntü, hoparlörde ses olarak algılanır. Yani elektriğin kendisi, zatı, öz yapısı değil; yapısının, zatının özellikleri tanınır ve “elektrik diye bir şey vardır” denir. Hala inanmayan olursa, o da elektriğin çarpma özelliğini tattığında onu tanır. O zaman o; elektriğin varlığına inanır, ama iş işten geçmiş olur, gerekli korunmayı sağlayamadığı için.
İhlas Suresi’nin 3. ayeti ise; “Lem yelid (doğurmamış) ve lem yuled (doğurulmamış)’dir”. Doğurmamış ve doğrulmamış. Kim? Özne belli değil, sınır konmamış, sınırsızlık da konmamış! HU veya ALLAH ismi ile başlamamış. Doğurmamış ve doğrulmamış! Kim? HİÇlikte! Hiçbir isimle sınırlanmamış!
Bence İhlas Suresi’nin en can alıcı ayeti “lem yelid ve lem yuled”dir. HU isminin bilinmezliği, ALLAH isminin sonsuzluğu ile dahi sınırlanamayan “Lem yelid ve lem yuled”! Hiçliği, yokluğu arayan “Lem yelid ve lem yuled” de arasın; Ehad’da değil! “Lem yelid ve lem yuled”dir; A’ma hali! A’ma’dır; HİÇLİK hali! HU bilinmezlik; ALLAH sonsuzluk; “Lem yelid ve lem yuled” A’ma/HİÇLİK halidir. Baksana öznesi bile YOKlukta! “Lem yelid ve lem yuled”! Kim? KİMSE!
Burası; Yusuf’un düştüğü kuyudur, balığın karnıdır(Yunus); burası Musa’nın asası; İsa’nın çarmığıdır; burası İbrahim’in ateşi, Muhammed’in mağarasıdır! Hepsi de HZ(as) dir! Onlar buralarda varlığı kurban ettiler, gerçeğe hac ettiler! Haddimizi aştıysak, kusurlarımız af ola! Bayram sevincimize yorula!