Yürekteki...


14. Nisan. 2009 // Veysel Orhan //...
 

Veysel Orhan
yürekteki acı...

Yine ışıl ışıl bir sabahın ilk saatlerinde uyanmıştı. kalktı yatağından ve doğruca Onu çağıran sene doğru yöneldi. elini yüzünü yıkadıktan sonra, seccadesini açarak estağfirullah nidalarıyla mescide ayak bastı. Dilinden yedi defa estağfirullah sesleri çıkmıştı. sustu ve niyetlenerek ilk önce sabah namazının önünde sevgili peygamberinin (sav) kıldığı iki rekat namazı hatırlayarak ALLAHU EKBER dedi.

Evet, sevgili peygamberi (sav) neden bu namazı kılardı? ne niyetle sabahın farzından ve sunnetinden önce bunu yapardı? hiç bir bilgisi yoktu. bildiği tek şey Onun hakkında öğrendiği herşeyi yapabilmeye çalışmaktı. Öyleki artık her hadisten öğrendiğini hayata geçirebilmek için çetin uğraşlar veriyordu.
 
Onu seviyordu. onunla ilgili herşeyide seviyordu. bunun için Onu her daim ananların, ona salatu selam yollayanların, Onu zikredenlerin etrafında kalmak, onlarla yaşamak hatta onlara hizmet etmek istiyordu. Evet hizmet etmek, hemde karşılıksız. yalnızca Ondan bahsedilsin, onun muhabbetleri edilsin diye nerde olursa olsun, kimle yada kimde olursa olsun, orada, onlarla olmak istiyordu. Sokakta, caddede, mahallelerde hatta evlerde dahi duyamadığı RESULunun (sav)  ismini arıyordu. İstemekle olmuyor işte! kime gitsem, kimle konuşmaya başlasam hep aynı konuların tekrarı içinde boğulup gidiyoruz. herkesin aklını, fikrini, düşüncelerini, gecelerini, gündüzlerini ve yarınlarını hep aynı şey(ler) almış. Herkes bugünde yaşayayım, bugünde eğleneyim, bugünüde kurtarayım çabasına düşmüş. Kurtardıklar hiçbirşey yok aslında Farkında değiller.

O ise sevgili peygamberini (sav) unut(a)muyordu. bir hadisinde, " fitnenin, kötülüklerin başgösterdiği bir zamanda KİM benim bir sunnetimi İHYA ederse, BENİ İHYA etmiş olur" dediğini öğrenince aklına gelen tüm sunnetleri fiilen yaşayabilmeyi arzulamıştı.
 
Ama onca kargaşanın, karmaşıklığın arasında DOĞRU sunnetin hangisi olduğunu nereden bilecekti. HERKES KENDİNE GÖRE, kendince, bir SUNNET yaşamı edinmişte bir sonrakilere-ailesine- VASİYET olarak miras etmişti. Ve okadar SUNNET(ler) olmuştuki yüreği tüm bunlara dayanamıyordu. Üzülüyordu, çünkü daha dün yaşanmış şeylerin bukadar saptırılması, karıştırılması ve yarınlara yalnızca çelişkilerin miras olarak bırakılmasını kabullenemiyordu.

Bu sabah sevgili peygamberinin (sav) kıldığı o iki rekat namazın hangi niyetle kılındığını bilmemesine karşın içinden dediki;

benim CANIM benim, yol ışığım, MUTLAKA iyi bir niyetle yönelmiştir RABBÜL ALEMİNE, ve bende onun niyet edeip durduğu niyetle yöneliyorum sana YA RABBİ. BİZEde ONA yaşattığın ve tebliğ etmesini nasib ettiğin SUNNETULLAH'ın HAKIKATINI yaşamayı nasib eyle.

Dualarımız  bizleri VARlığı ile VAR ederek her yeni anda yeni bir CAN veren RABBİMİTE teslim olmak olsun.

Selam hepimizin üzerine olsun...