- Baş Sayfa
- Değişik Dil Çeviri Eserler
- Tasavvuf Eserleri
- Talya Esintileri
- Eserlerin Ürünü
- Orijin yazi arşivi
- Ehl Potreleri
| 1-) Eliyf Lâââm Ra* tilke ayatül Kitabil Hakiym; Elif, Lâm, Ra... İşte bunlar Kitab’ı Hakiym’in (hikmet dolu Kitab’ın) ayetleridir. |
Kül her zerrede vardır, kül kendisini zerre olarak yansıtandır; ismi/manası ALLAH olan sınırsız-sonsuzluk her noktada mevcuttur; kendisini kainat ve içindekiler olarak yansıtandır!..Sınırsızlık-sonsuzluk anlamında olan ALLAH manalı, HU ile işaret edilen yapı/vücud, özellikleri ile Rab’lık işlevinde olup, oluşumlarını kainat adı altında yansıtmaktadır, kendinden kendine!...
“İşte budur Rabbiniz olan ALLAH…”
Semavat/bilincimiz ve Arzımız/bedenimiz altı yönün(üst, alt, sağ, sol, ön, arka) algısı ve oluşumu içinde kendini zaman/an/gün kavramı içinde yaratılmış buluyor…Bu yaratma işlevi her an sürekli devam ediyor… Rab indinden bakıldığında, bu yaratış başı sonu olan, olmuş bitmiş bir iş değil; her an ve her zerrede devam ediyor!...
ALLAH indinden bakıldığında ise; ALLAH’ın sınırsız-sonsuzluğu yanında her türlü yaratım sınırlı kaldığı için; her şey olmuş, bitmiş hükmünde…Ama biz ALLAH-Rab isimleri arasındaki mananın farkını idrak edemez, ALLAH ismi yerine Rab, Rab ismi yerine ALLAH ismini gelişigüzel kullanırsak, bu ince çizgiyi göremeyiz!… ALLAH ismi “sınırsız-sonsuz özellikli yapı/vücud” manasındadır…
Sınırsız-sonsuzluk manasını beş duyu kaydında olarak anlamaya çalışmayalım… Zaman ve mekan kaydını silen sınırsız-sonsuzluk manasında değil; sadece sınırsız-sonsuz manasında… Hiçbir an var olmamış zaman-mekan kavramsız; sınırsız-sonsuz anlamında… “La ilahe illallah/yok ilah, sadece ALLAH” tevhid kelimesini bu manada tefekkür edelim…
Sınırsızlık-sonsuzluk manasından dolayı ALLAH ismi de, tabidir ki diğer tüm isimleri içinde barındıracaktır…Bu gerçeğe işaretle “ALLAH genel bir isimdir, diğer tüm isimleri içine alır” denmiştir… Hiçbir isim nasıl ki kelimeleri farklı ise, manaları da farklı olup, birbirleri yerine kullanılamaz, aksi halde anlam bozulmaları meydana gelir…
Diğer tüm isimler de, sınırsızlık-sonsuzluk olan ALLAH manasını içinde barındırır… Ama her ismin/mananın sınırlı olarak açığa çıkmasıyla mevcudat yaratılmış/var olarak algılanmış olunur…Sınırsız-sonsuz manalı ALLAH indinden bakıldığında ise; yaratılmış olan kainat yok hükmündedir… Sınırsız-sonsuzluğun olduğu TEKlik mertebesinde, sınırlı-sonlu-çokluğa yer yoktur…
Arş sınırının üstü sınırsız-sonsuz isimlerin/manaların olduğu boyuttur… ALLAH’ın Arş’a istiva etmesi/yerleşmesi; esma/isimlerin/manaların/özelliklerin/kuvvelerin sınırsız-sonsuz(ALLAH) bir şekilde Arş’ta/özümüzün derinliklerinde yer aldığına işaret eder…Esmalar toptan, sınırsız-sonsuz olarak/ALLAH manalı olarak, Arş’ımızda mevcuttur…Ama sınırsız-sonsuz halleri ile algılanamamakta, orada yaratım olamamakta, orada mevcudat açığa çıkamamaktadır…
Orada sınırsız-sonsuzluk/ALLAH manası hüküm sürmektedir…Bu sınırsız-sonsuzluk ALLAH manası A’MA/BİLİNMEZLİK halini yaşatmaktadır…Arş’ın altına inildiğinde, sınırsız-sonsuz-teklikten sınırlı-sonlu çokluğa geçildiğinde, isimlerini/özelliklerini bilmektedir…”Bilmekliğimi istedim Ademi, bilinmekliğimi istedim Alemi yarattım”( ne zaman, sürekli olarak her an; nerede, zerreden küle her yerde) kutsi hadisi/arı, derinlikli, öz, güçlü söz bu gerçeğe işaret eder…
