Yok olamayanlar

29.Eylül.2008 // kemal Gökdoğan ...           kemalgokdogan@gmail.com

 “Bâzı insanlar da ölünce acı duymayacağına tasavvufî ve mistik inançlarla değil de materyalist ya da spirütüel felsefeyle inanabilirler. Onlardan da organ alınabilir çünki onlar da dünya yaşamında nasıl inanıyorlarsa ölümde de aynı inançla dirilirler.”


BU BÖLÜMDEN ŞU AKLIMA TAKILDI AYDINLATIRSANIZ SEVİNİRİM..
Bir çok materyalist arkadaşım var ve ölünce kendilerini YOK hissedeceklerine inanıyorlar. O halde onlar da bu hissi mi yaşayacaklar ölüm sonrasında.

(N.Ö.’ün sorusu)

1950’li yıllardan sonra akademik inceleme haline gelen “ENERJİ VE MADDE AYNIDIR” teorisi “BÖLÜNEMEZ ATOM MODELİ” bilimsel(???) kabulüne dayalı MATERYALİZM’in tahtına son vermiştir. Materyalist düşünce elbette pes etmemiş kendini revüze ederek “MADDE YOĞUNLAŞMIŞ ENERJİDİR” felsefesi ile yoluna devam etmiştir.

Çok eski materyalistler öldükten sonra toz zerreleri olarak evrene dağılıp gideceklerine… madde evrenden gelip  madde evrene döneceklerine inanıyorlardı.

Madde yoğunlaşmış enerjidir felsefesi ile düşünen “ÇAĞDAŞ MATERYALİSTLER” enerjinin sonsuz bir döngü içinde olduğuna inanır. İnsanın da “BİR ENERJİ DALGA BOYUTU” olduğunu kabul eder. Sonsuz enerjiden madde yoğunluğuna geldiklerine ve yoğunluğu kaybedince yine sonsuz enerji denizine döneceklerine inanırlar.

Böylece çağdaş materyalizm RUH ve MADDE formlarını ENERJİ ile birleştirmiştir. Enerji teorileri geliştikçe ve değiştikçe çağdaş materyalizm de değişime devam edecektir.

Hz. Muhammed a.s. ve diğer Rasuller çağdaş materyalizmden binlerce ve hatta yüz binlerce yıl önce (Hz. Âdem’den beri) RUH ve MADDE formunu Allah’ın ilmi olarak tanımlamışlardır. Bu tanım Rasulullah a.s.’dan bize ulaşan sonsuzluğun özetinde şöyle açıklanır: 

“İNNA LİLLAHİ VE İNNA İLEYHİ RACİUN”

… Doğrusu biz Allah’ınız / Allah’a aidiz / Allah içiniz ve O’na dönücüleriz (yani: Allah’a ait özelliklerin açığa çıkması için varız ve sonuçta bunun böyle olduğunu farkedip yaşayacağız) (BAKARA SÛRESİ 156. ÂYET’den bir cümle).

Zamanla bu âyet meâli “ALLAH’DAN GELDİK ALLAH’A DÖNÜCÜLERİZ” mânası ile tasavvuf dünyasında bir parola haline gelmiştir.

Evet insan madde evrenden gelmemiştir ve madde evrene dönmeyecektir. İnsan yoğunlaşmış enerjiden gelmemiştir ve seyrelerek tekrar enerji denizine dönmeyecektir. Madde ve enerji evren modeli İslâm gerçeğinde yine Allah ilminde bir hayal, bir sanal, bir varsayım, bir ilim kabul edilir.

Her insan ve sonsuz boyutlarıyla tüm varlık… Allah ismi ile anlatılan hiç başlamamış ve hiç bitmeyecek olanın bir yansımasıdır. Yansının… Allah’dan ayrı bir bedeni, ruhu, enerjisi ve maddesi yoktur. Yansıma (evren ve insan ve vs.) betimlemesi dahi bir gerçeği anlatmaya yarayan metaforlardır.

Ezberlediğimiz bilgilere göre… Allah başka boyutta bekleyen ve lâzer ışınları ile üç boyutlu (artı zaman ile dört boyutlu) yansılarını oynatan tanrımsı öz değildir. Allah’ın yansımasını (tecellisini) anlatacak DOĞRU anlamlar olmadığı için… mecburen metaforlar kullanılmaktadır.