O halde “Rabbiniz ALLAH’tır” sözü; her an, her noktada yaratımda olan Rab işlevi, sınırsız-sonsuzluk manalı ALLAH’a yönlendirme yapar… Sınırsız-sonsuzluk manası içindeki Rab işlevine dikkatleri çeker…Ki bu Rab işlevi de Fatiha Süresinde; Rahman üzerinde çalışan Rahiym mekanizması ile, sınırsız-sonsuz özelikli vücud olan ALLAH üzerinde yapılan değerlendirme sonucu alemlerin var algılandığı vurgulanır…
“ElHamdu Lillahi Rabbil’Alemiyn”/Hamd Rabb’ül âlemiyn olan Allah’a mahsustur “ ““er RahmânirRahıym/ Rahmân’dır, Rahıym’dir” Sınırsızlık-sonsuz özellikli yapı üzerinde yapılan değerlendirme ile, yani sınırsız-sonsuz-teki sınırlı-sonlu-çokluk olarak algılatarak alemler yaratılmış olunuyor… Alemler(Semavat ve Arzlar); Rahman(Arş’ın üstüne istiva eden sınırsız-sonsuz esmalar)’dan Rahiym(Arş’ın altına inzal olan sınırlı-sonlu esma terkipleri üretimi)’e geçiş sağlayan Rab işlevi ile, bu şekilde ALLAH manası üzerinde yapılan bir değerlendirme sonucu var algılanıyor…
Yani “Hamdın ALLAH’a ait olmasının manası”, sınırsız-sonsuz özellikli yapıdaki, Rahman özellikleri üzerinde çalışan Rahiym mekanizması ile açığa çıkan Rab işlevi sonucu, sınırlı-sonlu-çokluk olan alemler olarak değerlendirilmesidir… Bundan dolayıdır ki; ALLAH’ın alemlere tasarrufu alemler suretiyle olmaktadır…
İşte budur Rabbiniz olan ALLAH; uzaklarda aramayın, geleceğe yollamayın… Gün denilen AN’dır; ahiriniz ALLAH’tır… Her
şeyi AN’ınında ve ALLAH’ında ara!…En kısa zaman olan AN’daki sınırsız-sonsuzluğun yaşattığı HİÇliğe yönel, HU !!! Bulan soranlara HİÇ bir şey anlatamayacak; onlarda SIR saklıyor sanacak…
““İşte budur Rabbiniz olan ALLAH…O halde O’na kulluk edin...”
İşte budur Rab işlevli sınırsız-sonsuz varlık; o halde siz HU denen yapıdan yansıyan abdsınız, sınırsız-sonsuz özellikli yapının yansıttığı holografik görüntüsünüz… Böyle bir sistem, oluşum, mekanizma, düzen var iken, birimin HU denen yapıya abd/kul olmaması düşünülebilinir mi?.. Düşünülemez!... Çünkü abd denen ürün, HU denen yapıdan/vücuddan yansımadan başka bir şey değildir… Abdın varlığı ve gerçekliği hayalden öteye geçemez… “İşte budur Rabbiniz olan ALLAH” sözünden sonra gelen “O halde O’na kulluk edin” sözünündeki kulluğu klasik manadaki kulluk manasında değerlendirmek yanılgı olur… Rab olan ALLAH’ın sınırsız-sonsuzluğunu kabul edip, peşinden O’nun EMR’ine karşı gelebilecek bir varlık tasavvur etmek çelişki olur… ALLAH’ın EMR’ini insanın sözlü emri gibi değerlendirme hatasına düşende bu tür çelişki de doğal olarak görülebilir…
ALLAH’ın EMR’ini anlamak için şu örneği verebiliriz: Yerçekimi ALLAH’ın bir EMR’i, Sünnetullah’ın bir kanunudur… Manyetik alanların çekim gücüyle yer merkezine doğru çekiliriz… OKU’yabilene, O’nun varlığı ile var olan yerçekimi kanunu hal lisanı ile “Bana kulluk edin” demektedir… Yani yerçekimi kanununa tabi olarak, o kural çevresinde yaşayın, mesela yüksek yerden atladığınızda yere doğru çekilin… Rab olan ALLAH’ın dili, sözü Sünnetullah’tır, kimseye göre değişimi olmayan, mazeret kabul etmeyen sistem kurallarıdır… Yani bu tür ayetlerle ALLAH klasik manada emir vermiyor; EMR’i altındaki sistemini duyuruyor, doğru yolun işaret levhalarını gösteriyor… ALLAH Rab özelliği dolayısı ile, her şeyin kendisine mutlak teslim halinde kulluk ettiğini, sisteminin abdiyet üzerine işlediğini açıklıyor… Mushaf olan Kur’an, OKU’nası kainat kitabı olan KUR’AN’daki bu kuralları bize açıklar, bizi “insan gibi düşünen ilah sanısından, ALLAH gibi düşünen insan anlayışına” taşımak ister…
“Hala tezekkür etmiyor musunuz (bu özellikler kendinizde) ?...
ÇOK ŞÜKÜR, İNŞAALLAH ediyoruz!!!