Yunus Emre’nin meşhur ; “ETE KEMİĞE BÜRÜNDÜM YUNUS DİYE GÖRÜNDÜM”  metaforu gerçeği örneklemek için oluşturulmuştur.

Allah varlığın sınırsız boyutları ve her boyutun sınırsız sayısız birimleri şeklinde bir yerden (kendisinden) bir yere  yansımamakta… kendisi olarak var olagelmektedir. O;

madde olduğuna inandığı yansımada materyalisttir,
ruh olduğuna inandığı yansımada spirütüalisttir,
enerji olduğuna inandığı yansımada bir enerji demetidir,
bunların hiç birisi olmadığına inandığı yansımada hiçliktir,
her şey olduğuna inandığı yansımada öze ermiş bir bilgedir,
yaratılmış olduğuna inandığı bir yansımada mahluktur (sonradan varlıktır),
kendisini yaratan bir tanrı varlık tasarladığı yansımada ikileyicidir (müşriktir),
kendisinin doğduğuna, doğurduğuna, çok olduğuna, başkasına muhtaç olduğuna inandığı yansımada bir tanrıkuludur… Ve;

doğmadığını (kendisini var eden olmadığını),
doğurmadığını (geçici varlıklar yaratmadığını),
varlığının başka bir varlığın dönüşümüne tecellisine dayanmadığını (samed),
varlığın çok çeşitli bir düzen değil tek varlığın sonsuz boyutlu olduğunu (ahad) bildiği yansımada “kendisine dönmüş” bir ALLAH KULUDUR (abduhû’dur).

Abd yâni kul yâni yansıma yâni gölge yâni hayal yâni yokluk… yâni KENDİSİ; “NASIL İNANIYORSA ÖYLE YAŞAR, NASIL YAŞIYORSA ÖYLE ÖLÜR, NASIL ÖLDÜYSE ÖYLE DİRİLİR” ve sonsuzca öylece devam eder.

 Meselâ… madde veya enerji beden olduğunu kabul eden, öldükten sonra madde ve ya enerji bedeninin yok olacağına inanan klasik materyalist ve ya çağdaş materyalist her canlı gibi ölünce boyut değiştirmiş olur. Yeni boyutunda kendisini hâlâ madde/enerji bedenli bir varlık “İNSAN” olarak algılar. Dünyada kalanlara ve dünyada bıraktığı madde/enerji bedenine bakar ve onların dünya rüyası içinde hayalî soyut varlıklar olduğunu görür. Ve şöyle seslenir;

“Ben hâlâ ölmedim. Ben hâlâ maddeyim, enerjiyim, bedenim, insanım. Bir rüyada imişim… uyandım. Şimdi gerçekten maddeyim, gerçekten enerjiyim ve gerçekten madde boyutundayım… bir gün gelecek benim bedenim toz zerrelerine dönüşecek ve sonsuz evrene karışarak yok olup gidecek. Bir gün gelecek benim yoğunlaşmış enerji bedenim seyrelecek ve sonsuz enerji denizine dönecek. Ben size şimdi benim için bir hayalden ibaret olan dünya boyutunda bunların aynısını söylemiştim. Şimdi bir üst boyuttayım ve yine ölmeyi ve yok olmayı bekliyorum… Sizin inandığınız tanrıyı ve ruhu ben burada da göremiyorum… Ben burada da tanrısız ve ruhsuzum!!! ”

Evet… bu dünyada neysek gelecekte de O’yuz ve değişmeyeceğiz.

Yok olacağına inanan ebedi yok olmayı bekler…

Ebedî var olacağına inanan ebediyen var olmayı bekler…

Var ve yok olmadığına… var ve yok olmayacağına İNANAN bir YANSI da ebediyen kendisinin NE OLACAĞINI BİLEMEZ. Ebediyen KENDİ BİLİNMEZLİĞİnin  ebedî EN BİLİNEN kulluğunu yapar, sonsuzca.
Materyalizmi en son BİLİMSEL versiyonlarıyla inceleyen bir materyalist… İslâm Sûfizminin günümüze bakan çağdaş anlatımını da dikkatle incelerse “NEREDEN GELMEDİĞİNİ VE NEREYE DÖNMEYECEĞİNİ”… “BİR YERDEN GELİP BİR YERE DÖNECEKLERİNE” inananlardan daha çabuk kavrayabilir.  Ebedî var olmak ve ya  ebedî yok olmak paradoksuyla uğraşmaktan vazgeçer.